şükela:  tümü | bugün
  • bugün gazetesi ankara temsilcisi adem yavuz arslan, tarihini tam olarak anımsayamadığım bir gün, gazetedeki köşesinde, yakın zamanda giresun'da terörist saldırılar olabileceğini söylemişti. aynı zamanda şamil tayyar da aynı uyarıyı yapmıştı. ve gerçekten de, dedikleri gibi giresunda terörist saldırı oldu ve bir ya da iki şehit verdik.

    bu iki gazeteci tüm türkiye'nin öğrenebileceği şekilde olabilecek bir saldırıyı haber veriyor; gizli değil aleni olan bu ihbarı herkes okuyup öğrenebiliyor aynı zamanda; ancak olay aynen anlattıkları gibi gerçekleşiyor. ülkemizdeki mit, emniyet, jandarma, askeri istihbarat gibi terörist saldırıları önceden öğrenip tedbir alması gereken kurumlar bu saldırıyı öğrenemedikler gibi, gazetecilerin sağır sultana bile duyurdukları bir haberi dahi dikkate alarak harekete geçmemeleri çok manidarken ve sorgulanmazken, çok enteresan bir şekilde olacakları yazan gazeteciler "medyum, falcı vs" hakaretlerine maruz kaldılar.

    adem yavuz arslan ve şemil tayyar'ın uyarıları gerekli ilgiyi görseydi belki de şuan şehitlerimiz hayatta olacaklardı. uyardılar, kabahat mi ettiler? öyle ithama uğrasalarda bence gayet onurlu bir iş yaptılar.

    yok efendim, bu bilgilere nereden ulaşmışlar? ebenin amından, afedersin. ne önemi var, uyarılar sonrası şehit verdik lan! niye önlem alınmadı diye sorsana!

    heeeey... hey gidi günler heeey...ah, tarkan ah! iyi ne iyi demşsin....
  • bugünkü yazısında belirttiğine göre, askeri casusluk skandalı bizim tahminimizden de rezil bir haldeymiş. bu kadar bilebilmemiz için, daha doğrusu olayın fazla duyulmaması için özel çaba sarfediliyormuş. birilerinin ipliği pazara çıkacak endişesi varmış.

    (bkz: şantaj ve askeri casusluk soruşturması)

    yazı şöyle;

    "vahim ötesi işler olmuş

    sıcak siyasi gündemler nedeniyle üzerinde durulmadı ama son yılların en kapsamlı operasyonlarından birisi devam ediyor.

    askerlere fuhuş tuzağı olarak başlamıştı ama ardından cumhuriyet tarihinin en büyük casusluk hikayesi çıktı.

    meğerse fuhuş çetesi üzerinden tsk'ya sızan istihbarat örgütleri 'çok gizli' bilgilere ulaşmışlar. en mahrem dosyalara nüfuz edip çalışmaları manipüle etmişler.

    ayrıca, çete üyelerinin de pkk ile irtibatları ortaya çıkartıldı. yani işin içinde yabancı istihbarat örgütleri var. pkk var. casusluk var. fuhuş var.

    açıkçası güvenlik bürokrasisinde kimsenin ağzını bıçak açmıyor. herkes yüzünü ekşitip 'vahim ötesi işler olmuş' yorumunu yapıyorlar.

    hatta bir başkasının yorumu da şöyle: "bırakın devletin yatak odasına girmeyi. oraya kamera bile kurmuşlar."

    kulislere göre operasyonun detaylarının kamuoyuna yansımaması için inanılmaz bir gayret gösteriliyor. çünkü rezaletin boyutunun ortaya çıkması ihtimali çok kişinin uykusunu kaçırıyor."
  • devletin resmi belgesine göre fethullahçı olduğu tescilli bir emniyet müdürünün (ki kendisi bugün ankara’da emniyet istihbaratın başındadır) trabzon’dayken kurup, besleyip, idare edip, yönlendirdiği bir istihbarat timinin (erhan tuncelyasin hayal) işlediği hrant dink cinayetini fethullahçılardan uzak tutmak amacıyla “bi ermeni var” adlı bir dezenformasyon kitabı yazmış olan şahsiyet. (bkz: en iyi savunma saldırıdır)

    suikast ihbarlarının ulaştığı makamlardan biri olan trabzon jandarmasının başında olan albay ali öz’ün veli küçük’le çekilmiş bir fotoğrafı bulunmuş. (ergenekon tiyatrosuna veli küçük’ün seçilmesi türkiye’de en çok şahısla fotoğrafı olan kişi olduğu için olsa gerek.) demek ki neymiş? suikasti ergenekon düzenlemiş.

    la olum, ogün, erhan, yasin nerde yaşıyo? trabzon’da..
    trabzon ney? şehir.
    hrant dink nerede yaşıyordu? istanbul’da..
    istanbul ne? şehir.
    cinayet nerde işleniyo? şehirde.

    peki, jandarma ne arar la şehirde?

    hrant dink suikastiyle ilgili öncelikle emniyetteki fetoculara işaret eden onlarca işaret varken, o işin çözülmemesi için en çok kasan birim emniyetken (kitapta dahi öyle olduğu kabul ediliyor), fetocuların emniyette ne denli etkin olduğu bilinirken, bu ne lahana turşusu?

    hem mumcu, üçok, aksoy, kışlalı, hablemitoğlu, dursun suikastleriyle ilgili olarak dinciler suçlandığında, “müslümanlar olamaz. suikastten kimin çıkar sağladığına bakmak lazım” diye feveran edenler fetocu bülbüller değil miydi? şimdi dut mu yediler?
  • söyleşilerinden anladığım kadarıyla kitabının esas amacı, hrant dink suikastında emniyetin rolününün olmadığını kanıtlamaktır.
  • bu sene iyi reklam yapmıştır.

    cemaat yöntemleriyle ama,

    mermi gönderme mi kaldı ya hala?
  • güzel bir yazı yazmış bugün;

    türkiye gündemi ne kadar hızlı ve değişken olursa olsun aslında her şey tekrar ediyor.
    özellikle de pkk ve terör konusunda.

    bugünlerde balyoz davası ile yatıp kalkıyoruz. 163 asker tutuklanınca tabii ki gündem olacak ama dikkatler buraya odaklanmışken güneydoğu'dan, sınırın öte yakasından ürkütücü haberler geliyor. medyamızın büyük çoğunluğu ise tehlikeyi görmek yerine balyoz iddialarını boşa çıkarabilme gayretinde. emrindeki askerleri hedef tahtası olarak kullanan yüzbaşıyı aklamak için bile dün olmadık şeyler yapıldı.

    geçen yıl nisan ayında tbmm'de anayasa değişikliği görüşmeleri yapılırken yine bir terör dalgası başlamıştı. bahar aylarında terör arttığı için 'ne var bunda' denebilir. fakat bu saldırılar gerçekleşmeden önce iki gazeteci tarafından yazıldı. bu köşede ve şamil tayyar tarafından, basılacak karakollar, saldırıya uğrayacak birlikler ilan edildi.

    o dalga az daha meclis'teki anayasa değişikliğini baltalıyordu. kimse gazetecilerin bile duyduğu saldırılar nasıl önlenemedi sorusunu sorma ihtiyacı hissetmedi.

    fakat her şeye rağmen statükoya son verecek anayasa değişiklikleri yapıldı, referandumdan da güçlü bir destek çıktı.

    şimdi, perde arkasındaki derin güçler 'kaos planı'nın yeni sürümünü hazırladılar. şimdiki hedef 12 haziran seçimleri. öcalan'ın yakalandığı 15 şubat tarihini başlangıç olarak alan pkk seçime kadar şiddeti bir koz olarak kullanmayı düşünüyor.

    birkaç gündür haberlerine yer veriyoruz. kandil'deki örgüt yönetimi diyarbakır'ı tahrir meydanı'na çevirme fantezileri yapıyorlar. hedefleri bir halk ayaklanması başlatıp daha önce ilan ettikleri özerkliği yeni bir aşamaya getirmek.

    bunun için de kck'yı kullanacaklar.

    kandil'de pişirilen projeye göre kademeli olarak şiddet dalgası başlatılacak ve seçime kadar güneydoğu kan gölüne çevrilecek. işin garip tarafı bugünlerde sokak eylemleri nedeniyle dikkatleri çeken bu hedef aylardır biliniyor. hatta bu köşede, öcalan'ın ısrarla 1 mart'ı adres göstermesinin gerisinde böyle bir planın olduğunu yazdık.

    hatta örgütün 'sözde ateşkes' döneminde türkiye'nin muhtelif yerlerine bomba dağıttığını, eylem için lojistik yığınak yaptığını anlattık. üstelik örgütün kandil'de eğitime aldığı yeni milisleri var. ama bütün bunların yer aldığı raporları görmezden gelen bürokratlar ve onların bağlı olduğu siyasiler var. tıpkı 'balyoz'da bu kadar tutuklamaya gerek yok. birkaç emekli komutan tutuklansın, askerle çatışmanın bir lüzumu yok' diyerek dolaşan siyasiler olduğu gibi.

    uygulamaya konan projeye göre ak parti'nin bölgede siyasi çalışma yapmasını engellemeye çalışacaklar. bir yandan da terör eylemleriyle ülke gündemini germeyi hedefliyorlar.

    böyle bir proje ne kadar başarılı olur? açıkçası işin içinde terör varsa sonuç alınır. çünkü ateş düştüğü yeri yakar. eğer baharla birlikte karakol baskınları artar, şehit cenazeleri gelir hele bir de büyük şehirlerde patlamalar olursa siyasi denklemler de değişir. bunu gören zinde güçler ellerindeki son koz olan öcalan'ı kullanıyorlar, kullanmaya da devam edecekler.

    örgüt bölgedeki hakimiyetini artırmak istiyor. olabildiğince yüksek oy almaya çalışacak. aynı zamanda haziran seçimlerini rüştünü ispat fırsatı olarak görüyor. bölgeden gelen haberlere göre pkk şu anda referandumda evet oyu kullananları markaja aldı. bir yandan da 'diğer siyasi partilerin seçim kampanyasına müsaade etmeyeceğiz' diyerek yaygın propaganda yapıyor. pkk ses getirici ama kendi tabanına zarar vermeyecek eylemleri tercih edecek. bir yandan da karşı şiddet doğurmaya çalışacak.

    hiç şüpheniz olmasın, böyle bir tabloyu sadece örgüt değil, uluslararası birtakım güç odakları da çok arzuluyor. yani örgüt için 'kazan-kazan' senaryosu yazanlar aynı anda ak parti için de 'kaybet-kaybet' beklentisindeler. artan şiddet doğuda oyların bdp'ye batıda chp ya da mhp'ye gitmesine neden olacak. erdoğan hem batıyı hem doğuyu kaybetmiş olacak.

    masa başında siyaset mühendisliği yapanlar böyle iç karartıcı senaryolar üzerinde çalışıyorlar. fakat unuttukları bir şey var. bu ülke de yapılan benzeri tüm siyaset mühendisliği hesapları tutmadı. seçime birkaç ay kala başlayacak terör dalgası ak parti'yi vurma niyetinde olsa da tam tersi bir sonuç da doğurabilir.
  • son günlerde "basın özgürlüğü" kavramı sıkça anılır oldu. demek ki hatırlanabilmesi için birilerinin tutuklanması gerekiyordu.

    kimi medya organlarında fazla yer bulmadı; kısa bir süre önce adem yavuz arslan, hrant dink cinayetiyle ilgili önemli bilgi-belgelere yer verdiği bir ermeni var isimli kitabından rahatsız olan bir kesim tarafından ölümle tehdit edildi. sık sık ölüm tehdidi alıyordu, ancak bu sonuncusu çok daha vahim ve korkunçtu. öyle ki, şu an kendisine tahsis edilen korumayla gezmek zorunda kaldı.

    adem yavuz arslan'a göndereni hala bulunamayan bir posta geldi. içerisinde 4 adet kalaşnikof mermisi* ve bir adet beyaz bere* vardı. arslan'a, onu hrant dink'i öldürdükleri gibi öldürecekleri mesajı verilmek istenmişti; "yazdığı kitaptan dolayı"...

    tehdidin önemini biraz daha açalım; adem yavuz arslan'ın yazdığı kitap, hrant dink suikastıyla ilgili olarak önemli belgeler ve tanık ifadelerine yer veriyordu. dink davasının seyrine etki edebilecek bilgiler vardı içinde. bunun farkına varan kesimler son derece rahatsız olmuş olacaklar ki, arslan'ı da aynı şekilde öldümekle tehdit ettiler. tehdit yöntemi son derece profesyonelceydi. arslan'a kargoyla gönderilen zarfın asıl göndereni hala bulunabilmiş değil. ayrıca, burası çok önemli, adem yavuz arslan'a gönderilen dört kalaşnikof mermisinin sayısı çok anlamlıdır. ona tam olarak 4 mermi gönderilmiş; biri kendisi, biri karısı, biri küçük çocuğu ve sonuncusu da henüz doğmamış olan çocuğu için...

    doğmamış çocuğuna yönelik ölüm tehdidi gönderilen bir gazeteciden bahsediyoruz. ve tehdide konu olan şey ise yine bir gazeteciye yönelik suikastin aydınlatılmasına yönelik bir kitap.

    adem yavuz arslan şimdi bir korumayla geziyor. üstelik yaklaşık bir buçuk aydır korumayla geziyor...

    son dönemde kimi gazetecilerin tutuklanmasıyla beraber basın özgürlüğünün varlığını hatırlayan, bununla kafa ütüleyenler, bir buçuk ay evvel neredelerdi? size dokunmayan yılan bin yaşasındı; ama gördünüz ki o yılan size de dokundu...

    zoraki de olsa basın özgürlüğünü hatırlamanızı takdir ediyoruz. ama şunu da iyi biliyoruz; içinizdeki basın özgürlüğü endişesi en az samimiyetiniz kadar sahte...
  • demiş ki
    "oda tv konusunda hâlâ beklemek lazım diyorum."

    beni izleyin diyor, türk polisi oldu, savcı oldu, hakim oldu.

    odatv'nin hakkında ne olacağını biliyor bir öngörüsü var,

    arkadaşlarından bir tanesi de şu şu şu tutuklanacak diye yazmıştı.

    o da biliyor.

    bunlarla film milm izlenmez sonunu da söylerler.*
  • şu an yayımlanan cnn türk'teki tarafsız bölge programında, sayesinde bu adamların ithaki'yi nasıl ithaaki diye telaffuz etmeye kastığını müşahade etmiş olduk. ittihat terakki'yi çağrıştıracaklar güya.. (bkz: bu adamlar/#22483123)
  • şahsen televizyon karşısında ben utanç duydum kendisi konuştukça. bir insan bu denli kör olmamalı, kör olmak için bu denli gayret göstermemeli. gerçekten çok acayip.