şükela:  tümü | bugün
  • kartal kadıköy hattının acar minibüs şöförüdür kendisi. durağa girmez, korsan atar, öne kırar, her kırmızı ışığı yakalar, okul, iş çıkış saatlerini denk getirir.

    sayın abim iyi güzel de okumuş etmiş mürekkep yalamış adamsın kadıköy-erenköy 1.60 alıyorsun, çemenzar-erenköy gene 1.60. değer mi 10 kuruş için ismini kirletmene?
  • 'iş yerinde uzmanlaşma' bu iktisatçının başının altından çıkmıştır. tamam, işçiler sadece uzman olduğu tek bir işi yaptığı için üretimde verimlilik artmıştır ama olan insanlara olmuştur. günümüzde maden işçisi de plaza çalışanı modern köleler de aslında (maddi sıkıntılar bir yana) aynı sıkıntıdan muzdariptir: 'rutin'. bu yüzden insanlar olduğu yerde sıkışıp kalırlar, algı alanları kısıtlanır ve körelirler..
  • yunanistan'ın yaşadığı ekonomik krize güncel bir çözüm getirmemesi sebebiyle ısınamadığım vasat muhasebeci. "let them pass let them do" diyerek ömür boyu göt büyültmeye benzemez ekonomist olmak.
  • "aile içinde pek de aptal olmayan birinin, krallığın yönetiminde aptal olması mümkündür."
  • aslında ahlak profesörü olmakla beraber para kazanamayınca babasının git adam matematikle ekonomiyle uğraş para kazan eve ekmek getir demesiyle iktisat bilimini kuran şahsiyet
  • iskoçya’nın sean connery’den önce yetiştirdiği en ünlü kişi ve modern manada ilk ekonomist. iktisatçılar birbirlerinin görüşlerini kabul etmeme hususunda oldukça meşhurdur. ancak; iktisatçılara arasında ekonominin babasının adam smith olduğu hususunda en ufak bir aykırı düşünce bulunmamaktadır.

    bir süre oxford üniversitesi’nde ders veren smith, buradan pek memnun kalmaz ve oxford hocalarını hiç çalışmadan para kazanan moruklar olarak nitelendirir. buradan tekrar iskoçya’ya dönen smith edinburgh üniversitesi’nde ingiliz edebiyatı dersleri vermeye başlar. burada diğer ünlü iskoçya’lı feylesof david hume ile kanki olur. o dönemde en çok rağbet gören ve öğrenci toplayan hoca, gelen öğrenci adeti oranında para kazanıyordu. smith te üniversitede en çok ilgi çeken ve para kazanan hoca olmayı başarmıştır.

    smith’in o dönemki diğer kadim dostu ise büyük mantık adamı aynı zamanda çapkınlığı ile meşhur voltaire’dir. “voltaire ile ye iç ama ona sakın arkanı dönme” özdeyişi taa o zamandan günümüze gelmiştir. smith inanılmaz mantıklı ve rasyonel bir adamsa bu noktada voltaire ile arkadaşlığının payı büyüktür. smith’in bilgiye olan açlığı sonsuzdu; bilgileri toplar sindirir ve düşüncelerine yol göstermesini sağlardı.

    adam smith’in yaptığı avrupa seyahatleri fikir dünyasının zenginleşmesinde önemli rol oynadı. 1765’te yaptığı fransa yolculuğunda, fransa’da fizyokrasi (tüm zenginliğin topraktan dolaysısıyla tarımdan kaynaklandığı, diğer üretim çeşitleri ve ticarete çok önem verilmeyen dönem) hakimdi. paris ve versailles’da xvi. louis’in özel doktoru ve fizyokrasi’nin babası françois quesnay’den çok etkilendi. diğer önemli fizyokrat o dönemin maliye bakanı jacques turgot ile de fikir alışverişinde bulundu. özellikle fransa yolculuğu wealth of nations’ın hazırlanmasında önemli bir ilham kaynağı oldu smith’e.

    smith 1776 yılında kaleme aldığı bu şahesee oxford profesörlerine sövgüsünün haklılığını açıklayarak başlar. ona göre bir ulusun zenginliği her bireyin kendi çıkarlarını maksimize etme çabasının bir ürünüdür. kaynakların kıt olduğu dünyada, insanların öncelikle kendilerini düşünmeleri gerekir. bu bireysel çabalar kişinin çıkarına olduğu kadar, toplumun çıkarına da olacaktır. işte homo economicus yani kendi iktisadi çıkarını en üstte tutan birey kavramı smith’in iktisat bilimine ilk önemli katkısıdır.

    yine smith’in klasik iktisata kattığı diğer önemli bir kavram invisible hand’dir (görünmez el). birey ile toplumun çıkarlarının aynı yönde ve aynı yerde buluşmasını sağlayan görünmez el’dir. yani ekonominin doğal düzenidir. bu invisible hand her zaman hükümetin görünen, yeteneksiz ve yıpratıcı elinden daha iyidir der smith baba.

    iktisat’a diğer önemli bir smith katkısı işbölümü ve uzmanlaşma’dır. zenginliğin kaynağı olarak “emek”i gören smith . bir işçi günde 100 topluiğne üretebilirken, 10 işçi’nin işblümü ile 48000 topluiğne üretebileceğini hesaplamıştır. bir ölçüde sanayi devrimi'ne ilham vermiştir.

    sonrasında ise uluslarası ticaretin gelişimini savunan smith her ülkenin bazı ürünlerde uzmanlaşarak o üründe söz sahibi olmasını ve bu ürünü ihraç edip, uzmanlığa sahip olmadığı ürünleri dışarıdan ithal etmesini savunur. smith’in iktisat ilimine diğer önemli bir katkısı bu teoriye “mutlak üstünlükler teorisi” denir.

    aynı zamanda capitalism’in de babası sayılan smith ticaret ve girişim özgürlüğünü savunarak ticareti önleyeci, kota gümrük vergisi ve benzeri tüm engelllere karşı çıkar. 1790’da ölen smith bir ölçüde kendi katkısı büyük olan sanayi devrimi’ni görememiştir.

    kendisi her ne kadar john maynard keynes kadar olmasa da vize ve final dönemlerinde halen iktisat öğrencilerinin canını sıkmaktadır.
  • malum kitabinin kindle ebook versiyonu amazonda 1 dolara satilmaktadir.

    http://www.amazon.com/…003dxawng/ref=pd_cp_kstore_0
  • çok yönlü bir insandır. kendisinden once ortaya çıkan, fizyokratların en önemli temsilcilerinden olan françois quesnay'le bile fikir alış verişinde bulunmuş.

    devletin minimum yasayla otorite sağlamasını ve ekonominin görünmez ele yani piyasa mekanizmasına bırakılması gerektiğini söylemiştir.

    1776'da yayınlanan "ulusların zenginliği" kitabı iktisat için dönüm noktası olmuş ve bilim adamları tarafından iktisadın artık bilim hüviyetini kazandığı tarih olarak anılmış.

    iş bölümünü, insanların belirli bölümlerde uzmanlaşması gerektiğini, dış ticaretin serbest olmasını savunmuş. dış ticaret konusunda da mutlak üstünlükler teorisini üretmiş ve bu teoride ülkeler mutlak olarak üstün olduğu malı üretsin, üstün olduğu mal yoksa ithalat yaparak o mala sahip olsun demistir. mutlak üstünlükler teorisine kendisi ile aynı okula mensup ( klasik iktisat okulu) ricardo karşı çıkmış ve önemli olan mutlak üstünlük değil, karşılaştırmalı üstünlük demistir.

    varlığı büyük etki oluşturmuş olacak ki daha sonra keynes, kendisinden önceki bütün okullara klasik okul demistir.

    her şey yolunda giderken büyük yirmi dokuz krizi ortaya çıkmış ve klasik iktisat teorisi çökmüştür.