şükela:  tümü | bugün
  • 1807 yılında cezayirin maasker şehrinde doğdu 1883 yılında şamda vefat etti. kendisi imam hasan soyundan olup şeriftir.
    fransızların cezayiri işgal etmesi sonuncunda cezayir yerlileri vatanlarını müdafaa için bir emir seçmek durumunda kaldılar ve emir olarak abdülkadir in babası muhyiddini emir seçtiler. babasıda bu işe oğlu abdülkadiri layık gördü. kendiside oran'daki fransız kuvvetleri ile harpeden askerin komutanı olarak savaşa iştirak etti.
    abdülkadir cezayiri nin henüz 25 yaşındayken gösterdiği kahramanlıklar ve soğukkanlılık herkesi hayran bıraktı. 1832 senesinde bütün cezayire emir oldu. abdülkadir cezayiri fransızlara karşı büyük bir mücadele yürüttü. 1832 1839 yılları arasında fransız ordularını perişan etmiştir. 1839 1847 yılları arasında siyasi olarak fransızları yıkmıştır. 1847 yılının sonunda mağlup olduğu savaş sonunda general lamoriciere teslim olmak zorunda kaldı. teslim olmasının şartı olan akka ve iskenderiyyede kalmak sözünü veren fransız kralı ve fransız komutanları sözlerinde durmayarak onu hapsettiler. cezayirin yeni fransız valisi duc d'amele tarafından fransaya gönderildi. ilk toulan da sonra paris ve nihayetinde anboise kalesinde hapiste bulunduruldu. napolyon imprator olunca kendisini serbest bırakıp istanbula gönderdi. abdülmecid han tarafından karşılanıp kendisine çeşitli hediyeler verildi. bursada sultan abdülmecid tarafından kendisine tahsis edilen bir konakta ikameti sağlandı. 1865 büyük zelzelesinden hemen sonra şama gitti. oradan hac farizasını yerine getirip istanbula geri döndü. sultan abdülaziz han tarafından birinci osmani nişaniyla taltif edildi. sonra tekrar şama döndü. aynı zamanda şair olan abdülkadir cezayirinin mevakıf ve nüzhetül hatır isimli kitapları vardır.
  • alim, hatip, cesur, dirayetli emir.

    "fransızlar anlaşmaları şaşaalı merasimlerle imzalar ama hiçbirine uymaz. emir abdülkâdir’in sözü senettir, asla barışı bozan taraf olmaz."

    (bkz: http://www.turkiyegazetesi.com/…etay.aspx?id=485068)
  • 1 2 3 soleils albümündeki abdel kader şarkısını bu adam için yazmışlar. fransızlar bir ara mısır'ı osmanlı yönetiminden çıkarmak için abdülkadir'e mısır çevresinde krallık teklif etmişler. neyse ki ortadoğulu araplar gibi kuklalık tuzağına düşmemiş.
  • 1864'de mason olmuştur.([1], [2])
  • "...hz. mevlana aşk konusunda şöyle der:
    aşk; dileği, isteği, yapıp yapmama arzusunu, tümüyle iradeyi terk etmektir.
    bu çerçeveden bakacak olursak, emir hazretlerinin hayatı ciddiyetle, samimiyetle, hüsnü zan ile incelendiğinde görülecektir ki; o savaşın en zorlu, en çetin anlarında dahi hiç bir zaman için akli, beşeri, nefsani duygu düşüncelerle hareket etmemiştir. en güç anlarda bile insani ve manevi değerleri korumaya çalışmıştır. düşmanına her zaman merhametle şefkatle, muamele etmiştir. bu çok yüksek bir ahlak özelliğidir. işte bunu da yaşayabilmek için gerçekten insanda çok büyük bir muhammedi rahmani bir aşk olması gerekir. emir hazretlerinde aşk; merhamet, şefkat olarak tecelli etmiştir.

    ... doğrudur efendim, hazret hem ekberiye tarikatına yani muhyiddîn-i arabî hazretlerine derinden bağlıdır. hem kadiri tarikatına bağlıdır, hem şazeli hem mevlevi derin, bir çok tarikata gönül bağı olan, ulu bir sultandır. aslında böylesine büyük velileri, böyle tarikat ismi saydık ama onları böyle tarikata da sınırlayamazsın. onlar güneş gibidir, onlar yer yüzünü aydınlatmak için yeryüzüne inmiştir. böylesine ulu sultanları tarikata sığdırmak güneşi, mum ışığına sığdırmaya benzer. koca bir dünyayı fındık çekirdeğine sığdırmaya benzer."

    https://www.youtube.com/watch?v=4ulfwuhswpo
  • "...hazreti mevlana ile emir hazretleri'nin en belirgin tarafları aşkta birleşmeleridir.
    hazreti mevlana bir beyitinde şöyle buyurur:

    sakın kimseye kafir deme, hiç kimseyi hor hakir görme, bir insanı, son nefesini nasıl vereceğini sen bilemezsin. hazreti ebubekir, sana göre belki müşrik idi ama ezel alemi'nde onun adı sıddık idi. cenabı allah'ın ruhlar alemi'nde,arş-ı âlâ'ya adını sıddık diye yazdığına sen nasıl olur da müşrik dersin dersin. yani müşrik olduğu zamanlarda dahi.
    nasıl güzel bir sözdür, "sakın kimseye kafir deme, hiç kimseyi hor hakir görme, bir insanı, son nefesini nasıl vereceğini sen bilemezsin."

    sonuç itibariyle her gördüğünü hızır, her gecesini kadir bilmek durumundayız. işte emir hazretlerinin hayatını özetlediğimiz kısaca, bir kaç cümleyle zaman, sonuçta bu ortaya çıkar. emir hazretleri hiç kimseyi inancı dini imanı görüş ve düşüncesi dolasıyla hor hakir görmemiştir. küçümsememiştir. hani az evvel arz ettik ya, o yıllarca bir hristiyan camiasına karşı,nice şehitler vermiştir. neler olmuştur, neler olmuştur. ama buna rağmen bir isyanda hristiyanlar öldürüleceği zaman, ilk göğsünü açan yine kendisi olmuştur. beni öldürmeden, bir hristiyanın canına dokunamazsınız demiştir. yani emir hazretleriyle efendim, hazreti mevlana'nın en belirgin özelikleri, insanı insan olduğu için sevmeleridir. insanı insan olduğu için saygı, hürmet, muhabbet duymalarıdır. insanları din, iman, görüş, düşünce, hatta cinsiyetinden dolayı yargılamamalarıdır."

    https://www.youtube.com/watch?v=4ulfwuhswpo