şükela:  tümü | bugün
  • doğruca yelken açmak. basbayağı boca ederken cisimleşen atomik hüzünleri, bütünsel bir anatomiye doğru yol alan parçacıklara varsıllaşan olası kast tavrı. zindanı kazmışım, çıkmışım dışarıya. sonra varmışım bir dilbere benzeyen kavağın yanına. topraklara salmışım bir zamanlar. gözükmeyenlerse bedeninde donuklaşıyor. damarlarında gezeni istemesemde görüyorum. dişlerimse gıcırdar, bilmem nedendir. bütün rüzgarlar orada, sekiz taraftan esiyor. yapraklar uçuşuyor. kanatlanan karıncalar bozuk bir ritimle salınıyor ve ensende işte. öldün. böylece simon oldu. simon bolivar.
  • bütün devrik liderlerin son anları, hepsi anladılar. bunca hazinliği, blok blok dikemezdik olmasaydı. hışırtı, küçük bir yağmur damlası. buz gibi sabahları, yorgansa en büyük pişmanlıklara çekilen set. hayalimiz boylu boyunca ve hatta akisleri cansız, mat ve ifadesiz. ellerde kazma, ellerde kürek bütün parkları dolaştık. kuğulu, seymen, kurtuluş ve atatürk bulvarının oradaki yeşillik. hepsinde buram buram mezar aradık, akbabalara gülümsedik. hiç geçmeyecek faytonların trafiğe verdiği büyük zararın, ekosistem yanlısı tutumu kayıt dışı zamanlarda tartışıldı.

    gözlerini oydum, bileklerini kesmeden önce. kırmızının tonlarını anlama telaşına düştüm. ellerimde kürek, ellerimde çekiç. çok güzel bir tabut yaptım. bir de sandal. für elise bize eşlik etti. saçlarında beyazlar, hastalıkların yüzünden bütün yeşillikler tedirgin. kas seğirmelerine gülümsemeler eşlik etmedi. tırnaklarım, özellikle orta tırnağım kirliydi.
  • tüm fularlarımı takmama rağmen yine de bir türlü anlayamadığım cümledir.

    muhtemelen, artık fularlarım böyle derin cümleleri kaldıramıyor, fazladan fuları olan arkadaşlardan çok acil yardım bekliyorum.

    (bkz: fular yetmezliği)
  • monokl'umu taktım, robdöşambr'ımı kuşandım, ee, fular da tamam, ama yok anlayamıyom bu cümleleri ben argadaş?

    tanım'ül zaruret: nasıl gizemli, nasıl entelektüel, nasıl duyarlı bi' adamım, haddi hesabı yok başlığı.
  • diğer kadınlara haksızlık yapmaktır. onlarda ister kendi bedenlerinde kristalleşen acıları. di mi hem demezler mi o yellezun bedeninde kristalleşiyosun da bizim bedenimize gelince damla damla diye.
    (bkz: damla damla aksam sana doldurur musun kalbini benimle)*