şükela:  tümü | bugün
  • 31 mart ayaklamasinda, gericiler tarafindan oldurulmuslerin anisina,istanbul sisli'de dikilen anit, bir de caddesi ve meydani var.
  • 1911 de acildi, daha sonraki senelerde enver pasa'nin cesedi de buraya defnedildi. simdilerde berdus ve sarhos yuvasi
  • geniş bir alanın ortasında, mermer bir kaideye oturtulmuş top namlusu biçimindedir.
  • dün akşam aylak aylak yürürken rastladığım ve güzelim bahar akşamında canımı sıkan, içimi burkan, terk edilmeye bırakılmış anıt. anıtın etrafında ittihat ve terakki'nin önde gelenlerinin şimdilerde mezbelelik hale gelmiş anıt mezarları da bulunmaktadır.

    gördüğüm manzara aynen şu şekildeydi:

    mithat paşa’nın, anıt mezarının üzerinde (evet yanlış okumadınız tam olarak üzerinde) birkaç çocuk "dale don dale" diye bağırarak oyun oynamakta ve hatta ip atlamakta idiler. bir tanesi, mithat paşa'nın mozolesine çıkınca içlerinden biri; "oraya basma o mezar çarpılırsın" dediyse de diğeri bu uyarıyı pek iplemiş gözükmüyordu.

    kümbet benzeri mimarisi ile dikkat çeken ve üzerinde kime ait olduğuna dair hiçbir bilgi parçasına rastlanamayan diğer bir anıt mezarın (ki sonradan yaptığım araştırmaya göre bu 11 haziran 1913’te öldürülen sadrazam mahmut şevket paşa’nın türbesi imiş) içerisindeki lahitlere uzanan merdivenleri bir grup ergenin yaptığı tek kale maçta kale olarak kullanılmaktaydı. aynı yapının diğer merdivenlerinde ise genç bir çift yiyişmekle meşguldü.

    anıtın kendisinin hali ise içler acısıydı. 1. ulusal mimarlık üslubu'nun tanınmış adlarından mimar muzaffer bey'e ait ve üçgenler geometrisinin harika bir örneği olan anıtın kimi yerleri parçalanmış, üstüne türlü çeşit yazı yazılmıştı. anıtın girişi kapatılmış iç bölümünden burnunuzun kemiğini sızlatan yoğun bir sidik kokusu gelmekteydi. (yine sonradan öğrendiğime göre burası 31 mart gerici ayaklanmasını bastırırken şehit olan, hareket ordusu askerlerinin mezarlarının bulunduğu bölümdür.)

    talat ve enver paşaların mezarlarını ise deyim yerindeyse bok götürüyordu. mezarlar bakımsızlıktan mezar demeye bin şahit denecek bir haldeydiler.

    anıt alanının bir bütün olarak nasıl bir salaşlık içine terk edildiğini anlatmak içinse kelime bulamıyorum. gidip kendi gözlerinizle görmenizi öneririm.

    bu tarih yıkımının beni bu kadar yaralamasının nedeni, "peri bacalarının içini ev yapıyorlar kardeşim"den ibaret bir tarih severlik değil. öte yandan işin bizzat bu kısmı da yeterince üzülmeye ve üzerinde durmaya değer. çünkü karşımızda rahatlıkla turistik bir değere dönüştürülebilecek tarihi bir miras var. kaldı ki bu anıt şişli belediyesi’nin ambleminin de kaynağıdır ve adı geçen belediyenin web sitesinde bu anıtın şişli sınırlarında bulunmasından duyulan kıvanç dile getirilmektedir. (http://www.sislibelediyesi.com/…a/sisli/tarihce.htm)

    ancak şişli belediyesinin “sosyal demokrat” belediye başkanı medya maymunluğu yapmaktan kendi belediyesinin amblemini oluşturan bu anıta sahip çıkmaya vakit bulamamaktadır.

    işin daha acı yanı, bu anıtın bir anıttan ibaret olmayıp aynı zamanda bir kabristan olmasıdır. orada yatanlardan birinin sizin yakınınız olduğunu düşününüz. örneğin kendinizi büyük dedesi 31 mart ayaklanması'nda şehit düşen birinin yerine koyunuz. büyük dedenizin mezarının böylesine pislik içinde rezilce bir durumda olmasına gönlünüz razı olur muydu? enver paşa olsun talat paşa olsun, mithat paşa olsun seversiniz yada sevmezsiniz bu abdülhamit gericiliğine son vermiş insanlardır. mezar yerlerine reva görülen bu saygısızlığı hiçbir şekilde hak ettiklerini düşünmüyorum. ve bunda bir art niyet arıyorum.

    bu olayı asıl trajik kılan da işte bu art niyet kısmıdır. bir hatırlayalım kimdir bu insanlar ve bu anıt niye dikilmiştir:

    orada gömülü bulunan paşalar abdülhamit’i tahttan indirerek meşrutiyet ilan eden ve böylelikle cumhuriyetin yolunu açan, onu hazırlayan insanlardır. atatürk’ün “kahredici bir istibdada karşı bir ihtilal ile cevap vermek icap ediyordu” diye anlattığı dönem işte bu dönemdir. 31 mart gerici ayaklanması ise abdülhamit’in tahttan indirilmesini kabullenemeyen şeriatçılar tarafından çıkartılmıştır. hepinizin bildiği gibi mustafa kemal genç bir subayken bu ayaklanmanın bastırılmasında görev almıştır. yani o anıtın altında yatan şehitler mustafa kemal’in kumandanlığını yaptığı askerlerdendir.

    bu anıt o günlerin anısına dikilmiştir. bu yüzden de adı özgürlük anıtıdır (abide-i hürriyet) bu özgürlük abdülhamit gericiliğinden kurtulmanın ve yurttaş olmanın özgürlüğüdür ki cumhuriyetin kurulmasına giden süreç işte bu özgürlük ile başlamıştır.

    ama o günlerde bastırılan bu gerici güçler ne yazık ki 1950’lerden beri bu ülkeyi yönetmektedirler. işte bunun içindir: her yıl binlerce insanın abdülhamit’in türbesini ziyaret etmesi, darülaceze binasına asılan dev abdülhamit posterleri, öte yandan 31 mart şehitlerinin mezarlarını bok götürmesi.

    işte beni asıl üzen yüreğimin almadığı olay budur. bir zaman atatürk’ün de üyesi olduğu ittihat ve terakki liderlerine yapılan bilinçli saygısızlık. onların istibdada karşı mücadelesinin hatırlanması istenmemektedir genç nesiller tarafından.

    oysa unutmayalım ki geçmişi olmayanın geleceği de olmaz ve bu yüzden gereklidir tarihimizdeki devrimci değerlere sahip çıkmak. ve bu yüzden her zamankinden daha güçlü haykırmak lazım şimdi: kahrolsun istibdat

    7 yıl sonra gelen edit ve bir özeleştiri: bu yazıyı yazdığım sıralarda ulusalcı bir hatta savrulduğu için ayrıldığım işçi partisi'nin bazı düşünce kalıntılarını hala zihnimde taşımaktaydım. ne yazık ki o zamanki düşünce dünyam içerisinde, talat paşaların 1915'teki büyük felakette oynadıkları vahim rol yoktu. her ne olursa olsun bu durum anıtın kendisinin önemini azaltmamakla birlikte (zira "özgürlük anıtı" türkiye devriminin en önemli aşaması olan 1908 devrimini temsil etmektedir) talat paşaların mezarlarına saygı beklerken, mezar yerleri bile belli olmayan yüzbinlerce ermeni'yi de bir şekilde hatırlatmam gerekirdi. bugünkü bilincimle bu özeleştiriyi yapıyor ancak entelektüel dürüstlük gereği bu yazıyı silmektense düşünsel gelişimimde bir uğrak olarak burada kalmasını daha uygun buluyorum.
  • şişli belidiyesinin amblem olarak kullandığı ama aslında ne belediyenin ne durumda olduğunun ne de şişlililerin ne olduğunu bildikleri vay bizim halimize dedirtecek durumu solumama neden olan anıt.
  • enver pasa'nin naasi 1996 da tacikistan'dan anavatana getirilmis ve burada defnedilmistir. ittihat ve terakki cemiyetinin pek cok serefli mensubu gibi, enver pasa'nin da ebedi istirahatgahi sisli'deki turkiye'nin ilk ulusal aniti olan abide-i hurriyet anitidir. anitin bakimsizligi bu ulkede tarihe, karanliga karsi savasan asker - sivil devlet adamlarina yapilan bir haksizlik olmasinin yanisira, kim olursa olsun cenazelere yapilan hadsiz bir saygisizliktir. hicap duyuyorum.
  • istanbuldaki pek çok çakma yatır ve türbeden daha çok saygıyı hakeden anıt. nedenlerini benimyerime soner yalçın pek güzel pek teferruatlı anlatmış:

    istanbul çağlayandaki mitingin düzenlendiği hürriyet tepesindeki anıtın adı. abide-i hürriyet anıtı, osmanlı?da özgürlüğün-aydınlığın simgesiydi. meşrutiyete karşı yapılan saldırıları protesto etmek için binlerce insan, abide-i hürriyet?e giderdi. işte osmanlı ilericiliğinin sembolü abide-i hürriyet anıtı?nın hikáyesi. tarih, 13 nisan (rumi 31 mart) 1909. yer, istanbul ayasofya?daki meclis-i mebusan binası önü. istanbul bir gerici isyana daha tanıklık ediyordu.derviş vahdeti ve ittihad-ı muhammedi örgütünün yönlendirdiği binlerce insan, ellerinde silahlar, sopalar ve yeşil bayraklarla, meclis-i mebusan önünde susmaksızın bağırıyorlardı."gávur meclis istemiyoruz!"niye "gávur meclis"ti? çünkü: 23 ağustos 1909?da istanbul?da çıkan ve 2500 evin yanmasına neden olan büyük yangını, allah, meşrutiyet ilanı üzerine osmanlı?yı cezalandırmak için çıkarmıştı! bu "gávur meclis"i kapatılmadan bu tür afetlerden kurtuluş yoktu! üstelik: 1876 anayasası?nın 35. maddesi, meclisi feshetme yetkisini padişaha tanımıştı. hükümetteki ittihat ve terakki cemiyeti, bu maddeyi anayasa?dan çıkarmak istiyordu. protestocular bu anayasa değişikliğini, masum müslüman halka şöyle anlatıyordu:"35. madde ne demek; 30 ramazan 5 de beş vakit namaz demek. ittihatçılar dinsiz oldukları için ramazanı ve namazı kaldırmak istiyor!""gávurluk istemeyiz, şeriat isteriz" diye bağırıyorlardı. din, bir kez daha siyasete alet ediliyordu. tarih boyunca din istismarcıları tarafından kullanılanlar, o gün de, meclisin önünde adliye nazırı nazım paşa ve lazikiye mebusu emir arslan bey?i linç ederek öldürdü. bahriye nazırı rıza paşa ise öldü sanılarak bırakıldı. subaylar linç ediliyor sadece milletvekillerine düşman değillerdi. askerlere de kin duyuyorlardı. gávurluğu osmanlı?ya askerlerin getirdiğini düşünüyorlardı. medrese öğrencilerinin askere çağrılmasını; 23 ocak 1909?da irticacı 60 harp okulu öğrencisinin okuldan atılmasını protesto ediyorlardı. onları en çok kızdıran ise orduda harp okulu mezunu olmayan alaylı subayların emekli edilmek istenmesiydi. "mektepli zabit istemeyiz" diye bağırıyorlardı. ve isyancılar yolda karşılaştıkları subaylara soruyorlardı:"alaylı mısın, mektepli misin?"mektepli olanları öldürüyorlardı.binbaşı ali kabuli, yüzbaşı nail, yüzbaşı selahaddin, yüzbaşı sparati, mülazım muhiddin, mülazım selim ilk öldürülenler arasındaydı.katil sürüsü, yüzbaşı selahaddin?in yanındaki küçük kardeşi nureddin?e bile acımamışlar, onu da katletmişlerdi. binbaşı ali kabuli?nin kesilen başı, bir sopaya geçirilmiş sokaklarda dolaştırılıyordu. "türkçeye hayir!" gerici isyana ilk tepki harp okulu öğrencilerinden geldi. silah kuşanıp sokağa çıkmak istiyorlardı. komutanları güç bela durdurdu. komutanların gözü kulağı yıldız sarayı?ndan gelecek haberdeydi. sultan ii. abdülhamid?in tepkisini bekliyorlardı. aynı şekilde, alaylı subayların çoğunluğunu oluşturduğu istanbul?daki 1. ordu da, yıldız sarayı?ndan gelecek emri bekliyordu. hangi safta yer alacaklarını bilemiyorlardı! yıldız sarayı ise suskundu. sultan ii. abdülhamid renk vermiyordu. gerici isyancıların sayısı her saat artıyordu. talepleri de çoğalıyordu:okullarda derslerin türkçe yapılmasına karşıydılar. yeni okul istemiyorlardı; medreseler yeterliydi. kızlar okula gitmeyecekti, şeriata aykırıydı. yazışmalar türkçe yapılmayacaktı. yoksa...yoksa din elden giderdi!..gerici isyancılar, istanbul sokaklarını esir almışlardı. akıllarına gelen her talebi bağırıyorlardı. yıldız sarayı hálá suskundu. ama hareketli olan bir yer vardı; selanik. hürriyet şehitleri "temmuz devrimi" ii. meşrutiyet?in filizlendiği selanik?teki 3. ordu komutanlığı, istanbul?a müdahale kararı aldı, silah kuşanıp yola çıktı.."hareket ordusu" adı verilen bu kuvvet içinde kimler yoktu ki: yüzbaşı mustafa kemal, hareket ordusu?nun kurmay başkanıydı. meşrutiyet ilanı için dağa çıkan subaylar, resneli niyazi?ler, eyüp sabri?ler, bu kez meşrutiyet?i korumak için yola düşmüşlerdi. hareket ordusu?na celal (bayar) gibi gönüllü siviller de katılmıştı. bu askeri kuvvetin neredeyse yarısı sivillerden oluşuyordu. edirne?deki 2. ordu da hareket ordusu?na katılma kararı aldı. bu ordunun genç subaylarından biri de yüzbaşı ismet (inönü) idi. 24 nisan?da istanbul?da büyük çatışmalar yaşandı. iki gün sonra gerici ayaklanma bastırıldı. 3?ü subay 71 asker şehit olmuştu. 26 nisan?da istanbul?da büyük bir cenaze töreni yapıldı. şehitler toprağa verildi. ancak tören yeterli görülmedi. hürriyet şehitleri için bir anıtın yapılmasına karar verildi. anıt için yarışma düzenlendi. kiryadiki efendi, vedat (tek), kemaleddin bey, alexandre vallury gibi devrin önde gelen mimarları, yarışmaya proje gönderdi. yarışmayı mimar muzaffer bey (1881-1920) kazandı. iki yıl sonra:23 temmuz 1911. "temmuz devrimi"nin üçüncü yılında "abide-i hürriyet anıtı", büyük bir halk katılımıyla açıldı. 31 mart şehitlerinin isimleri tek tek anıta işlenmişti. mezar odasına giren kapının üzerinde ise, "makber-i şuhedá-i hürriyet" yazılı bir kitabe bulunmaktaydı. anıt artık osmanlı?daki özgürlük hareketlerinin sembolüydü. hürriyet ne zaman tehlikeye düşse, osmanlı aydınları, subaylar ve harp okulu öğrencileri, tepkilerini abide-i hürriyet anıtı?na çıkarak gösterdi. abide-i hürriyet aniti?na kim düşman? hürriyet tepesi?nin mezbelelik haline gelmesi üzerine, tv?ler program yaptı; gazeteler yazdı; yetkililer nihayet harekete geçti. geçti de ne oldu: 07.07.2005? te anıtın rölövesi çıkarıldı. 26.05.2005? te koruma kurulu?na gönderildi. ve hálá orada tozlu raflarda bekletiliyor. ihmalkárlık olduğunu mu sanıyorsunuz? o kadar saf olmayın! öneri: askerler anıtı "sivil yönetimin" elinden kurtarmazsa "hürriyet tepesi" yok olacaktır. gasp edilen fidanlık bölümü hemen "aydınlanma müzesi" haline getirilmelidir. harbiye askeri müzesi?ndeki mahmud şevket paşa suikastındaki otomobil, tabancalar, kanlı gömlekler, ilk kanuni esasi kitabı gibi döneme ilişkin tüm tarihi eşyalar bu müzede toplanmalıdır. tarihimizi yok ediyorlar, görmüyor musunuz? "hürriyet tepesi"nde yatanların büyük çoğunluğu şehittir. askerler şehitlerine sahip çıkmalıdır. hürriyet-i ebediye?de mezari bulunanlar abide-i hürriyet anıtı bahçesine zamanla tarihimizin önemli isimleri de defnedildi. ve anıt zamanla "hürriyet-i ebediye tepesi" adını aldı. işte "sonsuz hürriyet tepesi"nde mezarı bulunan tarihi şahsiyetler: sadrazam mahmud şevket paşa ve iki koruması tarih, 11 haziran 1913. yer, istanbul. sadrazam mahmud şevket paşa, bab-ı áli ?ye gitmek için beyazıt?taki harbiye nezareti?nden çıkıp otomobiline bindi. otomobil, beyazıt meydanı?na geldi. çarşıkapı?ya sapacağı sırada, karşıdan ellerinde tabut taşıyan bir cenaze alayıyla karşılaştı. cenaze alayına yol vermek için durdu. ve tam o sırada tabutu yere atanlar, ellerindeki silahlarla otomobile ateş açtılar. sadrazam mahmud şevket paşa, koruması kazım ağa ve bahriye yaveri ibrahim şehit oldular. suikastı, ittihat ve terakki cemiyeti?ni iktidardan indirmek isteyen bir grup yapmıştı.sadrazam mahmud şevket paşa, istanbul?daki gerici ayaklanmayı bastıran hareket ordusu?nun komutanlığını yapmıştı. mahmud şevket paşa, iki korumasıyla birlikte, abide-i hürriyet anıtı?nın 20 metre soluna yapılan bir anıta defnedildi. sadrazam midhat paşa tarih, 8 mayıs 1884. yer, taif. osmanlı?nın ilk anayasasının ve i. meşrutiyet?in mimarı reformist sadrazam midhat paşa, sultan ii. abdülhamid?in kurdurduğu uyduruk bir mahkeme tarafından, sultan abdülaziz?i öldürttüğü gerekçesiyle verilen idam kararı gereği cezaevinde boğularak öldürüldü. ii. abdülhamid, midhat paşa?nın öldüğünden emin olmak için başını kestirip yıldız sarayı?na getirtti. zavallı midhat paşa?nın gövdesi, taif?e gömüldü.midhat paşa?nın kemikleri, 24 haziran 1951?de türkiye?ye getirildi. tabutu, idam cezası aldığı mahkemenin bulunduğu çadır köşkü?nde katafalka konuldu.iki gün sonra cumhurbaşkanı celal bayar?ın da katıldığı bir törenle abide-i hürriyet anıtı?nın tam karşısına defnedildi. midhat paşa?nın mezarı üzerine, anayasa kitapçığı şeklinde büyük bir anıt yapıldı. harbiye nazırı enver paşa tarih, 4 ağustos 1922. yer, belçivan. birinci dünya savaşı sonrası yurtdışına çıkan ittihatçılardan biri de enver paşa?ydı. avrupa?da birkaç ülkede kaldıktan sonra son durağı rusya oldu. bolşeviklerle anlaşamadı. 4 ağustos 1922?de belçivan yakınlarında kızılordu?yla çarpışırken, mitralyözlerin üzerine elinde kılıç atıyla yürüdü. aslında yaptığının intihar olduğunu o da biliyordu. yıllar sonra ölüm yıldönümünde 4 ağustos 1996 tarihinde naaşı tacikistan/çeğen köyü?ndeki mezarından alınıp istanbul?a getirildi. devlet töreniyle talat paşa?nın mezarının yanına defnedildi. sadrazam talat paşa tarih, 15 mart 1921. yer, berlin. birinci dünya savaşı sonrasında almanya?ya gitmek zorunda kalan ittihatçı lider talat paşa, tütün almak için sabah saatlerinde evinden çıktı. hardenberg caddesi?nde 100 metre yürümüştü ki, iran?dan gelen 24 yaşındaki ermeni terörist sogomon tayleryan tarafından vurularak öldürüldü. üzerinden "mehmed sai" adına düzenlenmiş sahte kimlik çıktı. talat paşa?nın cenazesi uzun yıllar türkiye?ye getirilemedi. yıllarca bir kilise mezarlığında sahipsiz kaldı.adolf hitler, türk-alman ilişkilerini kuvvetlendirmek için özel bir jest yapıp talat paşa?nın naaşını 25 şubat 1943 tarihinde türkiye?ye gönderdi. talat paşa?nın cenazesi askeri törenle, abide-i hürriyet anıtı?nın sağ yanındaki 50 metre uzaklığa defnedildi. sivil komitacı midhat şükrü ittihatçıların ilk gizli toplantıları selanik yalılar?da mülkiye mezunu midhat bey?in evinde yapıldı. yıllarca ittihat ve terakki cemiyeti?nin genel sekreterliğini yaptı.osmanlı meclisi mebusan?da üç dönem milletvekili olarak bulundu. ingilizler tarafından malta?ya sürüldü. tbmm?de 1935-50 yılları arasında burdur ve sivas milletvekilli olarak görev yaptı. midhat şükrü bleda, 1956 yılında vefat edince, ittihatçı arkadaşlarının yanına abide-i hürriyet?e defnedildi. silahşor mülazım atıf tarih, 7 temmuz 1908. yer, manastır.meşrutiyet?in ilanı için dağa çıkan mektepli subayları cezalandırmak için manastır?a gelen müşir şemsi paşa, yıldız sarayı?na geldiğini haber vermek için postaneden telgraf çekmiş çıkıyordu. müşir ve yanındaki yaverleri (ki biri fevzi çakmak paşa?dır) ne olduğunu anlamadan, bir genç, şemsi paşa?ya kurşun yağdırdı. ve kargaşadan yararlanıp kayıplara karıştı. bu kişi teğmen atıf (kamçıl) idi. atıf kamçıl, cumhuriyet?ten sonra 6. ve 7. dönem çanakkale milletvekili olarak tbmm?de bulundu. vefat edince, ittihat ve terakki?nin kurucularından biri olarak cenazesi abide-i hürriyet?e getirildi. anıtın 50 metre arkasındaki ağaçlıklı bölüme defnedildi. dağa çıkan subay eyüp sabri tarih, 3 temmuz 1908. yer, ohri. 300 kişilik ohri milli taburu?nun başında bulunan binbaşı eyüp sabri, meşrutiyet?i ilan için dağa çıktı. meşrutiyet ilan edilince enver ve resneli niyazi gibi kahraman oldu. ittihat ve terakki cemiyeti?nin önde gelen isimlerinden biriydi. eyüp sabri akgöl, kurtuluş savaşı?na katıldı. birinci meclis?te eskişehir milletvekili olarak bulundu. 1953 yılında vefat edince abide-i hürriyet anıtı?nın arkasındaki atıf kamçıl?ın mezarının yanına defnedildi.

    alıntı: soner yalçın hürriyet gazetesi 29 nisan 2007 "osmanlı'nın anıtkabir'i"
  • çağlayan adliyesinin önündeki parkta bulunan, hergün önünden metrobüsle binlerce insanın geçmesine rağmen çok az kişinin bildiği anıt. eskiden ilk kurulduğu zaman etraftaki her yerden yüksek bir tepenin üstünde olduğunu yanındayken hiç anlayamadığınız, apartmanların ve devasa çirkinlikteki adliye binasının arasına sıkışmış önemli bir tarihi eserimizdir.

    http://maps.google.com/…49,28.982067&num=1&t=h&z=18