1. 29 aralık 2011 şırnak'taki köylülerin bombalanması olayı üzerine oluşan vicdan körlüğünü yazmış milat gazetesi'nde ki köşesinde;

    ''içimiz yanıyor. midemize kramplar giriyor.
    yıllarca bu ülkenin “türkiye türklerindir” diyen elitist kemalist milliyetçi tayfasının yok ettiği, ötelediği, aşağıladığı, verimli topraklarını mayınlarla döşediği için kaçakçılığa zorladığı kardeşlerimiz bu sefer de sınırda terörist “sanılarak” katledildi.

    ekmek parası derdi dışında hiçbir insan, -20 derecede sınırlarda ailesinin 30 ferdiyle dolaşmaz.
    ve hepimiz gayet iyi biliyoruz ki; güzelim ülkemizde hiçbir zaman, birileri gerçekten “zannedildiği” için yanlışlıkla vurulmaz.
    bu kaçıncı aldatış? bu kaçıncı aptal yerine koyuş? hafızalarımız “polis zannettik” deyip sivil vuran pkklıların sınır karakoluna geldiğinde “çoban zannedilip” gencecik insanları öldürdüğü görüntülerle dolu.

    uludere’de insanlar katledildi. lafı dolandırmanın anlamı yok. “kürtlere bütün haklarını vereceğiz” açıklamasıyla yeniden başlaması öngörülen demokratik açılım, birileri tarafından akamete uğratılmak isteniyor. yanlış istihbaratlar havada uçuşuyor ve her zaman ki gibi ölmemesi gerekenler ölüyor.
    beni esas üzen ve şaşırtan ise bizim camianın insanlarının suskunluğu, umarsızlığı. anlayamıyorum.
    aralarında ortaokul, lise öğrencilerinin bulunduğu sivil bir gruptan bahsediyoruz.
    aslında son yıllarda coğrafyadaki bütün bir değişim dalgasının bayraktarlığına soyunan türkiye’nin en geniş kitlesini, bu cümlelerle ikna etmeye çalışmak bile ne kadar onur kırıcı.
    hassasiyetimiz filistin’den, suriye’den, tunus’tan mı ibaret?
    mavi marmara kahramanlıklarını yıllardır dinlediğimiz abiciklerin mazlumder’in düzenlediği gıyabi cenaze namazına katılanları bdplilerle eş tutarak öteleme çabası hangi vicdan körlüğünün, hangi siyasi algı tutulmasının eseri?
    pkk ve tsk’nın bir türlü temizlenemeyen karanlık kısımlarıyla devam eden bu kanlı gösterinin izleyicisi, yaşatılan utancın sahiplenicisi olmak zorunda mıyız?
    genelkurmay başkanı’nın belki de tarihteki en demokrat komutan olması, yaşanan katliamı görmezden gelmemize mi sebep oluyor?
    ne zamandan beri tsk ve devletin her kademesi dokunulmaz kutsallar oldu bizim için?
    kusura bakmayın. biz, vicdanlı insanlar mazlumun yanında olmak için onlarda mazlumluk dışında ikinci bir özellik aramayız.
    bu noktadan sonra yapılması gerekenler açık ve net… en kısa zamanda bu katliamı yapan suçluların bulunması ve gereken cezanın en ağır şekilde kendilerine verilmesini istiyoruz.
    aksi takdirde ismet inönü’nün bile katil mustafa muğlalı’yı yargıladığını hatırlar ve tekrar tekrar utanırız. unutmayalım; bizler de “katile katil deriz”…''
  2. universiteden tanırım, muhabbeti güzel, kişilikli ve hakikaten komik bir adamdır. ideolojilerimiz ve politik görüşlerimiz tamamen zıt olmasına rağmen oturur gerginleşmeden muhabbetimizi yapardık. malesef son okuduğum ''kürtaj'' konulu yazısında beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. henüz kendisi de karar verememiş bu konudaki fikirlerine, ya da fikirlerini neye dayandıracağına. köşe yazarlığı yaşlanmadan olmaz, umarım başarılı olur kendisi.
  3. yalnızca zalimin gölgesinde boy veren bitkiler vardır. o hain gölgede büyüyüp orman olan insanlar gibi tıpkı. kendisi onlardan biridir.
  4. 'belgeler füruattır,üslup asla' isimli bugünkü yazısında hilafet döneminin tüm fitnecilerini anlatmış,kendi ihaleci ve rantçı grubunu ve de akp tarafını hilafet ve sahabe yerinde olduğunu ima etmiş,ve diğer tarafların da fitneciler ve kafirler olduğunu çok ucuz bir yöntemle anlatmaya yeltenmiş yazarcıktır.oysa sahabeler dönemini anlatarak vurguladığı o fitnecilerin muhteşem bir şekilde akp'de ve çalıştığı gazetede olduğunu bilmeden teyit etmiş yazardır da.
    bu aralar dinci gazetelere bakıyorum hepsinin, eski islam kitaplarını karıştırıp peygamber döneminden hikayeler bulup;''ohh bu çok güzelmiş hemen yazayım ve bu hikayelerdeki islama ihanet eden kötü adamların düştüğü rezil durumu düşmanlarıma benzeteyim'' şeklinde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni kıvamına geldiklerini görüyorum.genelde verdikleri sahabe dönemi veya 4 halife dönemi örnek menkıbelerin veya rivayetlerin hepsinde kendilerini iyi tarafa, düşmanlarını da kötü tarafa koyarak haşaaa kendilerine allah muamelesi yaptıklarının farkındalar mı acaba? kim seni hilafet makamına,kim seni sahabe makamına koydu da kendini o noktada görüyorsun ey genç cahil!zırvacı.

abdurrahim boynukalın hakkında bilgi verin