şükela:  tümü | bugün
  • kötünün iyisini seçmemek için örnek verilebilecek davranıştır sanırım.
    http://dunya.milliyet.com.tr/…2/1567642/default.htm
  • http://www.ntvmsnbc.com/id/25366737/

    alaska'nın köyünde yapılmış, adaylar ''beğenilmeyince'' stubbs adlı kediyi başkan yapmak...
    why not?
    aynısını türkiye'de de bekliyoruz efem.
    (bkz: kedidir kedi)
  • (bkz: misket)
  • türkiye'de uygulansa bütün ülke kediler tarafından yönetilirdi. adam bulmak kolay değil azizim!
  • x: - sayın kedi, ilk icraatınız ne olacak ?

    k: - "başkan" şeklinde hitap ederseniz memnun olurum. önce onu bir halledelim, ilk önce ciddiyet lütfen.

    x: - pardon sayın başkan. bir an için kedi olduğunuzu düşününce kedi demek geldi içimden.

    k: - zaten kediyim. ama önemli olan benim de bu şehirde yaşamam ve bu şehrin bir bireyi olarak belli bir belediyecilik anlayışı...

    x: - sokaklardaki çöp kutularından ve sokak köpeklerinden mi bahsediyorsunuz ?

    k: - bakın, ben bir ciddiyet rica ediyorum sizden öncelikle. bu şehrin çözülmesi gereken bir çok sorunu var. dinamik bir ekip kurduk.

    x: - ekip ?

    k: - evet, başarı bir ekip işidir. başarı dediğimiz şey; insanların kullanmayacağı her tarafa üst geçit yapmak, etrafa çirkin yaratık heykelleri koymak ve sokakların, caddelerin adlarını siyasi görüşlerimizden etkilenerek değiştirmek değildir. biz halka hizmet için geldik ve onlar için çalışacağız.

    x: - bu biraz ağır oldu.

    k: - ağır derken ?

    x: - yani belli birilerini kastediyorsunuz gibi geldi.

    k: - bu konuda yorum yapmak istemiyorum. röportajınızın okuyucuları elbette bir çıkarım yapacaklardır kendi içlerinde. öte yandan beni ve ekibimi buraya getiren koşullar içinde elbette önceki belediyecilik anlayışı da önemli bir rol oynamıştır.

    x: - oldukça etkileyici konuşuyorsunuz başkanım; ekibiniz kimlerden oluşuyor ?

    k: - bunu basın bülteninde dağıtmıştık ama kısaca üzerinden geçelim; park ve bahçelerden sorumlu bir sincabımız, karayolları çalışmalarından sorumlu bir köstebeğimiz..

    x: - hahah !!! köstebek mi ?

    k: - evet, o yollarda ancak o gezebiliyor. sincabı karayollarına verdim, ilk gününde çukura düştü ve zor çıkardık. şimdi onu park ve bahçelere verdik.

    x: - olağanüstü.

    k: - neyse, gerisini basın bülteninden okursunuz. sonuç olarak biz dürüstlüğe önem vereceğiz, bir arkadaşımız dışında kendi ceplerimiz için değil, insanlarımızın mutluluğu için çalışacağız, her yeri yeşilliklerle donatıp betonlaşmadan uzaklaşacağız. bunun en önemli getirisi, nefes alan ve oksijen üreten bir şehrin uzun vadede o habitat içinde yaşayan canlıların ömrünü uzatacak olması.

    x: - tebrik ederim sayın başkan. yalnız kafama bir şey takıldı, kendi cebini düşünen bir arkadaşınız olduğunu da söylediniz.

    k: - evet, yeni doğum yapan bir kanguru, yavrusunu da düşünecek.

    x: - anladım. ne yalan söyleyeyim bu görüşmeye gelirken sizin çok da ciddi olmadığınızı düşünmüştüm ve bu haber "freak show" alt metni ile hazırlanan haberlere ilgi duyan insanların beklentilerini karşılamak için yapılacaktı. ben karşımda gayet donanımlı ve bilinçli bir başkan gördüm.

    k: - teşekkür ederim. oyun ve yemek saatlerim dışında bu şehrin başında olacağımı ve patimden gelenin en iyisini yapacağımı bilmenizi isterim.

    x: - sağolun sayın başkan.

    k: - giderken şu kapının yanındaki yumağımı da verir misiniz ?
  • türkiye'nin cumhurbaşkanı adayı olursa memnuniyetle oy vereceğim tüy yumağı. zaten şu anda cumhurbaşkanlığı makamı varla yok arası birşey. daha kötü olmaz herhalde.
  • aynısını bizim ülkede yapmak lazım. sokaktaki herhangi bir kediyi başa getirsek; ekonomi, kültür, eğitim gibi konularda şuan ki durumdan çok daha iyi olacağımız kesin.

    çıkıp iyi miyav dese, dolar 6,40'dan 3,50'ye düşerdi valla.
    çıkıp iki mırlasa ülkede ne şiddet, ne terör kalırdı. huzur gelirdi yeminle.

    not: bu güzel kedicik geçen sene ölmüştü. 20 yaşında ölmüş. belediye başkanlığı yaramış.