şükela:  tümü | bugün
  • bir turgut uyar şiiri. dört parçadan mürekkeptir. o meşhur "durursa anlaşılır saaatin kaç olduğu" dizesi bu şiirdedir. ilk bölümü şöylecedir:

    i

    durursa anlaşılır saatin kaç olduğu
    ürkek yürek bütün geçmişi kabulleniyor
    ve kazmaların ve garların hiç uyumadığını
    hiç uyumadığını alkolün
    çiçeklerin ve tuzun
    gemilerin ve çin'de ve büyük britanya'da ve
    bilmem bu gerinmeler, bu büyük yürek çarpıntısı
    bu sakallı adamlar dağlardaki
    birden farkına vardığımız güzelliği dünyanın
    güzelim
    galiba sonundayız uykumuzun.
  • ii

    benim vaktim bir terliğin vaktidir
    onursuz. ayakta. ve kullanılan
    ve fatih yangınında, ev yanarken
    konsolun altından kaçırmış babam

    ziller çalınır, ormanlar uğuldar, pencerelerde
    kesik saçlı çocuklar bakışırlar ve
    ateşle, anıyla, kedilerle. karmaşık ve
    suyla geliştirmişti onu babam

    ben bir zincir kıranım. eylemsiz
    kışlara ve suikastlere yatkın yaradılışım
    aşklara ve düzene ve dükkansızlığa ve
    bir terzi kadar hırçınım bazan.
  • iii

    içinde sizin de olduğunuz gece
    sonsuz bir kaynaktır, çizgiye

    köprüleri ayakta tutan güç ve
    dükkanları işleten, gizlice

    babaları onurlu kılan ve gizlice
    ve anaları mutlu kılan gizlice

    kompresörleri ve yolları uygulayan biribirine
    adamları çıkaran koskoca iskelelere

    nüfus sayımlarına, ateşböceklerine
    suya ve ateşe doğru o gem almaz düşünce

    ey o büyük düşünce!..

    size bağlı değildir...
  • iv

    ben oturmaya geldiğimi sanırdım. hoş geldim.
    ve istanbul dolaylarında, bir takım odalarda
    güllerin ve ayazmaların ve savaşların
    birbirine karıştığı. ceviz ağaçlarında
    ve sanırdım saçların kendiliğinden
    köpüren biralar gibi ağardığı
    akşamüstleri
    bulvar kahvelerinde.

    geceyi kimlerin böldüğünü
    uzun saçlı aldanışların böldüğünü
    ve büyülü bayramların böldüğünü
    çoğu zaman çiçeklerle ve
    çoğu zaman gülücüklerle kutlanan

    ve ben patlak gözlü mübaşirlerin
    mutsuzluğunu sanırdım evlerinde
    ve bazılarının sırf bu yüzden öldüğünü
    ve kendi askerlerimiz
    sınırlarda ve oralardayken
    kaputları ve postalları kendiliğinden
    sekiz düğmeli ve sırım bağlı sanırdım
    ve çocuklar hiç umulmazken
    hiç hiç umulmazken
    yapılan bir şeydi gündüzümüz ve
    gecemiz isteğimizce kullanılmazken
    ve biz bir şeye katılırken.
    yüzüm küçük, ufak, öyle sanırdım
    dağlara sürerken yeşilliği ilkyaz
    çocukların sakalları çıkmaya başlarken
    bando mızıkalar çalınırken
    her şeyin yapılmasına katılırdım
    biraz hüzünlü, biraz şaşkın, biraz şen
    her şeyin yapılmasına katıldığımı sanırdım.
    sonra gece. sonra yanlışlığım. sonra alerji
    yani kurdeşen.
  • geçen yine sırtımı umuduma dayayıp oturduğum o bankta okudum bu şiiri ilk defa.
    belki de önce okumuştum, hatırlamıyorum ama.

    artık şiirlerin hikayesel anısı oluyor bende, ölene dek unutmayım diye herhalde.

    ..
    ey o büyük düşünce!..

    size bağlı değildir...

    " demiş ya bence bu şiirin sonunda olmalıydı, o büyük düşüncelerim kimseye ait olamaz. üzgünüm ama ben bile haketmiyorum onların gerçeküstü- masum hallerini. sen insansın demesine gerek yok başka şairin. ben insanım ve gerekliliğim ne yazık ki kir-günah-kötü şeyler.

    hepsi en gerçekte bu şiirin en yakıcı yer, "güzelim
    galiba sonundayız uykumuzun." kısmıdır, kesin yani.

    hayatı gerçek kılma biçimi olarak uyanmalı, ya da uyumalı.

    hayallerin - rüyaların - düşlerin nerde bitip nerde dünyanın başladığını görmek çok acı ve çaresizlik içinde bırakıyor insanı.

    kabul etmek için gerçekleri, sahiden anlamamak gerekliliği sahiden aptalca.

    http://www.youtube.com/…fg71wpbw&list=rdnx6bs7o8ue4