şükela:  tümü | bugün
  • kafede otururken “abi bir ekmek parası” diyerek, sağlıklı görünen 20 li yaşlarda bir genç başıma dikildi.

    kendisine ekmek parasının kolay kazanılmadığını, istemenin de bu kadar kolay olmaması gerektiğini söyledim. haklısın abi dedi. haklıyım da niye çalışmıyorsun, kolayına kaçıyorsun deyince, abi benim mesleğim var zaten ama yapmıyorum, gurbetteyim abi ben dedi. benim gurbette olmadığım ne malum deyince de sustu.

    edit: günün stresi yüzünden sanırım bu genç adama patladım. o da muhtemelen başka birine yüklenmiştir. böyle böyle öfke dalgası büyüyor maalesef. birbirimizi daha çok anlamaya çalışmalıyız. üzgünüm genç adam.

    edit: gereksiz ayrıntıların metinden çıkartılması.
  • yaşım o zaman 16-17. üniversiteye hazırlanıyorum. dershane çıkışında eve gitmek için otobüs beklerken yaşları 10-12 yaşında olan bir çocuk aynı şekilde "ağabey bi ekmek parası" diye hep yanıma gelirdi. hiç sektirmeden, her gece aynı saatte istisnasız bir sene boyunca geldi ve bu soruyu sordu. o zamanlar param olmadığı için hiç vermeme rağmen pes etmedi oğlan.

    geçtiğimiz senelerde yine kızılay'da bir işim vardı. arabamı park ettim ve işim olan yere doğru yürüdüm. tam yürürken, eskiden otobüs beklediğim durağa geldim. hafif bir duygusallıkla tabelayı keserek yaklaşmaya başladım.

    yaklaştığım zaman, sıranın kenarında kucağında bir bebek ile sıradakilerle konuşan bir genç gördüm. herhalde bizim otobüs durağı ballı börek, dilenciler hala mi bırakmamışlar diye düşünürken, bir anda çocuğu tanıdım. yıllar önce benden her gün para dilenen çocuktu bu.

    biraz da vaktim vardı, dur şu sıraya geçeyim de çocuk bana da gelsin dedim. üstümde takım elbisem var, tam da dilenmeliğim. neyse çocuk herkesi geçti, bana geldi, bilmem kaç senedir kullandığı lafı söyledi "ağabey bi ekmek parası". dedim gel kardeşim.

    biraz sıradan uzaklaştım, elimi cüzdanıma attım, gözleri parladı çocuğun. "kardeşim, ben daha 16-17 yaşlarındaydım, her gün bu durakta bekliyordum, sen bana o zaman da geliyordun, yine bir ekmek parası istiyordun. o zamandan beri topladığın paralarla bilmem kaç tane fırıncı açmıştın. bak kocaman adam olmuşsun, çocuğun da var, niye çalışmıyorsun" dedim. dedi "ağabey benim mesleğim bu".

    o günden sonra dilencilere bakış açım değişti.

    artık hiç bir dilenciye para vermiyorum. ancak ve ancak ufak bir oğlan açım derse gidip yemek ısmarlıyorum. asla ve asla parasını vermiyorum. çünkü dilenme işini ihtiyaçları olduğu için değil, meslek edindikleri için yapıyorlar.

    sizlere de tavsiyem, hiç bir şekilde sömürülmemeniz. siz para verdikçe, bunlar daha çok dilenecekler.
  • kimse caz cuz yapmasın dilencilere para veren net maldır.
  • bunların bi de metrobüs durağında akşama kadar 1 lira minibüs parası verir misin diyenleri var. eşşek kadar adam baya sabahtan akşama kadar gelen geçeni darliyor hergun günde 10 saat.
  • ekmek parası adı altında peynir* parası topluyordur.