şükela:  tümü | bugün
  • bir gazeteci hikayesi üzerinden 60 yıl öncesine dair özelde bir medya genelde ise bir sistem eleştirisi sunan film seyirciye adete bugünkü kirlenmişliklerin köklerini keşfetme imkanı sunuyor. her ne kadar keyifli bir keşif olmasa da ilişkilerin ve niyetlerin böylesine dürüst bir şekilde ortaya konulması insanda filmin sonunda hafif bir kendine gelme hissi yaratıyor.
  • --- spoiler ---

    would you kindly

    --- spoiler ---
  • nightcrawler'ın atası film. belli ki louis bloom genlerini chuck tatum abimizden almış.
  • billy wilder’ın kara filmin tematik çerçevesinin sınırlarını genişlettiği, gişede feci şekilde başarısızlığa uğrayan ace in the hole’de "düşmüş" gazeteci chuck tatum (kirk douglas) büyükler ligindeki ihtişamlı koltuğuna dönebilmek, fazla para kazanabilmek amacıyla ıssız bir taşra kasabasını panayır yerine dönüştürerek şansını denemek ister. gazeteciliğin, gazetecilik ahlakının kapitalist toplumlardaki ahlaksızlık ve ikiyüzlülüğünü betimleyen anlatı, karamsar yapısıyla, ironik söylemiyle, ele aldığı sorunlarla bugün bile güncelliğini koruyan bir filmdir. haber yaratmanın sahte motivasyonlarının, kamuoyunu kaygısızca meşgul etmenin, insanları tehdit ve şantajla satın almanın kitabını yazan kara kurmaca şu eski konuyu gözden geçirir: para ve yükselme hırsı; yani kapitalizme özgü sınıfsal çehresi olan enternasyonal sorunlar.

    ace in the hole sansasyonel haberciliğin, fellini'nin la dolce vita'sı paparazzi'nin manifestosunu yazmışlardır.
  • billy wilder denen yönetmen harikasından bir sinema harikası daha. filmimiz -bu yıl 100 yaşına basan- kirk dauglas'ın olağanüstü şerefsiz gazeteci yorumuyla medya insan denklemini ele alıyor. yönetmen ölmekte olan bir insan kendi haberinden daha değersiz olabilir mi sorusunu öyle bir cevaplıyor ki bize "ayvallah abi" demekten başka bir şey kalmıyor.

    bir gün hepimizin kendinden daha değerli bir haberin öznesi olabileceği bu dünya gerçekten dandik bir dünya. film için basın eleştirisi diyorlar ya yanlış diyorlar, bu film insan ruhunun bir çeşit röntgeni. allah şifa versin marazlı ruhlarımıza.
  • tüm sinefillerin mümkünse izlemesi gereken, iletişim fakültesi öğrencilerinin ise "mutlaka" izlemesi gereken muhteşem billy wilder filmi. manipülasyon bağlamında medya-insan (toplum) ilişkilerini ta 1951'de böylesine etkileyici işleyen bir filmden nasıl bu zamana kadar haberdar olmadık, hakkında bu kadar az entry girildi, hayretler içindeyim doğrusu.

    gezici festival 2018 bünyesinde "yalanlar çağı" konseptiyle gösterilen üç filmin sonuncusuydu, o sayede haberdar oldum. tüm zamanların en çakal -gazeteci- karakterlerinden chuck tatum karakterine can veren kirk douglas'a hayran kaldım. muhteşem bir şerefsizdi doğrusu.

    film öncesi, festival sponsorlarından abd büyükelçiliğinden gelen bir hanımefendi, filme dair uzunca bir konuşma yaparak filmin önemini anlatmıştı. boşa konuşmamış o kadar, izleyince bunu anladım. film, 1951'de gösterime girince gişe başarısı gösterememiş ve ismi "carnaval" olarak değiştirilip tekrar gösterime sokulmuş, ancak yine başarılı olamamış. bugün ise bir başyapıt olarak izleniyor. demek ki iyi iş geç de olsa alıcısını ve hakkını buluyor.

    film bittiğinde ise filme "ace in the hole" (son koz) mu, yoksa "carnaval" ismimi daha çok yakışıyor sorusunu sorarken, bir yandan da "ulen çakal hollywood, en büyük manipülasyonu asıl sen yapıyorsun" demekten de alamıyor insan kendisini.

    izleyin özetle.
  • iletişim sektörlerinin reyting uğruna ahlaki etik anlayışlarından vazgeçme konulu filmler niyeyse çok hoşuma gidiyor gerçekten her iletişim öğrencisinin izlemesi lazım bu filmi sevenler (bkz: nightcrawler) bunu da izlemeleri lazım.

    --- spoiler ---

    nightcrawlerin dramalı biten ve kötü adamın gerçeği söyleyip pişman olduğu hali.

    --- spoiler ---
  • yönetmenliğini yapan billy wilder, aynı zamanda senaryoyu da yazmıştır. senaryo yazımında rolü olan diğer yazarlar, lesser samuels, walter newman ve victor desnydir.
  • senaristlik ve yönetmenlik koltuğunda billy wilder'ın oturduğu 1951 yapımı amerikan filmidir. e haliyle filmin imzası billy wilder olduğu için, film-noir öğelerine sıkça rastlamak mümkündür.

    chuck tatum(kirk douglas), daha önce çalıştığı 12 gazetededen de kovulmuş bir muhabirdir. kötü alışkanlıkları, patron karısıyla ilişki yaşaması, yalan haber yapması gibi özellikleri vardır. geçmişteki popülerliğine tekrar kavuşmak isteyen tatum, düşük tirajlı albuquerque sun-bulletin gazetesinde işe başlar. çok kısa sürede eski ününe kavuşacağını düşünen tatum, bir yıl geçmesine rağmen istediği haberi yapamaz.

    etik dışı haberciliğin, medyanın insanları nasıl örgütleyebileciğinin ve o dönemin illegal ilişkilerinin anlatıldığı filmi biraz özetleyelim;
    --- spoiler ---

    film, fantastik bir iş görüşmesiyle başlar. tatum kendisini işe aldırır. durağan geçen bir yılın ardından patron boot(porter hall), tatum'u "çıngıraklı yılan avı" haberi için görevlendirir. tatum, yolda benzin almak için durdukları yerde, çıngıraklı yılan avından daha önemli bir olayın içinde kendisini bulur.

    benzin istasyonu sahibi, 450 yıllık kızılderili mezarlarının olduğu bir mağarada değerli eşya arayışındayken göçük altında kalır. bu fırsatı kaçırmak istemeyen tatum, leo minosa(richard benedict) isimli bu şahsın göçük altındaki fotoğraflarını çekerek emellerine ulaşmaya başlar.

    leo'nun eşi lorraine(jan sterling) ise evliliğinde mutsuz bir kadındır. doğal olarak leo'nun ölmesini istemektedir.

    bir süre sonra göçüğün bulunduğu yer karnaval alanına döner. tabi bunda tatum'un yaptığı haberler, bağladığı bölge şefi ve leo'nun içeride daha fazla kalmasını sağlayacak sondaj çalışmasını istemesi gibi etkenler önemli rol oynar.

    sonunda leo ölür. lorraine ise eşinin ona aldığı evlilik yıldönümü hediyesini giymesi için kendisini zorlayan tatum'u bıçaklar.

    tatum da yapacağını yapar ve ölürken tirajı yüksek bir haber daha yaptırır.
    --- spoiler ---
  • the big carnival olarak da bilinen film nasil olmuş da yalnızca bir dalda oscar'a aday olmuş anlamadım. a street car named desire çok çok güzel tabii de o yıl en iyi filmini an american in paris kaparken, işbu başlıkta incelenen film yalnızca en iyi senaryoya aday olabilmiş. en iyi erkek oyuncuyu da the african queen'deki rolüyle bogart almış. bence kirk douglas'ın bu filmdeki oyunculuğuyla aday bile gösterilmemesi ayrı bir gariplikken brando'nun ödülü almaması da başka bir gariplik. bugünden bakınca o yılın oscarlar'ında tam bir karışıklık var.* herhalde bogart'ın normalde canlandırdıklarından bambaşka bir tiplemeyi canlandırmasından en iyi aktör; ve insanların beğenisini romantizmin kazanmasından en iyi film öyle oldu...

    çok sağlam bir film. konu güzel, işleniş güzel, dialoglar çok iyi, kirk douglas muazzam. 70 yıllık film olduğunu da göz önüne alarak 9/10 dedim. bir gazetecinin basit bir olayı nasıl büyütebildiği ve dahası kamuoyunun bunu nasıl satın aldığı gösteriliyor.

hesabın var mı? giriş yap