1. uyulması durumunda, karamazov kardeşler’de (bkz: bratya karamazovı) anlatılan bir ailenin öyküsü’nün (birinci kitap) kaçırılabileceği uyarı. bir ailenin öyküsü’nün beşinci olan “dedeler”i açarsanız, daha bismillah, şu satırlar karşılar sizi: “gerçekçiyi dine yaklaştıran mucizeler değildir. tanrıtanımaz gerçek bir gerçekçi, mucizeye inanması için gereken gücü, yeteneği her zaman bulur içinde; mucize açık seçik olursa gerçeği kabul etmektense, duygularına inanmaz. mucizeyi kabul etse bile, o zamana kadar habersiz olduğu bir gerçek olarak kabul eder onu. gerçekçide mucize inancı doğurmaz; inanç mucizeyi doğurur. gerçekçi bir kez inandıktan sonra, gerçekçi olduğu için, mucizeyi de kesinlikle kabul etmek zorunda kalır. havari thomas görmeden inanmayacağını söylemiş, görünce de ‘tanrım benim, rabbim!’ demişti. onu inanmak zorunda bırakan mucize miydi? bu sorunun en akla yakın yanıtı ‘hayır’dır. inanmak istediği için inanmıştır.”

    peki dede(ler) nerede? açıp bakalım: “nedir bu dede, diyeceksiniz. dede, sizin ruhunuzu, idarenizi alıp, kendi ruhuna, idaresine bağlayan insandır. kendinize bir dede seçtiniz mi, iradenizi bırakmış, onun buyruğuna girmiş oluyorsunuz. kendilerini bu çileye, bu korkunç yaşam okuluna gönüllü olarak bağlayanların, ömür boyu sürecek bir boyun eğmeyle benliklerini yok ederek gerçek ruh özgürlüğüne kavuşma umutları vardır. böylece yaşamlarının sonuna dek kendi benliklerini bulamayan insanların sonundan kurtulacaklarına inanırlar. bu buluş, yani dedelik, öyle havadan bir şey değildir. bin yıldan beri denenmektedir doğuda. dedelere karşı görev bizim rus manastırlarındaki bildiğimiz ‘müritlik’ değildir. burada dedeye bağlı olanlar ona ruhlarının en gizli, en karanlık köşelerini de açmışlardır.”

    hâsılı, “bağlanmayın, dedeler!”

açmayın dedeler hakkında bilgi verin