şükela:  tümü | bugün
  • bircok kisinin basina gelmis olabileceginden emin oldugum durum.
    misal olarak, atesin vardir, acil servise gidersin. sen iğne yapilsin, serum takilsin,saatlerce musahade altinda olayim diye beklerken doktor tek bi ilac yazip yollar sizi eve.
    ve o anda muthis bir hayalkirikligi yasarsiniz. hakli olsa bile doktora kafa göz dalıp "serum taksana lan ipneee" diyesiniz gelir.
  • acil servisi genellikle filmlerden öğrenmekten olur. hatta triyajı bilmeyenler, ulen ben niye bekliyorum, bu ne biçim acil servis, bu ne biçim hizmet diye de çemkirirler. ateşi 38.2 olan bile kurşunla vurulmuş kişiyle aynı düzeyde ilgi ve sevgiyi bekler.
  • gecenin üçünde acile gidip sürekli uyuyorum şikayetinde bulunan elemanın yaşadığı durumdur.
  • ne umdun ki ne bulamadin dedirten kaygi. ınsanoglu bu umar. mesela fistik gibi bir doktor hanimin senin les gibi hasta haline vurulup o an kollarina atlamasini, o anki atesinin yuksekligine bagli olarak, umabilirsin. hastaneye giderken yolda 200 papel bulmayi ummak da insani bir davranistir kanaatimce, kimse seni bundan dolayi kinamaz. sen orada bitiverdin diye hemsireler seni guzel guzel pohpohlayip kral suitinde 3 gun krallar gibi agirlayacaklar diye de umabilirsin eger cok film-dizi seyreden bir sahsiyetsen. fakat hastanelerle daha once bir mesain olmussa, doktor ilac yazip gonderdiginde kisa yoldan pacayi kurtardigina sevinip bu umarlarin hepsini unutman hayrina olur.
  • insanı bir anda acillik olmaktan kurtaran hissiyat. urfa'da yediği tavuktan zehirlenip kusmaya başlayan arkadaşı gecenin bir köründe götürdüğümüz, acil serviste yaşadığımız durum. gündüz vakti için bile çok kalabalık ve haraketli acil serviste, kan revan içinde insanlar, bağıranlar, bayılanlar. doktor 1 saat müşahede altında tutucaz deyip beklemesi için bir oda göstermişti. odada kan içinde üç sedye ve ona yakın acil servis hastası vardı. arkadaş şöyle bir etrafına baktı, ben iyiyim geri dönelim dedi. hakikatten de dönüşte bir şeyi kalmamıştı. otel lobisindeki sebilden sıcak su alıp, içine bu gibi durumlar için yanımda bulundurduğum kekikten bir çentik atıp içirmiştik arkadaşa. hakikatten de hiç bir şeyi kalmamıştı. gitti odasına yattı uyudu.
  • normaldir.

    insanlar söz konusu sağlık olduğunda bile çakallık peşinde koşar olmuş. bir çok uyanığa o kıymetli canı için veya çok sevdiği çocuğunu, annesini-babasını tedavi ettirmek için sıra beklemek ağır geliyor.

    örnek1:
    - yıllardan beri annemin göğsünde bi ağrı var.
    + ee?
    - yani artık dayanamadım onun bu haline gidelim de bir rahatlasın neyse ortaya çıksın durumu dedim.
    + ...

    it poliklinik ne güne duruyor. acil lan burası acil işte. semptomlarını söylersin tedavimi veririm. iyi olunca ayaktan polikliniğe gidersin.

    örnek2:
    akşam tam mesai bitiminde anne ve çocuk kapıda belirir.
    +çocuğumun kulaklarında yanma var. ateşi 39'un altına düşmedi sabahtan beri. 3 gün önce bu ilaçlar yazıldı. etki etmedi.
    - siz çocuk doktoruna gittiniz. verdiği ilaçlar etki etmedi ve daha sonra acile geldiniz. doğru mu anlıyorum?
    + evet. daha önce çocuk doktoruna götürmüştüm. 3'tür çocuğuma iyisin diyor. sonra ateşi çıkıyor. biz küsüs ona daha ona götürmüyorum.

    tabii ki efendiligimi bozup küfür kıyamet yaka paça dışarı atmadım. oradaki küçük bıdığın ne kabahati var. yazık.

    örnek3:
    - hocam ben kesin böbrek taşı düşürüyorum. bana iğnemi yap da gidiyim.
    + öyle direk iğne yapamam. bekle tahlillerin çıksın bakalım.
    ...
    + tahlillerin benimkilerden iyi nasıl olacak?
    - aa öyle mi zaten ağrım da geçmişti.
    +tamam o zaman sen git.

    örnek4:
    gece 4 ulan gece 4. hasta sadece gece 2 kez hapşurmuş.
    + ne şikayetiniz var?
    - gece yatarken hapşuruk tuttu.
    +evet?
    - öyle yani.
    +başka şikayetiniz yok mu?

    adamın uykusu kaçmış da gelmiş ya la. ama yemin ederim haline acıdım ya bu nasıl bir yalnızlık arkadaş hiç mi "kalk lan uykum kaçtı 2 sohbet edelim" diyecek arkadaşı olmaz insanın.

    hiç düşünmeden 5-6 tane daha farklı hikayem var. ama üşendim ya. siz anladınız durumu. bu kötü tablo oyle bir hal aldı ki artık biri içeri göğüs ağrısıyla girdiğinde nefes darligiyla girdiğinde sevinir olduk.

    acile 3-4 ayda bir geleceğinizi düşünürsek o binlerce saatinizden 3 saat felan ayırın da gidin güzelce poliklinikte muayene olun. acili böyle gereksiz yere meşgul etmeyin. bu şekilde 10 yaşında 112'yi işleten küçük çocuktan ne farkınız kalıyor. yazık göğüs ağrısıyla gelip grip hastasının odadan çıkmasını bekleyen hasta anneniz babanız veya çocuğunuz da olabilir.

    illa her konuda kamu spotu mu çekilmeli.
  • polikliniklerde sıra bekleyip tahlilleri 2 günde yaptırmamak için acile gidenler tanıyorum ben. ayak parmağımı kırdığımda gitmeye çekindim. bunun için mi geldin demesinler diye.
  • kafası kopsa ancak öyle doktora giden biri olarak ayağımı burktuğum zaman da doktora gitmemiştim ama ayak bileğim şişip morarınca zorla acile götürüldüm.
    acildeki hekim de beni ortopedi uzmanına gönderdi. acilde umduğumu bulamayınca belki ortopedi servisinde umduğumu bulurum,diye polikliniğe gittim ama doktor ayağıma bakmadan iki hafta sonra gelmemi, söyledi. kendisinin ilk başta sorumsuz ve ukala bir doktor olduğunu düşünüp çok sinirlenmiştim ama tekrar gittiğimde farkettim, kendisi yoğunluktan öğle yemeği tatilinde bile hasta alıyordu ve her hastasıyla özel ilgileniyordu.

    randevu alındığı zaman haftalarca,aylarca sıra gelmeyen poliklinikler var.bazılarına test yaptırmak,sonuç almak için 2-3 gün üst üste gitmen gerekiyor.işinden vakit bulamayıp doktora gidemeyen hasta da hastalığın şiddeti artınca soluğu acil de alıyor.
    suç tamamen hastalarda ya da doktorlar da değil. sistem çok kalitesiz ve çürük, saçmalıklarla dolu. istesek bu kadar mantıksız bir düzen kuramazdık ama sağlık bakanlığımız sağolsun(!).
  • benim de sık sık başıma gelen durum.

    (bkz: vatandaşlar artık acil servise kız bakmaya gidiyor)