şükela:  tümü | bugün
  • en uzun yürüyüşümüz olan "cumhuriyet" fikri hür, vicdanı hür vatandaşlar istedi. cumhuriyet ilan edilmeden önce olanaksızlıklar içinde bir bütün olmayı başaran milletimiz bugün de aynı birlikteliği göstermek zorundadır.
    bu mesele partilerden bağımsızdır. başta iktidar partisine oy vermiş insanlar olmak üzere 783.562 kilometrekare içindeki herkesin ülkedeki büyük küçük her şeyden sorumluluğu vardır. kantarda eksik tartılıp verilmiş ürün de, hak edilmeden alınmış inşaat ihalesi de, ekmek kuyruğunda beklememek için sözde kurnazlık yapmak da aynı ahlaki yozluğun, kayıtsızlığın parçasıdır.
    adalet yürüyüşü yalnızca mahkemelerin güvenilirliğini, yargının kimi siyasi güçler tarafından yönlendirilmesini konu edinmez. bir gün emeklilik yaşı gündeme geliyor diğer gün khk ile işten atılmalar. sonuçta atılan her adım ülkeden sorumlu olan vatandaşların, özelinde senin aklının ve vicdanının üzerindeki pası silmek için.

    anadolu tarih boyunca çok devletin gözünü diktiği bir yer oldu. hiçbiri ahlaki açıdan yozlaşmış insanlar, yetkililer kadar zarar vermedi. bu yozlaşmayı görüyorsan, hukukun çiğnendiğini yahut gücü olmayana karşı zalimce kullanıldığını görüyorsan, bir somun ekmeğe bakıp oturduğun yer sofrasında tvden yayılan mavi ışığın ekmeğine yalan bulaştırdığını görüyorsan, kızını okutmak için ceketini sattığın halde gelir adaletsiz biçimde dağıtılıyorsa, tekmeleniyorsa maden işçilerinin hemşehrileri, o tekme senin namusunla kazandığın helal ekmeğine basan ayaksa, o zaman bu yürüyüşe destek vereceksin kardeşim.

    kalkıp gidemezsin ama aklın ve kalbin gider. mühim olan yolda olan kişiler üzerinden yapılan yıldırma, bölme hareketini görmemen, meselenin bir parti meselesi olmadığını anlaman.

    peki sen ne yapabilirsin?

    sadece, "adalet istediğini belli et"

    istersen pantolonunun bir paçasını sıva gez, soran olursa bunun o yürüyüşe destek için yapıldığını söyle, istersen ceketinin yaka cebinde kırmızı kalem taşı, soran olursa adaletin altını çizmek için de, istersen her gün facebook hesabını açtığında bu yazıyı paylaş, de ki "adalet istiyorum, herkes için", karar senin, kimse sen hukuk ölçüleri içinde adalet istediğini belirttiğin için seni suçlayamaz. bu başlığın altında tüm alternatif pasif direniş desteği önerileri eğer beni duyan, gören varsa arka arkaya yazılacaktır.
    adaleti dilinden, gündeminden düşürme. adalet istiyorum deyince seni herhangi bir partinin yandaşı olmakla sanki bu hukuka aykırıymış gibi suçlayacaklar.
    ben herhangi bir partinin yandaşı değilim.
    adalet istiyorum. ülkemde yıpratılan bir kavram olsun istemiyorum adalet.
    hakkım olanı gönül rahatlığıyla alabilmek, özgür ve eşit olmak istiyorum. içtiğim çorbanın içine kodamanlar tükürmüş gibi hissetmek istemiyorum.
    yalnızca kuru ekmek ve tanesi olmayan hoşafla askerlik yapmış insanların ruhunun önünde, ülkemi yaşanır bir yer yapmak ve vicdan borcumu ödemek istiyorum.

    korkma! istiklal marşının ilk sözcüğünü unutma.
    ülkenin yüzünü gülümset.
  • pasif insanlar tarafından yapılacaktır.

    (bkz: 25 haziran 2017 lgbt onur yürüyüşü)
  • bence bu direnişi sıradan halka yaymak gerek. destek vermek isteyen tarafını belli etmek isteyen dahil olmalı ve karşı taraftakinin buna söyleyecek sözü olmamalı.

    benim önerim belirli bir gün belirlenip o gün boyunca beyaz giyinmek veya bileğine mavi kurdela takmak.

    renk konusunu bilerek seçtim çünkü bir direnişin rengi olması ona ruh katar. beyaz ve mavi de kimsenin üstünde spekülasyon yapamayacağı renkler.

    olur da başarılı olursak ileride beyaz direniş diye tarih kitaplarında yer alabiliriz.
  • bunun bir parti meselesi olmadığını biliyorum, bunun fitilini sayın kılıçdaroğlu yakmıştır ama o ateş herkesi sarmıştır artık.
    bu yürüyüşü çok önemsiyorum.
    oy vermediğim partinin liderinin yapmış olduğu bu haklı yürüyüşün sonuna kadar arkasındayım.
    hiç bir şey yapamıyor musunuz?
    o zaman sosyal medya hesaplarınızdan bu yürüyüşe destek verin.
    yürüyüşe gelemiyor musunuz?
    yürüyüşü haber yapmayan gazeteleri örneğin doğan grubunu boykot edin, okumayın.
    tek başıma ben ne yapabilirim mi diyorsunuz?
    tek değilsin, her şeyi yapabilirsin,yapabiliriz.

    sivil itaatsizlik konusunda ise önerim, hiçbir şey gelmiyorsa elinizden bu yürüyüşü aşağılayan, görmezden gelen, dalga geçen medyayı boykot et.okuma izleme yazma.
  • daha hür, adaletli bir toplum adına oluşturulmaya çalışılan fikirler havuzudur.

    edit: evet mevcut yönetimi destekleyenler çoğunlukta, ama biz de az değiliz. mevcut yönetimi destekleyenlerin vicdanlarının bu adaletsizlikler karşısında bu kadar da sessiz kalacağını sanmıyorum. bir çığ gibi büyüyecek hak ve adalet arayışına dönüşür umarım. derdimiz huzuru kaçırmak değil, ülkece huzura kavuşmak. içi boş siyasi suçlamalarla oluşturulan mağduriyetler ve adamına göre adalet düşmanımızdır. unutmayın gün gelecek sizin de adalete ihtiyacınız olacak. şucu yahut bucu olmayan, doğruyu belirlemede itaatlerden beslenmeyen bir hukuk sistemi özlemimizdir.
    (bkz: five to one)
    (bkz: they got the guns but we got the numbers)
  • hep yakındık dost meclislerinde, kendimizle aynı görüşü paylaşan yakınlarımızla bir araya gelince konusu açıldı yollar aradık. bunun dışında sessiz kaldık çünkü pasif bir korku bulutu altındayız, farkındayız. isyan etmemeye mecbur kaldık, o kadar çok ses çıkarılması gereken sorun olmasına rağmen.
    referandumda haksızlığa uğradık ancak ne kadar çok olduğumuzu da gördük. şimdi bu güçle adalet yürüyüşünün devamı niteliğinde bir şeyler yapmanın tam sırası.

    taciz edilmediğimiz, huzurlu hissettiğimiz, hani o eskiden olan baskısız hayat, 90lar neşesi, nezih, öfkesiz, saygılı toplum içinde olmanın verdiği rahatlık küçük çevrelerde karşımıza çıktığında bi anlık garip sevinç ve ardından gerçeğe dönünce yaşanan burukluk vardır ya, nerelerde oldu bu bana en son 10 kasımda anıtkabir'deki kalabalık ve dip dibeliğimizde hiç aklıma gelmedi taciz ya da gasp, ankara sanat tiyatrosunda sistem eleştirileri yapabilen ve bunu yüksek sesle söyleyen oyuncuların işte ben de bunu demek istiyordum dercesine alkışlanmasında hissettim o hepimiz aynı dilden konuşuyoruz ve bize dikte etmeye çalıştıkları gibi azınlık değiliz hissini.

    iş korkusu, dışlanma, hatta dayak ve hapis korkusu herkesi söylemek istediklerini söyleyememeye itti, azız sandık değiliz. bunu unutmasın kimse. yoksa gittikçe yaşamak zorlaşacak bu yerde.

    adalet yürüyüşünü bir fitilin ateşlenmesi sayalım, hissetmeyi özledigimiz birliği, birbirine güç vermeyi, sessizliğimizi bozmayı burada bulabiliriz.

    benim sesimizin çıkmasını istediğim konulardan biri, ilkokulda yapılan müfredat değişikliği/niteliksizlestirilmesi, dini öğelerin çocuklara zorunlu olarak verilmesi, okul müfredatlarından her zaman minnettar olmamız gereken atatürk'ün çıkarılma çabası (sevmeyen olabilir ama ona hepimiz borçluyuz), milli bayramlarımızın anma günlerimizin değersizleştirilmesi. yeni nesilde içi kinle öfkeyle, aklı manipülasyonla dolu olmayan çocuklara ihtiyacımız var. eskiden hissettiğimiz toplum huzurunu bu köreltilen ve niteliksiz eğitimle manipüle edilerek büyütülen çocuklar hissedemeyecek. çocuklarımız okula gittiğinde hep gözümüz arkada kalacak. iyi eğitim gören, değerlerine saygılı, nitelikli çocuklar yetişmeli okullarda. velilerin ve bu konuda ses çıkarmak isteyen herkesin desteğiyle, birlik içinde farklı şehirlerde aynı anda ses getirebilmek adına sosyal medyada hashtag açılmasıyla iletişim halinde olup, paylaşım yapıp sesimizin yankılarını duyup az olmadığımızı görebiliriz. veliler okul bahçelerinin önünde toplanıp belli bir metin üzerinden açıklama yapıp durma eylemi yapabilirler. her yerde aynı anda olunca ses getireceğine inanıyorum.

    eminim burada çok daha güzel pasif direniş ve sivil itaatsizlik önerileri daha olacaktır. bunları kitleler halinde uygulamak hepimize iyi gelecek.
  • adalet yürüyüşüne alternatif olmaması gereken, tam aksine adalet yürüyüşünü destekleyen direniş olması gerekendir.

    sonuçta türkiye de adalet isteyen tek kişi kemal kılıçdaroğlu, tek parti de chp değil. bu memleketin en az %56 sı adalet istemektedir. bütün adalet isteyenlerin katılabileceği fikirler olmalıdır.

    sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemi nefis bir örnektir ve insanların "biz kaç kişiyiz" tarzında ne kadar da çok olduklarını görmeleri ve cesaretlenmeleri açısından da önemlidir.
  • adalet protestosuna yönelik bir renk belirlenir ve protestoya katılmak için tek gereken o renk giyinmek olabilir.
  • eylemi daha etkili yapmak için, "adalet" kelimesinin her bir harfi için sosyal medyada yayılacak kısa videolar çekilebilir. videoda o gün işlenecek harf için hazırlanan metin okunurken, arkada kamuoyunca bilinen adaletsizliklerin görüntüleri paylaşılabilir.

    örneğin
    a: evlat acısıyla yanan "anneler" için
    d: liyakattan yoksun bırakılıp, kişisel hırslara teslim edilen "devlet" için adalet.

    videoların kısa olması, hızlıca paylaşılması ve daha geniş bir ağa ulaşması için önemli. bu yüzden kullanılacak görseller ve yazılacak metin özenli olmalı.
  • öncelikle bunun küçümsenmemesi gerektiğini, en ufak bir umut ışığının yeni yollar açtığını unutmayalım. yeterince lafını etmiyorlar, sorun değil, edecekler, etmek zorundalar. karalamaya çalışıyorlar, yaparlar işleri bu. tam olarak uzaklarda olduğum zamana denk gelmiş olmasa, arkadaşlarıma katılır yanlarında olurdum, imkanınız varsa yürüyüşe katılın, gidin, görün.
    göremiyoruz televizyonlarda ama orada öyle güzel insanlar var ki. delice yağmur yağarken bile herkesin yüzünde bir gülümseme. zaten eminim bahsedilecektir bundan oradaki arkadaşlar tarafından bol bol. çünkü anlattıklarını, fotoğraflarını gördükçe şu an olmak zorunda olduğum şehre nefret kusuyorum.

    adalet yürüyüşünün her günü, her birimiz için olsun.

    çocuk gelinler için,

    şiddet ve istismar mağduru çocuklar için,

    şiddet gören, ayrılmak istediği için öldürülen, hep kendinden, ömründen veren kadınlar için,

    birilerinin amaçları, hırsları uğruna savaşlarda can veren,

    özgürlük diye, insanca yaşam diye sokaklarda ölen, umutları toprağa bile fazla gelen gençler için,

    atanamayan öğretmenler için,

    nuriye, semih ve daha niceleri için,

    lgbti, uğradıkları baskı, şiddet ve dahi cinayetler için,

    zehirlenen, tecavüze uğrayan, barınaklarda acılar çeken hayvanlar için,

    ülkenin umudunu yitiren gençleri ve onların geleceğinden endişelenen tüm insanlar için,

    biz adalet istiyoruz. görülsün, duyulsun, herkes bilsin istiyoruz. daha güzel günlere.