şükela:  tümü | bugün
  • bir faydasi da sudur: (kendimden biliyorum)

    1998-1999: guitar isimli bir program yazdim. sunsite'a gonderdim, freshmeat gibi birkac software index sitesinde submit ettim.
    1999: debian, guitar'i distribution'a dahil etti.
    2005: programa son 5 hatta belki 6 senedir hic dokunmadim, millet patchler yazmis, buglar fixmis, ve hala daha debian ile dagitilan sevilen bir program guitar. maintainer olarak debian'da programin deb'lerini yapan eleman gorunuyor. icindeki readme hala benim yazdigim readme. help-about'a bakin, hala adim ve (eski) e-mail adresim var.

    helal sana open source.
  • "open source sacmaliktir" iddiasina katilmak mumkun olmamakla beraber "elektronik bilginiz varsa buzdolabinizin nasil cali$tigini anlarsiniz" gibi bir goru$e de "yeterince disassembly / reverse engineering bilen biri de source'u olmayan programin nasil cali$tigini anlar" cevabini $ak diye suratina yapi$tirip yuzunde yeterince islanana kadar gezdirmek vaciptir.
  • open source yazilim, allah'a ulasma yoludur. tasavvuf inancindaki allah inanci ve buddhism'deki "reenkarnasyonlar vasitasiyla kademesel bir sekilde nirvana'ya varis"a benzer... tasavvuf'ta her insanda allah'in bir parcasi vardir, ve olan hersey allah'in bir parcasidir. open source yazilimda da herkeste allah'in bir parcasi (bilgi) vardir, ve herkesteki bilginin butunu allah'i olusturur.

    buddhism'de ise kisi, nirvana'ya ulasmak icin kendine yeni sinavlar koyar, hayati boyunca cabalar, kademeler atlar... ayni open source gurularinin yaptigi gibi... bu iki teoriyi birlestirirsek, kisi yarattigi deneyimleri, bilgileri paylasarak, kendi parcasini allah'a/nirvana'ya kavusturmus olur, her paylasimda, kisi, yeni rutbelere erisir ve allah'ina kavusmus olur. sonucta open source allah'a ulasma yoludur, bir dindir.

    bunun karsi yakasinda ise, microsoft ve bill gates, yani seytan vardir. allah'in image'inde yaratilmis olan bir seyi, yani bilgi'yi, microsoft olarak tanimlayarak allah'in varligini gozardi eder, ve kullanicilarina kendini empoze ederek, allah yolundan saptirir. microsoft inanciyla yasayan bir kisi, bilgisel reenkarnasyonlari yapamadigindan dolayi kademe atlayamaz, allah katinda rutbesi ilerlemez.
  • eğer varolmasaydı, bilim dünyası çok afedersiniz yarrağı yemişti. bugün bilimsel araştırmalar için o kadar çok açık, özgür yazılım kullanılıyor ki, herşey kapalı ve ücretli olsa tüm bilimsel araştırmalar yavaşlardı.

    örneğin bugün cern'de slc5 adında bir redhat klon'u linux kullanılır. bunun yanında lisans'lı windows ve pek çok paralı yazılım (office vs.). windows daha çok office kıl yün işleri için kullanılır (tabi windows'ta daha iyi çalışan pek çok yazılım da var (örnek: labview)). ama veri analizi (ki higgs bozonu var mı yok mu bunu veri analizi söyleyecek) çoğu kişi tarafından c++, root, python vs. kullanılarak yapılır, ki hepsi özgür yazılımdır bunların.

    özel olarak root cern'de geliştirilmiş bir c++ framework'üdür. bazıları der ya hep open source'un desteği yok diye. yarramı yok. root forumunda bir konuda yardım isteyim, aynı gün içinde cevap gelir, çoğunlukla sorun çözülür. cern lisanslı windows'un desteği bile bu kadar hızlı değildir.

    işin güzelliği, cern'de olmayan, bu alanlara erişimi hiç olmayan biri de bu özgür, açık yazılımları kullanabilir.

    edit: yil 2012 ve buyuk olasilikla higgs bulundu. konuyla ilgili konusmalarda, makalelerde gordugunuz grafikler varya, hepsi root ile yapilmistir. tabi grafik isin sadece gorunen yani, o grafigi ureten analiz de buyuk olasilikla c++ ve root kullanilarak yapildi.
  • microsoft açık sistemi neden karalıyor ve ondan niye korkuyor?

    açık sistem hareketi üyesi eric s raymond

    geçtiğimiz mart ayının sonlarında microsoft şirketi açık sistem'e karşı büyük bir kampanyaya girişmiştir. hedef kitlesi amerikan şirketlerinin yüksek rütbeli yöneticileri olan bu propaganda ile açık sistem'e güya savaş ilan etmiştir. bir çok konuşma ve basın toplantısı ile linux ve onun ile ilgili teknolojileri anti-amerikan(yani onların deyişiyle vatana düşmana ve adeta kansere benzetilmek istenmiştir. (terc. notu: aynı dönemde türkiye'de microsoft "krize rağmen türkiye'nin yanındayız" diyerek, sanki dünya çapında böyle bir tartışma yapılmıyormuşcasına bizim milletin ve kamuoyunun uykusunu bölmemiştir) kullanılan lisan ise tuhaf bir şekilde general jack d. ripper'in ,1964 'de çevrilmiş olan dr. strange love isimli filmindeki paranojak monologlarını anımsatıyor. bu monologlarda general, sovyet rusyanın amerika için oluşturduğu tehdidi anlatıyordu. (filmin bir diğer ismi ise 'endişe etmeyi bırakıp bombayı nasıl sevmesini öğrendim') microsoft, etkilemeye çalıştığı müşterilerini, açık sistem yazılım ve teknolojilerini eğer ki kullanırlarsa, hayatlarının tümden zehir olacağına ikna etmeye çalışıyordu. böyle bir hatanın neticesinde sanki bütün meslek sırlarını ve işleriyle ilgili ayrıntıları kamuoyunun saldırısına açık bir duruma getireceklerine inandırmaya çalışıyordu.

    bunlar gerçekle ilgisi olmayan gülünç iddialardır. açık sistem yazılımları internet'in daha başından itibaren belkemiğini oluşturmuşlardır. internetteki değişik servisler olan dns( domain name server), e-mail ve web'in kendisi hepsi açık sistem yazılımları tarfından yürütülüyor ve interneti kullanan şirketler hergün bunlardan faydalanıyor. gnu c derleyicisi (c dili bir çok uygulamanın yazıldığı temel dillerdendir, herhangi bir c programı kaynağından kendiniz derlemek istediğinizde bir derleyiciye ihtiyaç duyarsınız. gnu (gnu's not unix) serbest yazılım vakfının oluşturmaya çalıştığı serbest işletim sisteminin ögelerini içerir. gnu c derleyicisi de bunların en önemlisidir.) ise "her" yerde mevcuttur. sadece linux veya diğer serbest işletim sistemlerinde değil, mesela sun microsystem'in işletim sistemi solaris'de, hewlett-packard'ın hp-ux'unda, ve bir çok profesyonel (paralı) unix türevlerinde temel derleyici durumundadır. büyük şirketlerin merkezi bilgisayar sistemleri de bunlara dahildir. bütün bu örneklerin hiç birinde açık sistem yazılımlarını kullanmak bu şirketlerin değerli bilgilerini veya paralı (kapalı) yazılımlarını açığa çıkarmalarını veya kamuoyuna açık bir hale getirmelerini gerektirmemiştir.
    burada yapılmak istenen, açık sistem lisanslarından biri olan gpl (gnu serbest işletim sisteminin genel anlamlı lisansı - general public license -) ile diğer serbest yazılım lisansların birbirine karıştırılması. bir mevcut yazılımdan yeni bir yazılımın üretilmesi ve o yazılımın kullanımı da birbirine karıştırılmaya çalışılmıştır. halbuki bir çok serbest yazılım lisansı gpl'den farklı olarak, kendi programlarından üretilen yeni programların kaynaklarının açık olmasını gerektirmiyor.

    korku ,belirsizlik ve güvensizlik dağıtmak

    fakat bu kampanya microsoft'un kendisinin hiç bir şekilde açık sistem yazılımlarından faydalanmamasını gerektiriyordu. halbuki 18 haziran'da the wall street journal yıllardır bilinen bir gerçeği ilk defa olarak açıklıyordu. microsoft'un serbest email servisi hotmail, serbest bir işletim sistemi olan freebsd ile çalıştırılıyordu. belli ki büyük yük altında çalışabilecek güvenilir ve sağlam bir sistem için açık sistem yazılımlarını kendi zayıf ve kırılgan ürünlerine tercih ediyorlardı. ayrıca linux'u world wide web'i ,interneti yaratan programcılar topluluğunun yıllardan beri bildiği ve söylediği üzere microsoft yazılımları bir açık sistem yazılımı olan berkeley software distribution (bsd)'nin izlerini taşıyordu. bir unix türü olan bu paketin bir çok fonksiyonunun microsoft'un fonksiyonlarına temel teşkil ettiği aşikardı.
    bu microsoft'un ileri gelenleri tarafından ilk önce inkar edildi. iki gün sonra ise kendileri de bu gerçekleri kabul etti. fakat şimdi cevaplayamıyacakları bir soru ile karşı karşıyalar, o da kendilerinin tercih etmelerine rağmen müşterilerinin açık sistemden uzak durması gerektiğini nasıl açıklayacaklarıdır.
    bu sorunun cevabını biz çok rahatlıkla verebiliriz, nitekim bunun için uzay bilimi okumuş veya üstün algılama kabiliyetlerine haiz olmak gerekmiyor. kurmuş bulunduğu yazılım tekelini, müşterilerine uyguladığı - kendi sistemine mahkum etme - stratejileri ile ayakta tutmaya çalışan microsoft, bir kaç yıl önce bazı çalışanlarının dışarıya sızdırdığı yazışmalardan, ki bunlar halloween documents olarak ünlenmiştir, da anlaşıldığı üzere açık sistem'i kendi tekelini yıkacak bir "tehdit" olarak görmektedir.
    teknik olarak değerlendirilecek olursa, açık sistemin her gün gerçek koşullarda denenen ve tekrar gözden geçirilerek hataları bir çok programcı tarafından düzeltilen yazılımları, microsoft'un dışarıya kapanık yazılım fabrikalarında üretilen ve satılacağı güne kadar hiç bir müşterinin kullanımına ve deneyimlemesine sunulmayan kapalı türü yazılımlarını geride bırakmıştır. ekonomik yönden bakacak olursak açık sistemin düşük maliyetli olması ve el bilgisayarlarından tutun da microsoft'un hotmail'ini çalıştıran büyük bilgisayar merkezlerine kadar geniş bir yelpazede problemsiz çalışması, güvenilir ve güçlü olmasından ileri geliyor.

    pazar payı kaybı

    bildiğiniz üzere ev bilgisayarı pazarı artık doyum noktasına ulaşıyor ve eski işletim sistemi sahipleri (windows 95, 98 ve nt4.0) windows'un yeni ürünlerini almak da çekimser kalıyorlar. desktop pazarının %92 elinde tutmasına rağmen microsoft donanım satışlarının azalmasından etkileniyor. buna karşın her ay internet-sunucu olarak kurulumu yapılan linux aygıtlarının windows 2000 satışlarını solda sıfır bıraktığı görülüyor. bu araştırmayı yapan netcraft burda sadece internet ile ilgili sunucuların belirtildiğine dikkat çekiyor. kısacası büyük bilgi merkezlerinin bilgisayar yazılımlarını tekelinden yitirmeye başlayan microsoft bu stratejisini desktop pazarında başarıya ulaştırmaya çalışor.
    yazılım üreten şirketlerin dikkat etmesi gereken konu, microsoft'un hedef listesinin başında bulunmalarıdır. eğer açık yazılım kullanırlarsa, bütün yazılımlarını bedavaya vermeleri gerekir kanısını taşıyan bu kesim, microsoft'un propagandaları ile tam anlamıyla panik oluyor.
    daha bitmedi, kendisi de linux gibi bir açık işletim sistemi olan bsd, linux ile birlikte büyük şirketlerin bilgisayar merkezlerini windows'un elinden almaya başlamış. "high end" pazarı hakkındaki bu araştırmalar, uluslararası data group, boston ve d. h. brown associates inc, port chester n. y. tarafından yapılmış. böylelikle microsoft'un gelecek ile ilgili planlarını fonlayacak bütcesinden de büyük bir dilim eksilmiş olduğu anlaşılmaktadır. diğer bir taraftan düşen donanım fiyatları geleneksel olarak yazılım için ayrılan paranın da azlmasına sebep olmuş. bu yüzden paket program satışlarının da azaldığı ve microsoft'un pahalı windows ve office yazılımlarının da revaçtan düştüğü sanılmaktadır.
    şimdi microsoft'un gerçekci analistlerinin üstlerine anlattığını tahmin ettiklerinizle, kamuoyu önünde microsoft sözcülerinin açıkladıklarını bir zihninizde karşılaştırın. diğer bir yönden bakılacak olursa microsoft'un müdahalesi ile yükselen hisselerinin gelecekte hangi kaynaklardan besleneceği de belirsizdir. bu kıskaçtan kurtulmak için microsoft'un son kozu olarak sarıldığı .net ağı onun son çırpınışları sayılabilir. elinde bulundurduğu ve büyük olmanın verdiği avantajla sağladığı kaynakları kullanarak bu son atağa kalkışmıştır. amacı ise desktop pazarını bir diğer yoldan kendisine mahkum etmektir. sunduğu dijital kimlik ve sadece kayıtlı kullanıcılarının faydalanabileceği türü servisler yelpazesi ile tekelini korumaya çalışacaktır.

    düşünülmemesi gerekenlerle mücadele

    bilişim sektörü temsilcilerinin tek bir kaynaktan bütün araç ve gereksinimlerini karşılaması gibi ütopik bir hayal da böylelikle yavaş yavaş suya düşmektedir. onun yerine bu yöneticiler ağır ağır bazı sorular sormaktadır. bu sorular özellikle microsoft gibi bir yazılım tekelini ayakta tutmaya çalışanların uykularını kaçırmaktadır. açık sistem usülü ile, yani bir çok denek programcının denemesi ve düzeltmesi ile ortaya çıkan yazılımlar her gün problem çözme ve temel servisleri ayakta tutmaya yeterli ise, neden tek bir adresten ve üstelik kapalı yazılımlar temin edilsin? neden yazılım bir tüketim malzemesi olmasın ve yazılım şirketleri servis konusunda rekabet etmesinler? deutsche bank'dan alex brown'un tahmini ile yazılım harcamalarının %30 lisans için yapılan harcamalardır. diğer bir %40 ise yazılım entegrasyonu (değişik yazılımların uyumlu bir şekilde çalışır hale gelmesi) için harcanır. yazılımın kaynaklarının kapalı olması bu çalışmaları ne kadar zorlaştırdığını tahmin edebilirsiniz. bütün bu masraflardan tek kalemde kurtulmak neden münkün olmasın? microsoft bu soruları aklınızdan bile geçirmenizi istemiyor. bugün aklınızdan geçirdiğinizi yarın uygulayabilirsiniz. uyguladığınız takdirde ise, microsoft kaçınılmaz sonuna yaklaşmış olacaktır. eğer açık sistem'in gelişmesini engelleyen politik ve kültürel çekinceler de ortadan kalkarsa, teknik açıdan kendini kanıtlamış ve microsoft'un çalışanlarının bile itiraf ettiği (bakınız halloween documents) üzere imrenilecek bir seviyeye gelmiş olan açık sistem yazılımları pili bitmiş bir teknoloji tekeli olan microsoft'un hazin sonunu hazırlayacaktır.
    the wall street journal'ın da ortaya çıkardığı gibi microsoft'un karalama kampanyası aslında bir yalanlar kampanyasıdır. buna microsoft gibi büyük bir şirket niye gerek duysun diye sorarsanız, biraz önce saydığımız etkenleri uçuca eklemeniz ve tablonun microsoft açısından hiç de içaçıcı olmadığını keşfetmeniz gerekiyor. herkesi sömüren tekellerinin ayakta durabilmesi için, her ne şekilde olursa olsun, internet'i kullanarak gelişen bu topluluğun bertaraf edilmesi gerekiyor. açık sistem yazılımları bir şekilde sabote etmek veya onları kanunlarla yasaklamak, hatta açık sistemi ahlaksız ilan ederek insanları ondan soğutmaları gerekiyor.
    tabii amaçlarına ulaşmak için daha rafine yöntemler seçiyorlar. açık ve serbest yazılım üretenlerein yarın öbürgün, insan zihni ile ortaya getirilen her türlü artı değerin sahiplerinden alınarak kamuoyuna serbestce dağıtılmasını taleb edeceklermiş izlenimi yaratarak, açık yazılım üreten programcıların hepsinin berduş, altmışlı yılların hippilerine benzer (tek fark gpl yazılı tişort giymeleri) komün hayatı yaşayan kişiler olduğunu iddia ederek ve tabiiki bunlardan çok daha etkili olabilecek kanuni önlemler önererek. mesela digital millenium copyright act (dmca) diye ünlenen yasa tasarısı ile hem program geliştirenler hem büyük yazılım tüketici şirketler hedeflenmektedir. aynı şekilde lisanslar patent kanunların satır araları değerlendirilerek yaratıcı programcıların ve bunları çalıştıran şirketleri sıkıştırmak için kullanılır.
    open source'e (açık sistem) karşı kayda değer bir hukuki girişimin bugüne kadar vuku bulmaması ibm gibi firmaların linux'a önemli yatırımlar yapmış olmaları ve böyle bir atağa kendi avukatlar alayı ile cevap vereceklerindendir. nitekim aleyhinde sonuçlanabilecek bir hukuki meydan savaşı microsoft'un mevcut durumunu pek yapıcı bir katkı sağlamıyacaktır.
    belki mahkemelerden medet ummak şimdilik microsoft için boş, ama kanun yapıcılarını ve yasama yetkisini kontrol etmek öyle değil. linux'u insanların özel ve şahsi "beyin eserlerine" el koyan zihniyet olarak sergilemek ve böyle tanıtmak belki eninde sonunda bazı yasa tasarımcılarını etkileyecektir. demek ki yazılım müdürleri olduğu kadar senatörler de microsoft'un propagandasının hedefidir. bu saygıdeğer beylerin daha önceki bir takım fırsatlarda (mesela dmca, bütün bigisayarların standard bilgi alış verişi yönetmeliği veya akıl almaz copyright kanununa eklenen ek maddeler) özel beyinsel ürünlerin korunması adı altında ortaya atılan, fakat aslında tekeli-ayakta-tut stratejilerin sonucu olan bir takım yasa-oyunlarına iştirak ettikleri görülmüştür zaten. microsoft belkide bunların devamına oynuyordur.
    aslında geçmişde ancak kamuoyundan uzak, özel davet ve iş konuşmalarında, üst düzey yöneticilerle yüzyüze yapılan görüşmelerde kullanılan bu üslup ve taktikler hiç yansıtılmasaydı ve linux'un büyümesine engellemek için ortaya konulan bu çabalar böylesine büyük çapta bir kampanyaya dönüştürülmeseydi microsoft'un amaçlarına daha uygun düşerdi. kamuoyuna open source'un kendilerine bir şey ifade etmediğini söyledikleri o günlerde böylesine yüksek riskli fakat yüksek beklentili bir çark etmelerinin arkasında bu gizli emeller olmalı. open source faydalımıdır, zararlımıdır tartışmasını kamuoyuna indirirken, aslında open source'un sonuçlarının kendilerini etkilemeye başladığını yadsımaya çalışmaktadırlar. kendilerini zor duruma düşüren open source'un beklenmedik yükselişinden ziyade olası zararlarına dikkatleri toplayarak open source'e saldırmak microsoft stratejistlerinin mükemmel buluşu olsa gerek.

    eğer gerçekler sizin yanınızda değilse

    eğer gerçeklerden güç bulamıyorsanız, yalanlara sarılırsınız. tıpkı microsoft'un bu davasında olduğu gibi. microsoft'un sergilediği her yeni açıktan linux'un programcıları ve open source'un savunucuları tüm güçleriyle yükleneceğinden emin olabilirsiniz. bunun için microsoft'un savaş stratejisine birebir cevap vermek bile zorunda değiller. çünkü yavaş ama emin bir şekilde programlama platformunu ele geçiriyoruz. nitekim fazlamesai den yorulmuş bilgisayar mühendislerinin defalarca restart ettikleri bilgisayarlarından ve registry errorlarınden ve inanılmaz güvenlik açıklarından ve programlama dili kütüphanelerinin çöküşünden ve nihayet windowsun meşhur blue screen'den (ölümün mavi ekranı) ne denli bıkmış olduklarını tahmin edebilirsiniz. bunlara microsoft'un inkar boyutuna varan "asparagas"larını da eklersek, open source'un zafere yaklaştığını görebiliriz.

    mohandas k. gandhi'nin şu meşhur sözlerini tekrarlıyalım:
    "en başta seni tanımaz, görmezden gelirler. sonra sana gülerler. bir ara seninle savaşmaya başlarlar. sonra sen kazanırsın."
    gandhi şiddetten uzak durarak yürütülen her aktif mücadelenin son merhalesini tarif ediyor sanki. buna göre biz de zafere yakınlaşmış olmalıyız. nitekim microsoft hafife alınmayacak bir irade ile open source'a yüklenmek için kamuoyuna inmiştir. bilgisayarcılar topluluğunun sık sık güç almak için tekrarladığı bu sözler artık yerini bulacaktır.

    eğer öyle olursa bu herkes için iyi demektir. neden diyeceksiniz? bilgisayarcılarla, bilgisayarcılar arasında geçen bu beyin mücadelesinin toplumun genel faydası için ne kadar ağırlığı vardır? ha açık sistem ha kapalı yazılım, ne olmuş yani? dememelisiniz. bu oluşumun ekonomimizi, gelecekte toplumumuzun ve dünyanın yaşayacağı medeniyetini etkileyeceğini söylemek abartı mı olur acaba? bilgi toplumuna dönüştüğümüz günlerde bilginin tek bir şirketin kontrolünde akan bir meta mı, yoksa açık standartlar ve milyonlarca sesin mevcut olduğu bir forum mu olmasını istersiniz? tekelleri koruyan ve tekellerin yönettiği bir iletişim altyapısı mı, yoksa özgürlük mü? kullanıcıların kullanacakları yazılımları seçebileceği mi, yoksa kullandıkları yazılımlar tarafından kontrol edilenler mi olması gerekir? biz bu soruların cevaplarını biliyoruz. microsoft'un cevaplarını da biliyoruz.
    zafer bizim için önemlidir.
  • ali ve veli iki köylü, sadece çiftçilik yapıyor. biri pirinç ekiyor, biri bulgur, hem sahip oldukları topraklar buna müsait olduğundan hem de paşa keyifleri öyle istediğinden ve hiçbir zorunlulukları olmamasına rağmen her gün koca koca kazanlarda pilav yapıp dağıtıyorlar birbirlerinden bağımsız olarak.

    köyde üçüncü bir şahıs daha var, hiçbir sikim yapmıyor, bir gün o pilavdan yiyor, bir gün öbür pilavdan. sonra başlıyor söylenmeye yok bu pilavın yanında bir de kavurma olsaydı, yok kuru ne güzel giderdi, yok ayransız da hiç çekilmiyordu, yok papaz her gün pilav mı yermiş...

    ali ve veli yine iyi insanlar, bu üçüncü şahsa taleplerini neden karşılamayacaklarını ve bunun için üzgün olduklarını tatlı tatlı anlatıyorlar ve ekliyorlar eğer kendisi hayvancılıkla ve / veya tarımla uğraşıp istekleri için gereken, et, yoğurt ve bakliyatı temin ederse bunları da aynı şekilde hazırlayıp pişirip sunabileceklerini söylüyorlar. üçüncü şahıs da bir aydınlanma yaşayıp hemen bir işin ucundan tutmaya başlamıyor elbette, bugün pilavların tuzu azdı, lapa gibi şeyleri yedirdiniz, sikerim belanızı bir daha böyle olursa deyip çekip gidiyor.
  • acik kaynak kodlu yazilim felsefesi hacker'liktan dogmu$ olmasina ragmen, kafayi yemi$ bir fan'i olarak insanoglunu star trek'teki du$unce sistemine ta$iyacak sayili uygulanabilir (ve hatta yaygin bir $ekilde uygulanmakta olan) felsefeden biri olduguna inanmaktayim. star trek first contact'ta 24.yuzyildan gelen picard, kendisine kac para maa$ aldigi soran yirminci yuzyil lily'sine $oyle cevap verir : "the acquisition of wealth is no longer the driving force in our lives. we wish to better ourselves and the rest of humanity."

    karl marx'in tarti$masiz insanligin yonunu degi$tiren komunizm teorisi ile acik kaynak kodlu yazilim felsefesinin dayandiklari en onemli temel ekonomi olmasina ragmen ortak du$tukleri asil nokta, john von neumann,john nash gibi dehalarin ortaya koydugu gibi, bireylerin ait olduklari toplulugun refahi icin cali$masinin matematiksel olarak en iyi sonucu verdigidir. zaten "gen bencildir"* du$uncesinde, ya$amini "daha iyiye" evrilerek geli$tiren her canli toplulugunda bireylerin toplulugun iyiligi icin feda edildigi gercekligine parmak basilir.

    acik kaynak kodlu bir yazilimin en onemli ozelligi dogal yapisi geregi, herkese yarar getirecek bicimde "evriliyor" olmasi degildir tabi aslen. ilk yarari aldiginiz yogurdun $effaf olmasidir : uretiminde kullanilan sut, uretim $artlari, gecirdigi tum a$amalar elinizin altindadir. ne yediginizi bilirsiniz, ve surekli ayni standartta oldugunu da. bir kere acik kaynak kodu degerlendirirken, bugun dunyadaki en buyuk yazilim projelerinin torrent yazilimlari degil guvenlik ve performans kritik devasa "enterprise" uygulamalar oldugunu, bu uygulamalarin ordular ve/veya devletler seviyesinde hizmet verdigini hatirlamakta yarar vardir. bu durumda bilgi guvenliginin "fatal" onem ta$idigi platformlarda acik kaynak kodun onemi tarti$ilmaz hale gelmektedir.

    acik kaynak kodlu bir yazilimin en onemli ikinci ozelligi de "ki$iselle$tirilebilmeye" musait olmasidir. bir onceki buzdolabi ornegi uzerinden gidilebilir aslinda. verildigi kadariyla eksik gibi dursa da acik kaynak kodla kar$ila$tirmak icin buzdolabi kullanicilarinin buzdolabi uretiminden anladiklarini da eklemek gerekir. acik kaynak kodlu yazilim kullanicilari, o yazilimin uretim yontemini zaten biliyorlardir. actiklari yazilim kodunu okuyabiliyor anlayabiliyorlar, duzeltme ve ekleme yapabilecek kudretteler, bunlarin otesinde kullandiklari yazilimin ki$isel ihtiyaclarini ne derece tatmin ettigini de kavrayabiliyorlar. bu durumdaki bir buzdolabi kullanicisinin buzdolabinin cali$ma mantigini iyi bildigini ve elinde duzeltme/geli$tirme yapabilecek araclar oldugunu da kabul edersek (zira yazilim geli$tirmek zaten kullanilan uretim araclari acisindan bakildiginda sifir maliyetlidir), ben evdeki buzdolabimda yuksek tencereler kullanmadigim ancak daha cok birim alana ihtiyacim oldugundan raf yuksekliklerini azaltip raf sayisini arttiracak bir modifikasyon yapmak isterim dogrusu.

    butun bunlarin yaninda ki$isel emek verilen urununu ba$kalari ile payla$mak konusunda ketum olan yazilim geli$tiricilerini de kinamak, acik kaynak koda destek vermedigi icin yargilamak dogru olmaz du$uncesindeyim. yazilim sektorunde cali$an herkes bilir ki, du$uncelerinizi/cozumlerinizi calip kendi i$lerinde kullanan bir suru zibidi yazilim geli$tirici bulunmaktadir. olaya $irket yararliligi acisindan bakildiginda bireyin topluluk icin fedasi anlamina gelebilse de, gercek uyesi olunmayan (maslow piramidi'nin ust katlarinda yer alan bir ekosistem oldugu icin id'e daha uzaktir.) ve sadece maddi gelir beklentisiyle yer alinan bir toplulugun yarari icin hareket etmek ve her $eyden onemlisi kendi eserinizi korumak icgudusunu dikkate almamak ne denli "insanca"dir, sormak lazim.

    kapali kaynak kodu maddi gelire cevirmek, ba$ka bir deyi$le kaynak kodu maddi gelir amaciyla kapali tutmak konusunda ise sadece yazilim geli$tiriciler suclanmamali zira tum dunya, butun sektorlerde boyle donmekte, sistem boyle i$lemekte. acik kaynak kodlu yazilim felsefesi ise ba$ta soyledigim gibi bu -adaletsiz?- sisteme kar$i sesini cikartabilmi$ ve hatta uygulanabilmi$ ve uygulanmakta olan sayili du$uncelerdendir.
  • kullandığın ürünün üretim bilgilerini istememek ile ulaşamamak arasındaki farkı anlayamamış insanların yanlış yorumladığı oluşumdur.

    yeterli elektronik bilgiye sahip iseniz elektronik eşyanızın nasıl çalıştığını içine bakıp anlayabilirsiniz...
    ayrıca arabanızın çalışma prensibi en sürücü kurslarında mutlaka öğretilen ve sınava alınarak geçmeniz gereken bir bilgidir... eğer arabanızın şematiklerini isterseniz yeniden üretemeyeceğiniz şekilde bile olsa satan firmadan (en azından övünmek için) bir çok bilgi alabileceğinize eminim...
    ilaçlar konusundaki örnek için ise prospektüs tavsiye ediyorum, ama zaten prospektüs okumadan ilaç içiyorsanız bişi diyemem...
    cocacola ve pepsi gibi firmalar ise kolanın formulu açıklamıyor... ama cocacola içiyor olmak açık kaynak olayının yanlısı olmamak olarak algılanıyorsa open source yanlısı olmayan camiasında hakikaten büyük yanlıştalar demektir...

    bu arada evet ben açık kaynaktan yanayım, amcalar saçlarını uzatmış küpeleri takmışlar... lan dedim ne güzel şekil yapmışlar, yemişim kaynak kodunu... bende böyle takılayım...
  • ssg'nin ne dedigini daha da kirparsak "destekleyenler gizli e$cinseldir" dedigini ve aslinda dunyada her tur destek aktivitesine girenlerin gizli e$cinsel oldugunu cikarabiliriz.

    daha da kirparsak "e$cinseldir" dedigini goruruz ki open source'a e$cinsel diyerek ne kadar gerizekali aptal oldugunu belirtmi$tir zaten. ssg'nin gerizekali olmasi sozluk ruhuna aykiridir bence.
  • (bkz: açık kaynak)
    herkesin katkisina acik olan program kodu.
    linux bu sekilde gelisti.
    yeni bir akim haline geldi.
    (bkz: açık kod)