şükela:  tümü | bugün
  • egzistansiyalizm, yani varoluşçuluk evrenin içsel (yaratılışçı) bir anlamının olduğunu kesinlikle yadsırken, absürdizm ise böyle bir anlamın olabileceğini, ama insanların bunu asla algılayamayacağını öngörür.

    her iki felsefi öğreti de bireylerin dünyada kendi anlamlarını yaratabileceğini söylerken, varoluşçuluktan farklı olarak, absürdizm bu anlamın herhangi bir öneminin olmadığını savunur.

    yine her iki öğreti de evrenin içsel( tanrı'dan gelen, tinsel) veya dışsal(pratikte olan, özdekçi) anlamını arayışın boş bir uğraş olduğu savını ortaya koyar. bununla birlikte, absürdizm varoluşçuluktan farklı olarak bu arayışın bizzat kendisini önemser, hatta onu kutsar. albert camus işte tam bu yüzden her defasında tekrar yere düşeceğini bildiği halde tanrılar tarafından bir kaya parçasını dağın tepesine taşımakla cezalandırılmış olan kral sisifosu kendi felsefesinde sembolize eder. kayayı yere düşeceğini bildiği halde tepeye çıkarmak durumunda kalan kralın durumunu insanın hayat karşısındaki duruşu ile eş tutar.
  • şu yazının sonunda güzel bir tablo yapmışlar. bakılabilir. dünyayı ve dünyanın doğurduğu anlamları kavrayış biçimlerinin, yüzeysel de olsa, ayrımını yapıyor.