• kendisiyle 16 temmuz gençlik hareketi'nde suriye için sınırlara dayanıyoruz eyleminde tanıştık. kardeş olduk.

    taraf gazetesi'nin her taraf sayfasında boy gösteriyordu arada bir. 20 ekim'de çıkacak milat gazetesi'nde yazmaya başlıyor.

    4 aylık birlikteliğimizde şunu gördüm. aramızda herhangi bir fark yok. abdurrahim sadece benim biraz daha reel politik versiyonum.

    3 yıl sonra gelen edit: en büyük hayali ak parti'nin gençlik kolları başkanı olmaktı, sonunda hayaline kavuştu. gözü aydın.
    son edit: "boynukalınlar bizim üç göbek aile dostumuzdur" diyen davutoğlu'nun kontenjanından ak parti'nin istanbul 3. bölge 7. sıra milletvekili adayı oldu. kendisini izlemeye devam ediyoruz.

    7 haziran editi: abdurrahman dilipak'a göre akp'nin seçim mağlubiyetinde başroldeki kişi abdurrahim boynukalınmış. dilipak şöyle diyor: "reklam ajansları, toplantı organizasyonu şirketleri, bu media ve bu bürokrasi ile buraya kadar.. abdurrahim boynukalın yeni gelmişti, bir şeyler yapmak istiyordu, işler çok yoğundu. tamam da sonuç ortada." http://www.yeniakit.com.tr/…ipak/iza-cae-10956.html
  • milat gazetesi yazarı. aynı zamanda 16 temmuz gençlik hareketi üyesi, vicdanlı bir müslüman.
  • 29 aralık 2011 şırnak'taki köylülerin bombalanması olayı üzerine oluşan vicdan körlüğünü yazmış milat gazetesi'nde ki köşesinde;

    ''içimiz yanıyor. midemize kramplar giriyor.
    yıllarca bu ülkenin “türkiye türklerindir” diyen elitist kemalist milliyetçi tayfasının yok ettiği, ötelediği, aşağıladığı, verimli topraklarını mayınlarla döşediği için kaçakçılığa zorladığı kardeşlerimiz bu sefer de sınırda terörist “sanılarak” katledildi.

    ekmek parası derdi dışında hiçbir insan, -20 derecede sınırlarda ailesinin 30 ferdiyle dolaşmaz.
    ve hepimiz gayet iyi biliyoruz ki; güzelim ülkemizde hiçbir zaman, birileri gerçekten “zannedildiği” için yanlışlıkla vurulmaz.
    bu kaçıncı aldatış? bu kaçıncı aptal yerine koyuş? hafızalarımız “polis zannettik” deyip sivil vuran pkklıların sınır karakoluna geldiğinde “çoban zannedilip” gencecik insanları öldürdüğü görüntülerle dolu.

    uludere’de insanlar katledildi. lafı dolandırmanın anlamı yok. “kürtlere bütün haklarını vereceğiz” açıklamasıyla yeniden başlaması öngörülen demokratik açılım, birileri tarafından akamete uğratılmak isteniyor. yanlış istihbaratlar havada uçuşuyor ve her zaman ki gibi ölmemesi gerekenler ölüyor.
    beni esas üzen ve şaşırtan ise bizim camianın insanlarının suskunluğu, umarsızlığı. anlayamıyorum.
    aralarında ortaokul, lise öğrencilerinin bulunduğu sivil bir gruptan bahsediyoruz.
    aslında son yıllarda coğrafyadaki bütün bir değişim dalgasının bayraktarlığına soyunan türkiye’nin en geniş kitlesini, bu cümlelerle ikna etmeye çalışmak bile ne kadar onur kırıcı.
    hassasiyetimiz filistin’den, suriye’den, tunus’tan mı ibaret?
    mavi marmara kahramanlıklarını yıllardır dinlediğimiz abiciklerin mazlumder’in düzenlediği gıyabi cenaze namazına katılanları bdplilerle eş tutarak öteleme çabası hangi vicdan körlüğünün, hangi siyasi algı tutulmasının eseri?
    pkk ve tsk’nın bir türlü temizlenemeyen karanlık kısımlarıyla devam eden bu kanlı gösterinin izleyicisi, yaşatılan utancın sahiplenicisi olmak zorunda mıyız?
    genelkurmay başkanı’nın belki de tarihteki en demokrat komutan olması, yaşanan katliamı görmezden gelmemize mi sebep oluyor?
    ne zamandan beri tsk ve devletin her kademesi dokunulmaz kutsallar oldu bizim için?
    kusura bakmayın. biz, vicdanlı insanlar mazlumun yanında olmak için onlarda mazlumluk dışında ikinci bir özellik aramayız.
    bu noktadan sonra yapılması gerekenler açık ve net… en kısa zamanda bu katliamı yapan suçluların bulunması ve gereken cezanın en ağır şekilde kendilerine verilmesini istiyoruz.
    aksi takdirde ismet inönü’nün bile katil mustafa muğlalı’yı yargıladığını hatırlar ve tekrar tekrar utanırız. unutmayalım; bizler de “katile katil deriz”…''
  • universiteden tanırım, muhabbeti güzel, kişilikli ve hakikaten komik bir adamdır. ideolojilerimiz ve politik görüşlerimiz tamamen zıt olmasına rağmen oturur gerginleşmeden muhabbetimizi yapardık. malesef son okuduğum ''kürtaj'' konulu yazısında beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. henüz kendisi de karar verememiş bu konudaki fikirlerine, ya da fikirlerini neye dayandıracağına. köşe yazarlığı yaşlanmadan olmaz, umarım başarılı olur kendisi.
  • milat gazetesinde güzel yazılara imza atıyor.
    hemen hemen aynı düşüncelere, fikirlere sahibiz. aynı dertlere kahırlanıyor, aynı güzellikler seviniyoruz.
    kalemi her daim güçlü ve haklı olsun.

    http://www.milatgazetesi.com/…ki/34938#.uhz8rg9mlnu
  • 'belgeler füruattır,üslup asla' isimli bugünkü yazısında hilafet döneminin tüm fitnecilerini anlatmış,kendi ihaleci ve rantçı grubunu ve de akp tarafını hilafet ve sahabe yerinde olduğunu ima etmiş,ve diğer tarafların da fitneciler ve kafirler olduğunu çok ucuz bir yöntemle anlatmaya yeltenmiş yazarcıktır.oysa sahabeler dönemini anlatarak vurguladığı o fitnecilerin muhteşem bir şekilde akp'de ve çalıştığı gazetede olduğunu bilmeden teyit etmiş yazardır da.
    bu aralar dinci gazetelere bakıyorum hepsinin, eski islam kitaplarını karıştırıp peygamber döneminden hikayeler bulup;''ohh bu çok güzelmiş hemen yazayım ve bu hikayelerdeki islama ihanet eden kötü adamların düştüğü rezil durumu düşmanlarıma benzeteyim'' şeklinde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni kıvamına geldiklerini görüyorum.genelde verdikleri sahabe dönemi veya 4 halife dönemi örnek menkıbelerin veya rivayetlerin hepsinde kendilerini iyi tarafa, düşmanlarını da kötü tarafa koyarak haşaaa kendilerine allah muamelesi yaptıklarının farkındalar mı acaba? kim seni hilafet makamına,kim seni sahabe makamına koydu da kendini o noktada görüyorsun ey genç cahil!zırvacı.
  • tanımam etmem ama öyle bir isim soyad kombinasyonu var ki, 7 sülalesi yokluk çekmez gibi.
  • http://yenisafak.com.tr/…lam-feyzullah-efendi/44362 gibi güzel bir yazı yazmış ama inşaallah tarih bu sefer tekerrür etmez.
  • şu yazısında tarihi ayar vermiş ve duruşumuzu güzel ifade etmiştir.

    size ve sevdiklerinize hoşlanmadığınız şeyler söyleyebilirler. eğer bunları yapanlar; ehl-i delalet, ehl-i küfür, ehl-i isyandan ise.. bunlar allah tarafından sevilmeyen topluluklarsa, onları sadece allah'a havale edin. fakat bunları yapan ehl-i iman ise rica ediyorum; yarım kelime ile dahi beddua etmeyin. herkese dua edin ama sakın kimseye tel'in ve bedduada bulunmayın. zerre kadar, arpa kadar iman taşıyan insanın aleyhinde olmayın. tashih edin, evet o yanlış şeylerini tashih edin ama sakın allah'a bile havale etmeyin. size kast edebilir, hassas olduğunuz kutuplara dokunabilir hatta yok etmeye çalışabilirler. katiyyen beddua etmeyin, katiyyen mü'minlerin aleyhinde olmayın. bizim yolumuz budur."(fethullah gülen-17 mart 1991/türkiye)"allah onların evlerine ateş salsın! yuvalarını yıksın! birliklerini bozsun! duygularını sinelerinde bıraksın! önlerini kessin! bir şey olmaya imkân vermesin! (arapça devam ediyor) allah'ım onları hezimete uğrat! onları sars! birliklerini boz! onları paramparça et! onları birbirlerine musallat et! onlara karşı bize yardım et! onları birbirine kırdır! (türkçe devam ediyor) dememiştim. demeden edemedim. o kadar diş gösterildi, o kadar salya atıldı, o kadar kimse tahrik edildi, o kadar mel'un düşünceler vizesiz dolaştı ki demeden edemedim."(fethullah gülen-20 aralık 2013/a.b.d.)"yolsuzluk iddiaları dünyanın her yerinde gazetecilerin ilgisini çeker. ne var ki seçime çok az bir süre önce yolsuzluk kampanyaları açmak çok sayıda soru işaretlerinin oluşmasına da sebeptir. iki kritik konu var zamanlamada: bir, bahsi geçen dosyalar niçin bu zamana kadar bekletildi? iki, bu kadar kısa bir süre kalmışken yapılan yolsuzluk suçlamasına cevap vermek için yeterince savunma süresi kaldı mı? açık söyleyeyim, bu saatten sonra yapılacak olan yolsuzluk suçlamaları doğruyu arama ve yoksulluktan arınma talebinden daha çok siyasette belli bir imaj ve hava oluşturmak içindir ve güvenilir olma özelliğini kaybetmiştir. bu konuda samimi olan, seçim sonuçlarının sabahında elindeki dosyaları kamuoyuna arz eder."(ekrem dumanlı-29 aralık 2008/zaman gazetesi)***az buçuk ilme sahip olduğunu iddia eden biz faniler, eğer gerçekten biraz olsun "derinleşme" yoluna girmişsek; haddimizi bilir ve ona göre konuşuruz.zira bilgiyle tanışan insanın herhangi bir konuda göstermesi gereken tavrın "bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım, başım göğe ererdi" diyen imam-ı azam'ın tevazuunda eşitlenmesi gerektiğine inanırız.tam da bu sebepten; büyük boylu analizler, kalın fırçayla çizilmiş slogan dolu cümleler bizlere itici gelir. yazımızı da, siyasetimizi de ticaretimizi de ince huylu bir ahlâk üzere devam ettirmeye çalışırız.ancak bugün ortada olan krizin norveç demokrasisi kıvamında mesajlarla geçiştirebilecek bir mesele olduğuna inanmak, pek de akıl kârı değil.allah'ın nasip ettiği bu imkânı, hesap gününde "o günlerde ne yapmaktaydın?" sorusuna verebileceğimiz esaslı bir cevabımız olsun diye kullanmak durumundayız. bu anlamda bizim de "demeden edemeyeceğimiz" bolca şey var.fethullah gülen beyi "allah'a bile havale etmeyin" çizgisinden "yuvalarını yıksın!" çizgisine getiren şeyin ne olduğunu artık gayet iyi biliyoruz. ekrem dumanlı olan biteni oldukça sağlam bir ileri görüşlülükle yıllar önce fevkalade özetlemiş zaten.oy vermeyerek hesaba çekebileceğimiz ya da tam tersini yaparak ödüllendirebileceğimiz son derece meşru bir siyasi yapıyla, istişare bile edemediğimiz belirsiz bir siyasal dokunun ve o dokuya ait bileşenlerin kavgasına şahit oluyoruz.ben bu kavgada açık ve net olarak tarafım. kriz anlarında ahlakçılık yapmak gereksiz.sözü hiç uzatmadan, dümdüz söyleyelim.tabanınız ne kadar bizden ise, tavanınız bir o kadar bize yabancı.milleti bıktırmışsınız.yıllardan beri okul açma, kurban toplama, gazeteye abone yapma bahanesiyle topladığınız paraların nereye gittiğini bilmiyoruz. ancak durumu kötüye gittiğinden dolayı size burs vermeyi kesmek zorunda kalan esnafın bir daha yüzüne bile bakmadığınızı gayet iyi biliyoruz.sizi kimin temsil ettiğini bilmiyoruz. ancak '80 darbesinde, 28 şubat'ta bir kere bile darbecilere karşı "bu adam bizi temsil etmiyor" demek zorunda kalmayacak şekilde sıfır yanlışsız bir siyaset izlediğinizi gayet iyi biliyoruz.gönül köprüleriniz nereye uzanır bilmiyoruz. ancak mavi marmara'da şehit olan furkan doğan'ın davasını tek celsede reddedip, üstüne "giderken bana mı sordunuz?" diyebilecek kadar kalpsiz olabileceğinizi artık maalesef biliyoruz.ciğerinizin kimin için yandığına dair artık net bir fikrimiz var. 28 şubat'tan kimseyi içeride bırakmadınız. ancak yakup köse'leri, halil kantarcı'ları, tayyar tarcan'ları yeniden hapse yollamak noktasında en ufak bir tereddüt bile göstermiyorsunuz.zamanında "kaçakçılar vuruldu" manşetiyle verdiğiniz uludere'yi anca hatırlar oldunuz. ancak bir senedir kimsenin kanı akmadığı için hesapları bozulanlara adeta göz kırpıyorsunuz.haberal'a gösterdiğiniz merhameti, bdp'lilerden esirgiyorsunuz.yıllarca müslümanların tam anlamıyla güçlenmeden yaptıkları bütün cesur çıkışları; ahmaklık olarak gördünüz. kıstaslarını belirlediğiniz mücadele metodunun dışına çıkan herkesi "kötü temsil" yaftasıyla itibarsız hâle getirdiniz.eğitime yoğunlaştınız. büyük hizmetler verdiniz. marjinal söylemlere kaymadınız, dünyanın bütün güçleri nezdinde meşruiyet kazandınız. hâliniz ve tavrınız ile müesses nizama meydan okumayacağınızı açıkça belli ettiniz.böylece dünyanın her yerinde okullara sahip oldunuz. büyüdükçe büyüdünüz. önce binlere, sonra milyonlara tesir ettiniz. eğitilmiş kadrolar, yetenekli tüccarlar ve binlerce davaya adanmış insan unsurunuz ile etkili olduğunuz her alanda daha fazlasına talip oldunuz.ittifaklarla ilerlemek önceliğinizdi. bu sabitenizden hiç şaşmadınız. önce türkiye'de, sonra küresel güçteki bütün aktörlerle masaya oturdunuz. bunu hiçbir zaman saklamadınız, saklamaya da çalışmadınız.geldiğiniz nokta ortada. bütün metodunuz çöktü, kullanılamaz hâle geldi.erbakan hoca'yı haklı çıkardınız. çok enterasandır, nedim şener'i bile haklı çıkardınız.bu kadar özgür olmanın bedeli elbet bir gün sorulacaktı. ancak bu hesaplaşmanın sizler aracılığıyla gerçekleşeceğini hiç düşünmemiştik.tarih biz yaşarken yazılıyor. ve hepimiz, şahitliğimiz ve aldığımız tavırlar üzerinden bu tarihe notlar düşüyoruz.yüzlerce belge, binlerce oyun. sizin yalanlarınızla, rezil oyunlarınızla başa çıkmak oldukça zor.ancak ister kazanın ister kaybedin.. bundan elli yıl sonra fethullah gülen, sadece bir âlim olarak değil dünyevi hırsları olan, müslüman kardeşine beddualar okuyan bir siyasal özne olarak tarihe geçecek.başbakan erdoğan da, sadece bir siyasetçi olarak değil bütün dünya mazlumlarına umut ışığı olmuş bir adam olarak o sayfalarda yerini alacak.sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim.hedefinizin tayyip erdoğan'sız bir ak parti olduğunu hepimiz biliyoruz. istediğiniz kadar algılarla oynayın. hükümetin tamamını şaibeli hâle getirseniz dahi, biz ak parti'siz tayyip erdoğan ile yola devam edecek kadar gözümüzü kararttık.bundan sonra ya siyasetten yanayız, ya vesayetten.ya ümmetten yanayız, ya da kâfirden.durum bizim için bu kadar nettir. ona göre safınızı belirleyin.