şükela:  tümü | bugün
  • sözlüğün diyalog aktarma üstadı partizan hanımefendi hazretlerinin affına sığınarak zatı şahanelerinin konsolosluk diyaloglarından alınan esinle, adliye diyaloglarını aktarmak için yapılmış bir girizgah. açılış bizden, devamı herhangi bir şekilde adliyelerle, hakim savcılarla muhatap olmuş sözlük bireylerinden.

    faslı bir şahıs insanların içkilerine ilaç atıp uyuttuktan sonra, üzerlerindeki tüm para ve değerli eşyaları aldığı şüphesiyle yakalanmış ve savcı tarafından tutuklanması talebiyle hakim önüne gönderilmiştir. o sırada tercüman duruşma salonunda değildir.sanık hakimin huzuruna çıkarılınca hakim duruşmaya başlayacakken, bir polis memuru ile hakim arasında geçen diyalog:

    -efendim tercüman hazır değil.
    -sanık nereli?
    -fas'lı efendim.
    -fas'ta nece konuşuluyor? fasça mı?
  • bir polis memuru, takım elbise ile bir iş için savcının odasına gitmiştir. (çocuk bürodakiler başta olmak üzere bazı polis memurları sivil giyinebilmektedir ve genelde spor giyimden yana kullanmaktadırlar tercihlerini) savcı adliyenin en ters savcısıdır. aralarında gellişen diyalog:

    -buyrun oturun.
    -ben oturmayayım savcı bey.
    -oturun oturun!
    (polis oturur, ve o sırada dışarda ifade vermek için bekleyen sanık alınır huzura. savcı adet olduğu üzere başlar)
    -sanık geldi. (polise bakarak) müdafisi (avukatı) hazır.
    (polis anlar durumu, savcı kendisini avukat sanmıştır)
    -efendim ben avukat değiilim.
    -kimsin?
    -polis memuruyum efendim.
    -kaaalk! sana kim otur dediii?
  • dört çocuk, (onbeş onaltı yaşlarında) oto çaldıkları gerekçesiyle yakalanmışlardır. geceyi çocuk büroda geçirdikten sonra öğle civarı savcı karşısına çıkartılmışlardır. savcı ile aralarında geçen diyalog:

    -neden çaldın arabayı?
    -çalmadım efendim. yanlış parketmişti, düzeltmek için bindik arkadaşlarla.
    (arabanın kapısı bir şekilde açılmış ve araba düz kontak yaptırılmıştır)
    -sana mı düştü düzeltmek? sonra?
    -sonra da binmişken gezdik.

    çalmak kamu adına takip edilen cezası ağır bir suçken, kullanma amacı ile almak kovuşturması şikayete bağlı cezası çok hafif bir suçtur. şikayet de yoksa ya da geri alınmışsa dava düşer. bundan dolayı bütün oto hırsızları bir sürüp bırakmak için almışlardır otomobilleri.
  • asliye hukuk mahkemesi önünde duruşma için sıra beklenmektedir, bir kadıncağız yaklaşır ve olaylar gelişir:

    - iyi günler
    - iyi günler
    - bizim birazdan duruşmamız var da; bir şey sormak istiyordum.
    - buyrun
    - bizim oğlan futbolcu olmak istiyor da; o yüzden yaşını küçültmek istiyoruz. sizce hakim izin verir mi? kendisi 85'li, hocası takıma almak için 86'lı olman lazım demiş; o da annem halleder dedi, biz açtık davayı. sizce şansımız ne?
    - ???
  • aslında genelde kimlik tesbitini daktilodaki memurlar yapmasına karşın guzide bir adliyemizin bir mahkeme salonunda hakim bizzat yapmaktadır kimlik tesbitini. sanık olarak ortalama yurdum insanı hal ve formatında iki tip gelir huzura. hakim bir tanesinin kimlik tesbitini yapmaktadır:

    -mesleğin?
    -serbest.
    (hakim kinayeli bir şekilde sorar)
    -doktor musun avukat mı?
    -ha?
    -ne iş yaparsın? onu söyle.
    -ha kömürcüyüm.
  • onbeş onaltı yaşlarında roman bir kızın sorgusu yapılmaktadır. daktilodaki görevli kimlik tesbitine geçmiştir:

    -adın?
    -x
    -...
    -...
    -okur yazar mısın?
    -cahil.
    (normalde "okur yazarım" ya da "değilim" diye yanıt verilir ama değilse, tutanağa cahil diye yazılır. hanımkızımız alışkanlıkla teknik terimi söylemiştir)

    hakim sorguya geçmiştir:

    -hırsızlık yaptığın iddia ediliyor. ne diyeceksin?
    -ben yapmadım hakim abi. önceden yapıyordum, ıslahı nefs ettim bıraktım bu işleri.
    (o an dumur vaziyette ıslahı nefs sözcüğü algılanmaya çalışılır. yani "nefsimi ıslah ettim" demektedir)

    kız devam eder:
    -benim kimliğimi çaldılar, benim kimliğimle suç işliyorlar. parmak izi tesbiti yapılsın.

    yani kız işin kurdu olmuştur. sonunda öğrenilir ki yüzü aşkın defa karakolluk olmuştur.
  • sanık duruşma salonuna gelmiştir ama sanıklara has bölmeye geçmeden biraz kenarında durmaktadır. hakim yoklama yaparken adını okur:

    -benim efendim.
    -geçsene kafesine!
  • bir avukat arkadaş talep üzerine şişli çocuk büroya gider. bildirildiğine göre, onüç yaşında bir çocuk gözaltına alınmıştır. çocuk büroya gider ve "barodan geliyorum bir küçük varmış burada gözaltında" der. polisler gülerek küçüğü gösterirler. yirmibeş yaşından büyük gösteren bir adamdır ama kimliğinde doğum yılı 1989'dur. sevgilisi ile kavga ettiği için karakola gelmiştir. yaşı küçük (!) olduğu için ifadesi alınmadan savcılığa gönderilir. savcılıkta avukatın savunması:

    -yaşı küçüktür, işlediğ suç tutuklanmayı gerektimemektedir serbest bırakılsın.
    savcı bakar küçüğe(!) ve serbest bırakır.
  • asliye ceza mahkemesinde görülen bir davada sanık bir yıldır bulunamamakta dolayısıyla ifadesi alınamamaktadır. son celseden bir önceki celsede sivas cezaevi'nde olduğuna dair bir duyum alınmış, hakim de talimatla ifadesinin alınması için sivas asliye ceza mahkemesi'ne tezkere yazılması kararı vermiştir.

    son celsede hakim bir önceki celsede yazdırdığı tezkerenin yanıtını okumaktadır.

    hakim : sanığın imralı cezaevi'nde olduğu bilidirildiğinden ifadesi alınamamıştır.
    avukat : (artık hukuk jargonunu filan bırakarak) orada apo var yaaa!
    savcı : (kahkahalarla) evet orada apo var.

    dosya savcının da ilgisini çeker ve hakimin yanına gider. hakim hala tezkerenin yanıtını incelemektedir.

    hakim : .... imranlı.... bla bla...
    avukat : imranlı olmalı efendim.
    hakim : imranlı diye bir yer var mı?
    avukat : orta anadolu'da bir yerlerde var efendim.
    hakim : sanığın ifadesinin alınması için imranlı asliye ceza mahkemesi'ne tezkere yazılmasına...

    not: imranlı sivas'ın bir ilçesidir.
  • yer : istanbul devlet güvenlik mahkemesi'nin avukatlar-basın odası.
    diyalogtaki kişiler : esmer keçi sakallı bir genç avukat (eks), yapay sarışın (ysk) ve yapay kumral (ykk) olma olasılıkları yüksek iki kız, yaşlı bir amca (yba) ve orta yaşlı bir adam (oya) olmak üzere bir grup avukat. ve arada sırada, okumaya çalıştığı gazetesinden başını kaldırıp ortaya laf salan avasas.

    yba : siz nerelisiniz.
    ykk : diyarbakırlıyım. sizde mi?
    yba : allah saklasın. ben siverekliyim.
    eks : siverek pek iyi şöhrete sahip değil ama.
    avasas : bucaklar. (ve tekrar gaztesine dalar)
    eks : evet sedat bucak siverek'li bakın.
    yba : o ayrı. siverek altmışsekizliler bilir ulusal bilincin (hangi ulusal bilinç?/avasas) uyanmasında önemli yere sahiptir. (odaya gelen bir kaç avukata da tasdik ettirmek için sorar)
    eks : biz üçümüz de (ykk,ysk ve kendisi) diyarbakır mezunuyuz. birlikte çalışıyoruz. bu arada ben tunceliliyim.
    yba : tuncelililer atatürkü sever ama.
    eks : o biraz yaşlılarda var.
    avasas : dersim katliamı. (yine gazetesine dalar)
    eks : bakın evet dersim katliamı. dersim osmanlıdan beri muhalif olmuştur.
    biri : sabiha gökçen de bombalamıştır dersimi. (kim olduğu hatırımda değil)
    yba : siz nerelisiniz?
    ysk : elazığlıyım.
    burada muhabbet biraz kopar ya da ben kaçırdım.
    içeriye arada sırada girip çıkan gazeteci kızlar (adliye muhabirleri) vardır.
    oya : basın çok önemlidir. vietnam'daki hede hodoyu, watergate skandalını, irangate'i basın ortaya çıkarmıştır. bizde de keçili mi ne onu x ortaya çıkarmıştı. (burada bir kadın gazeteci adı söyler ama aklımda değil)
    avasas : nail keçili.
    oya : bravo evet nail keçili. (gazeteci kıza) siz de bomba patlatacak mısınız?
    g. kız : patlarsa patlarsa patlatırız.
    yba : siverek. ulusal bilinç hede hodo. siz nerelisiniz?
    oya : xliyim (diyarbakır'ın bir ilçesini söyler)
    yba : (ykk'ya) gakkoş musunuz?
    ysk : evet.
    oya : gakkoş ne demek.
    yba : kardeş demek. biz keko deriz.
    oya : bütün kürtler keko der.
    yba : elazığlılar mert insanlardır. arkadan vurmazlar kalleşlik yapmazlar. (ykk'ya dönerek) kusura bakmayın ama diyrbkırlılar öyle değildir güven olmaz. arkadan vururlar. (kalleş deyip demediğinden emin değilim) (ve bir avukatın muhabbetinin düzeyi/avasas)
    ykk : o sizin görüşünüz.
    oya : evet diyarbakır çevresinde merkez için x (kürtçe bişey söyledi) derler. diyarbakırın merkez insanı çıkarını bilir. makyavelisttir.
    yba : menfaatçidir.
    oya : makyavelist diyorum ya.

    bu böyle gider...