şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bugün bir kadın bağlandı. ağlaya ağlaya eşim kardeşimmiş düğün gecesi öğrendim dedi. kanım dondu.
    binlerce çocuktan bahsediliyor. yakında herkes bu başlığa gelir. bu rezalet çok geniş. dünya ayağa kalkacak bence.
  • kaba bir hesapla 70 bin civarında yeni doğan bebeğin, ailelerinden çalınarak, biyolojik ailelerine "öldü" gibi yalanlar söylenerek, evlatlık alan ailelere "bu bebeğin annesi doğururken öldü" gibi yalanlarla satıldığını ortaya çıkartan skandal. çok sular akacak gibi duruyor.

    hastane kayıtlarında bebeklerin çoğu öldü gösterilmiş. ayrıca bazı bebeklerin ailelerine "öldü" denilmesine rağmen, hastane kayıtlarına canlı geçmiş, bebek de çocuğu olmayan ailelere verilmiş.

    işin içinde hemşiresinden doktoruna, hastabakıcısından medikalcisine büyük bir çete var.

    en çok kanımı donduran iddia ise şu oldu, rahatsız olabilirsiniz, isterseniz bu kısımdan sonrasını okumayın.

    en çok kanımı donduran iddia şöyle: ailelere "belediye ölen bebeğinizi kimsesizler mezarlığına gömecek" deniyor, böylece bebek verilmiyor. eğer aile ısrar edip bebeğin ölüsünü almak isterse, bebek önce öldürülüyor sonra ailesine teslim ediliyor.
  • büyük rezalettir.

    haftaiçi saat 17.00-19.00 arasında atv'de bir program var..1978-1995 yılları arasında adana meydan doğumevinde doğan binlerce çocuğun doğumdan sonra değiştirildiği, başka ailelere verildiği, satıldığı vs. konusu işleniyor...

    ikizi olan bir anneye bir tane doğurdun denilip gönderilmiş misal...
    ya da çocuğun öldü denilip üstü kapatılmış.
    kız çocukları erkek çocuklarıyla değiştirilmiş...
    bir sürü mağdur...
    bir sürü rezalet...
    bir sürü iddia...

    ciddi ciddi sarsacak haberler var.bu işten çıkar sağlayıp milletin çocuğunu başkalarına satan hemşire, doktor kim varsa devlet bu alçakları ortaya çıkarmalı...

    birkaç kesit:

    https://m.youtube.com/watch?v=c4vf0o2gvu4

    https://m.youtube.com/watch?v=fjhczqcfe6e
  • öldü denilen bebeğin naaşını isteyen aileye bebeği öldürüp vermek nedir lanet olsun. insanlıktan çıkmış, en ağır cezayı hak eden insanların toplum önünde cezalarının verilmesini o kadar çok isterdim ki; aynı hakan günday'ın daha kitabındaki gibi linç timleri tarafından linç edilmeleri bile içimi soğutur mu emin değilim.
  • birkaç aydır bana esra erol izleten rezalettir. inanılmaz olaylar olmuş 11 yıl boyunca.
    göz göre göre bebekler çalınmış, satılmış, hastane kayıtları yok edilmiş. bahsedilen az buz değil binlerce çocuk ve ailenin hayatı değişmiş. 72.000 diyorlar..

    daha kötüsü dönüp dolaşıp bilmeden kardeşiyle evlenen insanlar bile olmuş buradaki olaylar yüzünden.
    esra erol'da aylardır her gün yeni birileri geliyor, büyüyüp 30 yaşına gelmiş çocuklar gerçek ailelerini arıyor. ağzım açık izliyorum olayın boyutunu ve devletin sessizliğini. nasıl bu kadar zaman bir şey yapılmamış.

    mesela leyla atay diye bir kadın var, bütün olay bu kadın üzerinden dönüyor, yakınları telefonla arıyor programı ama kadına biri de gidip sen ne yaptın bu suç dememiş bu zamana kadar.
    neyse ki bugün sonunda gazetede haberi çıkmış ve gelen şikayetler sonucu soruşturma başlatılmış. olay içinden çıkılacak gibi değil. ama bir yerden başlanması ve olayın ciddiyetinin anlaşılması olumlu bir adım olmuş.

    http://www.hurriyet.com.tr/…rma-baslatildi-40670443
    http://www.milliyet.com.tr/…n-defin-gundem-2568450/
  • esra erol'un evlendirme programı, bu yıl diğer programlarla birlikte format değiştirmiş, kayıp insanları bulma, insanları yeniden bir araya getirme meseleleri üzerine yoğunlaşmıştır.

    ancak konukların büyük kısmı, halen geçen senenin bekarları olup, şimdi sosyal olaylar üzerine yorum yapmaya çabalamakta, o anlar büyük bir komediye sahne olmaktadır.

    lakin adana meydan doğumevinde olanları dün denk gelince duydum. bildiğin çocuk kaçırma çeteleri kurulmuş, nice aileye çocuğun öldü denilip çocukları satılmış ya da başkalarına verilmiş. dehşete düştüm.

    savcılık bu konuda ne halt ediyor bilemiyorum. zira şu ana kadar savcılığın olaya el attığına dair hiç bir şey söylenmedi. ama şu söylendi, vakti zamanında polisler de bu tezgahın içindeymiş ve bir babayı şikayetinden vazgeçirmek için telkinde bulunmuşlar. şaka gibi değil mi!
  • okuyunca başımdan aşağı kaynar sular döküldü. bu tarihler arasında bu hastahanede doğdum lan ben. dna testi yaptırmaya gidiyorum.
  • bir süredir ailemin yanında kaldığım için her gün maruz kaldığım esra erol'da adlı programda aylardır işlenen rezalet. şimdi maruz kalmak falan diye artistlik yaptığıma bakmayın efenim denk geldikçe bildiğin oturup izliyorum şu aralar. her şey bir dozla başladı.
    odam kuyu gibi havasız ve karanlık, salon desen kocaman ısınmıyor bir türlü. bana da tek çare oturma odasında annemle takılmak kalıyor. kıraatthane gibi çayların ardı arkası kesilmiyor, güzel oluyor. bir yandan o da rahatlatıyor az da olsa, feleğin sillesini yemiş bünyemi. adeta muhtaç olduğumuz kuvvet bardaklarımızdan ağzımıza akan kara çayda mevcutmuşçasına dolup dolup boşalıyor demlikler. biz çayı demliyoruz, çay bizi. demleniyoruz mütemadiyen.
    o odada durmak bir çeşit mecburiyetim olduğu için ilk geldiğimde çok kavgasını verdim bu programları izlemeyelim diye. "bizim derdimiz bize yeter, neden izliyorsun bu aptal programları. yalan bunların hepsi, kurgu. ajitasyon, duygu sömürüsü bunlar. hep aptallaştırıyor insanları." diye veryansın etmeler mi ararsın. elit elit açıklamalar mı ararsın. "ben tek yaşarken televizyon izlemiyordum, psikolojim düzelmişti. algım artmıştı. bir şeyler üretmeliyiz. kendi hayatımızı yaşamalıyız, başkalarının bir aptal kutusu ardından bize sunduğu hayatları değil. bir saçma programa yalnızca bir hafta maruz kalan insanların algılarında düşme oluyormuş" diye triplere girmek mi ararsın. bak anne şu kitabı oku, bu kitabı oku diye ordinaryüs edalarına bürünmeler mi ararsın. hepsi gırla gidiyordu. ergen gibi odama çekilip "hof bu hayat çok boktan" modunda takıldım bir süre. bu sabahattin ali yalnızlığı bana biraz ağır gelecekti besbelli. karanlık odamdan aydınlık oturma odasına hicret ettiğim bir gün annem bu programı izliyordu, tam da bu konu işleniyordu. kibirli kibirli neymiş bu diye sordum. biraz özetledi annem. inanılmaz ilgimi çekti, arap saçı gibi bir mevzu. ve belli ki kurgu değildi. merakımı cezbetti. bir nacar dansözü asla oynamaz tavrıyla götün götün yanaştım tv karşısındaki kanepeye, ve yandan yandan ilişiverdim. öyle miydi böyle miydi derken kendimi takip eder buldum konuyu. tükürdüğüm onca lafın verdiği kekremsi tat vardı izlerken ağzımda itiraf edeyim. allah ana babalarımızı kendini bir bok oldum sanan evlatlardan korusun.
    reşit ongun diye genç bir adam var. hikayesi arap saçı. doğum tarihi bile şaibeli. onu büyüten ana gerçekleri gizliyor adamcağızdan. ortada büyük bir çete söz konusu. insanlara doğumlarda çocukları öldüğü söyleniyor fakat cenazeleri bile gösterilmiyor, belediye gömecek deyip postalıyorlar aileleri. sonrası gizemler yumağı. bir kadın geldi bir gün reşit'i onun kucağından almışlar. hık demiş burnundan düşmüş diyecek derecede benziyor reşit'e. reşit'i büyüten kadın da, çocuğun hastaneden alınmasına vesile olan kadın da reşit'in annesi bu, ondan aldık çocuğu dediler. sonra başka bir aile geldi. onların da oğulları reşit'in ikizi gibi. allah allah hangisi çıkacak acaba diye heyecanla dna sonucu bekledik, ikisi de çıkmadı ve olaylar bu noktada enteresanlarlaşmaya başladı. işin ucu eski milletvekillerine, amerika'lara falan dayandı sonra. ana haber bültenlerine konu olan amerika'ya evlatlık verilen iki kız kardeşin hikayesi de bu rezaletin alt kümesi. reşit'i büyüten kadının yeğenleriymiş o kızlar. the truman show gibi bir şey reşit'in hayatı anlayacağınız.
    olayın hülasası siz siz olun büyük konuşmayın. büyük lokma yiyin ama büyük söz söylemeyin a dostlar. ben şimdi gidip bir bardak çay alacağım, nuri bilge ceylan gibi uzaklara dalacağım. ne oldum değil ne olacağım deyip kendime reset atacağım. saygı ve sevgilerimle...
  • programı izlemedim, birkaç hafta önce haberini okumuştum ama mağdurlar 10'lu sayılar diye aklımda kalmış. entrylerde bahsedilen sayıları okuyunca dudağım uçukladı.72 bin bebek ne olm?

    80-94 arası adana'da doğanların bence bir an önce dna testi yaptırması gereken durum.
  • allahım sen aklima mukayet ol dediğim olaylar. ıyiki annem beni evde doğurmuş. hamile kalırsam ben de evde doguracağım. insan denilen varlık sen cennetten kovulmakla az bile ceza almişın. senin cehennemin sonsuzluğuna atılmana yine de dayanamam ama umarım affet beni diye böğürecek kadar acı çekersin seni yaratana.