şükela:  tümü | bugün
  • adalet kavramına yaptığı aristokratik vurgu ile olduğu kadar estetiğe attığı kafa ile de göz dolduran saraylar. ne kadar büyük ve çirkin olursa o kadar adil görünürüz gibisinden bir hukuk fakültesi estetiği ile yoğun ve yüklüdür. zaten ismi gibi, neye benzemesi gerektiğine kim karar veriyor ondan da emin değilim bu sarayların. neyse yarın işimiz düşer diye uğur dündar gibi adaleti öveyim de öyle gideyim. sarayından belli: eşitlik adalet değildir
  • esasında adliye sarayı olmalıdır bu yapılara verilen isim. özellikle türkiye'de. şimdi kartal'da yükselen ah pardon yükselmesini tamamlamış -arş-ı âlâya nail olmuş 'ince işi kalmış' adliye kompleksi tanıtılırken "dünyanın en büyük adalet sarayı kartal'da" gibi bir saçmalığı içeren pankartlar asılmış ön cepheye.

    dünyanın en küçük adaletini en büyük sarayda sunsan ne olacak ki? kahvaltıyı büyük tabakta sunmak gibi, zeytini daha çok yalnızlaştırmaktan gayrı neye yarar bu?

    ülkede hukukun, adaletin birincil ihtiyacı acaba binaların devasalaştırılması mıdır? tamamiyle haklı olduğum bir hususta tek göz bir odada, hakimin hem misafirlerini ağırladığı koltukları hem de davalı-davacı-tanık kürsülerini barındıran bir mekanda davamın kabulüne karar verilmesini mi yeğlerim yoksa ihtişamı hakimlerin de gözünü aldığı için midir bilinmez en saçma sapan kararlara imza atılan, insanı çileden çıkaran adalet (?) saraylarında hukukumun ayaklar altına alınmasını mı?
  • oksimoron ifade.
    "saray olan yerde adalet olmaz gibi geliyor bana. hukukun önünde eşitiz ama ortada saray var, onu ne yapacağız?"*
  • bir rivayete göre bu ismin kaynağı memlüklere kadar uzanır. bilindiği üzere memlüklerde osmanlının yeniçeri sistemine benzer bir askeri sınıf vardır. yani esirlerden oluşan bir ordu ve başındaki komutanlar da bu ordunun üyeleri. e tabi ortadoğu'da kurulan bir devletten bahsediyoruz. bundan asırlar önce de sert kurallar geçerliydi anılan coğrafyada. komutan olunur da bir hükümdara tabi kalınır mı kalınmaz elbet. iste memluklerde yönetim de zamanla askeri kökenli kişilere geçmektedir. hanedanlık sistemi gibi bir şey yok anlaşılan. hanedanlık olmayınca iktidarın nasıl el değiştireceği, hükümdara birşey olduğu zaman yerine kimin geçeceğini de belirleyen kurallar olması lazımdı. memlüklerde bu devir teslim bazen önceki sultanın göstermesi ile bazen de mevcut komutanlar arasında yapılan seçimle yapılırdı. hanedan denen sınıf, aile olmayınca devleti idare etmek için şaşaalı saray yapma ihtiyacı da pek doğmamış anlaşılan. ancak yine de devlettir bu illa bir sarayının olması lazım. işte memlüklerde bu saray yapma ihtiyacını adalet sarayı yapmakla karşılamışlar.

    bu da böyle bir hikayedir, tarihe not düşülsün.
  • türkiye cumhuriyeti adlı sözde demokrat ve sosyal - hukuk devletinin en acil ihtiyacı olan saraylardır.
    kocaman kocaman yapalım, dışardan bakan asalaklar da ne kadar çok adaletimiz olduğunu sansın.

    yalanlar da öyle değil midir amına koyim? ne kadar büyük olursa bir o kadar kalp kırar diye.
    bunlar da ne kadar büyük olursa bir o kadar içi boş kavramları temsil eden binalara dönüşüyorlar.
  • 3. dünya ülkerinde simit sarayından hallice olur.
  • büyüklüğünden dolayı utanç duyulması gereken sözde saray.
  • sadece adında adalet'in olduğu binalardır, dikkat edin bu binaların yapımında bile ayrımcılık söz konusudur, adalet saray'ları ile avm lerin mimarı yapıları ve çalışma mantıkları birdir. gariptirki hak arama uğruna günlerini burada geçiren vatandaşı sürekli yolma mantığıyla inşaa edilmiştir. avm deki yolma mantığının ilerlemiş ve resmileşmiş halini görebilirsiniz zira wc lerin ücretli olduğunu avm lerde göremezsiniz. dışarıda 25 kuruşa satılan su adalet sarayında vatandaş'a 2 tl ye hakim-savcı personel 25 kuruşa satılmaktadır. bu adalet sarayları çoğaldıkça suç oranındaki düşme artacaktır.
  • sarayın yani yöneticilerin isteğine göre şekillenen, adalet dağıttığını zannettiğimiz yer.