şükela:  tümü | bugün
  • "azrailin diger adi abdullah palaz" ismiyle hayatı dr turhan temucin tarafından kaleme alınan doksanlı yıllarda gaziantepte yaşamış kimilerine göre şehir eşkıyası kimilerine göre memleketin namus bekçisi, kimilerine goreyse "antep canavari" olan abdullah palaz, 38 ayri cezaevinde 48 yil hapis yatmış. yargilandigi cinayet sayisi 19, gizli kalmis, yargiya dusmemis ya da kanit yoklugundan beraat ettigi cinayet sayisi ise 24. hapishanade tanıştığı turhan temucin'e hayat hikayesi ve cezaevi yaşamını şu şekilde özetlemiştir; dört kez idam yedim, 740 yil hapis kestiler. 48 yil 38 ayri cezaevinde hapis yattim. ben abdullah dayiyim, baba degilim!
  • hakkında yazılan kitabın öyküsü ve kim olduğuna dair özgür polita'da bir yazıya rastlanabilecek kişidir.

    'antep sicak/ antep cetin yerdir/ antepliler silahsor olur/ antepliler yigit kisilerdir..." karayilan hikayesi'ne ait bu dizeler, nazim hikmet'in kuvayi milliye destani'ndan alindi... nazim, kuvayi milliye destani'nin buyuk bolumunu bursa cezaevi'nde yazdi. nazim, bu destanina konu olan karayilan'i, ayni donemde bursa cezaevi'nde yatan antepli eskiyalardan; abdullah palaz'dan ve cuma yalcin'dan (colak cumo) dinledi ve destanlastirdi.

    nazim'in eskiyalarindan abdullah palaz, sahinbey'in sag kolu olarak antep'in savunmasinda yeralan ve kentte efsanelesen kilisli savcili asiretinin reisi ali aga'nin ogludur.

    "azrailin diger adi abdullah palaz" ismiyle hayatini kaleme alan dr. turhan temucin'e gore abdullah dayi, kimilerine goreyse "antep canavari" olan abdullah palaz, 38 ayri cezaevinde 48 yil hapis yatti. yargilandigi cinayet sayisi 19, gizli kalmis, yargiya dusmemis ya da kanit yoklugundan beraat ettigi cinayet sayisi ise 24...

    palaz, temucin'e cezaevi yasamini su cumlelerle anlatiyor: "dort kez idam yedim, 740 yil hapis kestiler. 48 yil 38 ayri cezaevinde hapis yattim. ben abdullah dayiyim, baba degilim..." palaz'in 48 yil boyunca yattigi bu cezaevlerinden bir tanesi de bursa cezaevi'dir...

    nazim'la ilk karsilasma

    abdullah palaz ve 11 arkadasi, afyon cezaevi'nde bir kisiyi oldurup, 59 kisiyi yaralayinca bursa cezaevi'ne gonderilirler. bursa cezaevi'nde, ceza olarak kanalizasyonun icine atilan palaz ve arkadaslari, kanalizasyon cukurunda uzunca bir sure bekletildikten sonra, hortumla yikanarak cezaevi koridoruna birakilirlar...

    atildiklari koridorda surekli su isteyen bu 12 kisiye, cezaevi idaresinin korkusuyla hicbir tutuklu yaklasmaya cesaret edemez... biri disinda: o kisi, nazim hikmet'tir. nazim hikmet, palaz ve arkadaslarina su ve sigara verir. bu durum, dr. turhan temucin'in kitabinda su cumlelerle yer aliyor: "asker bozmasi kaputtan paltoyu omuzlarina atmis, saclari karmakarisik, gozleri cakmak cakmak dev gibi bir adam demir parmakliklarin onune geldi. demir parmakliklara tutunup iceriye bakti. yerde yatanlari gordu. bizim halimize bakti. sonra kosarak gitti. biraz sonra elinde bir testi ve bardakla geri geldi. bardaga su doldurup iceri uzatti..."

    suyu ictikten sonra o 'dev gibi adam'a tesekkur ettiklerini anlatan palaz, unutamadigi karsilasmayi soyle anlatiyor: "o hicbir sey demeden cebinden yesil renkli bir sigara paketi cikarip icinden uc tanesini kendine ayirdi, gerisini bize verdi. koylu sigarasiydi verdigi. kibritini cakip sigarami yakti. 'gecmis olsun agalar' dedi. o dev gibi adam, 'gecmis olsun, gene gorusuruz' deyip arkasini dondu gitti..."

    palaz, nazim'in arkasini donup gittigi sirada karsilastigi bir mahkuma, "baksana arkadas, su giden adam kim?" diye sorar. mahkum, 'dev gibi adam'in arkasindan bakarak, "o mu? sairdir, yazardir, tarihcidir. ayni zamanda da vatan hainidir" der.

    aldigi cevap karsisinda cok sasirdigini soyleyen palaz, bu "vatan haini" sairin adini ogrenmek ister ve korkudan kosar adimlarla uzaklasan mahkuma, "adi ne lan?" diye sorar. mahkum arkasina donup bagirir: "nazim hikmet! komunist nazim hikmet!" palaz, uzaklasan mahkumun ardindan soyle bagirir: "ulan pust! hic birinizin kici sikmadi bize bir yudum su vermeye, o verdi de onun icin mi vatan haini oldu!" palaz ve arkadaslari, daha once konya ve afyon cezaevinde 100'u askin mahkumu yaraladiklari icin cezaevi muduru tarafindan tecrite konulmak istenirler.

    ancak palaz'in, nazim hikmet'le ayni kogusta kalmalari durumunda cezaevinde hicbir olaya karismayacagi sozunu vermesi uzerine tecritten vazgecilir ve nazim'la ayni odada kalmalarina izin verilir. palaz'in nazim'la arasinda gecen ilk diyalog ise soyledir:

    "abi dedim, senin sucun ne? niye yatarsin burada? dedi ki; 'benim sucum kalemimdir. siirlerimdir. insanlari sevmemdir, memleketimi sevmemdir.' yazmasini bilmeyiz ama biz de insanlari severiz. insanlara kotuluk gelmesin diye bunca isler yaptik. haksizliga tahammul etmeyiz, haksizliga ugrayanin yaninda oluruz. o zaman bizim bu yuzden de suclu olmamiz gerekmez mi? dedim. 'yok, sizin bunlardan sucunuz olmaz. size bundan bir sey demezler, bize derler. bu yuzden de bana ceza verirler. cunku bana komunist diyorlar. anlattiklarim, yazdiklarim, dusuncelerim komunistlik oluyor' dedi.

    o zaman demek ki ben de komunistmisim de haberim yokmus dedim. bu kez de o 'dev gibi adam' guldu ve soyle dedi: "yok olmaz oyle sey. cunku sen haksizliklarin uzerine silahla gidiyorsun. insan sevgisini, haksizlik yapani oldurerek gostermek istiyorsun. ben bu isi kalemimle yapiyorum."

    nazim antepli abdullah palaz ve arkadaslariyla bir sure ayni kogusta kalir. nazim'in yazdigi yazilar ve siirler, palaz ve arkadaslari tarafindan cezaevinden cikarilarak ilgili kisi ve adreslere goturulur. ancak, bir sure sonra ankara'dan gelen bir emirle nazim'in kogusu degistirilir. palaz ve arkadaslari savciya verdikleri sozun bittigini dusunerek, ferikoylu ibrahim isimli cezaevi kabadayisini vurunca, sinop cezaevi'ne gonderilirler.

    1991 yilinda sartli saliverme yasasi'yla tahliye olan abdullah palaz, dr. turhan temucin'e misafir olur ve yaklasik bir ay boyunca hayat hikayesini anlatir. dokuz ay sonra olecek olan palaz, "azrail'in diger adi" adiyla yayinlanacak kitap icin sunlari anlatir: "sinop cezaevi'nde yatarken onun bir siirini getirmislerdi bana antep'ten... kurtulus savasi destani adli kitabinda vardi. ezberledim o siiri. simdi bile o siiri ezbere soylerim. antepliler icin yazmis nazim baba... sanki bu siiri babami dusunerek yazmis... babam tipki nazim baba'nin anlattigi gibi bir antepli idi: 'antepliler silahsor olur/ ucan turnayi gozunden vurur/ kacan tavsani ard ayagindan vururlar/ ve arap kisraginin ustunde/ taze yesil selvi gibi ince dururlar...' babam da tipki boyleydi. yigit, silahsor bir kisiydi. mavzeri tek elle kullanir, kacan tavsani art ayagindan vururdu..."

    colak cumo'nun cigkoftesi

    nazim'la bursa cezaevi'nde yatan ikinci eskiya ise cuma yalcin ya da nam-i diger colak cumo'dur. colak cumo, halasini vurunca 2 yil boyunca dayilariyla birlikte dagda gezer. suriye'de yakalandiginda ise turkiye'ye teslim edilir. colak cumo, degisik donemlerde toplam 30 yil hapis yatar. bunun 8 yili bursa cezaevi'nde gecer.

    colak cumo, bursa cezaevi'nde nazim hikmet'le bir sure ayni kogusta kalir. oglu mustafa yalcin, babasinin nazim'la olan diyalogunu soyle anlatiyor: "nazim hikmet'le ayni cezaevinde olan babam, bir gun cigkofte yoguruyor. cig koftelerin biri digerinden farkli degil. nazim babama donerek, 'kel cumo, bizim savundugumuz ilke de budur, birisi digerinden farkli olmayacak' diyor. babam, nazim'dan etkilendigi icin dokuma isciligini ogreniyor. daha sonra antep iplik kooperatifi kuruldugunda fabrikaya ortak oluyor. demokrat parti affindan faydalaninca, bir daha kan davasina bulasmamak icin memlekete gelmek yerine bursa'ya yerlesmeyi tercih ediyor. bursa'da bir kahvehane aciyor ve nisanlaniyor. bursa kabadayilariyla basi derde girince, nisanlisinin kardesleri yardimci olmuyor, bunlardan birini yaraliyor ve bursa'dan ayrilmak zorunda kaliyor." mustafa yalcin, babasinin hayatta oldugu surece kendilerine sik sik nazim'i anlattigindan soz ediyor: "babam, nazim'dan oylesine etkilenmisti ki, bu yuzden yasadigi olaylari hep bizden gizledi. kan davalari devam etsin istemedi. bunda nazim'in buyuk bir etkisi vardi."

    antep ve yoresinde nam salan eskiyalardan biri olan colak cumo, hasan kiyafet ve yasar kemal'in hikayesini yazma talebini reddeder. gerek ailelerinin anlatiminda, gerekse temucin'in kitabinda colak cumo ile abdullah palaz'in ayni hapishanede yattiklarina iliskin bir emare bulunmamakla birlikte, ressam ibrahim balaban'in "damdakiler" isimli kitabinda, antep'in bu iki efsanevi eskiyasinin; palaz'in ve colak cumo'nun ayni kogusta yattigini gosteren bilgilere rastlamak mumkun.

    http://www.ozgurpolitika.org/
  • diyeceklerinize dikkat etmeniz gereken, yoksa topuklarınızdan vurabilecek kişi.
  • kimi kliplerde boy gösteren sözlük yazarı. "bush'la aynı klipte oynamış" diyorlar...
  • bir donem nazim hikmetle de ayni kogusta yatmistir. daha dogrusu cezaevi mudurune nazimi kogusuna vermesi karsiliginda kendisini oldurmeyecegini soylemistir. nazim baska bir cezaevine gonderilene kadar da sozunde durmus, isini sonra halletmistir. nazimin kimi yazilarini disari cikarmasina yardimci olmus, ama insanlari oldurmenin kotulugu yeryuzunden kazimanin dogru yontemi olmadigina dair fikirlerine ikna olmamistir. oldurdukleri ve yaraladiklari arasinda hatiri sayilir miktarda cezaevi gorevlisi vardir.
  • en sonunda sozluk saflarındaki yerini almış yazar. kendileri abdullah palaz'ın çok sıkı bir hayranı ve takipçisidir. yaptıklarını hayranlıkla okumuştur. bu ülkede on tane abdullah palaz olsa her şey değişirdi diye düşünmektedir.
  • unutkanlık konusunda yarıştığım, telefonu bir an bile susmayan kişidir kendisi. *
  • "yok ötesi" tanımının kahraman bekçisi.
  • tayfasıyla sürgün edildiği bir cezaevine varmasıyla bok çukuruna boca edilmeleri bir olur.saatlerce orda debelenirler.(kısa boylu olan bir ikisi bilahare öleceklerdir.)akabinde cezaevi müdürünün lütfüyla ordan alınıp hiçbir yıkanma, su dökünme teşebbüsüne mahal bırakılmadan koğuşlarına atılırlar.bu parmaklıkların arasından feryat figan gelip geçen mahkumlardan su ister, yardım ister.aralarından bir kişi artık yanındakilerle helalleşmektedir.kimse müdürün korkusuna dönüp bakmaz bunlara.en sonunda dev gibi bir adam parmaklıkların önünde bitiverir.içeri bakar ve hemen gider.kısa zaman sonra elinde bir testi, bir de bardakla geri döner.suyu doldurup doldurup demirlerin arasından içeri uzatır.sonra da sigara paketini (bkz: cigara) çıkarır, bir ikisini kendine alır.gerisini abdullah dayıya verip, çeker gider.abdullah dayı o cigarayı çektiği an yeniden doğmuştur.hemen ordan geçen bir mahkuma sorar:''kimdi bize o su getiren sarı adam?''.adam cevap verir:''tarihçi, şair, yazar, romancı , komünist vatan haini nazım hikmettir.''abdullah dayı o vakit galeyana gelir:''lan pezevenk bir saattir burada bağırıyorum yardım edin diye kimse dönüp bakmıyor, bu adam bize su verince mi vatan haini oluyor lan.ben sonra hepinizden bunun hesabını soracam.''abdullah dayı bilahare sözünü fiile dökecektir.yıllar sonra binlerle ifade ettiği yaralılar ve ölüler listesine o cezaevinden de onlarcasını ekleyecektir...
  • 2004 yılı boyunca bodrum'da bulunmaması gerektiğini düşündüğüm belki de tek haftayı bodrum'da geçirerek ankara'da kendisinden haber bekleyen 4 kişiyi çileden çıkarmış olan sözlük yazarı..varsın olsun,şaka yapmıştır yine her zamanki gibi...yine de seviyorum...