şükela:  tümü | bugün
  • komutan: nassın asker!
    beholder: ay cicim nolsun işte postallar sıkıyor
  • ilk zamanlarda yaşanan bir telefon konuşması;
    beholder: alo
    ast: astsubay cafer ( agzinin içinde geveleyerek)
    beholder: kim?
    ast: astsubay cafer ( istifini bozmadan)
    beholder: tane tane söyle anlamıyorum
    ast: as subay ca fer
    beholder: tamam, ne oldu?
    ast: sen kısa dönemsin di mi?
    beholder: evet!?
    ast: uzun dönemlerden birini çaar bakıim.
    beholder: olur (yüzzüsce)
  • akşam olmuş mesai bitimine yaklaşılmıştır.

    k: evet arkadaşlar. bugün şunları bunları..... gördük. boş vakitlerinizde eksiklerinizi tamamlıycaksınız. anlaşıldı mı?
    bölük: emredersiniz komutanim !
    k: evet. sorusu olan var mı soru ?
    asker: komtanım soru değil de bir istek olacaktı?
    k: lan daha ne istiyonuz lan. don bile verdik lan mna koyum lan.
    bölük: zohahahahahaha
    asker: komtanım kantin'de meyve yok. meyve temin etmek istiyoruz. mümkünmüdür acaba?
    k: mümkündür. kantin başkanlığıyla konuşalım. ne istersin. (ilhan cavcav hareketi yaparak) muz istermisin muz? ehehe
    bölük: zohahahahahaha
    asker: hassiktir...
  • -asker! kimsin sen.
    +selami adim komutanim.
    -kunye veeeer.
    +buyrun (kunyesini uzatir)
  • nöbet değişimine gelmeyen nöbetçi üsteğmen aranmaktadır. görevli olduğu yerdeki telefonu aranır.
    +yarbay xxxx
    -j.çvş. xxxxx, komutanım üsteğmen xx'i arıyordum nöbeti varmış, oradamıydı?
    + habercinmiyim lan ben senin iiiitttt! gelde kendin söyle lan! gel çabuk lan buraya
    -em. emr. emre. dersiniz komutanım. (zıçtım, diskoya merhaba)
    asker gidene kadar komutanın siniri yatışmıştır. bir kaç nasihat dinlenerek olaydan yırtılır.
  • zirhli birlikler okulu ve eğitim tümen komutanliği, yedek subay sınıf okulu - etimesgut
    bir ağustos ayı...

    teslim olunulmuş, henüz ikinci gün, öğlen.
    boş boş dolaşılmaktayken gazinonun yanında çimlere yatmış, geviş getiren bölük arkadaşları görülür, "lan askerlik ne güzelmiş, uykum da vardı" denilerek botlar,palaska, bere çıkarılır. kamuflajın üstü çıkarılır,katlanıp yastık yapılır (bi şezlongumuz eksik a.k), güneşin altında sereserpe uzanılır..
    daha 3 4 dakka geçmiştir ki, hafiften beyaz saçlı,böle gözlüklü sevimli bi amca gelir.. hışımla bağırır..

    - napıyosunuz be siz burda, nasıl askersiniz siz, üniversite mezunu adamsınız, subay olucaksınız hepiniz, erata böyle mi örnek olacaksınız?

    amcada sadece 2 yıldız vardır, gerzeğin biri "lan üsteğmen bu,zaten bu yaşta hala üsteğmense kimse sallamıyodur bunu" diye düşünür;
    - koğuşlarda yatmamıza izin vermiyolar
    der. bu sırada ayağında çoraplar üst baş darmadağındır.
    iki yıldızın yanındaki çelengi farketmeyen bu miyop arkadaş komutanın sesinin yüksekliğinden ve barındırdığı sinirden ne dediğini bile anlamaz. 3 saniye içinde botları giyer,arada yere düşer falan. çimenlerdeki herkes aynı şekildedir. tabur komutanı 2.günden bir bölük asteğmen adayına kaymıştır, geri kalan 3 ay da bu zevkle devam etmiştir.

    o gerizekalının başka bi askerlik macerası, gene 2 yıldızla alakalı olarak;
    (bkz: #6676992)
  • askerler yemek yemektedirler, yemekte zeytinyağlı barbunya vardır.
    komutan yemekhaneye gelir ve askerlerle konuşur;
    komutan: nasılsınız çocuklar?
    asker:saol komutanım
    komutan:birşeye ihtiyacınız var mı?
    askerlerden biri hemen atlar;
    -komutanırım yemekler soğuk geliyor bunları ısıtır mısınız?!
  • izmir'de bir er eğitim birliğinde nöbetçi subay telsiz anonsuyla, koramiralin baskına geldiğini haber alır ve yanına giderek vukuat raporu verir. soğuk terler dökerek paşayla dolaşmaya başlar. karargahın önüne gelindiğinde, 1 haftalık bir erin yaklaşmakta olduğu görülür. kafasında kepi bile olmayan patagonya askeri, laylaylom bir şekilde yanlarından geçip gider. gözlerine inanamayan paşa nöbetçi subaya hönkürür:
    paşa- kim lan bu salak! çağır çabuk!
    nb. subay- emredersiniz komtanım!
    asker çağırılır, gayet rahat bir şekilde gelir ve acelem var, imasında bulunarak, buyrun, ne vardı, der. bu arada nöbetçi subay paşanın arkasından ağlamaklı gözlerle askere rütbeleri işaret etmeye çalışır.
    paşa- neden selam vermiyorsun lan sen?
    er- pardon farketmemişim efendim. merhaba!
    paşa- dalga mı geçiyorsun lan sen, selam versene!
    er- merhaba dedik ya, daha ne yapalım ama!

    sonrası gayet hüzünlü. nöbetçi subay için o nöbet bitmek bilmez. er, acemiliğine laylaylom devam eder.
  • kisa donem askerligimin 4. ayi mevsim bahar olmus. dortlu yuruyus kolunda egitime giderken uzman bagirir "saaayyyy"

    boluk her sol adimda baslar saymaya

    boluk: bir
    boluk: kiii
    boluk: ucc
    boluk: dorttt
    kuzgun: bess
    uzman: kim lan o 5 diyen
    kuzgun: benim guray uzmanim (ne bok yedim gene amina koyyim..)
    uzman : sen kadir yarbayin yazicisi degil misin?
    kuzgun: evet guray uzmanim
    uzman: ictimaya, egitime falan gelmiyodun sen. hayirdir?
    kuzgun: cok kilo aldim guray uzmanim. malum bahar da geldi ufak ufak takilicam buralarda musade ederseniz.
    uzman: iii bi daha olmasin.
    uzundonem: ulan ben yapsam olumu dirimi #?!*#$?*diniz...