şükela:  tümü | bugün
  • the national denen ayıla bayıla dinlediğimiz gruba ait diğer bir güzide eser. one tree hill'de çalarak dikkatimi çekti ve bu dizinin müzik seçimlerini yapanları tekrardan tebrik ettim. sözler de eksik kalmasın:

    today you were far away
    and i didn't ask you why
    what could i say
    i was far away
    you just walked away
    and i just watched you
    what could i say

    how close am i to losing you

    tonight you just close your eyes
    and i just watch you
    slip away

    how close am i to losing you

    hey, are you awake
    yeah i'm right here
    well can i ask you about today

    how close am i to losing you
    how close am i to losing
  • canlı performansını dinleyen kulaklar 8 buçuk dakikaya varan bir huzura eriyor. ama notalar verir sadece bu huzuru. sözler can sıkar, can yakar. maziyi hatırlatır. günün hangi zamanında dinlenirse dinlensin fena çarpar, dikkatli olunmalıdır.
  • the national'ın bir şarkısı olup, albüm kaydıyla canlı performansı arasında dünyalar kadar fark vardır.. dünya kadar fark var diyorsak, biri diğerinden daha güzeldir denilmemektedir, ikisi de kendince lezzetlidir.. canlı performansında, albüme göre parçanın sonu geldi sandığınız yerlerde sahnede olan bir dünya alet, edevat curcuna halinde çalmaya başlar.. işte bu kısım gayet bombastiktir (ne demek ki ?), ağzınızın açık kalmasına neden olur, nefes nefese kalırsınız..

    bir dinleyeninin yorumuna göre, bugüne dek yazılmış en hüzünlü ayrılık şarkısıdır hattızatında.. hiç öyle gibi durmaz sanki ama derininde hakikaten de öyledir o notalarla o canım sözler bir arada hissedilebildiğinde.. öylesine sadeyken, öylesine de vurucudur.. (bkz: doğan görünümlü şahin)
  • izmir'e dönüp bir anlığına bakmaktır ilk dinleyişte. yağmurun, meydanın ışıklarının içerisinde yere çarpışını görmektir. müzik olmadan görünmeyecek binlerce ayrıntıyı görmektir.
  • ilk defa rainbaron'un programında sourberry'de dinlediğim o gün bugün de şarkı listesinden düşürmediğim the nationalparçası. ilk duyduğunuzda kings of convenience çalıyor hissi uyandırsa da solistin daha pes ve çatallı* sesi insanı çabucak sarıyor.
    "how close am i to losing you" dediğinde ise kendi kendinize sorular sormuyor musunuz? bence soruyorsunuz.
  • grubun* 2004 tarihli cherry tree ep'sinde bulunur. iyi ki vardır.
  • "nasıl bir şarkısın sen ya?" diye sordurur. zira bağışlanamayacak kadar güzel, bağımlılık yapıcı ve hüzün vericidir.
    huzurla dinleyin.
  • tatile çıkarsın, ne bileyim evden uzaklaşırsın. iş gereği gidersin bi yerlere. müziğe de hasret kalırsın. yanında yoktur ipod'un mesela. almamışsındır hiçbir dijital alet. inatsındır. sonra radyolarda aradığın şarkıları da bulman güçtür bu süreçte. neyse bi ay sonra eve dönersin. geçersin pc başına, açarsın ya da laptop'unu. bilmiyorum. bildiğim bi şey var. müzik dinlemeye başladığında, tekrar yani. işte bu şarkıyla başlarsın. ben bunla başladım. sol elin hep istemsiz ritimleri yakalama telaşına düşer. benim düşüyor.

    sonra. sorular başlıyor.

    "-hey, are you awake?
    -yeah i'm right here
    -well can i ask you about today?

    how close am i to losing you..."

    he be abi?

    ayrıca bi gruptan şöyle canlı, dünya gözüyle görerek, dünya kulağıyla dinlemek istediğim tek lezzet budur. ötesi yok ki!
  • today you were far away
    and i didn't ask you why
    what could i say
    i was far away

    hadi bakalım, buyur. çık işin içinden. her kelimesi boğazından teker teker ve zar zor geçiyor gibi olmuyor mu?

    how close am i to losing you'ya ne demeli peki?

    you've already lost me cevabından mı korkuyorsun yoksa?

    bilsem sorar mıyım.