şükela:  tümü | bugün
  • cakra nin 9 no lu sarkisi.

    neden düştün gözümden?
    neden hislerin hep yalan?

    nedense biz seninle mutluluğu
    paylaştık hep uzaktan

    aşk ızdırap denizi, şaşırdım ben kapıları
    garip bir umutsuzluk sardı dört bir yanımı
    akıllandın mı bilinmez, yoksa herşey sıradan mı?

    adam gibi yürekli ol, çık karşıma bak yüzüme
    yalandı de, unuttum de, aldattım de, bağır yüzüme
    senin kokun, senin dokun, senin tadın yetmedi de
    sokaktaki köpek kadar gururlu ol, bağır yüzüme
  • meseleye dair çerçeveyi bu benzetme ile çizmek belagati kuvvetlendirir mi bilmiyorum, fakat anladığım kadarıyla genel temayül bu benzetmenin 'cinsiyetçi' olduğu için kullanılmasını reddetmeyi 'biraz abartı bulmak' civarında seyrediyor. öylesine aklıma gelmedi tabii bu, bu sabah kalkıp bir anda 'adam gibi' lafının kullanılmamasını talep etmenin gerekliliği üzerine konuşmaya karar vermedim. 'adam gibi' benzetmesini kullanmayı reddeden bir erkek olarak sağdan soldan kulak kabartmak yoluyla duyduğum görüşlerin üstüne, dün sırrı süreyya önder'in canlı yayında yaptığı çıkışa verilen 'yani ne gerek var' tepkileri eklenince bir iki kelam edesim geldi.

    'adam gibi' lafının temelde bir erkeklik güzellemesi içerdiği, erkeğin kadına göre daha akil olduğunu ve daha çok 'doğruluk' ihtiva ettiğini dillendirdiği yeterince açık sanırım. bu tarz bir söylemin net bir cinsiyetçilik olduğunda da hemfikirizdir diye umut ediyorum. esas tartışma bundan sonra çıkıyor. bu kadar genel geçer kabul görmüş bir lafın söylenmesinde cinsiyetçi söylem üretmek gibi bir niyet olmadığı, dolayısıyla bu karşı çıkışın biraz fazla hassas ve gereksiz bir tepki olduğu söyleniyor. hatta en başta dediğim gibi, bu karşı çıkışı gerçekleştirenlerin feminist olduklarını varsayarsak genel temayülün bu yönde olduğunu da söyleyebiliriz.

    peki gerçekten böyle mi? yani genel kabul görmüş ve oluşturulan dilin yapısı nedeniyle cinsiyetçi gözüken bir söylem, aslında hiç de o niyetle söylenmediyse, yani tamamen alışkanlıktan ötürü kullanıldıysa, buna karşı çıkmak, kullanmayı reddetmek ve dilden çıkartılması gerektiğini söylemek abartı bir davranış mı? en son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim, bence hiç de abartılı bir davranış değil.

    dilin cansız bir varlık olduğu ön kabulü ile yola çıkarsak, cinsiyetçi şekilde yapılandırılmasının toplum ile ilişkili olduğunu, yapılan her türlü cinsiyetçi gönderme, tasvir ve imanın meşruiyetini içinde bulunulan toplumsal halden aldığını ve buna karşılık olarak meşruiyetin kaynağı olan toplumsal hali normalleştirdiğini pekala iddia edebiliriz. böylesi bir durumda 'adam gibi' benzetmesinin sıradan ve anlamından uzaklaşmış bir halde kullanılması tam olarak o çift taraflı devamlılık sağlama ve normalleştirme halinin kurgulanış biçiminde uygundur. sıradanlaştırılmış ve neredeyse görünmez kılınmış bir cinsiyetçilik içeren ima ya da gönderme yapmak sizin niyetinizin cinsiyetçilik yapmak olduğunu kesin olarak göstermez, fakat siz farkında olmasanız da ya da size pek o kadar da mühim ve öncelikli bir konu gibi gelmese de, o farkında olmadan ve sıradanlaştırılmış bir hal ile yapılan cinsiyetçi gönderme yine söz konusu toplumsal halin sürekliliğine katkı sağlayacaktır. tam tersini düşünecek olursak; 'adam gibi' lafını kullanmamanız ve onun dilden çıkarılması gerektiğini söylemeniz, bayan yerine kadın demeniz, dilin cinsiyetçilikten arındırılmasını talep etmeniz ve bu yönde mücadele etmeniz, bu sıradanlaştırılmış cinsiyetçi imayı gördüğünüz yerde karşı çıkmanız, temelde cinsiyetçiliği bitirecek mahiyette hareketler değil. ama yararsız da değil. dün sırrı süreyya önder'in yaptığı karşı çıkış, cinsiyetçi dilin kullanılmasını normalleştiren hali 'nah şu kadar' etkilediyse
    o cinsiyetçi dili doğuran hali de 'nah şu kadar etkilemiş' demektir. işte o yüzden abartı ve gereksiz hassasiyet göstergesi değildir.

    özet geçiyorum; bence hiç kullanmayın bu benzetmeyi. başka şekilde de benzetebilirsiniz herhalde. o kadar kafanız çalışıyordur diye tahmin ediyorum.
  • adalarda bir kafe.
    (bkz: eskişehir)
  • bu nicke sahip bir arkada$ım vardı. uzun süre olmasa da birkaç ay kullanmı$tı internet alemlerinde.* ayrıca sözleri a$ağıdaki gibi olan $iirdir:
    [ bugüne kadar yazılmamı$ olması da tuhaf. herhalde ibrahim sadri baldır bacak göstermediği için.. (bkz: maskeli aylin) ]

    ben seni hiç sevmedim ki
    durgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
    bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
    birde yıldızları sevdim
    eylül akşamlarında gelip,
    gözlerinde tutulan.
    ben seni hiç sevmedim ki
    beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim
    kurşunları sevdim beni vurduğunda
    ağlamayı sevdim unuttuğunda
    yalnız olduğumu anladığımda
    ayakta kalmamı sevdim
    yıkılmamı sevdim seni hatırladığımda
    ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
    su gibi özledim temmuz güneşinde sesini
    ikindide yağmur gibi
    geceleyin yağan yağmur gibi sevdim seni sevdiğimi
    ben seni hiç sevmedim ki
    kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim
    menekşeyle konuşmanı
    nisan'a hatırlatmanı
    baharın bir adının da yalnızlık olmadığını
    düştüğün zaman kanayan yaralarını
    ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
    sakız satan çocukları
    yeni çıkan şarkıları
    her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
    denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
    ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
    ben seni hiç sevmedim ki
    bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine
    bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde
    alemin ortasında, kimsesizliğin sesinde
    buğusunda sabahın, acımasızlığında ahın
    ağlayan yüzünde isa'nın
    ferahlatan gücüyle duanın
    korkutan yanıyla nar'ın
    incenin, zeytinin ve kalbin üstüne
    gülün üstüne
    tutunduğum umudun üstüne
    korkunun üstüne
    hep senin üstüne, hep senin üstüne
    ben seni hiç sevmedim ki
    gittiğin zaman gitmeni sevdim
    evreni sevdim geldiğin zaman
    kalmanı sevdim
    korkuyordum sana alışmaktan
    yine de sevdim gülümsemeyi
    mendilimi sallarken, seni götüren trenin arkasından
    kırlara ilk kar düştüğü zaman
    ölümünün ne güzel olduğunu sevdim
    seni içimde öldürdüğüm zaman
    ben seni hiç sevmedim ki
    durgun akşamlarda söylenen şarkı neyse
    bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
    birde yıldızları sevdim
    eylül akşamlarında gelip,
    gözlerinde tutulan.
    düştüğün zaman kanayan yaralarını
    ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
    sakız satan çocukları
    yeni çıkan şarkıları
    her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
    denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
    ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
    ben sevdim mi adam gibi severim
  • bence seksist bir ifade.
  • serdar ortaç'ın, adam gibi bir kaç şarkısından bir tanesi.
  • ibrahim erkal'ın gönlünüze talibim albümünden bir parça. özellikle koronun * girdiği yerler müthişli.

    ibrahim erkal
    dert bende bölük bölük gam tabur bende
    yar dinsiz yar yar imansız çektiriyor bak amansız
    işte böyle zamansız ah ustam ah
    bildiğin gibi değil çal gönlümün pasını sil

    koro
    al o yandan al bu yandan
    vallah usandım bu candan
    gir hicazdan çık hüzzamdan
    adam gibi birşeyler çal

    ibrahim erkal
    anladığım dilden olsun
    içinde hasret bulunsun
    şöyle bizim elden olsun
    adam gibi birşeyler çal

    hicaz olsun hüzzam olsun rast olsun
    öyle çal ki deli gönlüm mest olsun
    yok insanlık yok merhamet yaktı bizi zalim gurbet
    gel de bu işe sen sabret ah ustam ah
    anlatılır gibi değil çal gönlümün pasını sil

    koro
    al o yandan al bu yandan
    vallah usandım bu candan
    gir hicazdan çık hüzzamdan
    adam gibi birşeyler çal

    ibrahim erkal
    anladığım dilden olsun
    içinde hasret bulunsun
    şöyle bizim elden olsun
    adam gibi birşeyler çal
  • (bkz: kadın gibi)
  • tutkun bıçak müstearını kullanan, ankara batıkentli olduğu rivayet edilen bir şaire ait şiir. ibrahim sadri adlı bir sunucu tarafından okunduğu için hep onun şiiri zannedilse de şiirin asıl sahibi hiç bir zaman ortaya çıkmamıştır.