şükela:  tümü | bugün
  • denizli hakimi aslan yürekli meslektaş.

    teşkilatta bu adam gibi yüz hakim-savcı olsa batı standartlarının üzerinde bir adalet sistemimiz olurdu.

    başkan her yazını ilgiyle takip ediyoruz büyüksün.
  • birçok kişinin telefonda veya arkadaş ortamında konuşmayı geçtim, gece başını yastığa koyduğunda düşünmekten bile çekindiği şeyleri yazması, dillendirmesi takdiri hak etse de, hakkındaki hislerim karışık.

    önemli konuları bir "deli" edasıyla seslendirmesi, kendisine "divane" gözüyle bakılmasından hoşlanması, "teşkilatın yaramaz çocuğu" olarak görülmesi, kendisiyle hukuku olan insanları yaptığı isabetli genellemelerden hariç tutması, 'feedback'lere göre tutum geliştirmesi, bazen ilk yazdığıyla -yapılan yorumlara verdiği cevaplarla- son vardığı yer arasındaki bariz farklılık ve ne yazık ki beğenilme hastalığı, ciddi eleştiri ve yorumlarına gölge düşürüyor.

    tanımam ama iyi çocuktur.
  • 2012 yılında fetönün en etkili oldugu dönemde yargıtay üyesi hakkı manavın hakim olan iki kızının ve damatlarının güney doğuya kurra çektikten sonra 1 hafta dahi calışmadan ankara'ya geçici görevli olarak geri alınmaları ve bir daha doğuda asla calışmamaları üzerine adem hakim tüm teşkilatın bam teline dokunan bir şiir kaleme aldı işte bu şiirden sonra efsane oldu.
    (bkz: babam manav olsaydı)

    --- spoiler ---

    'babam manav olsaydı'.......
    kuradan nereyi çektigimin hiç önemi olmazdı.......................................
    şırnak,van,ardahan ya da hakkari farketmezdi....................,
    ilk bayramı orada geçirmeyi düşünmezdim bile.......................,
    gitmezdim oraya...........
    gitsem bile ev tutmazdım,dert etmezdim...............
    çünkü benim babam manavdı.
    ........
    bakanlığın bana ihtiyacı olurdu...............................
    hem de bayramı beklemeksizin,
    ansızın..................
    yedi dil!!!!! biliyordum çünkü............
    mesleki tecrübeme!!! ihtiyacı olurdu bakanlıgın................
    .........
    o vakit valizimi toplarken,
    yan ilçede görevli olup da memleket yolunu yarılamış meslektaşımın,
    geçiçi görevle benim yerime atanmasını hiç umursamazdım....................
    'bana nesiydi' canım
    ben kendi keyfime bakardım.......
    ben daha önemli olurdum o vakit...........
    ............
    yerim en başından belliydi...........
    ankara,
    orada olmadıgım vakitler belki beni yurt dışında akademik!!!! gezilerde görürdünüz............................
    onun talihsizligi benim buraya kura çekmemdi..................,
    onun planları beni ilgilendirmezdi,
    ben daha öncelikliydim.......
    çünkü benim babam manavdı.......
    ..........
    'babam manav olsaydı'.....
    adalet akademisinde 'mesleki etik dersi' verirdi "digerlerine"........................
    gerek olmazdı bana etik dersi vermesine .................
    çünkü benim babam zaten manavdı.....
    ..........
    ama gelin görün ki benim babam manav degil......................
    bir inşaat ustasıydı.
    şimdi huzur içinde yatan,
    arkasından kimsenin kötü konuşmadıgı adil bir adamdı...........
    yapmadıgını başkasına tavsiye etmeyen........................
    başkalarına ders ve kurs vermezden evvel...........................
    önce kendini hesaba çeken......
    kendini bilen,
    'adam gibi bir adamdı' benim babam.......................
    iyi ki de benim babam bir inşaat ustasıydı...............
    --- spoiler ---
  • şu an tek kişilik hücrede açlık grevi yapan kişi eski hsyk üyesinesibe özer.
    şöyle bir arşivi kurcalayayim dedim ve şaşırmadım.
    kardeşi necmi özer o vakit yargıtay'a üye seçilmiş,
    bırakın kınamayı etik bulmadığını dahi söyleyebilen kişi sayısı bir elin parmağını geçmiyor.
    hatta bir tanesi aynen şöyle yazmış
    'biz size vekalet mührünü verdik,nereye isterseniz oraya basın' .......
    şimdilerde ise dünyanın en kolay işi bu kişiye laf çakmak.
    hatta onun döneminde yargıtay üyesi olmuş ve şimdi de 'aman ha kelek çıkmasın' diye en az beş tokat yedikten sonra gene yargıtay'a üye seçilebilme becerisi! göstermiş biri aynen şöyle demiş,
    'vitrin süsüymüş sen ancak zayıflama ilacı reklamında 'önceki hal' afişi olursun'.
    ne kadar ilkeliyiz değil mi.?
    ne kadar tutarlıyız.
    düşmüş birine tekme atmak kadar kolay ne var ki....
    ne de olsa düşmüş,
    bir grupta bir hakim! aynen şunu yazmış.
    'yaptığın haksızlıkların ve zulmün küçük bir karşılığı bu.
    yetmez ama evet'.
    bunu yazan kişinin hangi vakit ne tür bir zulme! uğradığını ise söylememe gerek yok sanırım.
    ne kadar tutarlıyız değil mi.?
    bence çok tutarlıyız.bu anlamda saygıyı fazlasıyla hakediyoruz.
    hiç yanıltmıyor bu teşkilat insanı....
    şimdiden üç yıl sonrasını ayna gibi görür oldum.
    kalp gözüm mü açıldı ne,
    keramet sahibi ettiniz beni beeee....
  • baylock kullanan arkası sağlam yargı mensupları üzerine güzel bir yazı yazmış :

    görülen lüzum üzerine........
    kimleri ihraç etmedik ki biz.bir sual etmeden,bir söz hakkı vermeden...
    çiçek böcek göndereni,
    kahvaltıda görüneni,bağımsız aday gezdireni,hoşgeldiniz diyeni,
    kartvizitinde adı geçeni,
    hayırlı olsun yazanı,
    kuradan gittigi yerde (aday olup adliyesine gelen) eski komisyon başkanına çay ısmarlayanı.............
    neden sonra bylock çıktı
    'en güçlü delil"diye sunumu yapıldı..
    en çok da o sorgulandı ama...
    bir türlü inandıramadi kendini,çok kolay ekarte edildi..........
    vifi dendi,ortak hat dendi,
    avea üst yönetimin alayı paralelmis,hatlarda oynama yapılmış dendi..
    olmadı çocuk girdi,komşudan çıktı,
    servise gitti gelmedi...........
    ikinci el tel aldım ne bileyim böyle olacağını...........
    başsavcı idim;
    telefonumu korumama verdim,
    nerden bileydim paralel olduğunu, hattıma bylock yükleyeceğini.....
    virüs bulaştı,
    olmadı aleviyim ben
    hacıbektaş'tan sorun beni,tunceli'den sorun............
    ne dendi ise inanıldı.
    ne olduysa sahipsiz gariplere oldu.
    akşamında hattan kırmızı bylock kullanıcısı diye açığa alınanın,
    sabahında listeden çıkışını imrenerek izledi...................
    neden kimse bana referans olmadı dedi.................
    neden kimse dinlemedi beni.....
    haftalarca emek verip hazırladığı klasör öylece kaldı kucağında....
    en güçlü delil en çok sorgulandı vesselam...............
    sonra ne mi oldu
    oynaya oynaya kuşa döndü bylock
    uçtu gitti kül oldu bitti....
    .......
    bu yazım bir türlü yayınlanamayan bylock listesine ithaf olunur........
  • sevgili arkadaşlar,birbirini skorlayan,
    birbirine not ve sicil veren bir biz kaldık koca memlekette.............
    hem de zevkle...
    bam'lar
    'elime düştünüz,gösteririm ben size' ergenliginde...............
    yargıtay;
    biraz daha ağır abi kalıbında,hocaların hocası modunda,
    biraz daha tolere edici,biraz daha akil...
    'bam' öyle değil ama,
    sabırsız ve ergen,'fırsat verme çakarım' havasında.........
    notunu merak eden hakim savcıları görünce..................
    karnesini ilk kez alan ilkokul çocukları geliyor aklıma.............
    'notuma bakayım' derken belediye çukuruna yuvarlanan çocuklar,
    'iyi' aldım diye sevinen,'orta' aldım diye üzülen çocuklar......
    memlekette bir biz kaldık birbirini skorlayan..........................
    amma da meraklıyız not vermeye değil mi...............
    kimse güvenmiyor,kimse saygı duymuyor bize..............
    farkında değil misiniz..............?
    yasa koyucu,bize ve verdiğimiz kararlara güvenmedigi için
    not sistemini yeniden getirdi..onu telkin eden de bizim teşkilat,
    dedikodu ve önyargının esiri olmuş bir teşkilat......................
    ıçeriğini bilmediği dosyaları bir yerlere gammazlayan teşkilat.........
    'insan insanın kurdu' ise şayet 'hakim hakimin daha çok kurdudur.'
    başsavcı, savcıya sicil veriyor,biri diğerinin verdiği kararları skorluyor..
    anayasa değişiyor,
    yürürlük maddesi farklı olan sadece hsyk.................
    diğerleri 2019 iken bizim ki hemen yürüyor.....................
    kimse bize saygı duymuyor,kimse bize güvenmiyor.........
    çünkü biz saygı duymuyoruz kendimize, biz güvenmiyoruz birbirimize.....
    sürekli birbirimizi gözlüyor ve durmadan açık arıyoruz....
    buradan şunu deklare etmek isterim
    ki..........
    ey yargıtay ey bam...
    siz halihazırda kimseye not verecek bir noktada değilsiniz....
    illa biri diğerine not verecekse 'ohal' de ben size verdim bir not
    orta.....
    bir khk ile ispat külfetinin ters yüz edilip..............................
    masumiyet karnesinin yırtılıp atıldığı bir ortamda.........................
    bir khk ile anayasal güvencelerin hiçe sayılıp.........................
    özel yargılama usüllerinin görmezden gelindiği bir ortamda.....
    bir khk ile yürüyen dosyaların yargı yerinin değiştirilip...........
    hakimlik sınavında 70 barajının kaldırıldığı bir ortamda.....
    korkudan gıkı çıkmayan sen....
    bir yasa ile tüm üyelikleri düşen,
    akabinde
    'aman ha kelek çıkmasın' diye beş tokat yedikten sonra'
    yüksek yargıya yeniden üye seçilmeyi gururuna yediren sen...
    aynı metodla seçilen ve
    yargıca birlik ruhu'na sahip olmak dışında hiçbir exra'sı olmayan bam'lar......
    karşıdan tam da bu şekilde görünen sizler..............................
    şunu bilin ki.....
    kimseye not verecek durumda değilsiniz..........................
    illa ki birine not verip kendinizi tatmin etmek istiyorsanız
    birbirinize veya sizleri o makama oturtmanın yanı sıra............
    taziye ve tebrik yayınlamaktan başka icraatı tespit edilemeyen
    yargıda birlik derneği'ne verin bir orta gitsin........
  • kolay olanı seçmek...
    ihraç ya da açığa alma listelerine bakıyoruz ya hani.......
    bir saat sonra yayınlanmasına sabredemeyip
    'listeye ulaştın mı?' diye aramadık adam bırakmıyor ya hani...

    sonra tekrar tekrar bakıp 'pek de tanıdığım kimse yok' diyoruz ya hani....

    aslında o listede olan herkesi tanıyoruz biz.

    ne vakit unuttun aynı cübbeyi giyip aynı kürsüye çıktığını......
    hani senin ayrıldığın yere tayin olmuştu da aramıştı seni,
    'aynı nakliye firmasını tutalım mı' demişti sana.................

    hani senden önce aynı mahkemede çalışmıştı.
    evraklarda onun adını görmüştün;
    kah övmüş, kah yermiştin kararlarını.......

    hani bir esnaf ondan bahsetmişti de 'tanımıyorum' demiştin ya hani.

    işte o andan itibaren tanıyordun aslında onu..

    aynı kürsüye çıkmış,aynı kentte aynı havayı solumuştun onunla..

    aynı kamyonda taşındı eşyaların,
    aynı beyaz eşyaci aynı marka buzdolabını sattı size............
    aynı yerden alınan fırında benzeri şeyleri ısıttınız siz.......

    kimsenin olmadığı dağ başında bir keşif yapmıştın ya hani
    tam da orada senden evvel aynı keşfi aynı bilirkişiler ile yapmıştı o kişi...
    belki de senden sonra....

    aynı bakkaldan alışveriş yaptınız,

    gece ateşlenen çocuğunuzu aynı hastaneye götürdünüz
    aynı yoldan aynı sokak lambalarının aydınlıgında...

    aynı paronayak müşteki onun gibi seni de şikayet etti aynı hsyk'ya...

    dağ başında köyden bozma bir yerde
    mecburen
    aynı lokantadan yemek yediniz,aynı berber traş etti sizi,,,,,,,,,,,,,,,,
    mecburen aynı öğretmenevinde aynı okeyi oynadınız,,,,,,,,,,,,,
    aynı imamın sesinden belki de bin kez aynı ezanı dinlediniz....
    aynı gök gölgeledi sizi,
    aynı yer taşıdı, aynı güneş ısıttı hem de aynı yerde binlerce kez....
    velhasıl....
    o tanımadığım dediğin kişiyle o kadar çok aynı'n vardı ki,,,,,,

    aslında ne tanımana gerek vardı onca kişiyi ne de bunca aynı'ya
    alt tarafı varsa bir hataya hata demekti tek yapman gereken...............

    ama demedin.....

    listeye tekrar tekrar bakıp 'pek de tanıdığım kimse yok' dedin ya hani

    yanıldin bana kalırsa....

    aslında hepsini tek tek tanıyordun ve sen de iyi biliyordun bunu
    ama tanımamak daha kolay geldi

    ve sen kolay olanı seçtin...
  • ben de belki kocası, belki babası, belki evladı, belki kardeşi, belki kendi cezaevinde olan tüm kadınların dünya kadınlar gününü kutluyorum....

    ihraç ya da açığa alma listesine bakıp arkadaş listesini yenileyen hiçbir kadının hiçbir şeyini kutlamıyorum..
    meslektaşının gözaltı işlemini yaparken onu teselli eden personeli azarlayıp
    hemcinsi olan hakimin yüzüne bakmayan bayan savcının bırakın gününü kutlamayı

    tam da bugün yüzüne tükürüyorum..

    bir gün olsun doğuda taşrada görev yapmamasına karşın,,,
    hakkari'de,şırnak'ta görevde iken ihraç olan hemcinslerini 'vatan haini' diye kınayan kadınları tam da bugün asıl ben kınıyorum....
  • http://odatv.com/…mek-mi-istiyorsun-3006171200.html

    daha çok adam ihraç ederek cemaati daha çok bitiremezsiniz.
    cemaat bir zihniyettir zira,çarpık bir zihniyet,
    bozuk bir saat,
    doğru tartmayan bir kantar,yanlış yönü gösteren bir pusula....
    her ne olursa olsun cemaat bireyden öte bir öğretidir...
    sapık ve çarpık bir öğreti.
    bu zihniyeti yok etmeden cemaati yok etmek mümkün değildir..
    cemaati yoketmek,hatırlanmamak üzere gömmek mi istiyorsun.?
    o halde cemaati oluşturan ve hatırlatan tüm unsurları yok et.
    ne midir bu unsurlar?
    korku salmaya son ver,güveni ve öz güveni tesis et,,,,,,,,,,
    açıktan yazıp çizeni,hatayı 'yüze söyleyeni' hasım belleme.
    gizli kapaklı iş çevirme,
    bir yetki,bir tayin,bir ünvan için kapında yatanlara saygı duyma.
    şeffaflıktan kaçınma,hak edene hakettiğini ver,
    iş takibini bırak,
    hemşehricilige son ver,yalakalıga prim verme, liyakati esas al.
    kafayı değiştir,zihniyeti yani.
    'ne kadar çok adam ihraç edersem o kadar çok cemaati bitiririm'
    diye düşünme sakın.
    cemaat bir zihniyettir zira, çarpık bir zihniyet.
    bu zihniyetin yaşamasına izin verme.
    o halde ne mi yap.?
    bu zihniyeti yaşatan ve anımsatan tüm unsurları ortadan kaldır.
    önyargılı olma,
    adam sendecilik yapma,adil olmayan her bir talebe kapıyı kapat.
    ulaşılan değil ulaşılamayan hsyk ol.
    adaleti tesis et..
    adamına göre iş yapma, yaptırma.adam kayırmaktan vazgeç..
    dün cemaate yaltaklanan adamın aynı şeyi bugün de sana yapmasına fırsat verme.
    seni öveni peşinen dost, yereni ise peşinen düşman belleme..
    her dönem tuzu kuru adamları iyi incele.
    sonra dönüp geriye bak..
    tüm bu unsurlar yerli yerinde ise değişen bir şey yoksa şayet.
    kaç adam atarsan at,
    tabela da ne yazarsa yazsın cemaati bitiremezsin,
    bunu da böyle bilesin......
    çünkü cemaat,
    adaletsizlik demektir,liyakatsizlik demektir,talimat ile iş yapmak demektir.
    hukuku silah olarak kullanmak demektir.
    iş takipçiliği demektir,
    önyargı demektir,
    hizipcilik demektir,tefrika demektir,yalakalik demektir,
    sorgulamamak demektir,irdelememek demektir.
    ayağı baş,
    başı ayak yapmak demektir.cemaat 'biat etmek' demektir.
    sen adaleti ve liyakati egemen kılamazsan,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
    biat kültürünü yaşatmaya devam edersen,yalakalıga prim verirsen,
    hak etmeyene paye verip hakedeni görmezden gelirsen,
    talimat ile iş yaparsan,birilerinin payandası olursan,,,,
    saygınlığını koruyamazsan,
    tarafsızlığına ve bağımsızlığına gölge düşürürsen,
    adaleti saglayamazsan,
    insanlara güven veremezsen,kimseyi de güvende hissettiremezsen şayet
    cemaat asla bitmez bunu da böyle bilesin.
  • sevgili arkadaşlar yargı teşkilatının yakın tarihine şöyle bir göz attım.
    ne büyük bir cevherle karşılaştım inanın tahmin bile edemezsiniz.
    neyle karşılaştım biliyor musunuz.? değişen hiçbir şey olmadığına....
    gerçekten bizim cephede değişen hiçbir şey yok..........
    korkak aynı korkak,
    yalaka aynı yalaka,birileri adına korku salan kişi aynı kişi.
    kraldan fazla kralcı kesilen işgüzar aynı işgüzar..............
    haksızlık aynı haksızlık,göz boyayan kişi aynı kişi....
    üç maymunu oynayan koca teşkilat aynı teşkilat...............
    bana dokunmayan yılan aynı yılan.
    yalan aynı yalan,yanlış aynı yanlış,mantık aynı mantık,
    bakış açısı aynı açı.
    muhalif gene muhalif,yalaka olan gene yalaka,
    düzen adamı aynı adam.
    o vakit tuzu kuru olanın tuzu gene kuru.hakim aynı hakim,savcı aynı savcı.
    hele hele başsavcı tıpkısının aynısı..bağımsız olamayan yargı aynı yargı.
    talimat aynı talimat.'sus konuşma,başına iş alırsın' diyen adam aynı adam.
    susan aynı kişi,sus diyen aynı.konuşan aynı kişi,karşı çıkan aynı..
    başı beladan kurtulmayan kişi aynı kişi.
    her dönem gemisini yüzdüren 'rotasız' aynı.
    demem o ki;
    kim o vakit ne demiş de şimdi ne diyor.
    kim o vakit hangi haksızlığa karşı çıkmış da şimdi konuşmuş.
    kim o vakit kimin safındaymış da şimdi kimin safında.
    gidin siz de inceleyin vaktiniz varsa şayet.sadece şuna özellikle dikkat edin ki;
    halihazırda kim feto'ye karşı en sert tepkiyi gösteriyorsa bilin ki
    en güçlü zamanında feto ile en fazla 'kucak dansı'
    yapan kişi tam da o kişidir.
    kafasını kuma gömmüş 'deve kuşu'
    şunu bil ki;
    'nerenin açık olduğunu' en azından ben biliyorum..........
    bana ohal gölgesinde vatanseverlik taslama lütfen.
    demagojini de sana inanmaya hazır insanlara yap olur mu?