• rahmetli için saçları ağzından çıkmıştı, kabrini böcekler sarmıştı gibisinden bir çok safsatalar uydurulmuştu, her gece uykudan önce programının sonunda 'hadi sevgili kuzucuklarım sütümüzü içip yatalım' cümlesini ve güler yüzü hala gözümün önünde.
    allah gani gani rahmet eylesin.
    anlamadığım kime ne yaptı da kendini savunamayacağı zaman da iğrenç iftiralara maruz kalmıştı ?
  • din bütün güzel şeylere karşıdır gibi bi' önermeden hareketle varılan, bildik yanlış yerlerden sallama beyanatından teki. ey zibidi, adile naşit öznesini geçtik de kabirdekilerin ahvalini nerden biliyorsun sen? cüretin nerden, donanımın hangi çöplükten?
  • dillendiren kişilerden, nurcuların böyle bir iddiası olduğunu göstermelerini beklediğimiz saçma bir konu. bu işler sallamakla olmaz hemşerim, nurcular şurda şunu demiş, burda bunu yazmış diye göster bakalım. bilmeyenler için hatırlatmak gerek, said nursi, gençlik üzerine yazdığı bir risalede, eskişehir cezaevindeyken pencereden gördüğü ve ahlaksız hallerine üzüldüğü kızlardan bahsediyormuş. meğer bu kızlardan biri de adile naşit'miş. eskişehir cezaevine 1935'te girip bir yıl kalmış olan said nursi, o sıralarda 5 yaşında olan adile naşit'in, hem de cezaevi penceresinden hangi ahlaksız hallerine şahit olmuştur, merak ediyorum doğrusu.

    cemaatle uzaktan yakından ilgim yok. lakin, birbirlerini gaza getirerek, sanki cemaatin ciğerini biliyormuş gibi, cemaat hakkında yalan yanlış atıp tutanlardan, aşağılık küfürler edenlerden daha fazla saygı duyarım o insanlara. kendilerini cumhuriyetin aydınlık çocukları sanan zibidilere sormak lazım... said nursi'nin ölüsüne yapılan muamele, karşı devrimcilere haddini bildirip cumhuriyetimizi kollayan büyüklerinizin, bizim kavrayamadığımız hangi aydınlık düşüncelerinin eseri olabilir acaba? darbe değil de devrim yapan o amcalarınızın bu konudaki ulvi düşüncelerini siz bilirsiniz, bizi de mahrum bırakmayın.
  • "mânevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü" buna inananların inandığı şey...

    geleceği görüyorum desem deli , şirk koşuyor derler ama işin içine manevi sinema girince hazret-i üstad oluyor.... zeka düzeylerine ulaşamıyoruz tabi...
  • nurculara ait bir iddia olduğunun kanıtını da gördük. bebelerin takıldığı kıytırık forumlarda yazılanların okunup, burada başlık açıldığını da görmüş olduk. ama daha dehşetengiz şeyler de olmalı oralarda, onları da bekliyoruz.
  • sadece allah'ın bilebileceği bir mevzudur.

    hiçbir inananın, said nursi'nin anlattığı ve objektif ve subjektif gözlemleri içeren bir hadiseyi mücessem hale getirmek ve "yeni inanmaya başlayanlar"ı cesaretlendirmek için kafasından örnek bulmasına gerek yoktur.

    adile naşit'in azap çektiğini iddia edenlerin öncelikle kendilerinin kabirde azap çekmeyecekleri noktasında garantileri yoktur. ikincisi, kabir azabı, meselesini sadece üç metrekarede uygulanan bir azap olarak "literal" bir şekilde anlamak dar görüşlülük olur; zira kabir hayatı denen şey aslında berzah alemidir ki, bu alemin başka bir boyut olması gayet mümkün olup insanın o boyutta (muhtemelen) bedeni değil ama ruhuyla bulunacağı düşünülebilir (her şeyin doğrusunu allah bilir).

    gerçekten adile naşit'i bu şekilde görmüş olsalar bile, yine bunu hiçbir şekilde söylemeye hakları yoktur "ölülerinizi hayırla yad ediniz" fehvasınca. denecek olursa ki, "ama nursi görmüş," ben de derim ki, "görse bile ne isim vermiş ne de ifşaatta bulunmuş." bence günahkara değil günaha bir vurgu yapılmış son tahlilde. adile naşit olduğunu söyleyen ise, "bir tanıdığımın arkadaşının amca oğlu" minvalinde bir şehir efsanesi yaydığının farkında değil galiba.

    bir de şu var: iman-ı billah yoksa, kabir azabı, berzah, keramet, mucize, ilham, vahiy vb. kavramlara nasıl inanmasını bekleyebilirsiniz ki birisinin? dolayısıyla, bunun tartışmasını yapmak bile abestir.
  • (bkz: sakallı bebek)

    çocukluğuma dair iki-üç şehir efsanesinden biri bu da.

    üçüncüsü ise;
    tecavüzcü vampir.

    ben çocukken kadıköy sırtlarında bu üç konu epey gündem oluşturuyordu.
  • zamanında masallar anlattığı safi sübyanın, günümüzde onlarca hayvan tarafından tecavüze uğrayıp, tecavüz edenlerin serbest bırakılması sebebiyle çektiği muhtemel azaptır.