şükela:  tümü | bugün
  • rıza babanın bir bakışı (her bakışı değil ha) gözlerden yaşların süzülmesine sebep olurken son bölümünde hande ve koray'ın salya sümük ağlamalarının içimde en ufak bir duyguyu kıpırdatmadığı ve senaristlerine gereksiz duygusala bağlamamalarını öğütlemek istiyorum. hayır o sahnede ağlayan da vardır da dizinin hedef kitlesine ters.
  • alışmış kudurmuştan beterdir hesabı her cuma gece saat kaç olursa olsun ben bu diziyi oturup seyrediyorum. rezalet çekim tekniğine, yönetmenin kusturan jaluzi merakına, ferihanın bön bön bakmasına ve senaryonun içerdiği tüm yanlış mesajlara ve saçmalıklara rağmen izliyorum. allahtan artık işin geyik kısmına geçtiğim için sinir katsayım minimuma inmiş durumda.

    zaten yakında dizi dram-komedi dalında çığır açacak. ya da absürd komedi olan leyla ile mecnunu sollayacak.

    kısa kesip fazla yorum yapmayacağım. zaten bu feriha kaşarının yorum neyine?

    yahu bu feriha madem yurda çıkıp, iş bulmak gibi bir imkanın vardı da neden daha önce çıkmadın? neden baban seni dövdüğünde çıkmadın? neden abin seni sokak ortasında döverken çıkmadın? baban seni okuldan alıp köye yollarken paşa paşa gidiyordun neden bu yurda çıkma meselesi o zaman aklına gelmedi?

    şimdi tabi ohhhh bastın emire nikahı, çocuk zaten olmuş bir aptal mecnun tüm şımarıklığına rağmen hep senin yanında kolay tabi kendi ayaklarının üstünde durmak.

    bir de hala babasına ağzına açıp cevap veremiyor. babası hata yaptın o adamla evlendin, derken hata yapmadım diyemiyor. dul kadınlar gibi yaşıyorsun derken kendi ayaklarımın üstünde duruyorum diyemiyor. boşanırsan bizim eve gelemezsin dediğinde ben siz olmadan da yaşayabilirim diyemiyor. hayır emire atarlanıyorsun, çocuğun ağzına sıçıyorsun ama baban senin tüm onurunu, gururunu kırdığında ağzını açıp 2 cümle söyleyemiyor musun?

    artık emir alsın başını gitsin istiyorum. çocuk kızla tanıştığından beri işkence çekiyor. gitsin böyle şımarık, bencil olmayan bir kız bulsun ona aşık olsun. feriha da babasının münasip gördüğü halil benzeri bir adamla evlensin.

    kaldı ki bu ferihayla emir evliliği yaşamaya başlasa uzun sürmez 3-4 yıla ayrılırlar çünkü ikisinin de hayata bakış açıları farklı. üzgünüm ama ferihanın olaylara bakışı, yaklaşması tam içinde buluduğu ailenin yansıması. varoş yani. feriha davranışlarıyla, düşünceleriyle tam bir varoş.

    son olarak şu diziye +18, +25 filan yazın. genç beyinleri bu tarz dizilerdeki çarpıklıklarla, rezilliklerle doldurmayın.
    genç kızlar siz de ailenizden dayak yiyorsanız öyle kendi ayaklarınızın üstünde durmaya filan çalışmayın. o dayaklara katlanın, sonra mümkünse cüzdanı geniş bir enayi bulup onla evlenin. sonra ondan da şiddet görürseniz nikahın da verdiği güçle kendi ayaklarınızın ütünde durun. ya yaaa.

    senaristlere sözüm, sizi ciddiye almayı bırakalı çok oldu, sizi izleyen 12-17 yaş arası ergen tayfanın kafasını sikip attınız zaten. ileride geçirdikleri travmalar için sizden tazminat alsalar yeridir. bari en olmadı şu levent-mehmet aşkını başlatın. reyting aleminin a.ına koyarsınız işte. tutucu müslüman ailedeki çocuğun gay olması.... bu rıza dangolozu belki bu sayede 100 yaşından sonra kafasındaki bazı boktan dogmaları sorgulamaya başlar.

    sabırla bu entrynin sonuna kadar okuyan herkese çok teşekkür ederim. son olarak böyle küfürbaz yazdığıma bakmayın, bu feriha çıldırttı beni.

    bekle halil, bekle cansu ben geliyorum.
  • bu dizinin senaryosunu yazanlara; abi bırakın bu işi kopun gidin yeaaaa demek istediğim dizi.. gerçekten bir senaryo ancak bu kadar saçma sapan yazılabilir..

    hazal kaya'nın ben açıkçası feriha rolünü tam olarak sindirebildiğini düşünmüyorum.. feriha gibi düşünmüyor, feriha gibi konuşmuyor.. biri ona feriha diye bir var şöyle konuşur bak sen de öyle yap demiş gibi davranıyor.. 55 bölüm olmuş, hala kızda bir karakteri oturtabilme olayı yok.. nihal gibi bakıyor, nihal gibi çemkiriyor, her şeyi nihal gibi.. ya nihal'i tam atamadı üzerinden(ki 55 bölümdür artık atması gerekiyordu) ya da (ki kuvvetli ihtimal bu) bu kız yeteneksiz!

    karakterin derinliği de tam oluşturulamamış.. feriha'nın statüsündeki bir kızın emir gibi bir adamı bütünüyle saf duygularla sevmesine imkan yok mesela.. neden diyeceksiniz hemen söyleyeyim.. feriha emir'i dergilerden görüp aşık olmadı mı? o süslü dünyasına, veliaht kimliğine aşık oldu önce ve kabul görmek için de yalan söyledi.. gerçekten ona aşık olsaydı, dergi küpürlerinden aşık olmazdı, gider daha salaş birine de aşık olurdu, feriha emir'i seçti.. dizide bu mesajın verilmesi lazım ama verilmiyor.. sanki bir sezon tonla yalan söyleyen, ailesinden utanan feriha gitti yerine kocası ailesinin para ihtiyacı konusunda ağzını açınca kapa bu konuyu diyen gururlu bir kız geldi.. senaristler sözüm size! siz kimi kandırıyorsunuz?

    hem bu dizinin mottosu, zor şartlar altında büyüyen bir kızın, kendi külkedisi masalını yazma öyküsü değil miydi? hal böyleyken neden feriha, her şeyi boşlamış bir tek kendini aşka vermiş, hiç plan yapmıyor, strateji uygulamıyor, ağzına sıçan yurttaki kepazelere bile "3 yaşında mısınız siz ya, mal mısınız siz yaaa" demekle yetiniyor, neden hiç bir karşı atakta bulunmuyor? neden o hamile olan kızın, bir foyasını bulmaya çalışıp, emir'le aralarını bozmak için çabalamıyor.. ya siz olsaydınız yapmaz mısınız, biri gelse kocanızla aranıza girmeye çalışsa, gel buyur gir mi dersiniz.. feriha gibi elinizi kolunuzu bağlayıp, ya bir hero bulurum nasıl olsa, emir her boku halleder, yine kurtarırız ilişkimizi falan mı dersiniz.. saçmalık!

    işte bütün topu da hazal'a atmak yanlış.. bunu sağlaması gerekenler senaristler..kıza öyle tepeden inme bir rol yazmışlar ki hazal ister istemez rolü yoğuramıyor olsa gerek..

    senaristleri ya bu işi bıraksınlar ya da kendilerine gelsinler.. böyle senaryo yazılmaz.. salt iyi ya da salt kötü karakter televizyonculuğu devri geçeli çok zaman oldu.. bi insan sadece iyi olarak resmedilemez..

    hande-koray ikilisi ağızlarına vurmalık.. aşkları gram inandırıcı değil, bi de handenin saçları berbat duruyor.. kızın cidden güzel bir yüzü var ama o yanık ve bok sarısı saçlarıyla o iş olmaz.. ne biçim makyöze sahipler bunu da bilmiyorum zira sanem hanım'ın makyajı da berbattı.. gözlere simsiyah makyaj yapılınca dudağa kıpkırmızı ruj sürülmez, kadını femma fatale göstericem derken sıçmışsınız, boya kamyonu değil ki bu insan yüzü.. öyle güzel kadını bile soktuğunuz şekil ortada..

    emir'e laf etmiyorum çocuk mankenden olma yeni bir oyuncu.. azmi var, çalışıp kendini geliştireceğine inanıyorum ben.. nihayetinde neredeyse çocukluğundan beri piyasada olduğu halde bi iş beceremeyen hazal kaya varken, bu çocuğun oyunculuğuna laf edeni allah çarpar..

    cansu'nun olayı ise tastamam bi saçmalık.. cansu'nun travmaları, feriha'ya bu denli takık olması falan mümkün değil.. tamam kız psikopat ama bu da bi dayanağa oturtulmamış dizide.. hani cansu ile emir arasında çok ufak bişey geçseydi de kız böyle olsaydı anlardık.. ama ikisi de zaten dergilerle avunuyorlardı.. hadi halil'i anlarım.. derim ki nişanlandı adam umutlandı umutları suya düşünce böyle oldu falan.. ancak cansu'yu anlamam, anlayamam tamam mı?

    seher'in makyajına takığım bi de.. feriha'nın otuna bokuna karışan rıza nasıl oluyor da gelinin temizlik yaparken bile kırmızı ruj sürmesine sesini çıkarmıyor anlamıyorum.. mehmet desen, tak boynuzu gezdir öyle salak bi çocuk!

    özetle; olmuyor.. beceremiyorsunuz!
  • dizinin bazı bölümlerinde feriha'yla emir'in birbirinin suratına bakma sahneleri çok uzun tutulmuştur.seyirci bu süreçte tuvalet ihtiyacını görebilir,çayını tazeleyebilir,çaydan vazgeçip -" kahvemi içsem ki aman yok ayol o da uykumu kaçırır bu saatte" şeklinde düşünüp karar verebilir hatta şekerleme yapabilir uyandığnda hala müzik eşliğinde feriha' nın emir' in suratına bakmakta olduğunu görüp hiçbirşey kaçırmadığı için sevinebilir.
  • gerçekten bambaşka bir paralel evrende geçiyor bu dizi, aynı gün yayınlanan yalan dünya beni bu kadar sarmıyor efendim, buradaki saçmalıklar daha da insanı alıp götüren cinsten...

    misal başrol oyuncusuna gelelim, feriha. ben hayatımda bir dizinin başrol oyuncusu olup da bu kadar çirkin gösterilen bir insan daha görmedim. normalde eski türk filmlerinde olsun, türk dizilerinde olsun başrol kadın oyuncusu fakir bile olsa, köyden de gelse, ana babası olmasa bile dizinin en güzeli olur, esas oğlanın kalbini çalmaya çalışan diğer alternatif kadın oyuncu bile bunun güzelliğini görüp hayran kalır, deli gibi kıskanır.

    bu dizideyse hiç öyle bir zahmete girmeye kalkışmamışlar. feriha kapıcı kızı ya, tamam madem ne kadar çirkin, ne kadar şişman gösterirsek o kadar gerçek olur diye düşünmüşler herhalde. aslında sanıyorum bu taktik daha da işe yaramış. hafif göbekli, boyu 1.55 - 1.60 arasında değişen, esmer yağlı ciltli, sivilceli ergenlerimiz kendilerini bu karakterle daha rahat özdeşleştirebiliyorlar galibası. "feriha aynı benim gibi, ama bak emir'i kaptı, ben de kapabilerem..." diye hayallere dalıyorlardır. ya da hazal kaya dizinin en çok ücret alan oyuncusuysa makyözler "o kadar para veriyoz, gitsin kendi makyajını kendi yapsın pigme." diye de düşünüyor olabilirler, bilemiyorum.

    bu durumda kafalarda oluşan büyük bir soruya yer veriyoruz: emir bu karının nesine köpek gibi aşık oldu? karakter desen, birinci sezon söylediği yalanların toplamını ortalama bir insan hayatı boyunca söylememiştir, yok, geç onu. güzel mi desen, hande varken bunun nesine bakıcan, hande'yi geçtim okuldaki herhangi bir kız bile feriha'yla yaşayacağın aşktan daha doyurucu bir ilişki sağlayabilir emir'e.

    peki feriha bu güzelim çocuğun değerini biliyor mu? yok, her hatasında zeytinyağı gibi üste çıkmayı başaran, türlü alavere dalavere çeviren bu kız emir yalanlarını öğrenince haksız olduğu halde, emir'in ayaklarına kapanması gerekirken, ben ettim sen etme diyeceği halde yok efendim neymiş emir "ben babası kapıcı olan bir kızla çıkmam, sevişmem, öpüşmem." demişmiş. feriha da böyle söylemek zorunda kalmış. lan gerizekalı, çok über karakterliyim diye geziyorsun maşallah, emir bunu söyleyince "emir de ne snobmuş, ne küstahmış, ne zengin playboymuş, ne yapam ben bunu." demen gerekmiyor muydu? he feriha, hani gururun hani onurun. emir de diyemiyor ha "he ben öyle dedim madem bıraksaydın beni gerizekalı, böyle diyen bir insanla ne diye çıkıyorsun, ne diye işi yüzük verme raddesine kadar getiriyorsun?" diyemiyor. birkaç kere laf sokmaya çalışıyor, ama feriha yine ağzının içine edip edip arkasını dönüp gidiyor, çocuğu mal gibin bırakıyor. sevgili ergenler, biliyorum siz de ekşisözlük'te takılıp havanıza hava katmaya çalışıyorsunuz, bunu okuyorsanız emir sarrafoğlu gibi parayı adeta tuvalet kağıdı olarak kullanan bir insana böyle atar gider yaparsanız, ben çok gururuluyum, ayaklarına yatarsanız size soğuk su ve bardak hediye. yapmayın, etmeyin. yok böyle bir insan gerçek hayatta. gerçek hayatta emir sarrafoğlu gibi insanlar "başlarım senin şarap çanağına..." der bir daha suratını bile göremezsiniz. feriha gibi kızlar çoktan kapı dışarı edilmişti bile.

    emir yavrum bir de bu rüya meselesi çıktı, allah aşkına bir rüya'ya bak, bir de feriha'ya bak. rüya seni kırmamak üzmemek için elinden geleni yapıyor. tamam, o da türlü alavere dalavere çeviriyor olabilir. ama boş zamanlarında çöp dökmek yerine masajlara felan gidiyor yavrum. boy desen boy, renkli göz desen renkli ve üstüne eşek kadar göz, beyaz ten desen beyaz ten. üstelik saçları bakımlı ve sana bir çocuk verecek lan. feriha'ya bakalım, sürekli siyah baharlık montla gezen, saçlarını kafasının tepesinin merkezinde toplayan ve kaç gündür yıkanmayan, en dandik kuaförde bile halledilebilecekken korkunç ötesi kaşlara sahip olan biri. sense hala özel yurttan bozma meb konukevi'nde kalan feriha'nın peşinden it gibin koşturuyorsun, doğan slx'yle devlet kız öğrenci yurdunun çevresinde bekleyen, bir kız görürüm umuduyla volta atan adamlar gibin feriha lütfeder de çıkar diye bekliyorsun lan sen mal mısın? senin baban kadar haklı, akıllı adam yok dizide. kime ne olursa olsun bu ünal'a hiçbir şey olmuyor. gümrük kapısı gibi adam ve her dediğinde haklı. adamı biraz dinlesen iki günde ne feriha kalır ne de ıstırabı yeminle. adam o sinir bozucu karısını sepetlemiş gününü gün etmeye bakıyor, her akşam barda takılıyor. biraz onu örnek al be, şuncacık kısa gençliğini bir pigme uğruna heba ediyorsun. ha bir de değse bari. feriha'yla olduğun bir gün yüzün gülmedi lan, gören de feriha mars'tan geldi falan sanacak. altı üstü kapıcı kızı lan. onun gibi yüz tanesini bulursun. gazeteye ilan versen "feriha gibi kapıcı kızı arıyorum." diye kapını tırmalarlar.

    seher ve gülsüm'ün yer değiştirmesi gerektiğine inanıyorum. seher yanlış yerlerde harcanıyorsun sen bebeğim. aslında bir ünal sarrafoğlu kadar zekisin, ama evliliği çok yanlış kişiyle yaptın. gülsüm'e de fiziksel olarak benziyorsun, o gece koray'la içip içip sen sevişsen şu an koray "handeeeğğğğ..." diye sızlanmazdı, kendine bağlardın adamı. kadınlık desen sende, zeka desen sende. mehmet hande'yle olsa ne olur, adamın ipini çözsen bıraktığın yerde kalmaya devam eder, öyle koyun biri. onu kendine bağlayıp ne yapacan.

    zaten dizinin iki başrol oyuncusunun ne diye kendilerine hayatı zindana çeviren kadınlara (hande ve feriha) aşık olduğunu anlayamıyorum. para desen bunlarda, ünvan desen bunlarda, mal mülk desen bunlarda ve bunun yanında maalesef dibine kadar mallık da bunlarda. hani böyle hayatı anlamlı kılan, onları mutlu eden kadınlar olsa cık. hani bunların arasına hep başkaları girer, bunları ayırırlar onu da anlarım. ama ilişkiyi yokuşa süren, trip üstüne trip atan, bitmez tükenmez gururları olanlar da yine bu kadınlar. ilişkideki tek sorun emir ve koray'ın muhattap aldıkları insanlar yemin ediyorum. yoksa feriha'nın ailesi ondan vazgeçmeye dünden razı, hande'nin zaten bir engeli yok. ama amaç karşı tarafı sürekli mutsuz etmek, sürekli mal gibi bırakmak olunca bunlar kadar arıza kadınları arasanız zor bulursunuz.

    bir de bu levent'i anlayamıyorum, bu da kendini mutsuz eden, kandıran, aldatan, terk edip giden, hiç iplemeyen kadınların peşinden gitmeye meraklı mal ötesi mal bir arkadaşımız. böyle teknesi falan var bunun, eğitimli, bilmem kaç tane diploması, referansı var. ailesi ise türkiye'nin en zeeeenginlerinden. ha bir de çirkin falan da değil, pis sakal desen, karizma desen, uykusuzluktan çökmüş gözler desen hepsi var. peki levent bu kadar avantajı varken neden bu kadar mutsuz. nedeni belli, çünkü mal. ilk sezon sanem yetmedi ikinci sezon feriha'nın peşinden koşuyor. şu cansu ve halil'in kapatıldığı akıl hastanesinden bir doktor çıkıp bu yahuşuklu, zengün, karizmatik çocuklarımızın böyle mal kadınlara aşık olduğunu, delice sevdalandığını görseler yemin ediyorum hastaneye kapatır bunları. kafasına kafasına vurur, her gün on adriana lima posteri ihtiva eden bir tedavi programına alır, bu çocukları kendisine getirir.
  • alt tarafı cafe'de garsonluk yapan bir kadına pavyona düşmüş muamelesi yapan senaristleri olan dizidir.
  • 56. bölüm tanıtım fragmanı an itibariyle düşmüştür.
  • feriha sen adamı delirtirsin abi, vallahi sizin yüzünüzden sinir sahibi oldum! evde elişi örerken dizi izleyip dedikodu yapan teyzelere döndüm! ulan tamam emir etti bir dangalaklık tamam da bu çocukla sen niye konuşmuyorsun ya! çıldırttın lan adamı! sonunda eve kitledi seni, hala kaçacağım diye uğraşıyorsun, eminim herkesin içinin yağları erimiştir seni taksiye atıp götürürken! "sonunda bee" şeklinde nidalar eşliğinde.. ama yoook yine fragmanda yaptın yapacağını, aldın bıçağını eline, aferin sana yavrum, böyle devam et...

    not:acaba hazal kaya bunları okurken (olur da boş zamanı "ki olduğunu hiç sanmıyorum" olursa şöyle bir göz atayım dediyse.. belki belki.. çok belki..neysee..) ne düşünüyordur? içten içe kızıp, "ulan ben ne yapayım beea, senaristler ne diyorsa onu yapıyoruz!" mi diyor, yoksa "off tiplere bak ya feriha'ya kızıyorlar işleri güçleri yok puhah" şeklinde yarılıyor mudur?

    ama sen de bu kadar gerçekçi oynama o zaman!!
  • bu hafta yayınlanacak bölümüyle gerçekten de ilginç bir şeyler deneyen dizi. ilginç olan, bottle episode çekmiş olmalarını muhteşem deneysel bir çalışma yapıyoruz diye satmaya çalışmaları.

    bottle episode nedir? bir dizi bütçesini aştığında, parası bittiğinde ya da biraz para biriktirmek istediğinde bir bottle episode çeker. bu bölümler mümkün olduğunca az oyuncuyla ve mümkün olduğunca az mekanda geçer. "the x-files", "friends" ve "community" gibi diziler böyle bölümler çekmişlerdir. büyük kısmı kendi seti içinde geçen efsane "dollhouse" bölümü "epitaph one" da bir bottle episode kabul edilebilir.

    bir yazar için kısıtlamalar bazen güzel sonuçlar çıkartabilir. örneğin carnage filminde karakterlerin sadece evde olmaları gibi. iyi bir yazarın elinden efsane işler çıkar böylesi durumlarda. bu diziyi seyretmediğim için bilemiyorum, ama uzun dizi süresi boyunca iki karakter arasındaki gerilimi güzel diyaloglarla yansıtırlarsa gerçekten de efsanevi bir işe imza atmış olabilirler. hayır, tek mekanda iki oyuncuyla bölüm çekmek marifet değil. (ki öbür oyunculara bölüm başı para ödeniyorsa bu hafta ücretlerini almadılar mı, merak içerisindeyim) önemli olan bunu yapmayı meşru kılıp çok sağlam bir iş ortaya çıkarmak. gerçekten merakımdan izleyebilirim.