şükela:  tümü | bugün
  • kanamasi durmus ama uzeri henuz kabuk baglamamis, iyilesme surecine yeni girmis ama halen mikroplara acik olan yara cinsidir.
  • (bkz: aşk)
  • (bkz: ask acısı)
  • valla bunu yazmak icin daha uygun bir baslik bulamadigim icin bu basliga yaziyorum. once mesaji verelim:

    "acik yaraniz varsa efendi gibi doktora olmadi bir eczaneye filan gidiniz, bakkala gitmeyiniz."

    sene 97. mevsim yaz. cenk ile birlikte yaz okulundayiz. bizden iki ay once fethiye calis plajina gitmis, guya tatil kisvesi altinda amelelik yapan hakan durup durup bize "olm atlayin gelin, ortam sahane" diye tahrik ettigi icin dayanamayip otostop vasitasi ile fethiye'ye gidiyoruz. hesapta hakan'i bulucaz ama, adres ve cep telefonu iletisimi diye bir halt olmadigindan elimizdeki tek bilgi olan "calis plaji"na guveniyoruz. velhasil kelam, bir sekilde hakan'i bulduk, "sahane" dedigi ortamin bir barakadan ibaret oldugunu gorduk. bu arada baraka dedigim cidden baraka, kulube bile degil. fi tarihinde calis plajinda bir bar olarak tasarlanmis, belli. sonra terkedilmis gitmis, icerisinde bilardo masasi..vs.. hurda esyalar olan bir baraka. hakan burada tanistigi bir kac kisi ile birlikte bu barakada yatip kalkiyor, bir tanesi bilardo masasinin uzerine cibinlik sermis orasi barakanin en luks yatagi mesela.

    neyse, bu adamlar burada yatip kalkiyor. bir tanesi muzisyen aksamlari bir barda caliyor, bir digerinin altinda bir jeep var onunla turistleri safari ayagina gezdirerek yolunu buluyor. diger bir eleman daha var, o barmen. bir de bizim hakan, ne bok yedigi belli degil. ayak isleri yapiyor, o gun kim cagirirsa ona yardim ediyor..vs.. bir de, bu barmen elemanin calistigi barin arkasindaki depodan bir mobilet bulmus, aksama kadar onunla tor tor tor dolaniyor. buldum dediysem, calisir ve tek parca halinde bulmus degil. baya tam ortadan ikiye "kirilmis" sekilde buluyor ama hakan akli bes karis havada bir gudubet olmakla beraber elinden her is gelen, cok iyi bir makine muhendisi oldugu icin azmedip, oradan buradan alet edevat bulup tamir ediyor, calistiriyor. calisiyor calismasina ama, her parcasi ayri dingiledigi ve zar zor ayakta durdugu icin zirt pirt bozuluyor. mesela kablo kisa kaldigi icin bujiye giden elektrik kablosunun ortasinda kutu kola acma kapagi bagli. o sekil.

    biz cenk'le tatil yapmaya gelmisiz, dolayisi ile is guc filan bizi pek baglamiyor bunlar isteyken biz gunduz takiliyoruz. bir gun hakan'in mobileti bizde, cenk onde ben arkada mobiletle cevre turu yapiyoruz. ama turistik yerlere degil de calis plajinin arkasindaki koylere dogru yardiriyoruz. oralarda turizmle degil de hayvancilikla, tarimla ugrasan koyler var. biz koyunun kuzunun arasindan toprak yollardan mobiletle geziyoruz ama nasil gaza gelmisiz belli degil, o an altimizdaki mobilet degil de harley davidson sanki. kahkahalarla guluyoruz.

    bu arada hava binbesyuz derece, gunesin altindayiz. cok susamisiz. ilerde bizim uzerinde oldugumuz yoldan sola dogru hafifce ayrilip sonra yokus yukari biraz cikan ufak bir patikanin onunde bir cesme goruyoruz. daha dogrusu ben goruyorum, cenk tam yanindan gecerken "lan lan cesme var surda, su icelim" diyorum. cenk ilerden u donuyor geri geliyor, ayrimdan saga donecek diye beklerken devam ediyor baya bi geriden bir daha u donuyor. ben ne bok yiyecegini anliyorum, "lan yapma, dur" demeye kalmadan bu hiyaragasi hizlanip hizlanip gelip o yokus yukari patikaya daliyor. bir sonraki sahne aklimda kare kare kalmis, tamamini hatirlamiyorum.

    karelerden birinde ben havadayim, bir level altimda cenk var, onun bir level altinda da mobilet.
    bir sonraki kare cenk cesmenin yalaginin icinde, uzerinde mobilet ben topraktayim.

    ikimiz de oldugumuz yerde anirircasina guluyoruz ama agzimiz yuzulmus yamulmus durumda. bir sure sonra kahkahalar inlemeye donusuyor, "anam anam" diye inliyoruz. ufak bi problem var, ben iyiyim cunku topraga dustum ama cenk yalaga dustugu, bacaginin uzerine de mobilet dustugu icin bacagi dizin biraz altindan son derece duzgun bir kesik olarak 10 cm kadar yarilmis ve herif bacaginin uzerine basamiyor. ayrica mobilet de artik calismaz halde.

    ben mecburen herifi bir omzuma, mobileti diger tarafima alip yaklasik iki bucuk saat o gunesin altinda barakaya tasiyorum. hatta barakaya vardiktan sonra artik adamin mecali kalmadigi icin adami sirtima alip tasiyarak yakinlardaki tek medeniyet kirintisi olan bakkala goturuyorum. ama ikimiz de tukenmisiz, bitmisiz artik. bakkala durumu ozetliyorum, yarayi temizlemek icin bisi var mi diyorum. cenk'in konusmaya mecali yok. bakkal "bir dakka hallederiz" diyor, tezgahin arkasinda bisiler ariyor filan, sonra elinde bir kolonya sisesi ile cenk'e yaklasip biz daha "dur, yapma" demeye kalmadan acik yaranin uzerine kolonyayi boca ediyor.

    bu cenk dedigim adam, durup dururken hir cikarip dunyanin sopasini yemisligi olan ve bunu birden cok kez tekrarlamis, kolay kolay devrilmeyecek, guresle filan ugrasmis kalipli bir adam. oyle kolay lokma degil yani. ama o bakkal, o kolonyayi acik yaraya doktugu an sadece agzindan "abi... naptin?" lafi cikiyor ve toplam bir saniye surmeyecek bir sure icerisinde bembeyaz hale gelip [ki ben bir insanin o kadar beyaz olabilecegini ilk kez orada gordum] dusup, bayiliyor. adam baya bildigin acidan bayildi yani. bakkal "bisi olmaz bisi olmaz, ayilir birazdan.. sonra yatsin dinlensin gecer bi haftaya diyor" sanki yaptigi son derece normal birseymis gibi.

    cenk bu olaydan sonra 15 gun topalliyor, o acik yara o sekilde, dikissiz filan bir sekilde iyilesiyor.

    mesaji tekrarlayayim:

    "acik yaraniz varsa efendi gibi doktora olmadi bir eczaneye filan gidiniz, bakkala gitmeyiniz."
  • sen orda yoksun'dan göksel şarkısı

    açık yara zor kapanırmış
    giden kolay unutulmazmış
    bitmediyse bitmiyormuş meğerse

    yarım sevdalar ağlarmış
    yerine kimse uymazmış
    terk eden de terk edilmiş meğerse

    özlediğimi biliyorsun
    beklediğimi biliyorsun
    söylemem gerekmez
    hissedersin sen

    söyle nasıl duruyorsun
    yoksa unutuyor musun
    söyle neden gelmiyorsun
    neden?

    herkes sana benziyormuş
    kimse sen gibi kokmazmış
    git demekle bitmiyormuş meğerse

    benim olduğunu biliyorsun
    boşuna direniyorsun
    kahreden de kaybedenmiş meğerse
  • ağzımda bir adet mevcut olan işkence aleti. dişim çekildi ve beynime kadar bir tünel oluştu sanki. ağzımı açınca daha hızlı düşünüyorum şuan kapalı.
  • göksel'in yeni albümünden hissedilenleri anlatmada başka söz gerektirmeyen şarkısı.

    "özlediğimi biliyorsun
    beklediğimi biliyorsun
    söylemem gerekmez
    hissedersin sen."

    çok güzel.
  • düzenlemesi çok başarılı yeni göksel şarkısı. gitarlar ve yaylılar çok etkileyici.
  • bu kadın, bu göksel niye bu kadar aşık, kime bu kadar aşık, kimi bu kadar güzel seviyo lan? nasıl ya?

    ''özlediğimi biliyorsun
    beklediğimi biliyorsun
    söylemem gerekmez
    hissedersin sen'' :)
  • aşkın yalanmışın kardeş şarkısı, mükemmel bir şey.