şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bu sabah 03.00 sularinda icimdeki manyagi, deliyi, sirreti, panteri cikaran talep. ki genellikle sessiz biriyimdir, kavgayi asla tercih etmem. soguk savas iyidir.

    cocugu hasta bir anneye yanlis yapmayacaksin arkadas.

    dun aksam 22.00'de oglumun atesli oldugunu farkettim: 38 derece. sabah 02.45'e kadar bildigim tum yontemlerle atesi dusurmeye calistik. 38'in altina hic inmedigi gibi 02.45'de 39.7'yi gorduk. ki elimde bir civali termometre ve iki adet bu termometreye gore dogrulugunu teyid ettigim termometre. koltuk altindan digital ve alindan kizilotesi. bu ikisini bulana kadar da envai cesit marka ve model denedim. velhasili ates benim gucumun sinirlarini asinca evimizin yanindaki ozel hastaneye gittik. biliyordum ki novalgine igne bizim dusuremedigimiz atesi dusurecekti.

    hastane gisesinde gorevli muayene girisi acip fark ucreti istedi benden. nevrim donmeye yakin dr cocugu getirin dedi. acil servis hekimi kulaktan digital bir termometreyle atesi 37.4 olctu. cocugun atesten kizaran yuzu, titremesi bir anlam ifade etmedigi icin termometre karmasasini efendice anlattim kendisine. onemsemedi. islemi tamamlayin igne yaptiralim dedi. islemin tamamlanamayacagini anlattim. ciktim gorevliyle konustum. muayene sayilirmis, durum acil degilmis, yesil alan kapsamindaymis. durumun acil olup olmadigina dr karar verir dedi. dr ise 37.5'un yuksek ama 37.4'un yuksek olmayan ates oldugunu soyledi. sahi madem yuksek ates yoktu novalginle neyi dusurecekti? benim termometre 38.6 diyordu yanimda getirmistim. fark ucretini vermezsem o gorevlinin maasindan kesilecegini, kendi cebine girmeyecegini falan soylerken ben delirmisim, kudurmusum.

    hadi bana 'fark ucretini odemedigi icin tedavisini yapmadik' diye bir yazi verin. dedim. oyle bir yazi veremeyiz dedi. hoykurdum. sinirlenmeyin hanimefendi dedi. aksamin onundan beri ates dusurmeye calisiyordum ve sabahin o kor vaktinde bana durumun muayene kapsaminda olacagi anlatiliyordu ve ben sinirlenmemeliydim.

    fark ucretini (10 tl) veremeyecek durumda degildim ama olabilirdim de. hastaneyi ikisinin basina yikacagimi dahi soyledim. icimdeki her kotu hayat bulmustu. cok sukur imkanim vardi, atladik arabaya baska ozel hastaneye gittik. kulakici termometresi 36.4 olctu. ama acil servis dr.u ben aciklamaya baslarken termometreye gerek olmadigini cocugun halinden de dokununca da atesin yuksek oldugunun belli oldugunu soyledi. 05.00'de eve geldik.

    ates hala 38.0. hele sunu bir atlatalim, bimer'le sivayacagim kollari. sinirlenmeyecek-misim!

    edit: herseyden once belirtmeliyim ki, gorevli memur dr u uyandirmadan dr gelmeden basladi fark ucreti muhabbeti. hani dr karar veriyordu. dr daha gormeden zaten muayene girisi yapmisti. rakamin bir-on-yuz olmasi hicbir seyi degistirmez. burada mevzu 1in yanindaki 0 sayisi degil, kiytirik bir ozel hastanenin yaklasimi.

    hastaneye gitmek hele ki acile benim icin son secenektir cunku yasadigim sehirde 3uz ogullarimin ikisini birakacak kimsem yok hele ki sabahin ucunde. hastane konya anit hastanesidir. alenen ifsa etmek icin yaziyorum. diger acile gitmek istememe sebeplerim bende kalsin.

    cocugun atesi 37.5 olsa ben yatip kalkip sukredecegim. kesinlikle degildi. termometreye ihtiyac duymadan +-0.2 yanilma payiyla ben hissediyorum atesi ki alet dr un gozu onunde 38.6 olcuyordu. bana 37.4'un normal, 37.5'un yuksek oldugunu anlatmasin kimse. gerizekali muamelesi yapmasin. hastane bombostu kimsenin hakkini gaspetmedim yemin ederim. birkac ay once yuksek atesle gittigimizde baska bir hastaneye, biraz ates var siz lutfen onlarla ilgilenin diyebilmistim de. sira bende demedim. kibirle bencillikle ilgisi yok bunun.

    dr lar cok bozulmus belli de ayiramiyorlar mi ilac yazdirmaya geleni? ben dunku dr.a serefsiz dr sahsiyetsiz dr demedim mesela. sahsiyetsiz adam dedim. dr.lar hep boyledir kanisina kapilmadim. oyle olduklarini dusunmuyorum da.

    yanaklari kizarmis, titreyen, oksuren, bitkin alti yasindaki bir cocukla bir anneyi sabahin ucunde hastanede goren kim/kac kisi muayeneye cikip geldigimi soyleyebilir?

    edit2: o hastaneleri secmemdeki tek parametre evime olan mesafesiydi. on lira vermeyeceksin madem git devlet hastanesine ne demek ya? degil on, bir lira vermezdim.

    edit3: 37.4 tu madem ates novalgine'i zevkine mi yapacaklardi. 37.4e parasetamol bile vermem ben. saglikci degilim. ama egitimsiz de degilim. 37.4 ates yesil alan. fark ucreti ode novalgine yapalim he mi?
  • geçenlerde benim de içimdeki çingenenin çıkmasına sebebiyet veren olay. arkadaşımın atesi 40 derecenin üzerine çıkınca gece haber verdiler.çocuk daha önce kalp spazmı geçirdiği için ağır bir hastalık geçirmesi daha da riskli. zaten 40 derece yeterince risk barındırıyor. kalktık devlet hastanesine götürdük. ayakta duramayan hastayı çok yoğun oldukları için yarım saat içeri alamayacaklarını söylediler. biz de adını vermekten çekinmediğim şafak hastanesine gittik. ateşini ölçtüler 40 derece çıktı,doktor hemen serum verilmesini ve odaya çıkarılıp müşahede altında tutulmasını söyledi. bu arada kapıdaki kadın elimize bir kağıt tutuşturdu ve bizi ödeme yapacağımız yere yönlendirdi. çocuğun annesi önden, ben arkadan gittik vezneye. adam 140 lira gibi bir şey ödeyeceksiniz dedi. kadıncağız panikle ses çıkaramadı. tekrar sordum bu sefer 140-150 arası bir şey ödeyeceksiniz dedi. hastanın ateşinin 40 derece olduğunu ve acil gelen hastalardan böyle bir ücret talep edemeyeceklerini söyledim. burada bekleyebilir hasta işaretlenmiş dedi. halbuki bize verilen kağıtta acil hasta da bekleyebilir hasta da işaretlenmemişti. aldım kağıdı elinden, bizi oraya yönlendiren kıza gittim. sinirli bir şekilde "biz bi şey yapamayoroooz doktooor böyle sööööledi" şeklinde cevap verdi. doktoru çağırın o zaman dedim. kadına hastanın 40 derece ateşi olduğunu, 40 derece ateşi olan hastanın acil hasta olup olmadığını, eğer bekleyebilir hastaysa bizi neden odaya çıkarmaya çalıştıklarını ve neden kağıtta herhangi bir kutunun işaretli olmadığını sordum. sağolsun doktor köşeye sıkışınca acil hasta olduğunu söyledi. (özel hastanelerin acil servislerinde işlem kağıdında işaretleme yapıp yapmadıklarına dikkat edin çünkü bilgisayar üzerinden ödeme yapılana kadar bekleyebiliri işaretleyip hem sizden para tahsil ediyorlar hem de sonra kağıt üzerinde acili işaretleyip devletten de ödeme alıyorlar) doktorun bu beyanatı üzerine hastamız acil müdahale odasından çıkarıldı ve yatak beklemeye başladık. on beş dakikadan fazla bir süre oldu ama nedense bir anda boş yatak kalmadı. bu sırada bizden sonra gelen durumu da çok kötü gözükmeyen bir bayanın odaya çıkarıldığını gördük. bu noktada olayları sakince izleyen babam, bas bariton sesiyle ne işler çevirdiklerinin bilincinde olduğunu ve eğer böyle devam ederlerse hiç de hoşlarına gitmeyen şeyler olacağını belirtti. arkamızı döndüğümüz anda bir yatak ayarlandığı söylendi, yukarı çıktığımızda çift yataklı boş bir odaya hastamızı yatırdılar ve üst düzey bir ilgi gösterdiler. dikkat ettim diğer odalarda da boş yataklar vardı. ama özel hastaneler panik halindeki hasta ve hasta yakınlarını dolandırmanın yolunu bir şekilde buluyorlar. insanlar haklarını savunmadıkları sürece de para ödemeye mahkumlar.
  • yeni yayınlanan sut' a göre ne yazık ki yasaldır ve son zamanlarda sık sık karşılaşılan bir durumdur.

    daha önceki uygulamalarda acil de vaka ne olursa olsun ilk müdahale yapılır acili-yet giderildikten sonra polikliniğe sevk edilirdi.
    bu ne yazık ki yurdum insanı tarafından biraz kötü kullanıldı. tabi bunda tek başına vatandaşı suçlamak doğru olmaz. sabah erkenden polikliniğe hastalığınızı bildiğiniz bir konuda ilaç yazdırmak için gitmek hasta hasta sıra beklemek üstüne ve doktorun ne teşhisi koyacağını bildiğiniz halde muayene ücreti ,ilaç farkı vede sgk nın eczaneden ilaç alırken kestiği muayene ücreti gibi ücretleri ödememek için insanımız acil servisleri kullandı.
    itiraf etmeliyimki bende ilaç kullanmayı sevmeyen biri olarak nezle ve girip den halsiz düştüğümde acile gidip güzel bir iğne yiyip ufak bir serumla zımba gibi olduğum için çok kez bu yola başvurdum.

    bunu fark eden sgk da baktı olacak gibi değil hem acildeki yoğunluğu azaltmak hemde burada kaybettiği parayı çıkarabilmek için zeki bir tüccar hamlesi ile gerçek acil vaka ile uyanık hastayı bir birinden ayırmayı doktorun inisiyatifine bıraktı. tabi bu inisiyatif öle bu bizim hala oğlu bu acillik diye değil. ne tahlil yaptın ne gibi bir anormallik gördün de acil dedin bunun parasını utanmadan benden istiyorsun diye bazı kuralları da koydu. yani hastanenin "ateşi vardı taktım serumu yaptım iğneyi gönderdim evine" demesini kabul etmiyor. sabah yapsaydın der utanmadan bu iş için benden para istedin diyede keser cezayı. bu riske girmek istemeyen hastane doktoruna baskı yapar acile dikkat et diye. doktorda korkusuna acil diyemez tabi.

    bu kısır döngüde ne yazık ki parası olan vatandaş ister polikliniğe gider sıra bekler yada randevu alır gider(tabi o sırada iyileşebilir de) isterse hızlıca işim görülsün yaptırayım bir iğne diye gider acile öder muayene farkını.
    parası olmayan vatandaş sabahı acı içinde beklemek zorundadır.
    gerçi sosyal devlet politikası gereği bir şekilde bakılması gerekiyor hastanın ama o kısım sut da yer almıyor sanırım.
  • bir cumartesi sabahı göğsünüzdeki her nefes alışınızda biraz daha artan ve size nefes aldırmayan ağrı , gece uyuyamamanıza sebep olmuş kuru öksürük , geçmek bilmeyen su içme isteği , şarıl şarıl akan burnunuz ve yetişkin halinizle dahi sizin için tehlikeli olabilecek boyutlara erişmiş ateş ile (bünyede epilepsi varsa ateş cidden tehlikelidir.) devlet hastanesindeki acil servise gittiğinizde bronşitin hiç de öyle acil bir şey olmadığını muayene için çatır çatır para alınacağını ve acildeki doktor tarafından yazılan ilacın parasının sgk tarafından ödenmeyeceğini öğrenmenize vesile olan garip olayda geçen utanmazlık timsali taleptir.
  • yeri geldiğinde acillerde asla para almıyoruz diyen sağlık bakanlığı yetkililerinin kulak kesilmesi gereken skandaldır. hastalıklar hiyerarşisi yapmamız gerektiğini de kimi zaman öğreniyoruz. x hastalığın varsa şöyle y hastalığın varsa şöyle ücret. en yakın zamanda fiyat listesi çıkarılmasını öneriyorum bakanlığımıza. bronşit şu kadar tl, astım tedavisi şu kadar tl, astım + bronşit tedavisini aynı anda yaptıranlara kampanya şu kadar tl şeklinde.
  • talebe karşılık verilmemesi gereken hadise

    yasal olarak hiç bir hastahanenin özel devlet farketmez hatta özel hastahanenin sgk ile anlaşması olmasa bile talep etmemesi gereken ücrettir. yasal olarak bu şekildedir kimse bunu bilmediğinden öder ödeyen olduğu için talep edilmeye devam eder kısır döngü sürer.
  • söze "acil serviste" diye girdiğiniz anda tartışma baştan sona erer; lusas kaybeder.
    şuna "acil hastadan" diyelim de makul bir zemine otursun mevzu, suyun üstünde kalma şansınız olsun.

    bu yazıyı sonuna kadar okuyan kaç kişi olacak merak ediyorum ama neyse hadi bismillah...

    bu çetrefilli konunun bir çözümü var mı, mevcut genelge ve yaklaşımlarla; yok. tek yolu devletin bu maskeli baloya son vermesi. oyunu kuralına göre oynaması. paran kadar sağlık!

    lusas ve tüm diğer hasta yakınları haklı. daima, sonsuza dek haklı kalacaklar. bir süre önce bu konuda yazılı bir yönerge-kitapçık artık ne zıkkımsa adı öyle bir şey hazırlamak üzere kallavi hocalar toplandı. neler acildir, neler değildir sorusuna yanıtları toparlamak, derli toplu hükümler haline getirmek için. hukuk bunu talep ediyor; net, madde madde sıralanmış listeler isteniyor. mesela ateş kaç iken acildir, kaçın altı acil değildir? hangi yakınmalar acildir, hangileri değildir? o toplantı sonuçsuz dağıldı; böyle bir yazılı metin mümkün değil ki. hem tıp hem hukuk camiası kıçıyla güler, hazırlayanlar dünya aleme rezil olur, listenin her maddesi kıçı kırık intörnlerce bile çürütülür. tüm yakınmalar acildir; sonunda altından ölümcül bir hastalık çıkabilir... kural basit; binde bir. velev ki milyonda bir olsun, ne yazar?

    örnek; akut karın ağrısı. fasülyeye bağlı gaz da olabilir, kabızlık da; bunların acil olmadığı aşikar. ama en babasından acil; abdominal aort anevrizması da olabilir. yani tüm karın ağrıları aksi ispat edilene kadar acildir. örnekler binlerce senaryo ile tekrarlanabilir. pire ısırığı bile acildir; ya meningokoksemi ise?

    lusas'ın anlattığı olaya dönelim; eğer nihai tanı farenjit (anjin- boğaz iltihabı) ise acil bir hastalık değildir. ateşin kaç derece olduğu önemsiz. ben tanıya bakarım. (bu arada çocuğa novalgin iğne yapmak-yaptırtmak külliyen kabahat ama o ayrı konu) benim nöbetime gelip de çocuğumun ateşi 39 c, o nedenle acil statüsü isterim diyeni hiç kaale almam eğer tanı farenjit ise. hastanın her daim kazanacağı çıkış ateşin derecesi değil, üstte anlattığım sonsuz olasılık evreni. sen hastamı muayene etmedikçe nasıl bileceksin acil olmadığını? velev ki ölçtüğün ateş 36 c olsun, ne fark eder? çocuğun hiç ateşi olmasın da mesela sadece ağlıyor olsun; boğulmuş fıtık veya invajinasyon (bağırsak düğümlenmesi) olmadığını nasıl söyleyeceksin?

    üstelik hukuk ve tıp diyor ki; hasta acile gelip "acil hasta" olduğunu söylediğinde önce hastanın tüm muayenesini eksiksiz yapacaksın, gerekli lab ve görüntüleme vs alacaksın, bunların sonuçlarına göre hastanın acil olmadığına hükmettikten sonraki işlemlerden ücret alabilirsin, o ana kadar yapılanlardan para alamazsın. (mantıklı; hasta ücret ödemeyeceğini düşünerek onay verdi onca işleme, bilse onaylamazdı) o zaman üstteki örneğe dönelim; şiddetli karın ağrısı... tetkikler (kan-idrar) filmler-ultrason ve belki tomografi sonrası acil bir şeyi olmadığını saptadık diyelim, sorun gazmış. ee sonrasından para alabilirsin derken? sonrası yazılacak reçetenin a4 çıktı maliyetidir. 50 kuruş.
    aynen bu vaka geldi bana bu hafta; ağrıdan kıvrım kıvrım bir oğlan, apandisit tanısı ile bir poliklinikten sevk. sonunda elimizde iki ultrason, bir tomografi, tonla tahlil ve ishal tanısı vardı (ishal acil tanı değil!). 3 doktor (çocuk-radyoloji- çocuk cerrahisi) gördü. baba eşşek yüküyle para ödedi, tonla da minnet ve duayla gitti; çocuğu gereksiz yere ameliyat etmedik, doğru tanıyı koyduk. cesurca riske girip müşahadede izledik, ishal olacak dedik ve bekledik. ishal oldu.

    aslında lafı dolandırmadan söylenmeyen-yazılmayan ama hepimizin bildiği kuralı yazalım; devlet baba diyor ki; "siz özel hastaneler zaten sgk'lı hastalara özele gitme kapısını açmam sayesinde iyi para kazanıyorsunuz. karşılığında da benim sosyal devlet maskemi düşürmeyecek, acile gelen hastalarınızdan fark talep etmeden ilk değerlendirme ve tedavilerini uygulayacaksınız. maliyeti siz sübvanse edeceksiniz. para veren keriz olursa alın, bana ne ama vermeyeni zorlamayın, olay çıkmasın. bu angaryayı çekeceksiniz. sıkıysa bana kafa tut, ağzına sıçar seni iflasa götürürüm; örnek için bkz uzanlar"

    lusas'ın kaybedeceği nokta şu; peki özel hastane acilinde nöbet tutan güvenilir uzmanı orada nasıl tutacaksın? doktor milleti adi şerefsiz paragöz olmasa, salak mı ki 34 saatlik mesaiye kalsın? gider evinde karısının koynuna girer, ohh, miss. nöbete sadece parası için katlanılır.
    devlet finanse etmez, patron da günahını vermez, keriz mi? sen de verme. peki neden bu oyunda giren çıkan doktora? tutmam lan o zaman o nöbeti. patron da daha ucuz maliyetle yeni yetme bi pratisyen tıfılı diker oraya, maksat devletin emrini yerine getirip acili açık tutmaksa eğer. işte o zaman sen kaybedersin; ertesi gün acile geldiğinde gerçek bir acil hastalıkla, yalancı çoban gibi kalırsın orta yerde. devletin aciline gider sıranı beklemeye başlarsın.

    veya devlet çok uzman yetiştirir, uzman doktorlar arasında işsizlik olur, patronun "yok lan ek nöbet ücreti, köpek gibi tutcaksınız nöbeti, kovarım lan yoksa" tehdidiyle vereceği üç kuruşa razı olup tutarız mecburen o nöbetleri, siz de fark ödemezsiniz. türk halkına anket yapılsa en fazla bu fikir öne çıkar di mi? oysa ne akılsızca; yoksullukta eşitlenmek arzusu... hepimizin emeği daha değerli olsa daha iyi değil mi? en iyi olan en çok kazansa ve bu kimseye batmasa? ben de daha iyi bir doktor olmak için çabalasam; aç gözlülükten, daha fazla kazanabilmek için. (işte bunlar heep o şeytan amerikan düzeni, kapitalizmmm, zalım ırspııı)

    sonuna ulaşan mesaj atsın sevabına, okudum desin bi.
    edit; bayağı okuyan çıktı, hayret. işiniz gücünüz mü yok sizin kuzum?
  • ne olursa olsun, hastadan ve/veya yakınından kopartıldığı doğrudur. "dıdısının dıdısı sebebinden dolayı, ücrete tabisiniz" der, ücreti alır yollarlar. ne sağlık bakanlığına ettiğin şikayet işe yarar, ne başka bir şey. hepsi havada kalır.