şükela:  tümü | bugün
  • "-nasil oluyor da oluyori abs sistemi araci daha kisa surede durduruyor?" konusuna parmak basmak isterim.

    teknik aciklama:
    1)konunun ozu surtunme kuvveti ve surtunme katsayisi kavramlarinda saklidir. birbirine degen iki cisim, bu temas bozulmadan harekete gectiklerinde, kutlelerini harekete gecirecek kuvvetten ba$ka bir de yenmeleri gereken surtunme kuvveti ile ugra$irlar.
    genel olarak surtunme kuvveti kutle(m), yercekimi(g) ve surtunme katsayisinin(k) bir fonksiyonu olup, yercekimi ve kutle sabit oldugunda, ayirici faktor surtunme katsayisidir.

    2)surtunme katsayisi liselerde (f) -frictional coefficent- mufredata giren bir konu olup bilindigini zannederim. tamamen surtunen yuzeylerin cinsine bagli olup, alan, kutle, yercekimi gibi $eylerden bagimsizdir. lise mufredati ile bilinen f sabit ve degi$mezdir oysa gercek daha geni$tir:
    statik surtunme katsayisi: iki yuzey arasinda hareket ba$lamadan onceki f(s)
    dinamik surtunme katsayisi : iki yuzey temas halinde surtunurken cali$an f(d)
    burada bu yeni veri ile belirtelim ki; f(s)>f(d) 'dir.

    3)bu katsayi meselesini actiktan sonra artik fren sistemine gelelim. fren esnasinda araci durduran tekerlekler ile kaplama arasindaki surtunme kuvvetidir. ancak sabit kutle ve yercekimi ile ayirici etken gene surtunme katsayisi olup, kaplamanin cinsine ve lastiklerin durumuna baglidir. (islak yol, kabak lastik vs...)

    4)fren yaptiginizda, eger lastikleriniz ile kaplama arasinda kayma ba$lamadi ise (kizaklamak), cali$an surtunme katsayisi f(s)'dir. eger lastikler kitlenip, kayma ba$larsa cali$an surtunme ise f(d) olur. dolayisi ile kaymayan aracin lastikleri, kayana gore daha buyuk bir surtunme kuvveti ta$ir. i$te bu da arabayi daha erken durdurur! (ana cumle)
    m*g*f(s)>m*g*f(d)

    5)en kisaca abs sisteminin arabayi daha once durdurmasinin sebebi "-statik surtunme katsayisi'nin dinamik surtunme katsayisi'ndan buyuk olmasidir..." en muhendis ve en basit tabirince.

    6)sistemin araci erken durdurma ozelligi yaninda, direksiyon hakimiyeti surerliligi de ikinci bir avantaji olur. kayan aracta direksiyon, araca hukmetmez cunku.

    not: teorik olarak yukaridaki gercekleri de yadsimadan abs'nin en optimum en kisa duru$ mesafesini saglamadigini soyleyenler, du$unenler cikabilir. haklidirlar da... cunku arac icin minimum durma mesafesi aracin kizaklamaya ba$lamasindan "epsilon" kadar gerideki, tekerleklerin dondugu durumdur. ama bu $iddetle frene basmak pratikte imkansizdir. ya da belki bunu cok cok ozel suruculer gercekle$tirebilir. (bkz: delikan76) yani kisaca abs'nin, normal frenden daha kisa durma mesafesi ciktisi uretmesi, pratik bir durumdur. biz burada bu pratik durumun teorik temellerini anlattik. cunku cok ani ve suratli durumlarda carpacagini hisseden ya da bu kaniya kapilan hemen her surucu frene kizaklatacak derecede asilir. hem aracin tutunmasini (fren mesafesini) zayiflatir, hem de direksiyon kontrolunu yitirir.

    temel bilgi bizden, devami square'den gelmi$ oldu boylece. bilelim ogrenelim, eger bunye hatun degilse boyle bilgi iyi gelir delikanli adama.
    (bkz: itu)
  • absli aracın abs bulunmayan standard hidrolik fren sistemine sahip araca göre daha kısa mesafede durması çok basit fizik kurallarına dayanmaktadır. bu bir olay ya da iddia değil, basit bir gerçektir. bunu anlayabilmek için önce sürtünme, hız, ivme, atalet gibi bazı fizik kuralları ve kavramlarını kafamıza iyice oturtmak gerekiyor ki bu da benim üç saat bu konuda konuşmamı* dinlemeyle mümkün olduğu gibi ortaokul fizik derslerini anımsama ve biraz araştırma öğrenme merakıyla da giderilebilir. ben tercihimi soru cevap yönteminden yana kullanıp evrensel bir şekilde çok yanlış inanışlara sahne olmuş bu konuyu çok da uzatmamak niyetindeyim:

    soru: abs nedir?
    cevap: abs, ek$i sözlükte (bkz: abs) başlığında daha önce anlatıldığı üzere sürtünme kuvvetinin az olduğu zeminde ya da ani frende oluşan kızaklama diye de tabir edilen lastiklerin hareketsiz halde yol üzerinde sürüklenmesine neden olan kaymayı engellemek, aracı daha kısa mesafede durdurmak ve direksiyon hakimiyetini korumak için hidrolik frene müdahale eden bir sistemdir.

    soru: abs nasıl çalışır?
    cevap: abs tekerleklerin dönüş hızlarını sürekli monitor edip bir tekerlek kilitlendiğinde frene basılıyorsa o an ilgili taraftaki freni geçici olarak serbest bırakan bir mekanizmaya sahiptir. saniyede yaklaşık onbeş kere freni kesintili olarak serbest bırakabilir. bu sayede aracın zeminde kayarak ilerlemesine engel olur.

    soru: abs'li araç abs'siz araca göre neden daha kısa mesafede durur?
    cevap: çünkü kayarak (kızaklayarak) gidilen mesafe her zaman ani harekete geri dönüşle sürtünmeden faydalanmayı sağlayıp elde edilen tekrar frenlemeyle gidilen mesafenin toplamından daha uzundur. bu mesafeler arka arkaya eklendiğinde kayarak durmak ve seri frenleyerek kaymaya engel olup durmak arasındaki fark zeminin sürtünme katsayısı azaldıkça artacaktır. dolayısıyla kumlu karlı bir yolda özellikle abs'li araç daha kısa mesafede dururken, abssiz araç ve köküne kadar frene basan sahibi hidayete doğru yolalacaktır. matematiksel ifadesi delikan76 tarafından (bkz: abs/15) entrysinde çok güzel yapılmış, daha fazla merak edeniniz varsa konuyla ilgili bir de fuzzy logic test var: http://www.fuzzytech.com/e/e_a_sie.html url'sinden abs'li ve abs'siz araçların simülasyonu ve ilgili formülasyonlar da görülebilir.

    soru: abs'siz aracın abs'li araçtan daha kısa mesafede durma ihtimali var mıdır?
    cevap: evet vardır. yoldaki sürtünme kuvvetinin yüksek olduğu ve aracın bundan ideal oranda etkilendiği bir düzenekte absden absye fark olduğu için, aracın ağırlığı, yol tutuş olarak dizaynı tasarımı vs gibi bir sürü etken gözönünde bulunarak iyi bir abs sahibi araç her zaman daha kısa mesafede dururken, çok küçük bir ihtimalle abssiz aracı kullanan mükemmel bir sürücü (yolun kesinlikle kaygan olmaması koşuluyla) çok kötü bir dizayna sahip ve absli bir araca göre bir ihtimal aracı bir ya da iki metre geride durdurmayı başarabilir. bu da ancak tekerleklerin kızaklama yapmayacağı muhteşem sürüş koşullarında, düşük hızda ve boş yere devreye giren abs'li dandik bir araca karşı mümkün olabilir. (bkz: hayatta her şey mümkün)

    soru: abs'li aracın daha uzun mesafede durduğu inanışının kaynakları nelerdir?
    cevap: bilmiyorum fakat evrensel bir yanılgı olduğu gerçek. tahminlerim insanların ayaklarının altında tırtır eden frenden kıllanmaları ve absli araç kullanırken farkında olmadan bilumum beceriksiz sürüş pozisyonlarında yaptıkları ani frene abs'nin verdiği mükemmel tepkiyi algılayamamaları -ki kötü araba kullanmayı beceriksiz bir insanın beceriksizliğinin bilincinde kendine ve başkalarına zarar verecek hareketlere kalkışmayacak kadar sorumluluk bilincinde olduğu varsayımıyla bir davranış bozukluğu olarak tanımlıyorum (cümle uzun, kısaca: kötü araba kullanmak=davranış bozukluğu)- ve abs olmasa esas süper dururdum ben yanılgısına düşmeleridir buna neden. kullandığı araca hakim bir sürücünün aracın yapılan frene sürüş tekniğine verdiği tepkiyi tam olarak algılayamamasının doğal sonucudur.

    soru: abs frenleri kilitler mi?
    cevap: hayır kilitlemez, kilitleyemez. abs freni bırakan, release eden bir sistemdir. abs'nin en kötü olasılıkla bozulacağı ihtimal ilk frene bastığınızda abs'nin o freni release etmesi ve kendini kapatması olabilir, bunu da ayağınızdaki boşalmadan anlayıp frene tekrar bastığınız sürece bir şey olmayacaktır. kaldı ki frene basmak çok güzel bir davranış değildir bir ani tepki olarak kazaların büyük çoğunluğu yanlış ya da gereksiz yere fren yapmaktan kaynaklanmaktadır.

    soru: abs kafayı yedi, frenler kilitlendi araba yirmiüç takla attı hikayeleri duyuyorum, neden?
    cevap: yalan söylemeyi seven ya da kötü sürücülüğünü abs'ye bok atarak kapatmaya çalışan arkadaşlarınız var. insan psikolojisi her şeye müsait.

    soru: diyelim ki abs bozuldu, hepimiz ölücez mi o zaman?
    cevap: belki.

    soru: cep telefonum, araç içi mixerim, titreşimli dual dildom abs'yi bozar mı?
    cevap: (bkz: abs ve cep telefonu)

    sonuç paragrafı: abs hakkında bu kadar atılıp tutulan bir konu olmasına rağmen, faydalı bir sistemdir. bosch tarafından geliştirilerek, tcs ile birleştirilerek (bkz: esp) adında çok daha güzel bir forma sokulmuştur. türkiyede yetkili servis kavramı bir sürü boş insanla birlikte tanımlı olmasına rağmen işi çok iyi bilen ve severek öğrenen insanlar da vardır. araba bir din, "tofaşların freni çok güzel be abi dann basıyosun şak diye duruyor" da onun ayeti değildir. tırnaklarınızı uzatmayın içine şeytan girer yaklaşımı ise kuran kurslarına özgüdür.
  • karın kaslarına işaret etmek için kullanılan abdominals kelimesinin yerine daha çok kullanılan kısa hali.
    (bkz: ab shaper)
    (bkz: ab slide)
    (bkz: how to get rock hard abs in just 30 days)
    (bkz: 30 days money back guarantee)
  • verimliligi kaplamanin durumuna cok cok bagli olan fren sistemi.
    uyari olsun acisindan anlatayim. tecrubeler uzerine olup, hadiseyi fizik kurallari ve abs ilkeleri cercevesine oturtabilmi$ degilim. sadece fikrim var, sonlara dogru payla$acagim.

    $imdi, abs'ye guvenelim. lakin ne zaman? yol $artlari net oldugu zaman.
    ne demek net?
    ya adam gibi yagmurlu, ya adam gibi kuru, ya adam gibi karli.
    bu gibi yol $artlarinda abs yuzunuzu kara cikarmaz. iyi bir fren performansi sergiler. burada hep "panik fren" denen kokleyip, durmayi bekleme frenlerini kastediyor olacagim.
    ancak, cok az yagmur yagmi$ yollar, micir kapli yollar, cok tozlu yollar gibi, "az kaygan" yollar abs panik fren performansini olumsuz yonden dramatik olarak etkiler.
    ornegin az yagmur yagmi$ bir yolda abs'siz kazik fren 40 metrede duruyorsa, abs ile belki 70-80 metrede duramazsiniz. ama saganak yagi$ta, abs'siz kazik fren 50 metrede dururken, abs sizi 40 metrede durdurur. ayni $ey dedigim gibi, hafif kaygan olarak tanimladigim yol $artlarinin tamaminda gecerli.
    en tehlikelisi de micir veya ayni etkideki toz toprak ta$li yollar.
    micir uzerinde kazik fren direksiyon kontrolunden yese de az bucuk bir performans sergiler. ama abs bu yollarda rezalettir. frene bastikca, abs vurdukca araba gider de gider, gider de gider.
    bunu $una bagliyorum,
    eger zemin uzerindeki kayganla$tirici etkiyi yaratan malzeme, madde (su tanecikleri, kum, cakil, toz vs...) basinc ile supurulebilen bir malzeme ise abs iyi performans vermiyor. cunku kazik fren bir yandan supurup, bir yandan alttaki nispeten iyi zemine tutunuyor. ama abs her kayma ba$ladiginda yolu yeniden biraktigi icin, o yari kaygan zemini aslinda cok daha kayganmi$ gibi ya$iyor. cok kotu performans sergiliyor.

    sonuc olarak:
    yukarida saydigim gibi, islak kuru arasi zemin, sert zemin ustu dokuntulu (micir, kumlu asfalt, camurlu asfalt, tozlu asfalt gibi yollarda abs'li aracla dikkatli olun.
    cok cok kotu fren performansi sergilerler.

    burada cok sik kar$ila$ilan ciseleyen yagmur yolu ve adam gibi yagmurda tam islak yollar icin kendi test sonuclarimi vererek kapatiyorum.
    ayni yol, ayni surat, panik fren sonuclarim:
    60-0 performansi,
    yari islak yol: >80 metre
    tam islak yol: <50 metre

    not: bir de advanced bilgi vereyim. teknik suru$ acisindan, burayi bayan arkada$larin okumasina gerek yok.

    panik frenlerde bile ayaginizi frene frenajin ilk <1 saniyesi icinde buyuk bir ivme ile basmayin ve bu esnada lastikleri koklayin. (zor tabi ama) eger bu ali$kanliginiz var ise abs'nin o frenajda iyi mi kotu mu performans gosterecegini $oyle anlarsiniz:
    siz daha tam koklemeden devreye girerse (o 1 saniye icini kastediyorum) abs sicar, ama tam kokledikten sonra vurmaya ba$larsa tutacaktir aslan gibi... bir de $i$ecek olan abs daha kucuk frekanslarla vurur.

    guvenli suru$ler.
  • mükemmel yol şartlarında insanoğluna yenilen sistemdir. insanoğlu frenaj esnasında uyguladığı fren kuvvetini kazıklama eşiğinin altındaki en yüksek değerde tutabilirse abs den daha kısa sürede durabilir.

    abs de her elektronik sistem gibi belirli güvenlik sınırlarında çalışır. görevi "kilitlememektir", kilitlememek için de şansını zorlamaz. öte yandan insanoğlu, arabanın o anda sahip olduğu tutuşun %100'ünü kullanabilir. bu sebepten abs'den kısa mesafede durmak mümkündür.

    öte yandan "yol" şartlarında mükemmellik yoktur. ayağınızdan okuduğunuz cillop asfaltta mükemmel bir şekilde frenajınızı yaparken, karanlıkdan ötürü görmediğiniz su birikintisi/kum/kir/kan/pas/toz/un, kilitlenme eşiğinin bir anda düşmesine, sizinde refleks ile yeni şartlara uyum göstermeden evvel 200-300ms kazıklamanıza sebep olur. kazıklamak da felaket değildir, pedaldaki ufak bir değişiklik ile tekerlekler kazıktan tekrar döner vaziyete gelicektir.

    200 metre ötede kedi görüp ahah "pedal to the metal " diyerek debriaj ve fren pedalını döşemeye gömen insanlar abs denilen meretin icad sebebidir. trafiğin %99'u kötü şöfördür, geri kalan %1'lik dilim de mükemmel değildir, herkes hata yapabilir, sonuç olarak abs faydalı bir merettir.
  • yavaşlamak için frene basıldığında ses yapmayan ve yapmaması gereken sistem. yalnızca ani yavaşlama veya durma gerektiren zamanlarda hayvani bir şekilde basılırsa tırrrrr benzeri bir ses yapar, fren pedalı titrer, gaz kokusunu andıran balata kokusu duyulabilir. normal bir frenlemede garip sesler duyulursa olayın abs ile ilgisi olmayıp en kısa sürede araç servise gösterilmelidir.
  • otomobil teknolojisinde ve güvenliginde iddia edildigi kadar cıgır acan bir olaydır. gelistirilmesindeki temel maksat fren mesafesini kısaltmaktan ziyade ani durumda frenleme yapan bir surucunun arac durana kadar direksiyon hakimiyetini kaybetmemesidir. daha amiyane bit anlatımla onunuzde duran bir aracı farketmeyip ona hızla yaklasırken ani frene bastıgınızda egerki abs bulunmayan bir aracta ilerliyorsanız arac durana kadar yapabileceginiz tek sey dua etmek denilebilir.cunku tekerlekler kitlenmiş ve arac direksiyon hareketlerine cevap veremez durumda ilerlemektedir. ancak abs bulunan bir aracta iseniz aracınızı eger varsa bos olan bir seride vs. yonlendirmeniz mumkundur.
    teoride abssiz bir aracın (pratikte mumkun olmasa da) daha kısa surede durabilecegi dogrudur. ancak bu daha once de bahsedildigi gibi surtunme katsayısı yuksek bir zeminde aracın tekerlekleri hic bir zaman kitlemeden yapılacak optimum frenlemeyle mumkundur. abs tam olarak bunu yapmaz. aracın tekerlekleri kitlendiginde fren gucunu azaltarak tekerlerin tekrar donmesini ve sürücünün hakimiyetini korumasını saglar.
    bu olayın nasıl gerceklestigi cok basit bir mantıkla kavranabilir. gunumuz otomobillerinde bulunan cok karmasık sistemlere girmeden mantıgını "cok kabaca" anlatmak gerekirse;
    bildiginiz üzere donme hareketinden elektrik vs enerji ureten cihazlar mevcuttur (dinamo vs) . bu cihazların aracın tekerlegine baglı oldugunu düşünün. fren sisteminin de bu cihazlara baglı oldugunu. (karmasık elektronik devreler kontrolunde) yani aracın tekerlekleri donerken bir elektrik uretilir ve durdurgunda bu uretim de durur. kısaca aracın tekerlekleri kilitlendiginde elektrik uretimi durur ve fren gucu azaltılır. teoride absli bir aracın abssiz bir aractan daha uzun mesafede (yine soyluyorum pratikte pek mumkun deil) durmasının sebebi de budur. cunku abs fren gucunu optimum seviyede tutmak yeride aracın tekerlekleri kitlenene kadar fren gucunu arttırır ve daha sonra tekrar donene kadar azaltır. bu tekrarı cok hızlı yaparak (yaklasık saniyede 15 defa ) daha once bahsedilen optimuma bir insanın yaklasamıyacagı kadar yakın bir deger elde eder.
    velhasil kelam abs güzel bişidir, lazımdır, olmalıdır...
  • hazır ukalalığım, gevezeliğim, çok bilmişliğim yerindeyken her erkek gibi bir otomobil mevzusu üzerine atıp tutayım. ayrıca doğru bilgi, lafın gelişi atıp tutmak...

    abs'nin durma mesafesini uzatıp uzatmadığı konusunda süregelen tartışmaya bir açıklık getireyim isterim.

    ilk öncelikle fren yaparken motor freni diye tabir ettiğimiz, yavaşlarken vites küçülterek aracın atmosferik patlama etkisinde oluşan vakumdan doğan yavaşlamayı burada konuşmayacağız. kaldı ki bu zaten frenleme mesafesinin azalmasını sağlamamakla birlikte o anda çekiş kontrolünün bizde olması gibi büyük bir avantaj sağlar yapılması gereken bir manevra anında. mesafeyi kısaltmamasının sebebi, durma olayında en son gelinen yerin gidilen yol(yüzey) ve tekerler arasında oluşan sürtünme kuvvetleriyle alakası olmasıdır. yani tekerlerimizin miline uygulanan kuvvet yeterli olduktan sonra ki bunu da zaten fren sistemiyle fazlasıyla sağlayabiliyor, bütün iş lastik ve yol arasındaki sürtünme kuvvetine kalmaktadır.

    ikinci değinmem gereken konu ise sanıyorum ki, dinamik ve statik sürtünme adı altında iki çeşit sürtünme kuvvetinin olmasıdır. bunu tekerleğin hareketiyle, iç güdüsel bilimselliğimiz sebebiyle ilişkilendirmek zor olacak ama basitçe anlatmak isterim.

    statik sürtünme kuvveti, bir cisim bir yüzey üzerinde hareketsiz iken, hareket geçme anındaki, cismin üzerine uygulanan maksimum kuvveti tanımlar. yani tekerleksiz dümdüz bir yerde duran bir buzdolabını düşünelim. harekete geçirene kadar kuvvetimizi yavaş yavaş arttıralım, yerde kaymaya başladığı ana kadar bizim uyguladığımız kuvvete karşılık gelen, yer ile buzdolabı arasındaki kuvvet statik sürtünme kuvvetidir. statik de isminden anlaşıldığı gibi hareketsiz manasına gelmektedir. lakin dolap harekete geçtiği anda uyguladığımız kuvveti azalttığımızı anımsayabilirsiniz. artık onu o hızda hareket ettirebilmek için uyguladığımız, yani yer ile dolap arasında hala devam eden bu sürtünme kuvveti ise dinamik sürtünme kuvvetidir. ve çok basitçe ve özetle dinamik sürtünme kuvveti, statik sürtünme kuvvetinden daha azdır. yani dolabı harekete geçirmek için basitçe 10 kilogramlık bir kuvvet uyguluyorsak, dolap hareket geçtikten sonra bu hareketi devam ettirmek için uygulayacağımız kuvvet atıyorum 8 kilogram olabilir. ve de dolabın hızı arttıkça bu bir miktar daha fazla hız için uygulayacağımız kuvvet de basitçe azalacaktır. grafik

    yukarıda bahsettiğim, içgüdüsel bilimsellik ile bu mevzuyu otomobil ile ilişkilendirmenin zor olduğu o kısma geldik şimdi.

    aracımızla sabit bir hızda gidiyoruz, tekerlekler normal dönüşünü gerçekleştirmekte. bir fren uyguladığımızda, o kuvvet disklerden jantlara ve akabinde de lastiklerimize iletiliyor. bu iletilen kuvvet bizim buzdolabına uyguladığımız kuvvetin aynısı. şimdi biz lastik dönüyor diye, hareketli olduğundan kafamız karışıyor lakin burada lastik ve yer arasında frenlemeyle oluşan kuvvet statik sürtünme kuvvetidir. noktasal ölçekte lastiğin herhangi bir en ufak noktası, yolda temas ettiği herhangi bir nokta üzerinden kaymıyor. tıpkı sabit duran bir buzdolabı gibi ve onun bize tepki olarak gösterdiği statik sürtünme kuvveti gibi. lakin fren kuvveti çok arttığında, artık lastikler kilitlendiğinde yani, tabirler ile kayma, kızaklama yani buzdolabı gibi yer ile arasında kayma yaşandığında dinamik sürtünme devreye girmekte.

    ben lisede de dersleri anlamak yerine ezberleyip geçiyordum/geçiyorum diyorsanız, ki buna büyük saygım var çok mantıklı çünkü, şöyle özetleyeyim;

    fren yaptığımızda lastik dönüyorsa statik, eğer lastikler kilitlenip kaymaya başladıysa dinamik sürtünme kuvveti var demektir. ve de dinamik sürtünmenin oluşturacağı tepki kuvveti her zaman statik sürtünme kuvvetinden azdır.

    buradan da henüz abs ile ilişkilendirmeksizin iki tip fren yapabileceğimizi öne sürmek durumundayız.

    abs'nin olmadığı bir araçta;

    1) freni öyle bir yapıyoruz ki, tekerlere uyguluyacağımız kuvvet tam kayma ile kaymama arasındaki sınırda. yani statik sürtünmeden henüz dinamik sürtünmeye geçmemişiz.

    2) freni öyle bir yapıyoruz ki, hiç düşünmeden, uğraşmadan var gücümüzle pedala abanıyoruz ve de tekerlekler direkt kilitleniyor.

    şimdi abs'yi tanımlamadan bu iki tip fren arasındaki durma mesafesini karşılaştırmamız gerekir.

    statik sürtünmeden doğan kuvvetin, dinamik sürtünmeden doğan kuvvetten daha fazla olduğunu zaten artık biliyoruz. yani, aracımızın bir kütlesi ve de bu kütlenin bir hızı var. ve eylemsizlik ve kuvvet ve enerji yasalarından da biliyoruz ki hareker halindeki bir cismi durdurmak için zıt yönden zıt bir kuvvet uygulamamız gerekmektedir ve bu kuvvet ne kadar fazla olursa yani lastik ve yol arasındaki sürtünme kuvveti ne kadar fazla olursa daha kısa sürede, yani daha kısa mesafede duracağımız anlamına gelir.

    eğer ki ilk frenleme yönteminde olduğu gibi tekerlekleri kilitlemeden ama yapabileceğimiz en sert freni yapabilirsek, ikinci fren tekniğindekinden, daha çok bir sürtünme kuvveti yani zıt kuvvet yaratmış oluruz. bu da daha kısa bir durma mesafesi demektir.

    tekrar özetleyecek olursam, abs bulunmayan bir araçta, minimum durma mesafesi istiyorsak tekerleri kilitlemeden yapabileceğimiz en sert freni yapmak zorundayız.

    abs'ye gelecek olursak, öncelikle abs'nin ne yaptığını anlamamız gerekir. tekerlere iliştirilmiş, devamlı tekerlerin dönüş hızını ölçen elektronik sensörler, ecu denen bilgisayara devamlı hız bilgilerini gönderir ve bu bilgisayarda bunu devamlı işler. basitçe, fren yapılıyorken, yani bilgisayar açısından da frenler aktif iken ve de araç hala hareket halindeyken, tekerlekler kilitlenirse abs devreye girer.

    abs devreye girdiği anda, abs valfleri, fren basıncını bir azaltır bir arttırır. bu sayede, kilitlenen tekerleri, bir miktar serbest bırakır ve tekrar kilitler. bu sırada da olası bir kazadan kaçınabilmemiz için, ön tekerlerde kayma minimum olduğundan ötürü direksyon ile yapmak istediklerimizi yapabilmemize daha fazla imkan sağlar. örneğin tekerlekler kilitli olsaydı, dinamik sürtünme kuvvetleri olsaydı yani, yani lastik ve yol arasındaki kuvvet azalacağından ötürü, direksiyonu döndürerek gitmek istediğimiz yöne, aracın kütlesinin eylemsizliğinden doğan kuvvetlerden ötürü gidemezdik çünkü artık yolu, kaydığımız için tutamıyoruz çünkü dinamik sürtünme kuvvetleri statik sürtünme kuvvetlerinden daha azdır. yani abs zaten bize durma mesafesiyle ilgili bir avantaj sunduğunu iddia etmiyor. bu noktada.

    daha doğrusu şöyle diyelim, ani yani panik fren anında, e bir yarış pilotu da olmadığımıza göre o anda biz bunu düşünemeyeceğiz ve frene mümkün mertebe çok sert basacağız. yani abs bulunmayan bir araçta tekerlekleri kilitleyeceğimiz bir fren yaptığımızda durma mesafemiz çok uzayacaktı, çünkü devamlı kayacaktık. lakin abs, bu şekilde yapılacak bir frene göre daha avantajlıdır. çünkü abs, kaymayı minimuma indirmekte ve frenleri kilitleyip açarken, iki kilitlenme anı arasında hala bir miktar fren kuvveti uygulamakta.

    bu iki kilitlenme arasındaki, kilitsiz fren kuvveti ne kadar fazlaysa, abs bulunmayan bir araçta komple kayarak duracağımız bir frenlemeden o kadar kısa bir mesafede durabiliriz. ve de üreticiler yani mühendisler, bu kilitlenme arasındaki kuvveti arttırmak için uğraşmaktalar. bir aracın frenlerinin iyi olması, durma mesafesinin kısa olması tamamen bununla alakalı. bilgisayarlar o kadar çok veri işliyor ki, yani, atıyorum her zaman saniyede 4 kere kilitleyip açılan bir fren yerine, o andaki hıza bağlı olarak bu kilitlenme sayısını değiştiriyor. muhtemelen aklımızın almayacağı bir yığın değişkeni hesaplayıp buna göre hareket ediyor.

    abs'nin olmadığı bir araç; bir tek yarış pilotu becerisine sahipseniz avantajlı olacaktır. çünkü aracın tekerleklerini kilitlemeden yapabileceğimiz maksimum freni yapabilmemiz ve bunu yaparken de direksiyon hakimiyetini kaybetmememiz gerekmektedir.

    kısaca abs'li bir araç, abs'siz bir araca göre, bizim sahip olduğumuz fren yetenekleriyle daha kısa bir durma mesafesine sahiptir. kaldı ki bilim ve teknoloji geliştikçe, abs teknolojisi sınırlara yaklaştıkça, insan yeteneklerinin sınırını hep daha çok zorlayacaktır.

    son olarak da sokakta kendini yarış pilotu sananlara selam olsun...
  • bir kopolimer
    akrilnitril butadien stirol
    dayanikli bir pilastik turudur, otomotiv, elektronik eshya sektoru gibi, genish kullanim alanlari vardir.
    nasil birshey oldugunu merak edenler, en yakındaki klavye veya mouse'u inceleyebilirler.
  • genel kanınının aksine abs,, fren mesafesini kısaltmak amaçlı değil,, fren esnasında aracın kontrolünün kaybedilmemesi amaçlı kullanılan bir sistemdir.. nitekim aynı özelliklerde 2 aracın birisi abs'li diğeri abs'siz ise doğal olarak abs'siz araç daha kısa mesafede durur..
    ancak abs olmayan araçlarda lastiklerin kilitlenmesine en yakın olan optimum noktada fren yapmak her sürücünün harcı olmadığından faydalı bir sistemdir..