şükela:  tümü | bugün
  • başkasının uğradığı ya da uğrayacağı üzücü bir durumun önüne geçme isteği duyma, acımak eylemi.
    "ama her acımanın içinde, bir kötü kaderin kendine rastlamayışının sevinci vardır. eksik kişin aradığı aşağılaştırıcı bir kuru acıma değil, sevgidir. oysa toplum üstündür, ona ancak acımayakıştırır...*"
  • kisin ortasinda siz kat kat giyinmis olmaniza ragmen üsüdügünüz bir havada, üstü basi perisan halde ayaginda sadece terlik olan, saçi basi birbirine karismis bir insan gördügünüzde hissettiginiz duygudur acıma.
    o anda ona yardim edemeyecek bir durumdaysaniz hele, hissettiginiz duygu kat kat artar. bu olay sizi o kadar etkiler ki, artik hiç bir sey yapamaz olursunuz, çok üzülürsünüz ama elinizden bi sey gelmez. bi yerlere eglenmeye gittiginizde pisman olursunuz, benim ne isim var burada diye. kaçip kurtulmak istersiniz.
    sonra unutur gidersiniz o adamin terliklerini, saçini,... insanoglu iste böyle nankör bir yaratiktir...
  • merhamet etmek, kendini ilgilendirmediği halde başkasının üzüntülü durumuna üzülmek, olmamış olmasını istemektir.

    ayrıca yiyecekler için de tadın acı duruma gelmesini veya bir çeşit ekşimeyi (bkz: ekşimek) anlatır.
  • yetime büyür koyar gotüne nin dolaylı nesnesi, temasi, fikri, zikri
  • (bkz: #39051890)
  • "demek ki fazla üstüne basmadan, kendimden geçmeden acı çekeceğim *ötekiyle. hem çok duygusal, hem çok denetimli, hem çok aşıkça, hem çok düzenli olan bu davranışa bir ad verilebilir: incelik. incelik acımanın "sağlıklı" (uygar, sanatsal) biçimi gibidir." roland barthes - fragments d'un discours amoureux