şükela:  tümü | bugün
  • insana türlü türlü gerginlik yaşatan bir hadiseymiş bu. anlatayım:

    kadim dostum turgut'la beraber yine bir içme gecesinin ardından sabaha karşı turgutların evine varılmış, bir müddet odada anlamsızca dolaşılmış (sarhoşken oluyo bu), yataklara girilmiş (iki farklı yatağa bittabi), televizyon açılmış ve ardından sızılmış. buraya dek herşey normal. anormallik sabah başlıyo zaten...

    can hıraş bir biçimde "aaaah ooooh" sesleriyle uykum bölünüyor, ne olduğunu anlayamıyorum. tam ayılabileyi başaramadığımdan gözlerim kapalı, durumu kavramaya çalışıyorum. kulağıma gelen sesler tek bir şeyin habercisi : şu an biri birini çok pis sikiyo, bu çok net. ihtimalleri gözden geçirmeye başlıyorum bir kaç saniye içinde:

    1) dün gece barın birinden hatun düşürdük, şu an sevişmekteyim :

    ereksiyonu kontrol et > müspet.ereksiyon halindeyim.
    pipi herhangi bir şeyin içinde mi? > negatif. güzel, turgut'un oyuncak ayısına bi penetrasyonum olmadı demek. muhtemelen ön sevişmedeyiz (umarım ayıyla değil, hatunla)
    elimde bir meme var mı? > negatif. tüh!
    bi kalça hiç olmazsa? > o da yok..
    dilin yaladığı bir boyun? > ı-ıh...
    sürtülen bi pantolon arası? > yok.olmasın zaten. benim kuşağım erkeklerinin pipisinde sürtünmekten "loft" yazısı çıktı metal düğmeden, "ykk" ibaresi belirdi fermuardan.

    o zaman bu sevişen ben değilim

    2) dün gece barın birinden hatun düşürdük, şu an turgut sevişmekte :

    ereksiyonu kontrol et, noolur nolmaz durum gruba gidebilir > müspet.ereksiyon halindeyim.gürlüyorum.

    ayak tırnaklarımı kesmiş miydim? toplum içine çıkıyo sayılırız > müspet. ayaklarım cillop gibi.çekinilecek bir şey yok.

    ortamda o klasik küçük dil titreşimli genizetinden gelen turgut horlaması mevcut mu ? > müspet. turgut horul horul uyumakta.

    o zaman bu sevişen turgut da değil

    3) çok afedersiniz uyur haldeki turgut'u sikiyorum

    ereksiyonu kontrol et > negatif. gitti ereksiyon turgut diyince.

    ne kadar içtiğini hatırlamaya çalış > turgut'la birbirimizin olacak kadar çok değil. çok şükür.

    10 milyar verseler turgut'u siker misin > ı-ıh. hayatta da yapmam.

    güzel...durum bu da değil.

    4) allah muhafaza turgut beni sikiyo

    turgut'un ereksiyonunu kontrol et > oha! herşey bu kontrolle mi başladı acaba ?

    üzerinde bir ağırlık hissediyor musun? > negatif. çok şükür.

    anüste basınç ? > çok hafif.

    osurunca geçiyor mu ? > müspet. son yenilen döner sıkıştırdı demek.

    ortamda o klasik küçük dil titreşimli genizetinden gelen turgut horlaması mevcut mu ? > negatif. osuruğu koklayınca nası sustu bak hayvan birden ehehe

    çok şükür durum bu da değil.

    5) dün gece barın birinden iki hatun düşürdük, şu an birbirleriyle sevişmekteler :

    ereksiyonu kontrol et > hissedilir bi artış oldu aniden. vay maşallah.

    turgut'un ereksiyonunu kontrol et > bak az evvel de aynını sordun; elliyim mi lan herifin pipiye nasıl kontrol ediyim?

    yorgana bak, yorgana bak,kabarma var mı? > müspet. turgut erekte.

    turgut ayak tırnaklarını kesmiş midir ? > negatif. imkanı olsa onları da yer bu adam.pis adam. sevişen iki hatunun arasına beraber kaynama hayallerimi sonlandıran adam.

    tam bu esnada turgut'tan gelen sesle irkiliyorum : "oha lan nooluyo ?". turgut, benim bir süredir duymakta olduğum "aaaah oooh" haykırışlarını sonunda farkediyor, uyanıyor. "hay allahım uydu açık kalmış, sabahın altısında insan sikişir mi be?!!" diyerek televizyonu kapatıyor. benim de nice ümidim ve ümitsizliklerim yok oluyor. (evet içinizdeki soru içinizde kalmasın,derhal cevaplıyayım: uydu:hotbird, kanal:privatespice, şifreleme: viaccess-irdeto, irdeto'ya geçince manuel girin yalnız)

    uyumaya devam ediyoruz. ediyoruz da vay ben ne bileyim turgut'un babasının at yarışı hastası olduğunu...tam ben daldıktan sonra odaya girip, başıma dikilip, hipodrom tv'yi açacağını...

    "evet atlar starting box'da ki yerlerini aldı"

    uykulu iç ses: hatun işi fosladı,dün gece ahırın birinden at düşürdük, şu an sevişmekteyim

    "ve start verildi, johnnyguitar iç kulvardan bir boy farkla liderliği ele geçiriyor"

    uykulu iç ses: geçiriyor...geçiriyor....yoo...yooooo...bi yanlışlık olmalı?

    "dış kulvardan 12 numaralı yavuzum-4'ün atağı..."

    uykulu iç ses: atlar...büyükler...çok büyükler...iriler...

    "5 numaralı degustasyon bindiriyor,bindiriyor..."

    uykulu iç ses: allah müslümana bindirmesin böylesini...

    "son 100 metre johnnyguitar geliyor, yavuzum-4 geliyor,geliyor,johnnyguitar geliyor"

    uykulu iç ses: birlikte geliyo bi de şerefsizler! adiler! hani evcildiniz lan siz? hani insanın en iyi dostuydunuz lan? böhü lan?

    "ve johnnyguitar bir baş farkla kazanıyor"

    uykulu iç ses: o baş dediğin ne biçim ama...fırk...
  • "gözlerimi açmakta zorlanıyorum. etraf karanlık ama bir yerden kuvvetli beyaz bir ışık geliyor. üzerimde bir örtü var. elimi oynatmak istiyorum, oynatamıyorum. örtüden kafamı hafifçe çıkarıp bakıyorum. hiçbir şey göremiyorum. bulanık. her yer çok bulanık. bir yerlerden, derinlerden kur'an okunuyor. anaaam öldüm mü lan, en son ders çalışıyordum. lan ölmüşüm. ühühüüeee üstümü örtmüşler, duamı okuyorlar napacam lan ben huaaaaaaa huuaaaaaaa" diye debelenirken koltuktan aşağı yuvarlanınca ayılınır. ders çalışırken koltukta sızılmıştır. anne kıyamamış, gözlüğünüzü gözünüzden çıkarmış, üzerinizi örtmüş ve ışığı kapamıştır. sol kolun üzerine yatıldığından kol uyuşmuştur. götün altında sıkışmış olan televizyon kumandası da mesaj tv'yi açmıştır. oh be yaşıyorum.
  • sezen aksu nun size ozel konser vermesi gibi durumlarin ortaya cikmasina sebep olabiliyor.
  • fanatik fenerbahçeli olmak ve maç sonrası özetlerin karşısında sızmak eyleminin rüya aleminde yarattığı saçma etki olsa gerek;

    kötü oynan bir oyun sonrası özetler izlenir hocaların yaptıkları yoruma kafadan yorumlar yapılır, saat olmuştur bilmem kaç gözler kaymaya başlar, halüsinasyonlar görürsün, hayal gerçek saçma sapan bir halde karışır, ufaktan sızarsın. bakmışsın bir anda yeşil saha önünde, üstünde sarı lacivert forman, olmuşsun teknikdirektör, volkan'a bağırırsın oğlum orta sahaya girme sen kalecisin.maldonaducum mal mısın oğlum geri pas verme falan diye. kendini anlatırsın; bakın ben ki euro2008'in şampiyon takımı ispanya'nın teknik direktörüydüm , ispanya gol kralı güiza’yı size getirdim, benim adım ki "karagomez" dersin ki o anda rüyandan kendine kendin gülerek uyanırsın.
  • 18 saat süren bir uyku içersinde önce kovboy ve hemen akabinde bir haber stüdyosunda sunucunun yanında * yerimizi almamızı sağlayan hiç bir mana çıkaramamakla beraber kalorifere dayanıldığı için cehennem sıcağı hissinde terim terim terlememizi sağlayan şey; korku ve panik.
  • kendimi bir gün çok ama çok aptal gibi hissetmeme neden olmuşluğu var. serde müzisyenlik var, yıllardır iyi kötü bas gitar ve gitar çalıyorum. uzun zaman grubumla birlikte istanbul'da sahne almadığımız mekan kalmadı. kemancı, hayal kahvesi, mojo, shaft, alman biraz evi, buddha, vs.. müzisyen arkadaşlar bilirler; sahnede cover çalmanın zevki başkadır, ama her müzisyen mutlaka üretmek ister, üretime açtır. bizim de grup olarak söz ve müziğini bireysel olarak ya da birlikte yaptığımız şarkılarımız vardı. bir kısmını ciddi çalışmalar sonunda kaydettik allahtan. ileride olursa çocuklarımıza dinletecek çok güzel tınılar biriktirdik.

    bir dönem oturup bas şarkıları yazmaya kastım. bas şarkısı yazmak gitar ile rif bularak araya da bir bridge kondurup sonlandırabileceğiniz kadar kolay olmuyor tabi. bas gitar müzikte daha çok bir eşlik enstrumanı olarak kullanıldığı için, solo olarak sürekliliği ve dinlenilebilirliği yüksek bir bas şarkısı yazmak bir hayli güç. tabi bir de kişinin bas gitara ne kadar hakim olduğu da ortaya çıkan işde büyük bir rol oynuyor. hiç bir zaman çok çok iyi bir bas gitarist olmadım, ama vasatın üstünde çaldığımı rahatlıkla söylebilirim. neyse.. dedim ya, bir dönem oturup bas şarkıları yazmaya epey kastırmıştım. istediğim gibi olmadı, olamadı. şarkı yapmaya küsmemek için akustik gitarımı elimden düşürmüyor, zihnimde canlanan tınıları derlemeye çabalıyordum. işte kendimi aptal gibi hissetmeme neden olan olaylar zinciri de böyle kıvılcım aldı.

    bir gün öğlene doğru salondaki koltukta uyandım. feci biçimde akşam'dan kalmaydım, her yanım tutulmuştu ve ağzımın içinde sanki bir fare ölmüştü. açık kalan televizyonu kapattım ve dişlerimi fırçalamak için banyoya gittim.. dişlerimi fırçalarken aklıma bir melodi geldi ve mırıldanmaya başladım. epey hoş bir melodiydi ve geldiği gibi aniden uçup gitmemesi için bir an önce notaya dökmeliydim. hemen ağzımı çalkaladım ve akustik gitarımı kılıfından çıkartana kadar melodiyi yüksek sesle mırıldanmaya devam ettim. sakız bir melodi yakalamışa benziyordum. akor dizilişi de çok kolaydı. sözler girdiğinde e5* - a5*, nakaratta ise e5* - g5*.. şimdi iş şarkının başına güzel bir rif motifi oturtmaktı, ardından da bir bridge yazarsam dadından yenmezdi. mırıldana mırıldana, klavyede geze geze zihnimde patlamalar şeklinde kendini inceden gösteren giriş rifini oluşturdum. acaip heyecanlanmıştım. uzun zamandır böylesi sağlam, sert bir melodi bulmamıştım. unutmadan tüm bunları hemen kaydetmeli ve gruptaki çocuklarla paylaşmalıydım.

    o kadar heyecan yapmıştım ki, kayıt etmekle falan uğraşmadan hemen grubun gitaristi erhan'ı aradım.

    c- abi müsaitsen bana gelsene hemen!
    e- ayılmaya çalışıyorum olm.. sen ne zaman kalktın?
    c- oldu biraz.. şimdi onu siktir et de, hemen bana gel. bi şarkı yaptım, sana dinletmek istiyorum.
    e- abi hele bi kendime geleyim..
    c- başlatma şimdi kendine gelmeyi, çabuk gel şarkıyı unutmadan.
    e- tamam lan tamam, 15 dk’ya sendeyim.

    erhan nihayet geldi.. heyecanımdan yerimde duramıyor, adeta manik atak geçiriyordum. erhan oldum olası aramızdaki en sakin insandı ve her zaman olmasa da arada bir bu tip ayarsız heyecanlarımızı kursağımızda bırakacak türden tepkiler verirdi. akşamdan kalmış olmanın da verdiği nemrutluk ile “ee abi, şarkı diyodun.. çal da dinleyeyim neymiş” dedi. hemen çalmaya koyuldum..

    c- abi bak burası giriş rifi, buradan sözlere geçicez, ardından şöyle bi bridge var, ardından da yine başlangıç rifine dönüp bitiricez. nasıl??
    e- bunun için mi uyandırıp buraya kadar getirttin beni?
    c- siktir lan, o kadar kötü değil! hatta hiç kötü değil.
    e- ahahahahahahah....
    c- noluyo lan?? olm cidden beğenmedin mi, söyle!!
    e- ahahahahah... yok yok, beğenmemek ne haddime ahahahaha...
    c- e noluyo olm o zaman, kafayı mı yedin? niye böyle abuk sabuk gülüyosun?
    e- olm dava açarlar, süründürürler bizi.. ahahahah...
    c- ne davası erhan.. hasta etme adamı, gevelemeden söylesene neden bahsediyosun??
    e- olm bu melodi baştan sona çalıntı.
    c- siktir lan, olmaz öyle şey! bugün banyoda dişlerimi fırçalarken dolandı dilime, oturup notaya döktüm.
    e- onu bilmem bilader ama çalıntı söyleyeyim ahahahaha..
    c- yaa olm mal mal konuşma, 1 saat önce besteledim diyorum sana!
    e- audioslave diye bi grup var bildin mi?
    c- bildim..
    e- iyi, bu şarkı onların.
    c- ya bi siktir git manyak mısın nesin.
    e- valla bak.. show me how to live diye bi şarkıları var adamların, onun aynısını yapmışsın.
    c- olmaz öyle şey.
    e- olmuş ama bi şekilde ahahahaha.

    tabii ki erhan’a inanmıyordum, ama kıllanmamış da değildim hani. hemen internete girip şarkıyı indirdik ve beynimden vurulmuşa döndüm. benim şarkının tıpkısının aynısıydı. gitarın tonu bile olmasını istediğim gibiydi hatta. ama nasıl olabilirdi böyle bir şey? albümleri daha yeni çıkmıştı ve bu şarkıyı daha önce hiç dinlemediğime, hatta ne dinlemesi be daha önce hiç duymadığıma herşeyim üzerine yemin edebilirdim! erhan çocukluk arkadaşım olduğu için ona bu durumla ilgili bir açıklama borçlu değildim elbet, zaten ne kadar deli, ne kadar akıllı olduğumu en iyi bilen insanlardan biriydi. lakin bu garip ötesi durumla ilgili kendime bir açıklama borçluydum, zira kafayı yemek üzereydim. ben dumur ninemi ziyaret etmiş mal mal bunu düşünürken erhan televizyonu açtı. mtv açıldı. erhan zeki adam, hemen hafiye gibi eksik kalan uçları birbirine uladı ve konuya açıklık getirdi. madem uyandığımda tv’yi kapayana dek mtv açıktı, o halde show me how to live’in tv’de yeni dönmeye başlayan klibi bilmeden de olsa beni intihal’e sürüklemişti. kendimi o an ne kadar aptal hissettiği anlatamam. bir daha da asla sabah uyanıp şarkı yazmaya yeltenmedim. zaman zaman da aklıma gelen melodileri “ulan acaba bu sefer kimin şarkısı sızdı beynime?” diye düşündüğüm olmuştur.
  • (bkz: pi) yi izlerken görülen siyah-beyaz rüyalar
  • açık kalan kıçın etkisi kadar büyük değildir.
  • dengesiz ev arkadaşın sabaha kadar iyi kötü çirkin i izlemesiyle ertesi gün yolda yürürken üzerinizde bir tedirginlik oluşması durumudur.