şükela:  tümü | bugün
  • esit olmama.tanrinin dunyaya sundugu ve insanlari test etmesine yarayan durum.
  • kişinin hak ettiğinden fazlasını ya da azını alması durumu.
  • tüm dünyada, farklı boyutlarda, hayatın her anında hissedilebilmesi mümkün olan, hayatın en yalın ve en acı gerçeği...

    örneğin; fantastik bir ülkenin iki köprülü dev şehrinde yaşıyorsanız, sabahları da işe servisle geliyorsunız, kafanızı camdan dışarı çevirdiğinizde görebileceğiniz bir olgudur bu...

    yollarda başlar adaletsizlik... kimisi mercedes'inde tek başınadır... uno'sunda tek başına giden adama göre şanslıdır... ama ikiside 4 boş koltukla gider yolda.. kimisi sizin gibi servistedir.. oturarak etrafı izliyordur.. kimisi ise belediye otobüsünde ayakta, üşeyeceğim diye giydiği kabanının altında, balık istif düzeninde gitmektedir gideceği yere.. adaletsizlik işte tam olarak bunların hepsidir.. aslında hepsi insandır...

    canım okusalardıda adam olsalardı der bazı bünyeler.. doğuştan şanslı olanları hiç katmazsak hesaba.. evet, okusalardı... eğitim sanki adilmiş gibi.. eğitimin paraya dayandığı bilinmezmiş gibi... kimisi ise aileden kaynaklanıyor der... ne yapsalardı etselerdi, adam gibi yetiştirselerdi... 17 yaşında kocaya kaçıp, okulunu bırakmaz, kendine adam gibi bir hayat kurardı... bilinçsiz aileye çocuk yetiştirme izni vermekte adaletsizliktir.. adaletsizlik her yerdedir..

    en güzel örneği yollardadır yine... sadece gidiş şekilleri değil, duruşlarıda... de le vent'ten gidersiniz işe, rosehill'den ve maaslock'tan gelen yolu keser polis amcalar.. daraltır... hititler'den gelen araçlar rahat etsin diye... çünkü onların daha çok parası vardır.. yolda adam ezersiniz, adaletsizlik oradada çalışır.. paranız, mevkiniz var ise bir kılıf bulunur elbet... otobanda ne işi vardır canım adamın! üstgeçit yapmazsınız, adam suçlu olur...

    iyi bir yaşam için değil, yaşamak için çalarsınız.. adaletsizlik orada da işler.. çaldığınız ekmek yada baklava ise yıllarca yatarsınız hapiste.. ama çaldığınız ödenen vergilerse, değmeyin keyfine... adaletsizlik, her haliyle belli eder kendini.. yaşamın her anında...

    ama allah'tan bütün bunlar fantastik ülkelerde yaşanır.. bizim ülkemizde asla...
  • erkeklerin buyuyunce top oynayarak* para kazanabilmeleri ama kizlarin barbie bebek oynayarak kazanamamalari. olsa olsa barbie bebek olarak para kazanabiliyorlar.
    (bkz: manken sarkici futbolcu olmak isteyen zihniyet)
  • türkiye de yaşıyor iseniz gözlemlemesi ve idrak etmesi çok kolay olan kavram
  • herhangi bir direnişle karşılaşmadan ve kolayca uygulanması açıkca belirli ve sayıca sınırlı bir gruba yöneltilmesi ile gerçekleşen (bkz: yaşama uğraşı)
  • dikeni sulamaktır.

    "adalet bir nimeti yerine koymaktır,
    her su çeken tohumu sulamak değil.
    ağaçlara su vermek adalet,
    dikene su vermekse zulümdür."
    -mevlana
  • insan evladının hakkında en fazla şikayet beyan ettiği kavramdır.
    siyaset adaletsiz, seçim adaletsiz, iş dünyası adaletsiz; tanrı, diğer insanlar... alayı adaletsiz.
    "peki sen kendine sordun mu?" demek istiyorum o insan evladına... "sen yeterince adil misin?"
    tamam, bir nirengi noktası belirlemelisin böyle bir kavramı hayatta uygulamaya sokarken... köküne kadar katılıyorum. yine de her şeye rağmen, tüm toplumsal değer yargılarından bağımsız, "insan"ın (sıfat olan) nüvesinde var olan bir nokta olmalıdır o nirengi noktası. misal muz cumhuriyeti vatandaşıyım ve burada adam öldürmeye yasak koymamış devlet. diğer insanlar da bunu yadırgamıyor. işte böyle bir durumda, içinde olan bir noktayı kerteriz alıp "bir insanı öldürmek, bir canı sona erdirmek adil bir davranış değil, benim buna hakkım yok" diyebilmelidir o insan. diğerinin adı adalet değil format çakallığıdır.
    insanın "insan" olamadığı durumlarda, bahsini bile etmek fazlasıyla ucuzlaştırır onu.
    kendi etki alanın içinde adil olmayanın, varlığından zerre kadar şikayetçi olamayacağı kavramdır aynı zamanda.
    böyle bir durumda şikayetçi olmak bile başlı başına adaletsizliktir.
  • adil olmama durumu. sosyal dünya' nın ana tanımlayıcılarından birisi. ve genel anlamlarında da kesinlikle normal bir durum. farklı beyinlerden çıkan fikirlerin geneli asla tam olarak adil olamaz. tamamen bir homojenizasyon da mümkün değildir. ancak adaletsizliğin platformu ve şiddetindeki değişim ile toplum geneline yayılışı irdelenebilir. örneğin; zenginler hayat boyu yiyemeyecekleri miktarda para ve refah içinde yaşarken afrika' da veya başka bir yerde çocukların açlıktan göbeklerinin su toplaması bir adaletsizliktir. ama bu adaletsizlik birilerinin veya bir devletin suçu değil, dünya genelinde "insan evladı"nın geliştirdiği ve temelinde bir "hayatta kalma" davranışı olan "bencillik"in eseridir. bu demek değildir ki değiştirilemez, bir devlet, bir grup insan veya bir toplum bu olumsuzlukları minimum seviyeye indirmeyi başarabilir. ki bu da; madde-anti madde ilişkisi gibi bir pozitifin bir negatifi nötrleştirmesi gibi bir olay değil, farklı platformlardaki iki şeyin çatışması sonucu "adaletsizliğin" artması veya azalması şeklinde tezahür eder.

    insan; kendi varlığının farkında olan ve bundan dolayı kendisini yenme kapasitesine sahip bir canlıdır.
  • "haksızlığa uğradım"' düşüncesinin , kişinin kendisinden saptırarak dünyaya genellemekle kendini rahatlattığı halidir.