*

şükela:  tümü | bugün
  • ''satış'' işlemini (kontratını) gerçekleştirdiğiniz anda elinizde olmayan bir kıymeti (ki bu hisse senedi, bono veya herhangi bir şey olabilir) satacağınız izleniminin karşıdakinde sağlam bir şekilde uyandırılması ve exhange zamanı (belki t+2 dir, belki değildir) gelene kadar fiziki kıymetin temin edilmesi durumudur, ki bu işten paranın dibine vurulması sonucu dogabileceği gibi ''elde patlama'', ''suratta patlama'' türünden sonuclar doğurması da kuvvetle muhtemeldir...
  • sahip olunmayan menkul kiymetlerin odunc alinmak sureti ile satilmasidir.
  • genellikle sati$in broker'dan yapilip kayda gecirilmemesi, sonra ali$ yapilinca da, once ali$ sonra sati$i kayit altina almak gibi bir yontem kullanilarak yapilir aciga sati$ i$lemlerinin cogu.
  • ingili$cesi short saledir bunun. turkcesi daha guzel yaki$mi$tir.
  • genellikle arbitraj stratejilerinin iki ayagindan biridir. ucuzu al, pahaliyi aciga sat (baskasindan odunc alip sat). bir de ne demisler: yalan sadece aciga cikinca durur.

    edit: aciga satis islemlerinin riskleri ile ilgili bir ornek long term capital management sirketinin hikayesinde bulunabilir. amerikan hazine bonolarini aciga satan ltcm hesaplarinda fena yanilmistir: http://www.derivativesstrategy.com/…99/0499fea1.asp
  • açığa satış yapan gözüpek şahıslar, haksız yere hor görülmelerine, aşağılanmalarına, neredeyse vatan haini ilan edilmelerine rağmen yılmadan kapitalist düzenin namusunu koruyan, borsada hissesi olan şirketlerin sahtekarlıklarını, dolandırıcılıklarını su yüzüne çıkararak, gerektiğinde bir şirketin faaliyetlerine ve hisse değerine bakıp “kral çıplak! hatta göbekli, kel ve nefesi kokuyor!” diye bas bas bağırarak sistemi suistimal eden bireylerin foyasını meydana çıkaran, ve böylece serbest pazar ekonomisi dediğimiz (ama aslında hem serbestlikten hem de anlamlı bir pazar olmaktan bir hayli uzak) şu gariban sistemin nispeten düzgün işlemesini sağlayan cesur finans şövalyeleridir.

    çeşitli sebeplerden dolayı açığa satış yapmak normal hisse alım ve satımından çok daha zor, çok daha meşakkatlidir (türkiye’deki oranı bilmiyorum, fakat amerika’da açığa satışlar toplam hisse alım satım hacminin sadece %2’sini oluşturuyor.) her iki faaliyet de hisse değerinin şirketin gerçek değerini yansıtıp yansıtmadığını ölçmeyi gerektirse de, rutin olarak açığa satış yapmaya kalkışacakların önünde – maddi olsun, psikolojik olsun, kanuni olsun – ciddi engeller vardır. hisseleri borç veren hisse sahibi canı istediği anda hisselerini geri isteyebileceğinden (ve hisse fiyatları sonsuza dek yükselebileceklerinden), açığa satış yapan kişinin aldığı maddi risk teorik olarak sonsuzdur. ayrıca şu anda amerika dahil tüm ülkelerde açığa satışlar normal hisse alış satışlarının tabi olmadığı kanuni kural ve sınırlamalara tabidir. (bkz: #845852) maruz kaldıkları taciz de azımsanacak gibi değildir bu kahraman plaza insanlarının. misal, birkaç sene önce malezya maliye bakanı açığa satış yapanların adi hırsızlardan bir farkları olmadığı, ve de cezalandırmaları gerektiği yönünde bir demeç vermiş, kendisine bu arsız hırsız bozuntuları için uygun cezanın ne olacağı sorulduğunda da ciddiyetle falakaya yatırılmalarını önermiştir. ecnebilerin “short seller” dediği bu “herkes gider mersine ben giderim diğer yöne” düsturlu kişilerin karşılaştığı şüpheci yaklaşım, onlara duyulan nefret yeni bir şey de değil aslında, kökleri en az onyedinci yüzyıla kadar dayanıyor. napoleon bonaparte açığa satış yapanları “vatan haini, halk düşmanı” ilan etmiş vakti zamanında, ingiltere’de ise ondokuzuncu yüzyılın başlarına kadar yasakmış açığa satış yapmak. inanır mısınız, daha geçen sene – şu mübarek 21. yüzyılda bile – alman maliye bakanı ekonomik kriz zamanlarında açığa satşın yasaklanmasını teklif etmiş. kapitalizmin son kalesi amerika’da bile meclis başkanı* dennis hastert "short seller"ları (ss kısaltması bir tesadüf mü?) “masum şirketleri mağdur duruma düşüren eşkiyalar” olarak nitelendirmekten çekinmemiş.

    nedir açığa satanların korkunç suçu, nedir bu kadar aşağılanmalarına, nefret paratoneri olup çıkmalarına, finans dünyasında antagonist kıtlığı varmışçasına tepkileri üzerlerine çekmelerine sebep olan? tek yaptıkları, değerinin düşeceğine inandıkları aktif varlıkları (mesela hisse senedi gibi) ödünç alıp satmak, ve eğer değerleri düşerse ileri bir tarihte daha ucuz bir fiyattan satın alıp borç aldıkları kişiye geri vermek, aradaki farkı da gönüllerince harcamak üzere cebe atmaktır. kısacası, hayatlarını borsada kazanan diğer yatırımcıların aksine, araştırmaları sonucunda bir hissenin fiyatının düşeceğine inandıklarında borsada o inanç doğrultusunda hareket edenlerdir açığa satanlar. egoları ve de kariyerleri şirketlerinin hisse fiyatına pamuk ipliğiyle bağlı şirket yöneticilerinin bu şahıslardan haz etmemelerini doğal karşılamak gerek belki de. tam demir almak üzereyken kendisini “senin gemin hayatta geçemez atlantik okyanusu’nu, yeterli yakıtınız ve erzağınız yok, haritanız eski ve hatalı, motorlar da paslanmış sanki. evet evet, kesin batacak bu gemi. ben gemiyi terketmeden iddiaya girmeye ne dersin?” diyen şom ağızlı bir yolcuyla karşı karşıya bulan bir kaptan ne kadar serinkanlı ve tarafsız olabilirse, şirketinin hisseleri açığa satılan bir patron da ancak o kadar tarafsız ve hoşgörülü olabilir bu konuda. fakat unutmamak lazım ki, titanic sadece celine dion’u tam unutulmaya yüz tutmuşken yıldızlaştırarak kariyerini 15 yıl daha uzatmasına sebep olmuş (ve sırf bu sebeple sonsuz nefretimi haketmiş) felaket bir film değil, aynı zamanda o filmde başrolde oynayan bir gemiydi; ve eğer birileri titanic’in sanıldığı kadar müthiş, sorunsuz, batması mümkünsüz bir gemi olmadığına işaret etseydi, leonardo di caprio ve kate winslet halen aramızda olacaklardı. işte açığa satış yapanların işlevi de budur; yaptıkları da titanic’e “batabilir”, enron’a “şarlatan bunlar” demekten, kömür madenindeki kanarya görevi görmekten, piyasadaki şirketlerle ilgili sorunları başkalarından önce fark etmek ve diğer yatırımcımlara duyurmaktan* öte bir şey değildir. bu görevi de layıkıyla yerine getirirler: son birkaç sene içerisinde hisselerini açığa satarak tehlike çanlarını çaldıkları ve daha sonra dolandırıcılık yaptıkları ortaya çıkan şirketler arasında enron, tyco ve boston chicken ilk akla gelenler. bunların dışında adını duymadığınız, fakat 1990’ların sonlarındaki borsa çılgınlığı sırasında yatırımcıları dolandırmaya çalışan içi boş, naylon şirketlerin (veya dürüst olup sadece hissesi aşırı değer kazanan küçük şirketlerin) foyası da açığa satışların başlaması ve bunun neticesinde yatırımcıların bu şirketleri daha dikkatli incelemeleriyle ortaya çıkmış.

    rakamlarla konuşmak istiyorum: adını daha önce hiç duymadığım ekonomist owen lamont, hisseleri açığa satılan ve de bunu öğrenince basın açıklamalarında açığa satış yapanlara ateş püsküren, hissedarlarına “bu vampirlere hisselerinizi borç vermeyin” çağrısında bulunan bir grup şirketi incelemiş ve görmüş ki bu şirketlerin hisseleri yoğun olarak açığa satılmalarını takip eden üç yıl içersinde ortalama yüzde 42 değer kaybetmiş; yani hisseler balonmuş, fiyatları yapay olarak şişirilmişmiş, kral çıplakmış. başka bir araştırmada da, 47 ulusal borsada açığa satışın yaygınlığı incelenmiş ve herhangi bir borsada açığa satışın yaygınlığı ile o hisse piyasasının güvenilirliği ve istikrarı arasında pozitif bir korelasyon olduğu gözlemlenmiş.

    şunu da unutmamalı: hile, yalan, dolan sözkonusu olmadığı durumlarda bile, açığa satışların serbest olması borsanın düzgün işlemesine katkıda bulunur. sırf piyasanın likiditesini arttırdığından da değil; bir hissenin fiyatı teoride o hisseyi piyasaya sunan şirketin geleceği hakkındaki yatırımcı beklentilerinin ağırlıklı ortalaması olduğundan (bu kadar uzun bir tamlama kurmayalı yıllar olmuştu), açığa satışların kısıtlanması zıt fikirlerin ortalamaya etkisini de düşürecek, ve de hisse fiyatını gerçek değerinden uzaklaştıracaktır. beteurope veya süperbahis ile aşina olanlarınız için şöyle bir analoji açıklayıcı olabilir: bir maç için bahisler açılıyor, pointspread belirleniyor, fakat takımlardan sadece birine bahis oynamanıza izin veriliyor. olacak iş değil.

    the last samurai filminin dvd'sinin satışa çıkmak üzere olduğu bu mübarek pazar gecesinde, mali piyasaların bu korkusuz samuraylarını saygıyla selamlıyor, hayatımda – değil açığa satış yapmak – normal bir hisse işlemi bile yapmadığımı, hatta gerçek bir hisse görmediğimi, tutmadığımı, koklamadığımı ekleyerek sözlerime son veriyorum. şimdi türk halk müziği…
  • kemal unakıtan'ın bazı yatırımcıların imkb'de yaparak yabancıların aklını karıştırdığını iddia ettiği işlem türü. üstelik bir de "gereksiz açığa satış" diye de eklemiş.

    hakikaten karikatür gibi insanlar yönetiyor bu memleketi. güzel kardeşim, gereksiz açığa satış diye bir şey olmaz. eğer o işlem gereksiz ise, adam zaten parasını kaybeder oturur aşağı. ne imkb'nin ne de spk'nın tüzüğünde açığa satış yasaktır, yapanı yakarız diye bir madde yoktur (zaten imkb'de yapması zor).

    yasak olan manipulasyondur. o da zaten çoğu zaman aşağı yönlü değil, yukarı yönlü yapılır. açığa satış gayet doğal bir işlem türüdür. borsa 7 binden, 50 bine çıkarken iyiydi de şimdi mi kötü oldu?

    ama sen vurgun arıyorsan, git bankalar arası piyasada* son 10 gündür olmayacak seviyelerden kotasyon veren bankaların peşine düş. zira 14.06.2006 tarihinde (yani bugün) hazinenin döviz bazlı büyük miktarda bir iç borç itfası olacak. bu borç bankalara ytl'ye çevrilerek ödenecek. çevrim yapılırken de, son 10 günkü kur ortalaması alınacak. hali ile söz konusu bankalar, bankalar arası piyasada uçuk fiyatlardan fiktif kotasyon vererek kurun bu itfa tarihine kadar yükselmesini sağlamaya çalışıyorlar. böylece hazine onlara çok daha fazla ödeme yapacak. söz konusu itfa tutarının 3.2 milyar $ olduğu düşünülürse son 4-5 günkü harekette devlet nereden baksan 150-200 milyon $ zarara uğratılmış oluyor.

    merak edenler için haziran ayı hazine itfaları:
    http://72.14.221.104/…iran&hl=tr&gl=tr&ct=clnk&cd=4
  • düşen piyasada pek şahane para kazanma yöntemidir.
    elinizde olmayan bir senedi, o anki piyasa fiyatından (örnegin 3 ytl'den) satarsınız. piyasayla birlikte asagı gelen senetten o gün içinde bir de alış yaparsınız (2 liradan mesela). aradaki fiyat farkı x lot miktarınız kadar kar elde edersiniz. ters mantıkla, önce satış-sonra alış yapmıs olursunuz.

    not: birçok kurum acıga satıs işlemine izin vermiyor. bunun için kurumların acıga satıs yetki belgesi almış olmaları gerekiyor.

    ayrıca bir de acıga alış vardır.
  • yaygin kaninin aksine satilan odunc bir menkul kiymet degil, herhangi t aninda menkul kiymetin satilacagi fiyattir. (bkz: ne dedim lan ben) alis-satis sureci bu islem turunde tersten isler. soyleki, siz gider a aktorune "ben sana b kiymetini su kadar zaman sonra satarim, ister misin" diye sorarsiniz, eger a kisisi bunu kabul ederse t zaman sonra alacagi kiymetin odemesini size yapar. siz sagladiginiz finansmanla gezer tozar, yer icersiniz, ama t zaman bitmeden, tahaahut ettiginiz kadar kiymeti alir, t aninda teslim edersiniz. eger kiymet bu sure icersinde dusus yasadiysa satici; halihazirda sattigi kiymeti, daha dusuk bir fiyata alip teslim ettigi icin kar eder, hayat bayram olur. yok eger beklentilerinin aksine kiymeti temini, satis vaadindekinden daha maliyetli olursa, bu seferde kahraman saticimiz eline almis olur. (bkz: short selling) (bkz: enron)