şükela:  tümü | bugün
  • (vakti zamaninda) u2'nun pek guzel olmayan albumlerinden biri, diyerek dangozlugun $ahini yaptigim ba$lik ve de u2 eseri. neyin gazina gelip de o vakit niye oyle yazdigimi bilsem de biraz daha adam olsam ke$ke.

    (bkz: joshua tree)
    (bkz: rattle and hum)
  • anlamen; türkiye'de alo orda misin isimli versiyonuna rastlanabilen parça...
  • zoo station, even better than the real thing, one, until the end of the world, who's gonna ride your wild horses, so cruel, the fly, mysterious ways, tryin' to throw your arms around the world, ultraviolet (light my way), acrobat, love is blindness şarkılarından oluşan ismi bononun kayıtlar sırasında etrafta dikkatleri çekmek için achtung baby die bağırınmasından çıkan kanımca u2nun en güzel albümlerinden biri
  • u2nun en begendigim albumu. love is blindness gibi bir saheseri barindirmasi bile yeterli. diger sarkilar olmasa bile yeter. elbette anlayana hitab eden bir album.
  • who's gonna ride your wild horses adli muhtesem sarkiyi barindiran u2 albumu...

    the deeper i spin
    the hunter will sin ... for your ivory skin ...
    took a drive in the dirty rain
    to a place where the wind calls your name
    under the trees the river laughing
    at you and me ...
    halluijah, heavens white rose
    the doors you open
    i just can't close
  • 1991 kasım çıkışlı, dokuzuncu u2 albümü.
  • bu albüme nispeten marjinal bir rock grubu olarak takilan ve bir turlu istedigi kitlesel patlamayi yapamayan u2'yu hem mainstream yapan, hem de rock'un zirvesine tasiyan, bir daha inmemek uzere oraya konumlandiran album. cok satmasi dogaldir, cok emek harcanmistir cunku. iyi isler daima alici bulur... ve son olarak until the end of the world yani wim wenders icin yazdiklari sarki muazzamdir.
    u2'nun zaten uc evresi vardir
    birinci donem joshua tree'yle baslamistir ve onlari buyuk yapmistir
    ikinci donem achtung baby'dir ve onlari zirveye kondurmustur
    ucuncu donem ise all that you cant leave behind'dir ve rock koklerine dondurmustur grubu.
  • türkiyede piyasaya sürüldüğü ve okul çıkışı bostancı tren istasyonunun arkasındaki kasetçiden aldığım günü dün gibi hatırlıyorum. kasetçi arkadaş bi de posterini vermişti albümün; bi postere baktım bi de üstünde yazan u2 yazısına, halusilasyon görüyordum sandım, depeche mode kılıklı lavuklar vardı resimde. aslında başımıza gelecekleri o anda anlamalı ve geri bırakmalıydım o albümü; fakat zamanla kabullendik değişimi sevmeye çalışmayı bıraktıktan sonra zevk almaya başladığım bir albüm oldu. lakin eve gelip kasedi koyduğum ve zoo stationı dinlemeye başladığı anı ve başımdan aşağı dökülen soğuk suları hayatım boyunca unutamam. u2 tarihinin en sıkı parçalarından olan* acrobat love is blindness gibi eserleri içermesine rağmen uzun süre bütününü dinleme sabrını gösteremedim, belki biraz fazla radikal bir dinleyiciyim ama bu albümle başlayan zoo tv ve diğer abuk konser zırvalıkları da midemi bulandırmaya başlamıştı. 4 kişilik, sade, herşeyin müzik için yapıldığı rock konserleri dinlemek istiyoruz bizler, tiyatro ve bi ton şaklabanlıkları değil.
  • yalnizca one icin bile olsa alinasi dinlenesi albüm...