şükela:  tümü | bugün
  • bunun bir parti meselesi olmadığını biliyorum, bunun fitilini sayın kılıçdaroğlu yakmıştır ama o ateş herkesi sarmıştır artık.
    bu yürüyüşü çok önemsiyorum.
    oy vermediğim partinin liderinin yapmış olduğu bu haklı yürüyüşün sonuna kadar arkasındayım.
    hiç bir şey yapamıyor musunuz?
    o zaman sosyal medya hesaplarınızdan bu yürüyüşe destek verin.
    yürüyüşe gelemiyor musunuz?
    yürüyüşü haber yapmayan gazeteleri örneğin doğan grubunu boykot edin, okumayın.
    tek başıma ben ne yapabilirim mi diyorsunuz?
    tek değilsin, her şeyi yapabilirsin,yapabiliriz.

    sivil itaatsizlik konusunda ise önerim, hiçbir şey gelmiyorsa elinizden bu yürüyüşü aşağılayan, görmezden gelen, dalga geçen medyayı boykot et.okuma izleme yazma.
  • daha hür, adaletli bir toplum adına oluşturulmaya çalışılan fikirler havuzudur.

    edit: evet mevcut yönetimi destekleyenler çoğunlukta, ama biz de az değiliz. mevcut yönetimi destekleyenlerin vicdanlarının bu adaletsizlikler karşısında bu kadar da sessiz kalacağını sanmıyorum. bir çığ gibi büyüyecek hak ve adalet arayışına dönüşür umarım. derdimiz huzuru kaçırmak değil, ülkece huzura kavuşmak. içi boş siyasi suçlamalarla oluşturulan mağduriyetler ve adamına göre adalet düşmanımızdır. unutmayın gün gelecek sizin de adalete ihtiyacınız olacak. şucu yahut bucu olmayan, doğruyu belirlemede itaatlerden beslenmeyen bir hukuk sistemi özlemimizdir.
    (bkz: five to one)
    (bkz: they got the guns but we got the numbers)
  • hep yakındık dost meclislerinde, kendimizle aynı görüşü paylaşan yakınlarımızla bir araya gelince konusu açıldı yollar aradık. bunun dışında sessiz kaldık çünkü pasif bir korku bulutu altındayız, farkındayız. isyan etmemeye mecbur kaldık, o kadar çok ses çıkarılması gereken sorun olmasına rağmen.
    referandumda haksızlığa uğradık ancak ne kadar çok olduğumuzu da gördük. şimdi bu güçle adalet yürüyüşünün devamı niteliğinde bir şeyler yapmanın tam sırası.

    taciz edilmediğimiz, huzurlu hissettiğimiz, hani o eskiden olan baskısız hayat, 90lar neşesi, nezih, öfkesiz, saygılı toplum içinde olmanın verdiği rahatlık küçük çevrelerde karşımıza çıktığında bi anlık garip sevinç ve ardından gerçeğe dönünce yaşanan burukluk vardır ya, nerelerde oldu bu bana en son 10 kasımda anıtkabir'deki kalabalık ve dip dibeliğimizde hiç aklıma gelmedi taciz ya da gasp, ankara sanat tiyatrosunda sistem eleştirileri yapabilen ve bunu yüksek sesle söyleyen oyuncuların işte ben de bunu demek istiyordum dercesine alkışlanmasında hissettim o hepimiz aynı dilden konuşuyoruz ve bize dikte etmeye çalıştıkları gibi azınlık değiliz hissini.

    iş korkusu, dışlanma, hatta dayak ve hapis korkusu herkesi söylemek istediklerini söyleyememeye itti, azız sandık değiliz. bunu unutmasın kimse. yoksa gittikçe yaşamak zorlaşacak bu yerde.

    adalet yürüyüşünü bir fitilin ateşlenmesi sayalım, hissetmeyi özledigimiz birliği, birbirine güç vermeyi, sessizliğimizi bozmayı burada bulabiliriz.

    benim sesimizin çıkmasını istediğim konulardan biri, ilkokulda yapılan müfredat değişikliği/niteliksizlestirilmesi, dini öğelerin çocuklara zorunlu olarak verilmesi, okul müfredatlarından her zaman minnettar olmamız gereken atatürk'ün çıkarılma çabası (sevmeyen olabilir ama ona hepimiz borçluyuz), milli bayramlarımızın anma günlerimizin değersizleştirilmesi. yeni nesilde içi kinle öfkeyle, aklı manipülasyonla dolu olmayan çocuklara ihtiyacımız var. eskiden hissettiğimiz toplum huzurunu bu köreltilen ve niteliksiz eğitimle manipüle edilerek büyütülen çocuklar hissedemeyecek. çocuklarımız okula gittiğinde hep gözümüz arkada kalacak. iyi eğitim gören, değerlerine saygılı, nitelikli çocuklar yetişmeli okullarda. velilerin ve bu konuda ses çıkarmak isteyen herkesin desteğiyle, birlik içinde farklı şehirlerde aynı anda ses getirebilmek adına sosyal medyada hashtag açılmasıyla iletişim halinde olup, paylaşım yapıp sesimizin yankılarını duyup az olmadığımızı görebiliriz. veliler okul bahçelerinin önünde toplanıp belli bir metin üzerinden açıklama yapıp durma eylemi yapabilirler. her yerde aynı anda olunca ses getireceğine inanıyorum.

    eminim burada çok daha güzel pasif direniş ve sivil itaatsizlik önerileri daha olacaktır. bunları kitleler halinde uygulamak hepimize iyi gelecek.
  • adalet yürüyüşüne alternatif olmaması gereken, tam aksine adalet yürüyüşünü destekleyen direniş olması gerekendir.

    sonuçta türkiye de adalet isteyen tek kişi kemal kılıçdaroğlu, tek parti de chp değil. bu memleketin en az %56 sı adalet istemektedir. bütün adalet isteyenlerin katılabileceği fikirler olmalıdır.

    sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemi nefis bir örnektir ve insanların "biz kaç kişiyiz" tarzında ne kadar da çok olduklarını görmeleri ve cesaretlenmeleri açısından da önemlidir.
  • adalet protestosuna yönelik bir renk belirlenir ve protestoya katılmak için tek gereken o renk giyinmek olabilir.
  • eylemi daha etkili yapmak için, "adalet" kelimesinin her bir harfi için sosyal medyada yayılacak kısa videolar çekilebilir. videoda o gün işlenecek harf için hazırlanan metin okunurken, arkada kamuoyunca bilinen adaletsizliklerin görüntüleri paylaşılabilir.

    örneğin
    a: evlat acısıyla yanan "anneler" için
    d: liyakattan yoksun bırakılıp, kişisel hırslara teslim edilen "devlet" için adalet.

    videoların kısa olması, hızlıca paylaşılması ve daha geniş bir ağa ulaşması için önemli. bu yüzden kullanılacak görseller ve yazılacak metin özenli olmalı.
  • öncelikle bunun küçümsenmemesi gerektiğini, en ufak bir umut ışığının yeni yollar açtığını unutmayalım. yeterince lafını etmiyorlar, sorun değil, edecekler, etmek zorundalar. karalamaya çalışıyorlar, yaparlar işleri bu. tam olarak uzaklarda olduğum zamana denk gelmiş olmasa, arkadaşlarıma katılır yanlarında olurdum, imkanınız varsa yürüyüşe katılın, gidin, görün.
    göremiyoruz televizyonlarda ama orada öyle güzel insanlar var ki. delice yağmur yağarken bile herkesin yüzünde bir gülümseme. zaten eminim bahsedilecektir bundan oradaki arkadaşlar tarafından bol bol. çünkü anlattıklarını, fotoğraflarını gördükçe şu an olmak zorunda olduğum şehre nefret kusuyorum.

    adalet yürüyüşünün her günü, her birimiz için olsun.

    çocuk gelinler için,

    şiddet ve istismar mağduru çocuklar için,

    şiddet gören, ayrılmak istediği için öldürülen, hep kendinden, ömründen veren kadınlar için,

    birilerinin amaçları, hırsları uğruna savaşlarda can veren,

    özgürlük diye, insanca yaşam diye sokaklarda ölen, umutları toprağa bile fazla gelen gençler için,

    atanamayan öğretmenler için,

    nuriye, semih ve daha niceleri için,

    lgbti, uğradıkları baskı, şiddet ve dahi cinayetler için,

    zehirlenen, tecavüze uğrayan, barınaklarda acılar çeken hayvanlar için,

    ülkenin umudunu yitiren gençleri ve onların geleceğinden endişelenen tüm insanlar için,

    biz adalet istiyoruz. görülsün, duyulsun, herkes bilsin istiyoruz. daha güzel günlere.
  • yürüyüş adına, güzergah üzerinde geçilen yerlerde mağduriyet yaşamış olanlara ulaşılıp, beraber yürümek için ikna edilip o günkü yürüyüşü o mağduriyeti yaşamış olanlara adayıp onun üzerine konuşmalar yapılabilir. örneğin, güzargahta olmasa bile bir gün soma işcileriyle beraber, diğer gün atılan akademisyenler için yürünülürse muazzam iş olur.

    gezideki güzel noktalardan birisi de çok farklı kesimlerin, ortak şikayet, mağduriyet altında toplanmasıydı. burada bunu yakalanabilirse, adalet yürüyüşünün sadece tutuklanan milletvekili için değil türkiye'de adalete ihtiyaç duyan herkes için yürünüldüğünün anlayışı yerleşirse zihinlere, bu yürüyüş kartopu gibi istanbula gelene kadar artabilir.
  • yaratıcılığıyla fark yaratabilecek önerilerdir.

    yürüyüş toplumda büyük bir uyanış gerçekleştirmiş olmasa da, duran adam tarzı eylemlerle daha ses getirici hale dönüşebilir.
  • herkesin yapabileceği ve adaletsizliğe karşı tepki çekilebilmesi için yapılan eylemlerdir.