şükela:  tümü | bugün
  • ing. gizli güç.
  • billy wilder'ın ellili yıllarda çektiği kimi filmleri, alaycılıkları ile skandal olmuşlardır. kiss me stupid misal, kasaba ahlakını yerle bir eden, lubitsch'ci cinsel toleransı alaycılıkla birleştiren bir film olarak, kilise tarafından kınanmıştır. ace in the hole ise basını galeyana getirmiştir.

    kirk douglas, o zamanlar sıklıkla oynadığı oportünist, çıkarcı adam tiplemesini bu sefer gazeteci mesleğinde canlandırır. ufak bir kasaba gazetesinde, sansasyonel bir haber için bekleyen, canı sıkılan körk, allahın unuttuğu bir otoyol benzincisinin sahibinin bir kızılderili tünelinde tıkılı kalmasını şans eseri öğrenmesiyle aradığı fırsatı bulur, ve sansasyonel bir haber "yaratır". benzincinin hafif meşrep karısı, ondan kurtulmak üzere olmasına sevinirken, kirk douglas ondan acılı bir eş yapar. haberin en aşağı bir hafta sürmesini sağlamak için, kurtarma çalışmalarının uzamasını sağlar. durumdan herkes memnundur. haber kısa sürede tüm amerika'nın ilgisini çekince, çevre illerde yaşayan herkes, tünelin bulunduğu tepenin etrafında kamp kurar. belediye başkanı memnundur, şerif memnundur, benzinci memnundur, kirk douglas memnundur. tünelde kısılı kalmış adam ise, ölümle pençeleşmektedir.

    haliyle film, bir basın eleştirisi olarak okunabilir. güzel olan soru şudur: haberin reyting üzerinden belirlendiği bir dünyada gazetecilik etiği nereye kadar geçerli olabilir. reyting denen şey olduğu müddetçe etik sadece sistemin önüne geçmekte, doğal işleyişi bozmaktadır.
  • ing. potansiyel "altın yumurtlayan tavuk". burdan bize ekmek çıkar mealinde.
  • mevzu bahis filmin üzerinde 50 küsür yıl geçmiş olmasına rağmen aslında hemen hemen her şey aynı kalmıştır.
    aslında insanı yalnızca bir meta olarak gören ama onu çok önemser gibi davranıp sömüren basının iki yüzlü bencil tavrı, basın üzerinden rant yapan yetkililer, tüccarlar, galeyana ve gaza gelmeye hazır verili olanı sorgulamadan yalnızca tüketmeye istekli güruhlar. herşey ama herşey neredeyse hala aynı, olan yine insanlara oluyor ve onların dramlarından nemalanlar onların posalarını atıp işlerini sürdürmeye devam ediyorlar. billy wilder çok kral bir ayar vermiştir ki o kadar olur. bu filmi izledikten sonra requiem for a dream teması eşliğinde verilen tüm o haberleri bir daha düşünmek sorgulamak gerekir.
  • argoda son koz anlmamında kullanılan tabir.
  • --- spoiler ---

    the dark knight filminde joker'in batman'e karşı harvey dent'i kendi seviyesine indirdiğini açıklaması üzerine, yaptığı bu eylem için de "ace in the hole" der.

    --- spoiler ---
  • billy wilder hollywood'un en kral yönetmenlerinden bir tanesi. en sağlam eleştirel filmler hep kendisinden çıktı. hala etkileyiciliğini koruyan bu filmlerle zamanında epey sansasyon yaratmıştı. sunset blvd ile hollywood sinemasının iğrenç yüzünü göstermişti. bu filmden sonraysa bir sürü yapımcıdan azar işitmişti. hatta kendisinin yapımcısı kendisine "bizlere, sektörüne ihanet ettin" demişti. aslında ihanet ettiği falan yoktu. sadece sorunlara parmak basıyordu wilder. nerede bir yanlışlık görürse kamerasını o tarafa çeviriyordu. hollywood'taki yanlışlığı görünce kamerasını buraya çevirmekten çekinmedi ve en sağlam filmlerden bir tanesini ortaya koydu. keza the apartment'te de eleştirilerini sıralamaya devam ediyordu. bu filmdeyse iş adamlarının, patronların kadınlara ve özellikle kadın çalışanlara bakışına odaklanıyor, onların kadınları bir seks objesi olarak görmelerini eleştiriyordu. kadınların iş yaşamına atıldıkları bir dönemde patronların onları "yatağa atılacak, ardından yüzüne bakılmayacak varlıklar" olarak görmelerini eleştiremeden duramadı wilder. iyi ki de duramadı. bu sayede çok sağlam bir film daha çekmiş oldu.

    gelelim bu filmine. başrolde kirk douglas'ı izliyoruz. douglas şerefsiz bir gazeteci rolüyle karşımıza çıkıyor. yukarıda da filmin konusundan bahsedildiğinden burayı es geçiyorum. wilder bu kez oklarını görsel ve işitsel medyaya saplıyor. basını alabildiğine eleştiriyor. reyting, mevki, daha fazla konuşulmak uğruna bir insanın hayatıyla oynamak ne derece doğru? doğru olmadığını biliyoruz ama ne yazık ki işini kaybeden ve o işe tekrar sahip olmak isteyen chuck bunu bilmiyor. ve içeride yardım bekleyen adamın hayatıyla oynuyor. wilder belirttiğim gibi chuck tatum üzerinden sağlam bir basın eleştirisi getiriyor. yetmiyor, her yerde bir sirk, eğlence arayan topluma da saplıyor oklarını. olay duyulduktan sonra memleketin her köşesinden insanlar buraya akın ediyorlar. yemek yiyorlar, sohbet ediyorlar, eğleniyorlar, müzik çalıyorlar. içeride adam can derdinde, kendileri eğlence. güya içerideki adamı merak ettiklerinden geliyorlar. halbuki içerideki eleman umurlarında değil.

    sonuçta wilder'ın en sağlam filmlerinden ace in the hole. hem toplumu, hem de görsel ve işitsel medyayı kıyasıya eleştirmekten çekinmeyen, insanın vicdanını ayaklandıran sağlam bir film. 1951'de çekilmiş. aradan 61 yıl geçmiş. ne yazık ki gazetecilikte hala bir ilerleme yok. hala gazeteciliği chuck gibi yapanlar mevcut bu sektörde. hala insan değil reyting/tiraj önemli. sanıyorum okullarda insanlara önce gazeteci olmayı, ardından insan olmayı öğretiyorlar. halbuki tam tersi olmalı. yardıma ihtiyaç duyan birisi varken gazeteci haberi önemsememeli önce. neyse izleyin, izletin, üzerine düşünün. sağlam filmdir.
  • lumet filmi network ile benzer dertleri olan bir film.

    http://biletsiz.com/…in-the-hole-1951-network-1976/
  • nedense pek bilinmeyen bir klasik olarak kalmıştır. o dönemin filmlerinden bir parça ileride olması klasik havasını mı bozdu, nedir.

    güzel filmdir.
  • filmin medya ve toplum eleştirisini en güzel özetleyen diyalog:

    - "bir kişi, 84 kişiden daha iyidir. bunu sana öğretmediler mi?"
    - "neyi öğretmediler mi?"
    - "insan merakı faktörünü. eline gazeteyi alırsın, 84 ya da 284 kişi hakkında bir şeyler okursun. ya da kıtlık çeken bir milyon kişi hakkında. okursun ama aklında bir şey kalmaz. oysa bir kişi farklıdır. hakkındaki her şeyi bilmek istersin. işte bu insan merakı faktörüdür. lindbergh gibi tek başına atlantik'i geçen biri..."