şükela:  tümü | bugün
  • edit: mesajla gelen soruya cevaben buraya da yazayım; bunun bir tedavisi yok arkadaş. uyarıcı ilaçlar yalnızca kullandığınız süre boyunca etki ediyor . genelde zaten ilaçların çok uzun yıllar kullanılması önerilmiyor. uzun süreli kullanımda bazı sağlık sorunlaraına yol açabiliyor. o yüzden ilaçları kullandığınız süre boyunca işlerinizi düzene sokup hayatınızı daha sonra devam ettirebileceğiniz bir noktaya getirmeniz lazım. ayrıca bazı terapiler ve antrenmanlara var bunlar da işe yarayabiliyor. ilaçları bıraktıktan sonra bir travma döneminde ( iş değişikliği, yönetici değişiklikleri, çocuk sahibi olma, ağır sorumluluk alma vs ) yeniden kullanmanız öneriliyor.

    iş 3 aylık ise 1 ayda yapabileceğini bilirsin. 2 ay senin için işe motivasyon süresidir.

    insanlar bu rahatsızlığı çok yanlış anlıyorlar. dikkat eksikliği bence inanılmaz yanlış bir tanımlama. dikkat eksik değil, dikkati kontrol eden mekanizma bozuk. yani hiç bir şeye dikkat etmiyorsunuz diye bir şey yok, aksine bazı şeylere insanları yok sayacak kadar çok dikkat edip önemli şeyleri kaçırabiliyorsunuz.

    işin kötü yanı hep şöyle şeyler duydum hayatım boyunca; işine gelince çok güzel odaklanıyorsun ama!

    eğer adhd iseniz ne demek istediğimi çok iyi anlıyorsunuz. değilseniz ve etrafınızda adhd hastası varsa lütfen o insanın kafasının içinin her an panayır gibi olabileceğini göz önünde bulundurun.

    eğer adhd bir çalışanınız varsa tek yapmanız gereken ara sıra onu motive edip işini sevdiğinden emin olmak. eğer işini sevdiğinden emin olursanız diğer çalışanlarınızdan çok ama çok daha yüksek bir performans alırsınız kendisinden çünkü adhd ile boğuşan insanların sevdikleri şeylerle uğraşırken neleri kaçırdıklarını / nelerden vazgeçtiklerini bilemezsiniz.

    insanlar sizi şu şekilde tanımlamışlardır; maymun iştahlı, başarısız, işlerini yarım bırakan, çabuk sıkılan, uykusu bir türlü düzene girmeyen (bkz: delayed sleep phase syndrome), iki kelimeyi bir araya getiremeyen....

    tam olarak nasıl bir şey derseniz örneklerle anlatayım;

    telefonla konuşurken bütün odayı koşarsınız, evden çıkmanız söz konusu ise mutlaka bir şey unutmuşsunuzdur, eğer unutkanlıktan rahatsız olup post-it alışkanlığı kazanmaya çalıştıysanız muhtemelen onu da unutmuş veya hemen sıkılmışsınızdır. asla günlük tutamazsınız çünkü düşünceleriniz genelde yaşadıklarınızdan yoğundur, yazamazsınız. bir işe başlamak sizin için ölümdür. ne kadar zorlarsanız zorlayın başladıktan sonra dahi motivasyon süreci devam eder. işe devam edemezsiniz, bırakırsınız, vazgeçme aşamasına gelirsiniz. dikkatinizi zorlayarak vermeye çalışıyorsanız muhtemelen 2 saatin yalnızca 3 dakikası çalışmışsınızdır. insanlar sürekli ne kadar tembel olduğunuzdan bahseder oysa ki siz iş yapmanın imkansızlığını bilirsiniz. dağınıklığınızdan yakınan ailenizden azar işitirsiniz. dürtüsel davranışlarınız ilişkilerinizde çok ciddi problemlere yol açabilir. bi gezip dolaşayım derken kendinizi 15 dakika öncesinde aklınızda bile olmayan bir yerde bulabilirsiniz...

    ayrıca ciddi anlamda bu hastalığı anlamak isteyenler burayı izleyebilirsiniz.
  • 1990 öncesi doganlarda da vardi bu, ama o zamanlar "yaramaz" derlerdi, dayakla tedavi edilirdi..

    artik cocuklarin alayina potansiyel hasta gözüyle bakiliyor, ilacla sakinlestiriliyor, tedavi edilmiyor.
  • orta yaşlı olmama rağmen, "yaramaz" değil "hareketli" olmam ve birinci sınıfı paltoları yere serip uyuyarak geçirmem hasebiyle bir doktora gösterelim bunu denip bana da etiketlenen durum. öğretmene sorular götürüyorlar ona da soruyorlar falan. (tam şu anda telefona mesaj geldi ona baktım ekrana döndüm dedim ki ne hakkında yazıyordum yaa ben) bazen konuşmaların ortasında durup kalıyorum. konuşmayı sürdürdüğümü düşünürken aslında sustuğum konusunda uyarılıyorum. kendime zeki ya da aptal diyemem kendimi değerlendirmek bana düşmez ama ben bazı konularda kendimi çok yetersiz hissediyorum. bütün okul hayatım sırada silgilerden uzay gemileri düşünerek geçti. dersleri hiç bir zaman dinleyemedim. orada durdum sadece. üniversite bitirdim bir hocadan referans istedim dedi ki " ne diyim oğlum, derslerde uyur fantezi kitapları okur mu yazayım" dedi ve referans olmadı. bir şekilde yüksek lisansa girdim ilk defa gerçekten orada çalıştım.

    burada dönüm noktası nerede: orta okulda da başarısız olunca annemlere bu çocuğu yorun dediler. okul korosu, belediye korosu, voleybol, basketbol, atletizm aklınıza ne gelirse götürdüler beni. pestilim çıkıyordu. ama ilk defa o zaman akademik başarı elde edebildim. yüksek lisansta da çalışma hayatı ile okul birlikte gidince kendimce başarılı olabildim. uğraştığın konu ne kadar çok, birbiri ile alakasız ve yorucu olursa o kadar bu sendromun üstesinden geliniyor.

    arkadaş edinemiyorsunuz bu durum geçici değil. insanlar (burayı unuttum saatler sonra döndüm başka bir konuya dalmışım) tutarlı kişilerle arkadaş olmayı tercih ediyor olmalılar.
  • yıllardır sahip olduğum ama farkına tam 1 sene önce vardığım hastalık. gençliğimin, iqmun, başarılı hayatımın, zekamın yegane freni. bir yere gelemememin nedeni. bazıları diyecekki bahane bunlar. evet bahane olabilir bazıları için. ama yaşayan bilir hesabı. kontrolsüz güç, güç değildir demişler. zekamı, iq mu kontrol edemedim. çünkü hormonlarım buna elverişli değildi. attention deficity and hiperactivity disorder. her an her dakika aklımda. aklımda uyanık ve ayık olduğum her dakika filler tepişiyor. kan görüyorum hocam vahşet görüyorum hocaaam. su aygırına tecavüz eden orangutan görüyorum hocam. eğer kendinizde yada bir tanıdığınızda yada çoluk çocuğunuzda bu hastalığın potansiyeli bile varsa iyi bir psikolog bulun. kanserde erken teşhis önemlide bunda niye olmasın ulan!
    kısaca dikkat dağınıklığı. neler yazmışım ya la. beynimden geçenlerin binde biri bile değil :) aman. sakınılacak hede
  • birkaç mesaj aldım konuyla ilgili yazmak gereği duydum;

    arkadaşlar bu bir lanet değil. adhd nin size kattıklarına hakim olduğunuzda tadını çıkarmanız gereken bir şey. bunu da en iyi öncelikle kendinizi ve durumunuzu tanıyarak, anlayarak yapabilirsiniz.

    sevseniz de sevmeseniz de tiktok ta adhd içerikleri takip etmenizi öneririm. son bir kaç ayda dünyaya, kendime bakışımı değiştirdi. benimle ilgili "sorun" olarak düşündüğüm bir çok şeyin aslında adhd yüzünden olduğunu ve bunları lehime çevirecek şekilde kullanmayı öğrendim, daha doğrusu kullandığımı anladım. o zaman ufkunuz açılıyor. gerçekten kendinizi çok iyi hissediyorsunuz ve duruma hakim olunca yönetebiliyorsunuz.

    ahdh olan kişilerin hyperfocus a sahip olduğunu, sevdikleri, ilgilerini çeken bir konuda herkesten daha verimli ve biraz aşırı çalışkan olduklarını biliyor musunuz? biz tembel değiliz. konuyu doğru seçtiğimizde üstümüze adam tanımam! hatta 10-12 saat aç kalacak ve bunu fark etmeyecek kadar konsantre olabiliyoruz.

    adhd bir odaklanma sorunu değil. konu neye odaklandığınızla ilgili.

    adhd olan kişilerin aynı anda çok farklı şekillerde düşünme pratiği olduğu ve bir çok farklı konuyla aynı anda ilgilendikleri için default pratik zekalı olduklarını biliyor musunuz? yaptığınız işte herkesin tek yönlü düşünerek sonuca ulaştığı bir ortam da siz konuyla alakasız donanımlara sahip olduğunuz ve beyniniz ben bunu burada da uygularım ki tarzında absürd düşünebildiği için o işi çok daha iyi, çok daha hızlı ve pratik bir şekilde yapabiliyorsunuz. bu da bir adım öne çıkmanızı sağlıyor.

    adhd nin kabus olduğu durum sizin hiç ilginizi çekmeyen, sevmediğiniz bir mesleğe saplanıp kalmanız. ama ne var biliyor musunuz? kaç yaşında olursanız olun o işi bırakıp kendi işinizi yaratabilir, para kazanmanın elli farklı yolunu bulabilir ve biraz sabırla bir süre sonra acayip tatminkar bir insan olabilirsiniz. sizde bunu yapacak cesaret ve yetenek var!

    gömmeyin kendinizi, kim olduğunuzun farkında olun, anlayın ve kucaklayın...

    edit: ha bir de böyle bir şey yok, bahane olarak kullanıyorsun diyenlere aldırmayın. sayısız makale okudum, video seyrettim bu konuda. beyin aktivitelerini gözlemleyerek mr ya da öyle bir şeyde adhd teknik olarak teşhisi konabilen ve birçok çeşidi olan bir hastalık. misal yapılan araştırmalarda siz odaklanmaya çalıştıkça odaklanmanın gitgide düştüğü, odaklanmaya konsantre olmanın sizi daha da zor duruma düşürdüğü bu görüntüleme teknikleri ile ispatlanmış. youtube ta konuyla ilgilil konferanslar veren bir bilim adamı var ama tabii ki adını hatırlamıyorum. biraz araştırın. binlerde hasta ile çalışmış, neredeyse tamamının beyin aktivitelerini görüntülemiş ve sınıflandırmış. tamamen kişiden kişiye değişen ancak belli başlıklar da gruplandırılan bir düzenek mevcut.

    siz hayal ürünü bir rahatsızlığa sahip değilsiniz
    ilaçla tedaviye muhtaç değilsiniz ancak doğru doz ve kombinasyonla hayatınızı kolaylaştırabilirsiniz
    ahdh bir lanet değil
    ne olduğunu öğrendiğinizde yönetebilir, tüm olumsuzlukları lehinize çevirebilirsiniz
    ve aslında baya eğlenceli hale getirebilirsiniz hayatınızı.

    adhd nin depresyon ve anksiyete ile kanka olduklarını unutmayın.
    bunu aşmanın onlarca yolu var.
    lütfen okuyun araştırın çok şey değişebilir hayatınızda.
  • attention deficit hyperactivity disorder.
    (bkz: hiperaktivite) (bkz: hiperaktif)
  • daha önce başlığa uzunca yazdım ancak şu sıralar beni delirttiği için tek cümlelik bir tanım yapmak istiyorum:

    kitap okurken aynı zamanda; müzik dinleyip, dizi izleyip, çalışılan projeye devam etme isteği ile beraber gelen arkadaşlarla muhabbet etme isteği.

    yanlış anlaşılmasın, bunların hepsinin aynı anda olması isteniyor.
  • çalışmak için bilgisayarın başına oturup, internette konuyla ilgili bir makale okumaya yeltendiğinde, yirmi dakika sonra chrome'da kulaktan kulağa oyunu gibi ilerleyen, yan yana duranların birbiriyle ilgili ama baş ve sondakilerin uzaktan-yakından alakalarının bulunmadığı 40'a yakın sekme açtığını farketmektir.

    https://i.pinimg.com/…3c1d942a735ee7c534c96d65d.jpg
  • isler icinden cikilmaz hal alinca istemeyerekte olsa gittigim doktorun teshis ettigi hastalik mi yoksa karakterim mi emin olamadigim durumdu ilk baslarda. karakterim aslinda bu diyerek direndigim ama ilacla tedavisine baslayinca gercekten hastalik olduguna kanaat getirdim. oncelikle tembel insanlarin mazereti olabilir ama gercekten boyle bir probleminizin oldugunu dusunuyorsaniz kesin destek alin.

    bu kisilerde depresyon ve kaygi bozuklugu bana gore adhd'nin dogal bir sonucu. yalniz benim gibi sadece add'si olan kisiler icin teshis biraz daha zor cunku hiperaktivite olmayinca aile pek endiselenmiyor gecistiriliyor.
  • 1-2 sene önce bana da teşhisi konulan, geçen günlerde de başka bir doktor tarafından bu teşhisin onandığı, sahibi olduğum hastalık.

    ilaç kullanmayı reddebilecek boyuttaysa henüz, meslek seçiminizi de buna göre yapmış olmanızı umarım. zira ben controller olarak dünyanın en saçma işlerine imza atıyorum zaman zaman.

    üniversite hayatım boyunca 120 dakikalık sınavlardan istisnasız ilk 45 dakikada çıktım, mezunlar gününde o zamanki asistanlar bile dalga geçti bu konuda geçenlerde, halbuki mümkün değil kendinizi zaptedemiyorsunuz.
    bazı zamanlar arttığını gözlemliyorum, 20 dakikalık bir diziyi bile izleyemediğim zamanlar bunlar, yukarıda bir yazarın da belirttiği gibi aynı anda müzik dinleyip, kitap okuma isteği bastırıyor ve sonunda hiçbirini yapamıyorsunuz ya da gece beynini kapatamama durumundan uyuyamadığım zamanlar, alakasız milyonlarca şey geçiyor zihnimden aynı anda, çevrenizdekiler konuşmalarınız takip edemez hale geliyor. hayatı bitirmese de zorlaştırdığı aşikar.

    hiperaktivite kısmı, ele avuca sığmayan 5 yaşında erkek çocuğu gibi olmuyor, zira çevrenizdekiler "ee sen 1 saattir oturuyorsun burada" diyeceklerdir. gecenin bir yarısı 10 km yürümek düşer aklınıza kalkar gidersiniz, bir anda arabaya binip il değiştirirsiniz hesapta yokken, şuan sıkıldığımdan devam etmeyeceğim bir gün editlemek üzere.