şükela:  tümü | bugün
  • ön edit: burada bahsedilen konu kur'an mucizesi veya iddiası değildir, tamamen mantıksal çıkarına dayalı bir analizdir.

    peygamber efendimiz (s.a.v) kureyş'in servet ve makam sahibi bazı büyükleriyle (onları hidayet etme amacıyla) sohbet ederken, gözleri görmeyen fakir bir kişi meclise girmiş ve ısrarla peygamberimizden , allah'ın öğrettiği şeylerden kendisine de öğretmesini istemiş; peygamberimiz ise, kureyş büyükleriyle olan sohbetini yarıda kesilmesinden rahatsız olarak, ona surat asmış ve sırtını ona dönerek kureyşlilerle olan sohbetine devam etmişti.

    sonra bu ayetler indi

    "kendisine o âmâ geldi diye peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
    (ey muhammed!) ne bilirsin, belki de o arınacak,
    allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun."

    evet boş boş ekrana bakıp bu ayetleri neden okudum şimdi dediğinizi duyar gibiyim

    ateist veya kur'an a inanmayan insanların bakış açısını merak ettiğim konu şurada;

    bu ayetlerde dikkat edilmesi gereken peygamber efendimizin bir davranışının eleştrilmesi ve uyarı niteliği,

    şimdi insaflı bir şekilde düşünün bir insan kutsal bir kitap uyduracak olsa o kitapta kendinden peygamber olarak bahsetse aniden kendi davranışını eleştiren, hatasını gösteren ayetler olurmuydu sizce?

    ara edit birisi demiş ki " dostoyevski de kendi kitabında kendini eleştirmiş ne var bunda"

    evet doğru ama o kitabın üzerinde zaten dostoyevski yazıyor, kur'an'ın üzerinde ise hz muhammed değil allah yazıyor,

    mesela bir şirkette ceo sunuz, yaptığınız toplantılarda siz kendinizi eleştirebilirsiniz bu size artı puan bile katar,burada zaten sorun yok, fakat tüm şirket çalışkanlarının önünde şirket sahibi sizi eleştirse endişelenirdiniz,madem kitap uydurma vs muhammed neden kendini durup dururken bu duruma soksun? burada tüm müslüman alemi ve semavi dinlerin inandığı tüm insanlığın ve alemlerin rabbi olduğuna inanılan allah, peygamber efendimize uyarıda bulunuyor ve eleştiriyor, aradaki farkı karıştırmayınız.

    peki bir de şu açıdan bakalım

    kıyame suresi 16-17-18. ayet

    (ey muhammed!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
    şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.
    o hâlde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.

    durup düşünmek lazım kim kendi uydurduğu bir kitaba kendi vahiy alma tarzını eleştiren bir yöntemi yazar?

    birde bu açıdan yaklaşalım

    isra suresi 79. ayet

    "gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, rabbin seni makam-ı mahmud’a ulaştırsın."

    bakın ne kadar ilginç, bu ayete dikkat ederseniz, diğer müminlere değil sadece peyamber efendimize (s.a.v) farz kılınmış bir ibadetten söz ediyor ? peygamber efendimiz bu kitabı uydurmuş olsa neden böyle bir ayeti ekleme gereği duysun? neden kendine fazladan zorunlu iş çıkartsın?

    kendisi uydurmuş öylemi?

    bunlar da dikkat edilmesi gereken diğer ayetler

    isra suresi 86. ayet
    andolsun eğer dilersek, sana vahyettiğimizi senden tamamen gideririz de, onun geri alınması için, bize karşı sana yardım eden bir vekil de bulamazsın.

    bakara suresi 128. ayet
    andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. sen de onların kıblesine uyacak değilsin. onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.

    edit–2 : diğer iddialar: kur'an ı o uydurmadı ama peygamber sanrılar görüyordu çoklu kişilik vardı vs...

    cevap:

    bir defa hz muhammed (s.a.v) çevresinde sevilen ve sayılan, insan ilişkileri iyi olan, çevresinde lakabı el emin olan gayet sosyal bir kişiydi, 40 yaşına kadar yani kur'an ayetleri inmeye başlayana kadar da buna benzer ne şiir yazmışlığı vardır ne de denemesi mevcutur, yani böyle sanrılar görse daha önceden başlardı veya belli ederdi.
  • (bkz: ne desek boş)
    şimdi diyeceğim peygamber örnek kişiyse bunu yapmamalı, neticesinde insan diyeceksiniz.
    madem insan onun hürmetine cennet yaratılmış ve kapısında muhammed yazıyorsa hata lüksü olmamalı.
    bu ayetler tutarsızlığı gösterir benim açımdan.

    benim asıl merak ettiğim konu da şu; bu arapların en zıvanadan çıktığı dönemde (bkz: cahiliye devri) bir akıllı insan çıkıp bunlara kendi doğrularını öğretmen için israiloğullarını taklit ettiyse, işin sonradan tuttuğunu düşünüp kitaplaştırmışsa bunu yeni din olarak servis ettiyse, bunu da dayandırdığı temellerin apaçık önceki kitaplardan olduğunu biliyorsak, nasıl oluyor da hala inanabiliyorsunuz.

    not:deistim.
  • akillilar hep kusku icindeyken aptallar kustahca kendinden emindir.

    bertrand russell

    zeki oldugu icin kendisini elestiren ayetler yazabilir. ki gunumuzden 1500 sene once yasayip hala kendinden bahsediliyorsa bu herkesin kabul etmesi gereken bir zekanin urunudur.
  • birtakım övgülerden sonra kişisel eleştirisi için takdir edilmesi beklenen kişiden bahseden ayetlerdir.

    rasûl size ne verdiyse onu alın! size neyi yasakladıysa ondan da kaçının ve allâh’tan korkun! çünkü allâh’ın azâbı şiddetlidir. (bkz: el-haşr, 7)

    onlar bilmiyorlar mı ki, kim allâh’a ve rasûlü’ne karşı koymaya kalkarsa, ona, içinde sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır! işte büyük rezillik budur.”(bkz: et-tevbe, 63)

    kim allâh’a ve rasûl’e itâat ederse, işte onlar, allâh’ın kendilerine nîmet verdiği peygamberler, sıddîklar, şehîdler ve sâlihlerle berâberdir. onlar ne güzel dost(lar)dır.(bkz: en-nisâ, 69)

    bu kadar övgüden sonra ee ama kendini de eleştirmiş o nası oluyor demek kuran'ın kendi içindeki tezatlığından başka bir şey değildir.

    inanç dediğiniz şeyi din kitap vs gibi kalıplara sığdırdığınız takdirde üzgünüm sığ kalacaksınız.

    yeri gelmişken (bkz: imam hatipler kapatılsın)
  • insanları her zaman "ben sizden üstünüm bakın bu da mucizelerim" diyerek inandıramazsın. bazen "ben de sizin gibiyim" deyip kendine ısındırman lazım. başlığı açan arkadaşlar gibilerini inandırmak için güzel taktik. ticarette öğrenmiş olabilir bunu.

    peygamberin bile keyfi kaçmış, nasıl bir muhabbet dönüyordur acaba ortamda. o değil de ben hala o okçulara bozuğum.
  • direk aklıma bunu getiren surelerdir.
  • insaflı olarak yanıt veriyorum:
    (bkz: dissosiyatif kimlik bozukluğu)

    edit: gelen mesajlar için teşekkürler.
  • (bkz: ahzab suresi 53. ayet)

    görüldüğü üzere o dönemki taktikler 1400 sene sonra bile işe yarıyor.
  • “biz, ilhamlarımızı, gökten ve gayipten değil doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.”
    (bkz: mustafa kemal atatürk)