şükela:  tümü | bugün soru sor
  • çevremde sıkça rastladığım gereksiz çoğalma durumu.

    insanlar beni genelde güzin abla gibi kullanır ve gönül ilişkilerinden bahsederek fikrimi almak ister. son yıllarda bu fikir alışverişlerinden ulaştığım sonuç: adı konulmamış ilişkiler hızla çoğalıyor.

    erkekler cinsel ihtiyaçlarını karşılamak dışında genel olarak düzenli bir ilişkiye adım atmaya korkuyor. böyle tipler de geçmişte yara almış, aldatılmış, terk edilmiş, bağlanma problemi yaşayanlardan oluşuyor.

    sonra kadın “biz şimdi neyiz” dediğinde bu şahısların surat ifadeleri bile değişiyor ve kaçma eğilimi gösteriyorlar.

    “sevgilim” demeye korkan aşağılık kompleksli insanlarla vaktinizi harcamayın bence.
  • sağmal bir erkek bulup kendini ona saplamak derdiyle ortada gezen kezbanlar çoğaldıkça adı konulmamış ilişkilerin artması kadar olağan bir durum olamaz.

    piç adam efendi adam ayrımına girmeyeceğim ama bu canavarı siz yarattınız hanımlar. adam gibi adamları üzdünüz, korkuttunuz onları. o güzel adamlar o at gibi karılara binip gittiler.

    biz şimdi neyiz sorusunu sormadan önce geçmişinize bir bakın derim.
  • basarisiz bi cogalmadir.
    virus gibi cogalsalar saygi duyardim.
  • bu cogalmaya amip gibi ortak olurken, tespit kasmanin yansimasidir.
  • (bkz: açtığı başlığa ikinci entry'sini giren ezik troll)

    erkeklerin akıllanmasından ibaret, sıradan durum.

    yani kahve içmelik, dert anlatmalik, stalklamalik, yatmalik, kullanmalik gibi gibi onlarca türde erkeği kategorize etmiş kadın türlerinin böyle şeylerden yakınmasına haydi! el birlik gülelim. ne hak ediyorsunuz acaba?*

    edit: (bkz: açtığı başlığa ikinci entry'sini girip sonradan silen ezik troll)
  • haklı bir önermedir.

    artık insanlar aidiyet ve sorumluluk istemiyor. cinsel deneyim için kısa süreli yapmacık ilişkiler kurup, travmatik sonuçlardan kaçmaya çalışıyor. yeni jenerasyonun iletişim şeklinin bizimkilerden farklı olması, olumlu yada olumsuz olduğu anlamına gelmez. güvensiz bağlanma durumunun çoğalması, bireyin geçmişte samimiyetsiz ilişkiler kurduğunu, ilişkilerden zarar gördüğünü gösterir. bunun hollywood etkisi yanları var, özgür birey olmakla da bir tutulabilir ama ruh hastalıkları ve cinsel hastalıklar özgürlüğünüzü yasalardan daha çok kısıtlayabilir.

    uzun lafın kıssası; değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir.
  • biz şimdi neyiz diye cümle kuruluyormu lan yıl 2018 ne bok olduğunu biraz zaman geçirdikten sonra mal olmayna biri anlar yani
  • bir gerçektir. ve tamamen kızların seçimidir. kendisini olduğundan fazla gören erkeğe kız siktiri çekiyor. çünkü bu muhtaçlığını gösteriyor. 2 öpüştüğün kıza aşık ol oo sevgilim ayağı çek bakalım noluyor*. çok net bir gerçek kızlar bir ilişkiyi kendisinin gördüğünden daha sonraki seviyede gören erkeğe saygısını kaybediyor. yani sen arkadaş olarak görüyorsan kız flört görmeli. sen öylesine takılıyoruz derken kız sevgili görmeli. so on and so forth. yoksa ordan ilerleyemezsin. bunlar zorlayarak olacak şey değil. çaba gösteren taraf kadın değilse mutlu olamaz.
  • bu durum eskiden böyle değildi, hayır.

    benim bir arkadaşım amerika'da üniversite okudu. daha 3 4 yıl önce onunla konuşurken çok şaşırdığımı hatırlıyorum. niye çok şaşırıyordum? çünkü arada bahsettiği çocuklar oluyordu, hoşlanıyordu falan, sonra birlikte oluyorlardı, görüşmeye de devam ediyorlardı ama... sevgili değiller! e neler o zaman? 3 4 yıl önce bu durum bana garip geliyordu. aslında arkadaşıma da garip geliyordu ama onların kültürleri böyle demek ki diye çok da şey etmiyordu, zaten 3 4 ay takıldıktan sonra sevgili oluyorlardı, herhalde takılmak orada bir ara geçişti, deneme süresiydi. bizde sevgililik, evlilik için deneme süresiydi, ama adamlarda sevgililik denemesi de vardı. vay vay vay! çok garipti oğlum işte, insan şaşırıyordu... bizim kültürümüzde yoktu demek ki bunlar, çarpık geliyordu.

    sonra herhalde eş değiştirmeli, kimseyi sallamamalı, çok(!) çılgın amerikan gençlik dizilerinin de etkisiyle bir takılmak modası aldı başını gitti. lan takılmak nedir? takıl takıl ülkede takılacak adam biter mi? ben bu konuda asıl kadınlara kızıyorum. bir kadın nasıl kendini "takılıyoruz" konumuna alabilir ya. hele bu ülkede, sol frame'deki başlıklara yazan içi nefret dolu, sinsi insanlarla. manyak mısınız kardeşim? bizim erkekler o kadar post modernist değil daha, vallahi rezillik.

    kadınlar böyle bir duruma "höst" deseler, ortada takılma makılma kalmaz. bu rezilliği bitirecekse kadınlar bitirecek. sol frame'de ağzından hakaretler eksik olmayan kadın düşmanları, kadınlarımızı uyandıracak. ben umutluyum, hadi bakalım.