şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: kiğılı)
  • kiğılı mağazası sahibi, fenerbahçe eski yöneticisi ve futbol federasyonu eski başkanı.
  • bingöl'ün kiğı ilçesinden olduğu için soyadı kanunu çıktığında kiğılı soyadini alan ailenin fenerli isadami
  • haberturk'e göre rte kendisini futbol federasyonu başkanlığına aday olarak gösteriyormuş. haluk ulusoydan kurtulalım da kim gelirse gelsin.

    http://www.haberturk.com/…441&cat=170&dt=2007/12/12
  • fenerbahçe'de aziz yıldırım'ın ilk yıllarında yöneticiydi ve basın sözcülüğünü üstlenmişti.
  • 1998-1999 sezonunda fenerbahçe'de yöneticilik yaparken, yönetim kendisini uefa kupası kura çekimi için isviçre'ye gönderir. o senelerde italyanın parma takımı ortalığı kasıp kavurur.kura çekiminde fenerbahçe'nin parma ile eşleşme olasılığı doğar. bu durumu gören kiğılı kura öncesi yapılan röportajda "parma çıksın, parmayı istiyoruz" der. neticede kuralar çekilir ve parma fenerbahçe'nin rakibi olur. tekrar mikrofon abdullah kığılı'ya uzatılır ve kiğılı'dan şöyle bir demeç gelir "ya parma dedik ama"
    neticede fenerbahçe parmaya elenir ve o sezon kupayı parma kazanır. sayın kığılı da bu hafif tırsmış demeciyle akıllara kazınır. tekrar yönetime seçilince akla gelir ve sözlüğe entry girilir.
  • kiğılı markasından sonra abdullah kiğılı ismini de marka yapmış olan fenerbahçeli iş adamı.

    http://img268.imageshack.us/…bdullahkigililogo1.png

    resmi sitesi için;
    http://www.abdullahkigili.com.tr/default.html
  • televizyonda rastladığım röportajlarında istisnasız iftar sonrası rahatlığında bulunduğunu farkettim. "fenerium'da işler gıcır" tipi demeçler verirken az önce böyle havyarla iftarı yapmış, sahur menüsünün talimatlarını vermiş olmanın keyfinde, huzurunda.

    yarısı kadar kilolu olsam en büyük başarım "fakir olduğu halde utanmadan bir sürü kilo alıp da vereyemen gencin dramı" diye yatağımda donumla konu olduğum haberler olurdu herhalde. sonra da en iyi ihtimalle muzaffer kuşhan'la havuza atlardım.

    zenginlik bambaşka arkadaş.
  • sadece spor dünyasında değil iş dünyasında da herkes tarafından sevilen, takdir edilen ve saygı gören kişi. o sebeple her türlü anlaşmazlıkta kendisine gidildiği görülmüştür. bir nevi ombudsman lık görevi yapmaktadır iş ve spor aleminde.

    aziz üstel 'le yaptığı söyleşide giyim firmalarının fiyat belirleme stratejilerinden ve özellikle yurt dışındaki 3-5 bin euroluk "marka" takım elbiselerden bahsederken "satın alabileceğiniz en pahalı takım elbisenin maliyeti 250 eurodur" dedi bu kulaklar işitti bunu.

    (bkz: kar marjı)
    (bkz: oha)