şükela:  tümü | bugün
  • başkasının acısından beslenen az değildir. haliyle dile de yansımıştır.

    (bkz: oh canıma değsin)
    (bkz: schadenfreude)
  • çocukken diğerlerine kolundaki yarayı gösterip oyunda ayrıcalık tanınmasını istemek. büyük olmasa da tipik bir örneği bu..
  • "acı besler, uyandırır, boşvermiş bünyeyi."

    (bkz: üç)
  • yalnızca yazı yazabilmek için yaptığımı bile düşündüğüm, bilinçdışı mevzu.

    hayatımı, acımı sayfalara dökerek geçirdim. o acıyı bir şekilde akıtırsam, kaybolup gideceğini düşündüm. kaybolup gitmedi ama azaldı. kimse için değil, kendim için yazdım hep. kendim için yazdıklarımı, başkalarına da açarsam, kalanı da onlara doğru akıtacağıma inandım. o yüzden sadece yazmadım, yeri geldi saatlerce konuştum. aynı şeyi, saatlerce farklı farklı insanlara konuştum. biraz daha azaldı ama yine de tamamen geçmedi. kalanından beslene beslene yazdım. yazmayı çok severim. yazabilmek kadar iyi hissettiren çok az şey var hayatımda.

    sonra bir gün bir şey oldu, akıttığım her şeyden, tüm yazılmışlardan ve yazılacak olanlardan vazgeçtim. en değerlim kalemimse, kalemimden daha değerlisini buldum. acı çekmemek. acıyı, ondan kurtulmak için döküp durmaya alışkın insan, çok güzel bir şeyi hiçbir yere, hiç kimseye dökmeyi göze alamıyor, en mahrem yerine saklıyor. bir gün biri bana o zaman için hayatımda duyduğum en saçma şeyi söylemişti, "böyle şeyler anlatılmaz.". bunun ne anlama geldiğini, acıdan beslenmemeyi tercih ettiğim gün anladım.

    birini seçmem gerekti, acı çekmemeyi seçtim. şimdi bilmiyorum, güzel bir hikaye nasıl anlatılır?