şükela:  tümü | bugün
  • billy wilder'ın ellili yıllarda çektiği kimi filmleri, alaycılıkları ile skandal olmuşlardır. kiss me stupid misal, kasaba ahlakını yerle bir eden, lubitsch'ci cinsel toleransı alaycılıkla birleştiren bir film olarak, kilise tarafından kınanmıştır. ace in the hole ise basını galeyana getirmiştir.

    kirk douglas, o zamanlar sıklıkla oynadığı oportünist, çıkarcı adam tiplemesini bu sefer gazeteci mesleğinde canlandırır. ufak bir kasaba gazetesinde, sansasyonel bir haber için bekleyen, canı sıkılan körk, allahın unuttuğu bir otoyol benzincisinin sahibinin bir kızılderili tünelinde tıkılı kalmasını şans eseri öğrenmesiyle aradığı fırsatı bulur, ve sansasyonel bir haber "yaratır". benzincinin hafif meşrep karısı, ondan kurtulmak üzere olmasına sevinirken, kirk douglas ondan acılı bir eş yapar. haberin en aşağı bir hafta sürmesini sağlamak için, kurtarma çalışmalarının uzamasını sağlar. durumdan herkes memnundur. haber kısa sürede tüm amerika'nın ilgisini çekince, çevre illerde yaşayan herkes, tünelin bulunduğu tepenin etrafında kamp kurar. belediye başkanı memnundur, şerif memnundur, benzinci memnundur, kirk douglas memnundur. tünelde kısılı kalmış adam ise, ölümle pençeleşmektedir.

    haliyle film, bir basın eleştirisi olarak okunabilir. güzel olan soru şudur: haberin reyting üzerinden belirlendiği bir dünyada gazetecilik etiği nereye kadar geçerli olabilir. reyting denen şey olduğu müddetçe etik sadece sistemin önüne geçmekte, doğal işleyişi bozmaktadır.
  • ing. potansiyel "altın yumurtlayan tavuk". burdan bize ekmek çıkar mealinde.
  • billy wilderin klasiklesmis tarzindaki filmlerinden birisi.

    belki spoiler icerebilir. belki ama.

    wilder bu filminde de sunset blvd.da oldugu gibi sohrete ulasmayi hedefleyen cocuk mizacini gelistirip karsimiza guclu cevik ve ne istedigini bilen bir yalanci koyuyor, elbette walter neff de iyi bir yalanciydi, ancak bu abimizin baska meziyetleri de var.

    saniyorum 1944 *te gelistirdigi karakterini 1950*de tamamliyor ve 51de karsimiza ikisinin karisimi bir gazeteci cikartiyor.

    chuck tatum gercekten tam bir gunumuz gazetecisi olmaya aday, bad news sells best. cause good news is no news. diyisi bile yeterli.
    film tatum'un etrafinda siz sinirlenirken suruyor, bittiginde hayir bu yanina kar kalamaz diye ekrani tokatlayacakken wilder size onlarca yil arkasindan gulumsuyor, wilder da sadece dogruluk kazanir.

    ızleyecek olanlara da benden mini bi tavsiye, wilderin filmlerini izleyecekseniz baxterımizi sona birakin. (bkz: the apartment)

    ayrica, walter neff (bkz: double indemnity)

    edit: bu entryi ekside surekli duygusal duygusal takiliyosun, arada bir de genel kulturunu yansit diyen anneme adiyorum.
  • billy wilder’ın kara filmin tematik çerçevesinin sınırlarını genişlettiği, gişede feci şekilde başarısızlığa uğrayan ace in the hole’de "düşmüş" gazeteci chuck tatum (kirk douglas) büyükler ligindeki ihtişamlı koltuğuna dönebilmek, fazla para kazanabilmek amacıyla ıssız bir taşra kasabasını panayır yerine dönüştürerek şansını denemek ister. gazeteciliğin, gazetecilik ahlakının kapitalist toplumlardaki ahlaksızlık ve ikiyüzlülüğünü betimleyen anlatı, karamsar yapısıyla, ironik söylemiyle, ele aldığı sorunlarla bugün bile güncelliğini koruyan bir filmdir. haber yaratmanın sahte motivasyonlarının, kamuoyunu kaygısızca meşgul etmenin, insanları tehdit ve şantajla satın almanın kitabını yazan kara kurmaca şu eski konuyu gözden geçirir: para ve yükselme hırsı; yani kapitalizme özgü sınıfsal çehresi olan enternasyonal sorunlar.

    ace in the hole sansasyonel haberciliğin, fellini'nin la dolce vita'sı paparazzi'nin manifestosunu yazmışlardır.
  • billy wilder denen yönetmen harikasından bir sinema harikası daha. filmimiz -bu yıl 100 yaşına basan- kirk dauglas'ın olağanüstü şerefsiz gazeteci yorumuyla medya insan denklemini ele alıyor. yönetmen ölmekte olan bir insan kendi haberinden daha değersiz olabilir mi sorusunu öyle bir cevaplıyor ki bize "ayvallah abi" demekten başka bir şey kalmıyor.

    bir gün hepimizin kendinden daha değerli bir haberin öznesi olabileceği bu dünya gerçekten dandik bir dünya. film için basın eleştirisi diyorlar ya yanlış diyorlar, bu film insan ruhunun bir çeşit röntgeni. allah şifa versin marazlı ruhlarımıza.
  • argoda son koz anlmamında kullanılan tabir.
  • billy wilder hollywood'un en kral yönetmenlerinden bir tanesi. en sağlam eleştirel filmler hep kendisinden çıktı. hala etkileyiciliğini koruyan bu filmlerle zamanında epey sansasyon yaratmıştı. sunset blvd ile hollywood sinemasının iğrenç yüzünü göstermişti. bu filmden sonraysa bir sürü yapımcıdan azar işitmişti. hatta kendisinin yapımcısı kendisine "bizlere, sektörüne ihanet ettin" demişti. aslında ihanet ettiği falan yoktu. sadece sorunlara parmak basıyordu wilder. nerede bir yanlışlık görürse kamerasını o tarafa çeviriyordu. hollywood'taki yanlışlığı görünce kamerasını buraya çevirmekten çekinmedi ve en sağlam filmlerden bir tanesini ortaya koydu. keza the apartment'te de eleştirilerini sıralamaya devam ediyordu. bu filmdeyse iş adamlarının, patronların kadınlara ve özellikle kadın çalışanlara bakışına odaklanıyor, onların kadınları bir seks objesi olarak görmelerini eleştiriyordu. kadınların iş yaşamına atıldıkları bir dönemde patronların onları "yatağa atılacak, ardından yüzüne bakılmayacak varlıklar" olarak görmelerini eleştiremeden duramadı wilder. iyi ki de duramadı. bu sayede çok sağlam bir film daha çekmiş oldu.

    gelelim bu filmine. başrolde kirk douglas'ı izliyoruz. douglas şerefsiz bir gazeteci rolüyle karşımıza çıkıyor. yukarıda da filmin konusundan bahsedildiğinden burayı es geçiyorum. wilder bu kez oklarını görsel ve işitsel medyaya saplıyor. basını alabildiğine eleştiriyor. reyting, mevki, daha fazla konuşulmak uğruna bir insanın hayatıyla oynamak ne derece doğru? doğru olmadığını biliyoruz ama ne yazık ki işini kaybeden ve o işe tekrar sahip olmak isteyen chuck bunu bilmiyor. ve içeride yardım bekleyen adamın hayatıyla oynuyor. wilder belirttiğim gibi chuck tatum üzerinden sağlam bir basın eleştirisi getiriyor. yetmiyor, her yerde bir sirk, eğlence arayan topluma da saplıyor oklarını. olay duyulduktan sonra memleketin her köşesinden insanlar buraya akın ediyorlar. yemek yiyorlar, sohbet ediyorlar, eğleniyorlar, müzik çalıyorlar. içeride adam can derdinde, kendileri eğlence. güya içerideki adamı merak ettiklerinden geliyorlar. halbuki içerideki eleman umurlarında değil.

    sonuçta wilder'ın en sağlam filmlerinden ace in the hole. hem toplumu, hem de görsel ve işitsel medyayı kıyasıya eleştirmekten çekinmeyen, insanın vicdanını ayaklandıran sağlam bir film. 1951'de çekilmiş. aradan 61 yıl geçmiş. ne yazık ki gazetecilikte hala bir ilerleme yok. hala gazeteciliği chuck gibi yapanlar mevcut bu sektörde. hala insan değil reyting/tiraj önemli. sanıyorum okullarda insanlara önce gazeteci olmayı, ardından insan olmayı öğretiyorlar. halbuki tam tersi olmalı. yardıma ihtiyaç duyan birisi varken gazeteci haberi önemsememeli önce. neyse izleyin, izletin, üzerine düşünün. sağlam filmdir.
  • senaristlik ve yönetmenlik koltuğunda billy wilder'ın oturduğu 1951 yapımı amerikan filmidir. e haliyle filmin imzası billy wilder olduğu için, film-noir öğelerine sıkça rastlamak mümkündür.

    chuck tatum(kirk douglas), daha önce çalıştığı 12 gazetededen de kovulmuş bir muhabirdir. kötü alışkanlıkları, patron karısıyla ilişki yaşaması, yalan haber yapması gibi özellikleri vardır. geçmişteki popülerliğine tekrar kavuşmak isteyen tatum, düşük tirajlı albuquerque sun-bulletin gazetesinde işe başlar. çok kısa sürede eski ününe kavuşacağını düşünen tatum, bir yıl geçmesine rağmen istediği haberi yapamaz.

    etik dışı haberciliğin, medyanın insanları nasıl örgütleyebileciğinin ve o dönemin illegal ilişkilerinin anlatıldığı filmi biraz özetleyelim;
    --- spoiler ---

    film, fantastik bir iş görüşmesiyle başlar. tatum kendisini işe aldırır. durağan geçen bir yılın ardından patron boot(porter hall), tatum'u "çıngıraklı yılan avı" haberi için görevlendirir. tatum, yolda benzin almak için durdukları yerde, çıngıraklı yılan avından daha önemli bir olayın içinde kendisini bulur.

    benzin istasyonu sahibi, 450 yıllık kızılderili mezarlarının olduğu bir mağarada değerli eşya arayışındayken göçük altında kalır. bu fırsatı kaçırmak istemeyen tatum, leo minosa(richard benedict) isimli bu şahsın göçük altındaki fotoğraflarını çekerek emellerine ulaşmaya başlar.

    leo'nun eşi lorraine(jan sterling) ise evliliğinde mutsuz bir kadındır. doğal olarak leo'nun ölmesini istemektedir.

    bir süre sonra göçüğün bulunduğu yer karnaval alanına döner. tabi bunda tatum'un yaptığı haberler, bağladığı bölge şefi ve leo'nun içeride daha fazla kalmasını sağlayacak sondaj çalışmasını istemesi gibi etkenler önemli rol oynar.

    sonunda leo ölür. lorraine ise eşinin ona aldığı evlilik yıldönümü hediyesini giymesi için kendisini zorlayan tatum'u bıçaklar.

    tatum da yapacağını yapar ve ölürken tirajı yüksek bir haber daha yaptırır.
    --- spoiler ---
  • filmin medya ve toplum eleştirisini en güzel özetleyen diyalog:

    - "bir kişi, 84 kişiden daha iyidir. bunu sana öğretmediler mi?"
    - "neyi öğretmediler mi?"
    - "insan merakı faktörünü. eline gazeteyi alırsın, 84 ya da 284 kişi hakkında bir şeyler okursun. ya da kıtlık çeken bir milyon kişi hakkında. okursun ama aklında bir şey kalmaz. oysa bir kişi farklıdır. hakkındaki her şeyi bilmek istersin. işte bu insan merakı faktörüdür. lindbergh gibi tek başına atlantik'i geçen biri..."
  • mevzu bahis filmin üzerinde 50 küsür yıl geçmiş olmasına rağmen aslında hemen hemen her şey aynı kalmıştır.
    aslında insanı yalnızca bir meta olarak gören ama onu çok önemser gibi davranıp sömüren basının iki yüzlü bencil tavrı, basın üzerinden rant yapan yetkililer, tüccarlar, galeyana ve gaza gelmeye hazır verili olanı sorgulamadan yalnızca tüketmeye istekli güruhlar. herşey ama herşey neredeyse hala aynı, olan yine insanlara oluyor ve onların dramlarından nemalanlar onların posalarını atıp işlerini sürdürmeye devam ediyorlar. billy wilder çok kral bir ayar vermiştir ki o kadar olur. bu filmi izledikten sonra requiem for a dream teması eşliğinde verilen tüm o haberleri bir daha düşünmek sorgulamak gerekir.

hesabın var mı? giriş yap