şükela:  tümü | bugün
  • başta bulunan 32 noktaya dokunularak uygulanan, son derece rahatlatıcı ve farklı bir uygulamadır.
    dünyada yüzlerce ülkede, binlerce uygulayıcı tarafından uygulanıyor.

    özellikle psikosomatik hastalıklar (depresyon, bipolar bozukluk, panik atak, okb, anksiyete bozukluğu vb) başta olmak üzere, fiziksel, ruhsal, zihinsel ve akla gelebilecek diğer her konuda kişinin şifalanmasını sağlar.

    en büyük etki birinci ve beşinci seanslar arasında yaşanırken, aşırı bir durum olmadığı müddetçe, onuncu seansa gelindiğinde kişinin hayatı değişmiş olur.

    özellikle intihara meyilli, uyuşturucu/alkol vb. bağımlılığı olan veya psikolojik sorunlar yaşayan tanıdıklarınıza gönül rahatlığıyla önerebilirsiniz.
    ortalama 5-10 seans arasında sorunlarından temelli olarak kurtulmaları mümkündür.

    fakat elbette her zaman en büyük şifacının kendimiz olduğunu unutmamalıyız.
    gerçekten iyileşmek isteyen kişinin iyileşme sürecinde mucizeler yaşanırken, aslında iyileşmek istemeyenler oldukları halleriyle kalacaklardır.
    önemli olan gerçekten gönüllü ve hazır olmak.

    https://www.youtube.com/…15extq1fu&feature=youtu.be
  • birçok kişinin hayatını değiştirmiş ve değiştirmeye devam eden uygulamadır.

    faydasının olduğu konulardan bazıları:

    - zihin ve bedendeki gerilimi yok eder.
    - günlük yaşamın getirdiği stresi azaltır.
    - yaşamın üzüntülerini en aza indirir.
    - aşırı kızgınlık ve öfke eğilimlerini azaltır.
    - öfke, yorgunluk, tükenmişlik gibi duygular tarafından vücudunuzda oluşturulmuş blokajları çözer.
    - duygusal iniş çıkışları yatıştırarak daha dengeli bir ruh hali içinde olmanızı sağlar.
    - psikosomatik rahatsızlıkları azaltır.
    - depresyonu ortadan kaldırarak neşeyi yaşamınıza geri döndürür.
    - korkularınızın, fobilerinizin, endişelerinizin giderilmesini sağlar.
    - enerjiyi arttırırken yıpranmayı azaltır.
    - bedenin yaşlanma hızını azaltır.
    - yıkıcı düşünceleri kökünden söküp atar.
    - kafanızın içinde sürekli konuşup duran gereksiz düşünce diyaloglarını susturur.
    - huzur, güven ve iyi hal duyguları yaratır.
    - hem rahatlamış, hem de enerjik hissetmenizi sağlar.
    - hamilelikte kolay, rahat ve sakin doğum sağlar.
    - çocuklarda ve gençlerde sınav öncesi sıkıntı ve endişelerin giderilmesini temin eder.
    - kendiniz ve diğer kişiler için zihninizde daha geniş bir kabullenme ortamı yaratmanızı sağlar. bu kabullenme duygusu sayesinde ilişkilerde düzelme sağlanır.
    - kendinize koyduğunuz kısıtlamaları ortadan kaldırır, böylelikle hayatınızın her alanında daha fazla olasılığa yer açmanıza olanak verir ve fırsatları kendinize çekmenizi sağlar.
    - kendiniz için şu an kullandığınız enerjiden, daha fazlasını kullanmanızı sağlar.
    - dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu (adhd) gibi öğrenmeyi güçleştiren durumların aşılmasında yardımcı olur.
    - artan odaklanma, mantık yürütme, problem çözme, hayattan daha fazla keyif alma, işlerin daha kolay yürütülmesi, daha fazla kapasite ve fiziksel yetenek, artan farkındalık ve ruhsal gelişme sağlar."
  • uygulama şeklini aşağıdaki linkten kolaylıkla izleyebileceğiniz sistem.

    https://www.youtube.com/…9ktjl_szc&feature=youtu.be
  • https://youtu.be/dggbfrjqqpk

    beyin dalgalarini değiştirdiği bilimsel olarak kanitlanmis uygulamadir.
  • nasıl bilimsel olarak kanıtlanmışsa artık, sadece youtube'da bir iki doktorun ve kullanıcıların "süper yaaa" demeleri var.

    bilim böyle bir şey değil, hele bilimsel olarak kanıtlama hiç değil. her "new age" terapisi ve cihazı gibi bu alet ve vaat ettikleri de yalan dolan ve şarlatanlık.

    biraz araştırınca bunun nasıl bir dolandırıcılık olduğunu görüyorsunuz zaten: http://www.houstonpress.com/…ss-consicousness/full/

    http://accessschism.com/
  • ne bipolar bozukluğu, ne de başka hastalıkların tedavisi için kullanılmamalıdır. bu tür yalan ve şarlatanca tedaviler plasebo etkisinin gücünü kullanarak sizi kandırır, iyileştiğinizi zannettirir. burda bu işin eğitimini alıp, üzerinden para kazanacak olan veya halihazırda uygulayarak para kazanan şarlatanların saçmalamalarına inanmayınız.
  • kesinlikle üstteki entry'e şu sebepten ötürü katılıyorum; ben bu eğitime katılacaktım, bunca yıl doğu tıbbının yerilmesi ama insan vücudunun önemli meridyenlerini keşfetmeleri sebebiyle o masaj illaki işe yarıyordur dedim. sonra bana eğitim verecek uluslarası access bar eğitmeninin ofisi, diğer eğitimlerini inceledim. access bar'ı büyük bir özgürleşme rahatlık, evrenle uyumlanma olarak gösteren şahıs, reiki, access foundation, access o bu şu.. diye de eğitim veriyor. resmen ticarete dökmüşler bu işi. keşke bu tip şeyleri nörolojik deneylerin olduğu güvenilir bilim insanları araştırsa.. yazık.

    madem access bar çok iyi, iyileştirici bilmem ne diğerlerini neden hala aktif olarak sunmaya devam ediyorlar? tabii ki yetmiyor ve yalan.
  • insanları bilinçlendirmeye devam eden bir sistemdir.

    bugüne kadar access seanslarının yüzde 90'ını ücretsiz olarak yapmış ve yapmakta olan biri olduğum için "şarlatan" yakıştırması için yorumda bulunmayacağım.
    ayrıca şimdiye kadar almış olduğum ve gelecekte alacağım paralar da beni şarlatan yapmadı, yapmayacak.

    herkes aptal, bir tek siz akıllı olduğunuz için belki o plasebo etkisini siz aşabilirsiniz.
    insanlar bir şeyden anlamadıkları için, hiç işe yaramayan şeylere para saçıyorlar.
    hiç etki görmedikleri şeylere 10 seans gelebiliyorlar mesela.

    ayrıca eklemek gerekirse, access seanslarından önce bazı konular belirlense de, hiçbir "şöyle olacak, böyle olacak" vaadinde bulunulmaz, neler olacağını birlikte görelim denir.

    dolayısıyla yorumların neresinden tutsak, elimizde kalıyor.

    ----

    bu işi ticarete dökme olayına gelelim.

    elbette iş ticarete dökülecek.
    çünkü size göre, bir market reyonunda duran ve satılması gereken, kalp ve damar hastalığına yol açan bir margarini pazarlamak için bir insanın sabah 9, akşam 5 çalışması, üstelik bunun için bir bina dolusu insanın "10 tane daha nasıl satarım?" diye kafa patlatması ve bunun için bir de maaş+prim+sigorta vsvs alması mümkün ve normalken; bir doktorun, bir şifacının, yoginin, gurunun, psikiyatristin/psikologun yaptığı şey için para alması "işi ticarete dökmek"tir.

    zaten herkes bedavaya ameliyat olmak ister, ama o doktorun ailesine ne kadara mâl olduğunu, o adamın/kadının hayatından neleri feda ederek oraya geldiğini, o insanın kendisine yapmış olduğu yatırımın bedelini hesap etmez.

    peki, diyelim ki herhangi bir enerji sistemiyle çalışıyorsunuz.
    reiki, shambala, access vs fark etmez.

    bunun için eğitimler alıyorsunuz, bu eğitimler zaten en az bir tam gün sürer.
    bu eğitimlere para veriyorsunuz, eğitime gittiğiniz gün çalışamıyorsunuz, bu işe hayatınızı adamak isterseniz, zaten başka hiçbir iş yapamıyorsunuz.
    ama işi ticarete dökmemeniz lazım.

    çünkü insanlar, bir kavanoz nutella'ya 15 lira verip, bir hastalıklarından kurtulmak, bir sorunu aşmak gibi şeyler için para vermekten kaçınırlar.
    isterler ki, karşısındaki elinden geleni yapsın, o da bedavaya iyileşsin.

    peki bu adam kira ödemiyor mu?
    yemiyor mu?
    içmiyor mu?
    çocuk büyütmüyor mu?
    ev geçindirmiyor mu?
    gezmiyor mu?
    sizin gibi nutella almıyor mu?
    çocuğunun okul masrafı yok mu?
    daha da ileri gitmek için eğitim almıyor mu?
    giyinmiyor mu?
    maktaj yapmıyor mu?
    kuaföre gitmiyor mu?
    evcil hayvan beslemiyor mu?

    hatta, geldiğinde uygulama yapılan yeri beğenmeme hakkını bile kendinizde görebildiğinizden, bir de evinin yerini merkezi tutmaya, odasını/evini/merkezini de göze hoş görünür hale getirmeye çalışmıyor mu?
    neyle yapıyor bunları?

    yani adamlar sizi şifalandırsın/iyileştirsin diye aç kalsın, ama siz her şeye para harcayıp, sizi iyileştirecek, ileri götürecek şeyi para ödemeye değer görmeyin.
    sonra işi biz ticarete dökmüş olalım.

    peki mesela panik ataksız yaşamanın bedeli nedir?
    depresyondan çıkmanın, ilaçları bırakmanın bedeli nedir?
    çocukluk travmalarından özgürleşip, kendinize yeni bir hayat kurmanın bedeli nedir?
    şeker hastası olmadan, sara krizi geçirmeden yaşamanın bedeli nedir?
    tüm bunların sizin için değeri ne?

    ve sorular elbette sonsuz.

    --------

    access bars da iyidir, reiki de iyidir, o da iyidir, bu da iyidir.
    kişi kendisine yakın gördüğü şeyi, yakın gördüğü uygulamayı öğrenir ya da uygulatır.

    bu sistemlerin hepsi, karşınızdaki kişinin sorununa göre çeşitlenir ve uygulanır.
    "siz access yerine şunu yaparsanız daha hızlı sonuca ulaşırsınız" ya da "bir de şu sistemden yardım alın" denir, onun uygulamasını yapan bir uzman tanınıyorsa, ona yönlendirilir yeri geldiğinde.

    madem access bars çok iyi, neden diğerlerini aktif olarak sunmaya devam ediyorlar?" diye bir soru olabilir mi?
    o zaman en rahat araba x, neden y üretmeye devam ediyorlar ve üstelik insanlar onu tercih ediyor?
    en iyi okul x'ken, neden y'ye gidenler var?
    en çok para kazandıran x işiyken, neden y işini yapıyorsunuz?
    bir konuda en iyi doktor x'se, o zaman diğer doktorlar neden var?
    bu mantıklı mı gerçekten?
    sorduğunuz soruya kendiniz de inanıyor musunuz?

    "ayrıca access foundation, o, bu, şu" denen eğitimler, access'in ileri seviye eğitimleridir.
    o yüzden belki de bir şeyin eğitimini almadan önce, neyin ne olduğunu iyi araştırmak gerekiyor olabilir.

    -----

    bu demek değildir ki, herkes bu yöntemleri seçmek, tercih etmek zorunda
    ama bari bunu seçen ve tercih edenleri oturduğunuz yerden eleştirmeyin, çünkü bunlar eleştiriyi aşıp, hakarete giriyor.

    siz böyle düşünseniz de; artık rahimdeki bir miyom için ameliyat olmak, depresyon için ilaç kullanmak, hatta depresyonda yaşamak, egzama ya da sedef benzeri cilt hastalıklarına sahip olmak, ülserli/gastritli dolaşmak gibi şeyler de bazı insanlara saçma geliyor artık.
    çünkü hayat bu değil ve bunlar olmadan yaşamak, sanılanın aksine mümkün ve kolay.

    bunlar için ameliyat olup, ilaç kullanabilir ya da senelerce terapi görüp, iki adım öteye gidemeyebilirsiniz.
    ya da ameliyatla, doktorla, ilaçla iyileşebilirsiniz.
    bu da diğeri gibi bir seçimdir.
    yapmanız gereken tek şey, sizin tercih ettiğiniz şeyi tercih etmeyen, farklı şeyler denemek isteyen, bundan sonuç alarak ya da alamayarak devam eden ya da etmeyen insanları ve insanlara bu seçenekleri sunanları aptal yerine koymamanız.

    istanbul'da yaşayan ve ne olduğunu gerçekten merak edip, denemek isteyen kişileri ücretsiz seansa ya da seanslara beklerim.
    buna, yukarıdaki entryleri yazan yazarlar da dahildir.
    gelin misafirim olun, birlikte deneyip görelim.
  • sözlükte blatta hiberna dışında hakkında savunan bir entry olmayınca diğer entryleri okuma gereği duymadan ve hatta interneti bile araştırmadan yeni bir sözde “bilimsel” saçmalık olduğuna kanaat getirdiğim uygulama.

    şimdi de diğer entryleri, gugılı ve kişisel bilgilerimle güzelce ve biraz da araştırmaya yönlendirecek şekilde bilgi katarak açıklayalım.
    öncelikle bu bir zırvalıktır. dünya üzerinde bu ve benzeri bir, on, yüz değil, binlerce alternatif tedavi uygulaması vardır. bunlardan bizzat ikisinin içinde bulundum. içinde derken broşürlerini hazırlayıp videolarını filan çektim ücreti karşılığı. birinin adı neurofeedback. https://www.eeginfo.com/ bu da aslında access bars’a benziyor. beyin dalgalarını etkiliyoruz sizi iyileştiriyoruz filan filan…
    (şunu belirteyim. nfb daha bilimsel. çünkü dışarıdan beyni etkilemek değil, beyinden gelen sinyali ekrana yansıtıp bunu davranışa uyarlama mantığında. yine de eğitim ve uygulayıcı unvanı verdikleri kişiler arasında doktor olmayan (örneğin bu işi mersin’de yapan kişi endüstri mühendisi orhan kılıççı.) insanlar da var. (hatta bu eğitimi alan kişiler de “bak şunu buraya bunu buraya takacaksın. sonra play’e basacaksın” diyerek yanındaki elemanlara da anlatıyor yaptırıyor. bir doktora gitseniz hemşire dışında birisinin size işlem yapmasını kabul eder misiniz? doktor yerine sekreter sizi muayene etse koşarak kaçmaz mısınız oradan?) bu da benim gözümden düşmesine neden oluyor - ve belirteyim nfb’nin eğitimi sadece almanya’da yapılıyor ve oldukça pahalı. ayrıca cihaz için de 20.000 tl civarı bir para ödeniyor(du))
    evet. beyinin dalgaları olduğu dışarıdan etkilendiği gibi içeride de bir sistematiği olduğu ve bu sistem bozulduğunda sağlıksızlıklar yaşandığı doğrudur. ancak bu nöroloji (veya nöroscience mi demek lazım) denilen ve en azından 9-11 yıl okunarak temel bilgiye kavuşulabilen bir bilim dalının inceleyeceği (ve savunacağı) bir iştir. bu bilim ile hiç ilgisi olmayıp 2 yıl önce evinden çeviri yapıp sonra “ben artık bir işverenim” diyen bir kişinin değil.

    laf sokmam bittiyse devam edeyim.

    şimdi bu tür “tedavi” metodları hep tartışılır. ancak tartışmaları sonlandıracak benim için tek şey bilimsel araştırmalardır. “lar” deyince tabi ki saygın üniversitelerin saygın akademisyenleri tarafından. yoksa adının önünde doktor ibaresi olan birkaç şarlatanın yaptığı videolar benim için referans olamaz.
    bu bir bilim değildir. olmaz da. her şarlatanlık gibi içinde bilimden alıntılar vardır. (örneğin yaşam koçluğu denilen kontrolsüz saçmalık psikoloji ve psikanalizden alıntılar kullanır sürekli. bunu yapmadığını iddia ederek üstelik) bu alıntılar hem göz boyamaya yarar hem de ilgili yan tedavi metodu geliştirilmeye çalışılırken kaynağı olan bilimi kullanır. nasıl kullanır.
    ---işte efem beyinde dalgalar var. bunları etkiliyoruz. aha bu da mıgnatıs dokun bak kendini iyi hissedeceksin. bu bilimsel bişey. on kere yapınca daha süper oluyo. çünkü beyinde elektromanyetik dalgalar var. aha bak nörologlar da eeg cihazı ile aynı dalgaları ölçüyor. bizim metod bunun bir adım önünde. o dalgaları ölçüp değiştiriyoruz biz….---

    biraz da alıntı yapalım:
    (kaynak: http://www.kosulsuz-sevgi.com/…itimler/access-bars/ )
    “başımızda nörolojik sinapsların elektromanyetik yüklerinin saklandığı 32 nokta vardır, bu enerji yükleri nasıl davrandığımızı ve işlev yaptığımızı etkiler.”
    vauvvv çok etkilendim…
    “örneğin; önemli olduğunu düşündüğünüz, para ile ilgili sahip olduğunuz her düşünce, o düşüncenin enerjisi “para” adı verilen bar’da saklanır.”

    allah belanızı versin sizin. düşünceler böyle mi çalışır lan? düşüncelere böyle mi müdahale edilir?

    beyin içindeki düşünceler hard disk olmadığından öyle manyetik alan bilmemneleri kullanarak o düşünceleri değiştirmeniz mümkün değildir. mümkün olsa (ki x-files tarzı yaklaşımlarla yapıldığı, yapılıyor olduğu iddia ediliyor olsa da) bugüne kadar bu şekilde insan beyni ile çoktan oynanmış ve şimdikinden daha robot daha mal insan toplulukları haline getirilmiştik emin olun.

    düşüncelerin manyetik metotlarla değil düşünce ile/düşünerek değiştiğini kanıtlamak için çok basit bir örneğim var. televizyon. evet. neden aptal kutusu deniyor? bir düşünün. neden aynı cihazda sadece kendi istediğinizi (film, ”belgesel” gibi) seyrettiğinizde “toplumdan farklı düşünebilir” kaldığınızı düşünün? düşünceleri etkileyen şey duygulardır. duygularla oynamak ise bir televizyon (kanalı/programcısı veya genel olarak bizim kötülüğümüzü isteyen sistemler için) çok kolaydır. neden sabah akşam kadın programı evlenme programı yayınlanıyor da neden herkese mecburi bir manyetik başlık takılmıyor? verilmiyor?

    gelelim işin bipolar şizofreni vb gibi iddialar kısmına.
    bu hastalıklar beyin kaynaklı ancak dışarıdan düşünsel gibi görünen en ciddi hastalıklar. birçok hasta ve çevresi bu hastalıklardan ciddi sıkıntı çekiyor. 35 yıllık arkadaşımın eşinin kardeşi şizofren olduğu için arkadaşım da eşinin hastalanmasından endişelenmiş. endişesinin en önemli nedeni eğer eşi şizofren olursa tedavi kabul etmeyeceğini söylemiş olması. tabi hemen yobaz filan diyebilirsiniz. ancak hayır. bu adam ingiltere’de tek başına yaşamış ve bulaşıkçılık yaparak dil öğrenmiş sonra gelip antalya’da uluslararası bir işte kendi teknik uzmanlık işini yaparak çalışan bir kişi. (çok spesifik bir işi ve işyeri olduğundan yazamıyorum) din inancı deizm-agnostizm seviyesinde. eşi (yani arkadaşım) ateist…. şimdi bu adam şizofren olursa (neyse ki böyle bir risk yok yaşından dolayı) eşine eminim ki sürekli ilaç kullandıramayacak ve belki böyle alternatif tedaviler araştıracak ve uygulamak için eşini ikna etmeye çalışacak.

    bu konunun bilimselliği tamamen din seviyesinde. din gibi. ortada birkaç kanıt birkaç video filan var. ama kimse bilimsel bir sonuca ulaşamamış. bu yüzden de bilim insanları inanmıyor. ama inanan insanlar var. ve yine aynı din gibi buna inanan insanlardan para kazanan insanlar var. ne kadar tanıdık geldi değil mi!

    şu alıntı yaptığım siteye dönmek istiyorum. bakın bir işten para kazanılmasını eleştirmiyorum. ancak bu iş şarlatanlıksa insanlar kandırılıyorsa eleştiririm. aynı din gibi. cebimizden trilyonlar diyanete giderken halen camilerde para toplanıyorsa ben buna da kızarım. ha burada cebimden para almıyorlar. belki bu sevindirici! ama bu konunun uydurma olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
    siteye dönelim demiştim. dün bu entrye başladığımda fark etmiş olsaydım bugün gider biraz izlemek için izin isterdim. çünkü bugün izmir’de eğitimi varmış. ücreti 640 tl.
    sitede yazılan tüm “iddiaları” tek tek yanıtlamaya gerek yok. çünkü “tamamen doğal” diye satılan ve doğal filan olmayan tüm “ilaçlar”ın iddiaları gibi bunun da “iyi gelmediği sağlık sorunu” yok neredeyse.
    benim derdim daha çok şu cümle ile “eğitimde bars seansı yapmayı öğreneceksiniz. eğitim sırasında seanslar alıp, seanslar uygulayacaksınız. eğitim sonunda sertifikalı access bars uygulayıcısı olacaksınız.”
    evet bu o kadar bilimsel bir çalışma ki bir günde ve 640 tl ödeyerek “sertifikalı access bars uygulayıcısı” oluyorsunuz.
    sadece röntgen çeken ve (küçümsemiyorum) insan kemik ve kas yapısı dışında muhtemelen çok fazla fizyolojik bir bilgi öğrenmeyen bir görüntüleme teknisyeni bile 2 yıl okuyor. (bu konuda bilgisi olanların düzeltmelerine açığım) neden bu kişi ile “sertifikalı access bars uygulayıcısı”nı kıyasladım? çünkü röntgen teknisyeni aslında bir uygulayıcıdır sadece. kendi bilgisi dâhilinde sonucun düzgün olup olmadığını (filmde çıkması gerektiği gibi çıkıp çıkmadığını) anlayacak kadar anlar. ancak bir sorun var mı? hastalık nedir? ne aşamadadır? bunu bilemez. biliyorsa onun kendini geliştirmesi ile ilgilidir ki bu da kesinlikle sınırlı seviyede kalacaktır. ayrıca bu kişinin yetkisinde olmayan bir şey olacaktır o bilgiye sahip olması. (teşhis)
    yine sertifikalı access bars uygulayıcısına dönelim. eğitimi veren kim? saffet güler isminde bir kişi. ege üni. kimya müh. mezunu. 50 yaşında (1965) kendi yazdığı özgeçmişinden alıntı : “1995’te spiritüel konular ile ilgilenmeye başladım ve o zamandan beri öğrenmeye devam ediyorum. enerji dengeleme yöntemleri, bütünleyici terapiler ile ilgilenmekteyim. koşulsuz sevgi yayınları'nın kurucusuyum”

    daha fazla bu işin saçmalık olduğunu anlatmaya gerek var mı?
    paranız çoksa gidip saçın tabi böyle şeylere. ben o kısmına karışmam!
    bu arada karar verin 10 yıldır büyük prodüksiyon şirketleri ile çalışan profesyonel bir çevirmen misiniz? yoksa şifacı mı?

    aa bi dakika! benim yukarıda bahsettiğim şey tam da bu işte!

    edit: yargı kararı haber linki yerine kazancı linki ile güncellendi. diğer site maalesef uçmuş. o kadar bilimsel ki sözlerinin arksında bile duramıyorlar. :)