şükela:  tümü | bugün
  • köy enstitülerinin kapatılmasına öncülük ederek köylüyü cehalete mahkum bırakmıştır. o yüzden toprak ağaları bu adamı çok sever, köylü de cehaletinden sever...

    şehirli de ''ben hangi devirdeysek o kafada numarası yaparım, nasıl olsa para sendeyse nasıl yaşadığına kimse karışamaz.'' der destekler. e haklıdır da: menderes ''siz isterseniz şeriatı getirirsiniz, halkım!'' deyip alkışları kaptığı gün metresinin koynundan çıkıp gelmiştir. bir nevi egemen bağış vak'ası.

    tayyip çok sever, çünkü ''halkı cahil bırakıp, halkın kendi parasıyla yapılan yola dua etmesini sağlama'' politikasının muhteşem mucididir.

    geriye kim kaldı? ahlaklı insanlar. onlar tarafından sevilmez menderes. bu da yeter de artar.
  • vatan hainidir. asılma sebepleri, mahkeme tarafından açıklanmıştır ancak onlar buz dağının görünen kısmı. bizi abd'nin piyonu yapması, abd ve ingiltere istedi diye köy okullarını kapatması, kore'ye savaşa asker gönderirken meclise sormaması, darbe olacak diye göreve gelir gelmez genelkurmay başkanı ve onlarca generali emekliye ayırması, nato ne istediyse yapması neticesinde savaş sanayimizi sözde standartlara uymuyor diye traktör fabrikalarına çevirmesi veya kapatması, muhalefeti susturması veya meclise sokmaması, üniversitelere baskınlar düzenletmesi, halkı linçler için teşvik etmesi ve nice yaptığı şeyler sonunu hazırlamıştır.

    türkiye bugün bu halde ise bunun en büyük sorumlusudur.

    ekleme: bu yazının bu kadar ilgi çekeceğini düşünmemiştim. bari yazmadığım diğer suç ve ihanetlerini de yazayım tam olsun.

    -örtülü ödenek paralarını zimnetine geçirmek. bu asılma sebeplerinden biridir ancak bugün artık normal birşey olduğu için yazmadım.
    -6-7 eylülde azınlıklara yapılan saldırılardan haberi olduğu halde müdahelede bulunmaması. bu da idama götüren suçlarından biri.
    -devlet radyosunu siyasi çıkar için kullanmak. buda mahkemede suçlardan biri. buna gülmedim değil yani bugün trt belgeselde takke tanıtımı mevcut.
    -kırşehir'i ilçe yapması ki bunu herkes bilir. sen kimsin bir ili ilçe yapıyorsun? idam suçlarından.
    -yargı bağımsızlığını ihlal de suçlarından biri ama bugün oda önemsiz. bu da idama götüren suçlardandı.
    -tahkikat komisyonu kurup olağanüstü yetkiler vermesi. 15 kişilik komisyon 15 dp'li vekilden oluşuyordu. hem suçlama hem yargılama yetkisne sahipti. bu da mahkemede suçlamalardan biriydi.
    -chp mallarına haksız yere el koydurmak. ismet paşa'yı 10'un üzerinde oturama sokmamıştır kendisi.
    bunlar mahkemede kendisine yöneltilen suçlamalardı. köy okullarını kapatmak bu suçlar arasında değildi ama bugün bu suçlamalar tekrar düzenlense olurdu.

    menderes 10 yılda 43 kişiyi idam etmiştir. bazılarını halk önünde yapmıştır

    -1954 yılında yabancı firmalara petrol çıkarma izni vermiştir.
    -cezayir kurtuluş savaşında fransa'yı desteklemiştir. çok büyük bir müslüman önder olduğunu herkes bilir oysa ki.
    -4 yılda 240 yazarı karşıt yazı yazmaktan ötürü mahkum etttirdi ki o dönem pkk gibi bir örgüt olmadığına göre bu kişiler terörist olamaz. en fazla komunist rejim isteyen yazarlar olabilir.
    -imf'den ilk borcu alıp ülkeyi borç batağına sürüklemiştir.
    -tüm sanayi inkilaplarını abd'nin komunizme eğim yapacağına dair telkinleri üzerine durdurmuştur.

    daha bir sürü ihaneti var. konu uzmanı değilim. merak edenler araştırmalı çünkü dini siyasete alet edenlerin başıdır.

    düzeltme: türkçe kurallarını tamamen bilmediğim kesin ancak bazı cahillerin bu yazılanlara cevap olarak tarihsel gerçekleri değil, yazımda ki imla hataları üzerinden laf sokmaya çalışmaları haklılığımızı o kadar arttırıyor ki bu konu da teşekkür ediyorum. imla hatalarını mesaj yazarak uyaran yazar arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum ilgileri için.
  • aslında 83 doğumlu olduğum için hakkında yorum yazmanın yanlış olacağını bildiğim insan.
    ama o da ne lan benim okumam yazmam vardı di mi? valla yazılanlarda kendisinin gazetelerin matbaalarını kapatma yetkisini meclisten geçiren, (buraya dikkat gazete de değil matbaa yani bi daha başka adla çıkarılması da engellenmiş oluyo) gençleri yok yere kore'de telef ettiren, vatan cephesi (bkz: cephe) diye bişiy kurup halkı bölen, rakip partinin mallarına zorla el koyan, kendine oy vermeyen ili ilçe yapan biri olduğundan bahsediliyodu. ama ben bunların hiçbirine yorum yapamam çünkü 50'li yılları görmek nasip olmadı. walla cengiz han, fatih sultan mehmet, winston churchill gibi tarihi şahsiyetlere entry girenlerin hepsini kınıyorum. orda mıydın da konuşuyon len!!!
  • menderes'in hayatının en ilgi çekici noktalarından biri de 1959 yılında, içinde bulunduğu ve kıbrıs konferansı için londra'ya giden uçağın yaptığı kazadan sağ salim kurtulmasıydı. türk heyetini taşıyan bu uçak yoğun sis nedeniyle bir ormana mecburi iniş yapmak durumunda kalmış, ve aydınlatma da yetersiz olduğundan şiddetle ağaçlara çarpmıştı. menderes hafif yaralarla dışarı çıkmış, maamafih bundan birkaç dakika sonra uçak infilak etmiş ve iki bakan, onun dışında çeşitli bürokrat ve gazetecilerden oluşan on altı kişi hayatını kaybetmişti.
    anlatıyorlar ki, bu kaza o dönemlerde iyiden iyiye gözden düşmüş olan menderes'in çevresinde bir sevgi seli, bir popülarite yarattı. londra dönüşü havaalanında kendisini korkulu rüyası, ezeli muhalifi ismet inönü karşıladı, hararetle geçmiş olsun dileklerini belirtti hatta. sevgi selinin de ötesinde, suistimal edildi bu yarı mucizevi kurtuluş: menderes'in tanrı'nın elçisi, insanüstü, mistik bir varlık olduğu gibi sözler aldı yürüdü.
    sözler yürüdü, menderes kurtuldu, kurtuldu da ne oldu? yaklaşık iki buçuk yıl fazladan yaşadı, o kadar. şimdi sorulsa o kazada ölmüş olmayı tercih eder miydi, bunu merak ediyorum çok.
  • iktidara geldiği günden itibaren vuku bulan bazı "şeyler" aşağıdadır. parantez içindeki yorumlar bana ait değil ama hepsine katılıyorum o ayrı mesele. aşağıda uzayıp giden şeylerin sorumlusunun kim olduğunu lütfen kendinize bir sorun ve "ne ekersen onu biçersin" cümlesini bir hatırlayın. ve bir şeyi daha hatırlayın: bazen öyle şeyler ekersiniz ki, siz öldükten sonra sevdiklerinize biçtirirler. sevdiklerinizin masum ya da namuslu olmasının bir önemi yoktur. zira onlar sizin hatalarınızın cezasını gani gani çekmekten başka bir şey yapamayacaktırlar.

    buyrun:

    29 mayıs 1950 : başbakan menderes “sadece millete malolmuş inkilâpları saklı tutacağız” dedi. (irticaya ilk yeşil ışık yakılmış oldu).

    7 temmuz 1950 : dünya bankası türkiye'ye 16 milyon 400 bin dolar kredi açtı.

    temmuz 1950 : kuzey-güney kore savaşı’nda birleşmiş milletler bütün ulusları, komünist kuzey kore’ye karşı abd’nin geniş katılımıyla oluşturulacak askeri güce katılmaya çağırdı.

    28 temmuz 1950 : türk barışseverler cemiyeti'nin türkiye'nin kore'ye asker göndermesini protesto amacıyla bildiri dağıtmasına izin verilmedi, cemiyet başkanı behice boran ve genel sekreter adnan cemgil tutuklandı.

    25 eylül 1950 : general tahsin yazıcı komutasındaki 4500 kişilik bir tabur, tüm masraflar bize ait olmak üzere ve tbmm kararı olmaksızın kore savaşı’na gönderildi. (bu, başta abd olmak üzere batı’nın gözünde makbul olabilmek için onlar tarafından en geçerli ihraç malımız kabul edilen mehmetçik’in uluslar arası düzeyde ilk pazarlanışıdır).

    3 aralık 1950: arap harfleriyle tedrisat yapmak için gizli ya da aleni dershane açanlar hakkında 23 eylül 1931 gün ve 12073 sayılı kararnamedeki yasaklama kaldırıldı ve böylece kuran kurslarına yeşil ışık yakıldı.

    12 aralık 1950 : hükümet, chp genel merkez binası’na el koyarak hazine’ye
    maletti.

    20 şubat 1951 : rus yazarların kitaplarının okul kütüphanelerinden çıkarılmasına karar verildi.

    13 mart 1951 : demokrat parti izmir belediye başkanı rauf onursal, chp genel başkanı ismet inönü'nün halife abdülmecit gibi sınır dışı edilmesini istedi.

    12 mart 1951 : demokrat parti konya il kongresi'nde fes, çarşaf ve arap harflerinin serbest bırakılması istendi.

    25 mart 1951 : milli eğitim bakanı tevfik ileri, solcu öğretmenlerin tasfiyesinin sürdüğünü açıkladı.

    3 mayıs 1951 : demokrat parti meclis grubu'nda din eğitiminin genişletilmesi istendi.

    4 mayıs 1951 : menderes meclis'te yaptığı konuşmada "halkevleri, halkodaları faşist anlayış ve düşüncelerin ürünüdür. bunlar sosyal yapımız içindeki tümüyle gereksiz, boş, geri ve yabancı unsurlardır" dedi.

    28 mayıs 1951 : menderes hükümeti, işçi sendikalarının faşist ve komünist sistemlerin bir öğesi olarak kurulduklarını ileri sürdü. yeni bir sendika yasası hazırlama kararı aldı.

    22 haziran 1950 : istanbul inönü stadı'nın adı mithatpaşa stadı olarak değiştirildi.

    1 ağustos 1951 : yabancı sermaye yatırımlarını teşvik kanunu çıktı.

    8 ağustos 1951 : hükümet, halkevleri’ne el koydu.

    9 ekim 1951 : devlet iç borçları 2 milyar 565 milyon liraya yükseldi.

    4 kasım 1951 : ilkokulların ders programlarına din derdi konuldu.

    12 ocak 1952 : abd yönetimi, marshall planı çerçevesinde türkiye'ye 58 milyon dolarlık askeri yardım yapılmasını onayladı.

    21 ocak 1952 : milli savunma bakanlığı, kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.

    5 haziran 1952 : lozan antlaşmasına göre fener rum patrikhanesi’nin başındaki kişinin tc vatandaşı olması gerekir. bu ilke ilk kez abd’den uçakla gönderilen athenagoras’ın türkiye’ye sokulması ile ihlal edildi. başbakan menderes athenagoras’ı ziyaret etti ve elini öptü.

    18 şubat 1952 : nato’ya katılma protokolünü 1951 yılında londra’da imzalayan türkiye, 18 şubat’ta örgüte resmen üye oldu. bunun neticesi olarak topraklarımıza abd askeri üsleri kurulmaya başlandı.

    24 aralık 1952 : “anayasayı yaşayan dile çevirmek” şeklinde adlandırılan yasa önerisi ile 1945 yılında türkçeleştirilmiş olan anayasa metni, yürürlükten kaldırıldı. 24 nisan 1924’te kabul edilmiş olan teşkilat-ı esasiye kanunu yeniden uygulamaya kondu, anayasadaki öztürkçe kelimeler ayıklandı. ( örneğin; “bakanlıklar”, “vekalet” oldu, genelkurmay başkanlığı’nın adı “erkan-ı harbiye-yi umumi reisliği” şeklinde değiştirildi ).

    21 ocak 1953 : petrollerimizin işletilmesiyle ilgili ilk anlaşma bir abd şirketiyle yapıldı.

    9 nisan 1953 : maliye bakanı hasan polatkan, döviz açığının 553 milyon dolar olduğunu açıkladı.

    17 nisan 1953 : ev kiralarına yüzde 100, dükkan kiralarına yüzde 150 zam yapıldı.

    18 ocak 1954 : yabancı sermayeyi teşvik kanunu kabul edildi.

    27 ocak 1954 : 6234 sayılı yasayla köy enstitüleri kapatıldı.

    7 mart 1954 : petrol işletmeciliğini yabancı sermayeye açan ve max ball adlı bir yabancının hazırladığı petrol yasası meclis'te kabul edildi.

    8 mart 1954 : basını sıkı kontrol altına alan ve basın suçlarına yönelik cezaları yükselten basın kanunu kabul edildi. hakaretle suçuyla yargılananlara iddialarını mahkemede ispat hakkı tanınması isteği reddedildi.

    18 nisan 1954 : mersin'de seçim konuşması yapan ana muhalefet lideri inönü dp'lilerin saldırısı ile engellendi, inönü alandan zorlukla kaçırılıp kurtarılabildi.

    14 mayıs 1954 : tbmm ilk toplantısını yaptı.celal bayar yeniden cumhurbaşkanı seçildi. adnan menderes, kabineyi kurmakla görevlendirildi. seçimlerden hemen sonra celal bayar “ince demokrasiye paydos” söylemiyle, antidemokratik yasalarla tedbirlerin sürdürüleceğinin altını çiziyordu.

    30 mayıs 1954 : muhalefet lideri osman bölükbaşı’yı seçen kırşehir, ceza olarak il olmaktan çıkarılıp ilçe yapıldı. bununla da yetinilmedi ve bölünerek eski ilçelerinden bir kısmı ile nevşehir ili kuruldu.

    14 haziran 1954 : seçimlerde chp’ye oy veren malatya ceza amacıyla bölünerek adıyaman ili kuruldu.

    21 ağustos 1954 : liseler 11 sınıfa indirildi.

    8 nisan 1955 : istanbul'da hane başına 100 gram kahve dağıtımına başlandı. kahve alanlar, muhtarların hazırladığı listeleri imzaladı.

    9 haziran 1955 : türk bayrağını yırtmaktan sanık 4 amerikalı beraat etti.

    ağustos 1955 : karadeniz gezisine çıkmış olan chp genel sekreteri kasım gülek, sinop'ta tutuklanarak istanbul'a getirildi ve bir gün hapiste kaldı. (ertesi yıl benzer bir geziye kalkışması ve rize'de dükkân sahiplerinin elini sıkması, gösteri yürüyüşü sayılarak 6 ay hapse mahkûm olacaktır).

    5 eylül 1955 : (daha sonraki yıllarda demokrat parti’nin bir tertibi olduğu ortaya çıkacak olduğu üzere) istanbul ekspress gazetesi’nde atatürk’ün selanik’deki evine bomba atıldığı haberi yayınlandı.

    6 eylül 1955 : atatürk’ün evine bomba atıldığı haberi üzerine, “kıbrıs türktür” cemiyetinin istanbul taksim meydanı’nda düzenlediği açık hava toplantısı, 6-7 eylül olaylarını başlattı. çok önceden planlanan gösteriler, kısa zamanda rum vatandaşların işyeri ve evlerine yönelik yağmaya dönüştü. istanbul, ankara, izmir’de sıkıyönetim ilan edildi.

    7 eylül 1955 : olaylar diğer kentlere de sıçradı tbmm olağanüstü toplandı.
    hükümet kendi tertibi olan olayları muhaliflerinin üzerine yıkmak, bir taşta iki kuş vurarak onlardan da kurtulmak amacıyla yeni bir planı uygulamaya koydu. emniyet amirlikleri’nce komünist olarak bilinen 48 kişi, tahrik ve tahrip suçlamasıyla tutuklanıp harbiye’ye getirildi. idam talebiyle yargılanması öngörülen bu kişiler arasında aziz nesin, kemal tahir, dr. can boratav, asım besirci, hasan izzettin dinamo da bulunuyordu.

    15 ekim 1955 : demokrat parti’de muhalefet yaptığı gerekçesiyle 9 milletvekili partiden ihrac edildi. onları destekleyen 10 milletvekili de kendi isteği ile partiden ayrıldı. “onbirler hareketi” diye anılan bu milletvekilleri, bakanlar hakkındaki iddialarda, “ispat hakkını yasaklayan kanunun” kaldırılmasını sağlayacak bir fıkranın anayasaya eklenmesini istiyorlardı.

    24 ekim 1955 : (nazlı ilıcak ile ömer çavuşoğlu’nun babası olan) bayındırlık bakanı muammer çavuşoğlu, 6/7 eylül olaylarında uğradıkları kayıplar dolayısıyla, izmir'deki yunan konsolosluğu'na, (suçluluk psikozu içerisindeki hükümet adına resmi özür yerine geçmek üzere) yunan bayrağı çekti ve uluslarası düzeyde özel bir yalakalık örneği verdi..

    8 nisan 1956 : başbakan adnan menderes , muhalefeti, "siyasi sapıklık, sahte ihtilalcilik, inkarcılık, adi ve alçak iftiracılık, sahte hürriyetçilik ve tedhişçilik"le suçladı.

    31 mayıs 1956 : chp genel başkanı ismet inönü, "adım adım mutlakıyete gidiyoruz " dedi.

    7 haziran 1956 : demokrat parti hükümetinin hazırladığı yeni basın kanunu mecliste kabul edildi. hürriyet partisi adına konuşan turan güneş, "bu kanunla, değil basın özgürlüğü, basın bile kalmayacak" dedi.

    13 ağustos 1956 : bakanlar kurulunca ortaokullarda din dersi okutulmasına karar verildi.

    17 nisan 1957 : atatürk orman çiftliğinden arazi satılabilmesine olanak tanıyan kanun kabul edildi. (atatürk’ün elleriyle oluşturduğu ve türk halkına armağan olarak bıraktığı bu çiftliğin bugün yarıyarıya yağmalanmış olmasına yol açan süreç de böylece başlamış oldu).

    6 mayis 1957 : istanbul, ankara, eskisehir, adana ve bursa'da işçi sendikalari kapatildi.

    31 mayıs 1957 : bakırköy derbi lastik fabrikası hammadde yokluğundan kapandı, 720 işçi işsiz kaldı.

    6 temmuz 1957 : hükümet, istanbul gazeteciler sendikası'nı bir süre için kapattı.

    20 ekim 1957 : dp’nin din istismarı hızlanıyor. menderes adana’da yaptığı seçim konuşmasında “ istanbul’u ikinci bir mekke, eyüp sultan camiini de ikinci bir kâbe yapacağız” dedi.

    27 ekim 1957 : ’57 seçimleri 1946 seçimleri ile birlikte tarihimizin en şaibeli seçimleridir. iktidarın tertip, baskı ve sandık hileleri tepkilere, kan akmasına neden olmuştur. en vahim olaylar gaziantep’te yaşanmış, seçimi ilkönce chp’nin kazandığı ilan edilmiş, sonra bu karar değiştirilmiştir. bu olayın yarattığı tepkiler iki gün sonra chp’lilerin cumhuriyet bayramı kutlama alanına sokulmaması nedeniyle doruğa çıkmış, ayaklanmaya dönüşmüştür. olayları yatıştırmak amacıyla askerî uçaklara kent üzerinde alçak uçuş yaptırmak dahil her yöntemi kullanmak gerekmiştir. aralarında ali ihsan göğüş ve cemil sait barlas gibi önde gelenlerin de bulunduğu chp’liler tutuklandılar ve 5,5 ay hapiste kaldılar.

    29 ekim 1957 : gaziantep olayları ile seçim günü mersin’de bir chp’linin öldürülmesi olayına yayın yasağı konuldu.

    1 kasım 1957 : yeni meclisin toplanacağı bugün halkın tepkisinden çekinen iktidar başta meclisin çevresini tanklarla çevirmek dahil kentin tüm önemli noktalarına askerî birlikler yerleştirdi.

    mart 1958 : demokrat parti örgütlerinin ramazan ayı boyunca camilerde düzenlediği mevlitlerin propaganda amacıyla devlet radyosundan naklen yayını uygulaması başlatıldı.

    30 nisan 1958 : et sıkıntısını gidermek için yeni zelanda'dan koyun eti dışalımı yapıldı.

    16 temmuz 1958 : ortadoğu'daki muhtemel karışıklıklara müdahale etmek amacıyla 11 bin abd askerinin incirlik üssüne indirilmesine başlandı.

    19 temmuz 1958 : nükleer silah taşıyan abd uçakları incirlik üssüne indi.

    2 agustos 1958: uluslararası para fonu (imf) baskısıyla, cumhuriyet tarihinin en yuksek orandaki devaluasyonu yapilarak 1 dolar 2,80 tl’den 9 tl’ye çıkarıldı. devalüasyon orani yüzde 221 oldu.

    4 ağustos 1958 : imf turkiye'ye 250 milyon dolar kredi verdi.
    6 eylül 1958 : başbakan adnan menderes, "idam sehpalarında can verenlerden ders alsalar ya…" diyerek muhalefeti tehdit etti.

    21 eylül 1958 : başbakan menderes, chp'nin parti olmadığını, ismet inönü'nün siyaseti bırakması gerektiğini, basının istediğini yazamayacağını söyledi

    18 ekim 1958 : zile’yi ziyaret eden inönü’nün karşılanmaması için ev ve işyerlerinden çıkmaları kaymakam tarafından yasaklanmaya çalışılan halkla güvenlik güçleri arasında uzun süren çatışmalar yaşandı. halka karşı tazyikli su, cop/dipçik, göz yaşartıcı bomba kullanıldı, havaya ateş açıldı.

    19 ekim 1958: başbakan menderes, said-i nursî’nin yaşadığı emirdağ’da nurcular tarafından hilafet ve saltanatı temsil eden iki tuğralı, yeşil bayrak açılarak karşılandı. menderes’in emirdağ’ı bu ziyaretini özel bir destek işareti olarak değerlendiren said-i nursî, bu olaydan sonra ülke içinde gezilere başladı. ( menderes risale-i nurların ilk kez serbestçe basılması için 1956’da talimat vermiş ve kağıt tahsisi yapmıştı).

    2 mart 1959: menderes’in müsteşarı (mason) ahmet salih korur, eyüp sultan cami’sinin avlusunda büyük bir iftar yemeği verdi. korur’un imzasıyla davetlilere gönderilen iftar çağrıları, 2 mart 1959 değil, 2 ramazan 1378 tarihini taşıyordu.

    5 mart 1959 : türkiye ile abd arasında ikili bir askeri bir antlaşma imzalandı. abd'nin diğer bağdat paktı ülkeleriyle de imzaladığı bu ikili antlaşmaya göre, bu ülkelere doğrudan ya da dolaylı bir saldırı söz konusu olduğunda, abd ülkenin isteği üzerine gerektiğinde silahlı kuvvetlere de başvurarak yardımda bulunacaktı. bu maddede yer alan “dolaylı saldırı” kavramının, irak’ta yaşanmış olan darbe benzeri bir tehditle karşılaşıldığında abd’nin mevcut iktidarın yardımına koşacağı anlamına geldiği yorumu yapıldı. çünkü nato antlaşması çerçevesinde, abd’nin bir “dış saldırı” konusunda zaten yardım taahhütü bulunmaktaydı.

    15 nisan 1959 : başbakan menderes bindiği giresun ve refakatindeki gelibolu muhripleri ile ispanya’ya gitti. bu, bir örneği daha önce ve daha sonra hiç görülmemiş pahalı bir görgüsüzlük örneği olarak tarihe geçti.

    4 mayıs 1959 : chp genel başkanı ismet inönü’nün arabası istanbul topkapı'da trafik müdürü tarafından durduruldu. çevrede organize olarak toplanmış ve içirilmiş zorbalar tarafından araba sarıldı. bir binbaşının olaya müdahale edip askerlere emir vermesi sonucu inönü son dakikada linç edilmekten kurtuldu. olaya yayım yasağı kondu. aynı gün cumhuriyet halk partisi milletvekilleri protesto amacıyla meclis oturumuna katılmadılar.

    13 temmuz 1959 : trabzon'da bir amerikan üssü kuruldu.

    1 ocak 1960 : lüks otomobiliyle bir süredir yurt gezilerini sürdürmekte olan said-i nursi istanbul'a geldi.

    5 ocak 1960 : mersin’e gitmekte olan menderes’in önüne tarsus’ta elinde kasap bıçağı olan ali bayat adlı bir şahıs çıktı ve bacaklarının arasına sıkıştırmış olduğu beş yaşındaki çocuğu göstererek “uçak kazasından kurtulduğunuz için oğlumu size kurban edeceğim” dedi, son anda engellendi.

    ocak 1960 : said-i nursî’nin doğu illeri valilerine yazdığı bir mektup chp’liler tarafından ele geçirilince basında yer aldı. said-i kürdî mektupta şunları söylemekteydi : “ şark bölgesinde komünistliği 60 bin nursî sayesinde önlemekteyim. bu 60 bin talebenin içinde bir iki ahlaksız da çıkabilir. bunları kitlemize mal etmek doğru değildir. bu yüzden bölgenizde risale-i nurlar toplattırılmamalıdır. nasıl ki arapça ezan okutturduk ve bu sayede müslümanları demokrat parti cephesinde topladığımız malumunuzdur. şimdi de dağıttığımız bu risale-i nurlarla komünizmle ve masonlukla savaşacağız. müslüman demokratların göstereceği yardıma güveniyorum. bundan ötürü birkaç defa ankara’ya gittim,müslüman vekillerle görüştüm.. bilhassa başvekil sayın adnan bey ve (milli eğitim vekili)tevfik ileri ve sayın (içişleri vekili) namık gedik’ten bu neticeyi tayin ettim…. saidi nursî “

    27 nisan 1960 : meclis bünyesinde kurulan 15 üyeli tahkikat komisyonuna ek yetkiler veren kanun, uzun ve çetin tartışmalardan sonra kabul edildi. 12 chp milletvekili 3-6 , inönü ise 12 oturum meclis’ten çıkarılma cezası aldı. inönü’nün konuşmasının tutanaklardan silinmesi kararı alındı. oturumdan çıkarılma cezası alan chp milletvekilleri direnince genel kurul salonundan polis zoruyla çıkarıldılar. komisyonun ilk icraatı, ülkedeki tüm siyasal etkinliklerin ve meclis görüşmelerinin yayınlanmasını yasaklamak oldu.
    kurulan komisyon; sivil ve askerî savcılarla yargıçların tüm yetkilerine sahip olacak, istediği ev ve kuruluşu basabilecek, öngördüğü evrak, belge ve eşyalara el koyabilecek, gazeteleri toplatabilecek ve matbaalarıyla birlikte kapatabilecekti. komisyon kararlarına karşı gelmenin veya savsaklamanın cezası üç yıla kadar hapis olacaktı.
    dp’nin yargı yetkisini özel bir heyete veren bu kararı açık bir anayasa ihlaliydi ve iktidardan düşüp yargılandıklarında sorumlu tutuldukları en ağır suçu oluşturdu.
    28 nisan 1960 : tbmm görüşmelerini haber yapmaya kalkışan tüm gazeteler toplatıldı.
    28 nisan 1960 : istanbul üniversitesi öğrencileri, üniversite merkez binasında hükümet aleyhine gösteri yaptı. güvenlik güçleri, gösterilere müdahale etti. güvenlik güçlerinin üniversiteden ayrılmasını isteyen rektör sıddık sami onar , tartaklanarak emniyet müdürlüğü'ne götürüldü. polis çaresiz kaldı, ordu birlikleri çağrıldı. gösterilerde, orman fakültesi öğrencisi turan emeksiz polis ateşi sonucu vurularak öldü, 40 kişi yaralandı. üniversiteden çıkıp sirkeci’ye kadar ilerleyen gençlerin karşı tarafa geçmemesi için köprüler açılarak geçiş kesildi. ankara ve istanbul'da sıkıyönetim ilan edildi.

    hala anlamayan varsa da genel bir özet de geçilmiş tüm bu mevzular ile ilgili:

    dp'nin belleklerde kalmış olan güçlü ve başarılı yönü ekonomik kalkınmada büyük bir canlılık ve heyecan yaratabilmesiydi. bu yönden kusuru ise, kalkınmayı plansız yapması ve maliye’yi iflasa sürüklemesi oldu. 27 mayıs darbesine yol açan etkenlerden biri de herhalde budur. dp'nin öbür olumsuzluklarından bazılarını da şöyle belirtmek gerekir :
    -çoğulculuğu, yani azınlığın / muhalefetin haklarını kabul etmeyen, muhalefeti vatan hainliği ile eşdeğer gören, sonuçta da zulme varan baskılara dayalı ilkel bir demokrasi anlayışı,
    -anadolu aydınlanmasında büyük önemi olan halkevleri ve halkodaları ile köy enstitülerinin kapatılmasında göze çarpan bir kültür yıkıcılığı
    -chp’nin din konusunda vermeye başlamış olduğu ödünlerin ivme kazandırılarak çok ileriye götürülmesi, din istismarının önemli bir politik silah haline getirilmesi, günümüzde sıkıntısı çok çekilen sapık tarikat örgütlenmelerinin önünün açılıp güçlendirilmesi,
    -atatürkçü dış politikanın tümüyle terk edilmesi, özellikle abd’nin telkin ve kotarması sonucu bazı paktlara girilmesi, ulusal kurtuluş savaşı veren kuzey afrika ülkeleri (tunus, fas, cezayir) ne karşı sömürgeci devletlerin desteklenmesi, süveyş kanalı'nı millileştiren nasır'a karşı ingiltere'nin yanında yer alınması, özetle batı’nın dümen suyuna girilmesi.
    -yabancı sermaye'nin özendirilmesi için, kapitülasyon koşullarına benzeyen, "yabancı sermayeyi teşvik kanunu" ve "petrol kanunu" çıkarılması,
    -(cumhuriyetin ilk 27 yılının iki katından daha fazlasını on yıla sığdıracak şekilde) yoğun bir biçimde dış borç alınması, popülist politikalar sonucunda ekonominin sarsılması, 50’li yılların ortasından itibaren piyasada mal ve hammadde sıkıntısı çekilmesi, karaborsa yaşanması, sonuçta maliyenin iflası ve nihayet 1958 yılında dış borçlar ödenemez duruma geldiği için cumhuriyet tarihinin en yüksek oranlı devalüasyonunun yapılması,
    -anayasa dilini değiştirme girişiminde olduğu gibi dil devrimi düşmanlığı, “tevhid-i tedrisat” ilkesinden uzaklaşılması,
    -inönü'nün canına kastetmek, 6/7 eylül olaylarını düzenlemek gibi olaylarda somutlaşan hukuk dışı bir anlayış;
    -abd ile yapılan çok sayıda -kimisi sözlü olan- ikili anlaşma ile abd'ye çok geniş bir hareket alanı sağlanması, bağımsızlık konusunda hiç de titiz bir tavır sergilenmemesi.

    kaynak: http://www.celaltoroglu.com/tr/article.asp?id=55
  • turkiye'nin şu an içinde bulunduğu duruma gelmesinin en büyük sorumlularından biri.

    turkiye cumhuriyeti tarihinin en buyuk hatalarindan biri, bu adama idam cezasi vererek yok yere kahraman haline getirmesi ve ayni ekolu surduren partilere tutunacak dal yaratmasidir.
  • asılması bütün orta doğu ve anadolu tarihinin en büyük aydınlanma aksiyonlarından biridir.

    madanoğlu paşanın toprağı bol olsun. onun, 60 ihtilalcilerinin ve dönemin genç nümayişçilerinin medeniyete, aydınlanmaya, insanlığa, akla ve vicdana yaptıkları hizmetlerin önünde saygıyla eğiliyorum.

    islamcı iktidar ile 15 yılda nereden nerelere geldik bir düşünün bu adam asılmasaydı türkiye 1950 seçiminden itibaren 70 yıldır yobazların mutlak hakim olduğu ; ordu, yargı ve üniversite gibi dengeleyici erklerin hiç var olmadığı nasıl boktan bir ülke olacaktı. çünkü menderesin asılmadığı durumda dp sonrası tsk'dan ödü kopan demirel ve özal yerine daha 1970' de tayyip türevi bir islamcı devletin bütün kurumlarını ordu ve yargı dahil ele geçirmiş olacaktı. islamcıya fırsat verirsen kurduğun devleti tüm kurumları ile beraber on senede sqer atar. bu katıksız bir doğa kanunu.

    türkiye daha yobaz olacaktı ve bizler bugünkünden daha büyük dertlerle boğuşacaktık. evet bugünümüz çok boktan ama o ihtimalde lağım çukurunun dibi olacaktı bu ülke.

    cemal madanoğlunun askeriyim. kendisi tarihte var olmuş en büyük ve en asil devrimcilerden biridir. saygıyla ve hayranlıkla anıyorum paşamı.
  • islamcılar bu adamı tek parti diktasına son verdi, ezanı asli haline döndürdü, müslümanlar üzerindeki baskıyı kaldırdı ayaklarına yere göğe sığdıramazlar. o zaman o kadar ileri gitmişler ki saidi nursi "islam mücahidi adnan menderes" gibi bi hitapla başlayan bi mektup bile yazmıştır.

    şimdi elemanın türkiyeye zararlarını, zatı alileri ile başlayan, 9. ile devam edip targıtla taçlanan elli yıllık yozlaşmayı filan açıklamayı bir tarafa bırakıp bir tezata dikkat çekmek yerinde olacaktır.

    bu islam mücahidi kişinin iktidarı döneminde lübnan'da müslümanlar ve hıristiyanlar çarpışmaktadır. türkiye de menfaatleri gereği hıristiyanları desteklemekte ve silah sevkiyatı yapmaktadır beyrut havaalanı'na. yine bir uçak lübnan semalarına doğru yol alırken müslümanlar havaalanını ele geçirir, uçak da inince müslümanların eline geçer. durum anlaşılır ve skandal.

    aslında burada şartları bilmeden eleştiri getirmek yersiz. uluslararası ilişkilerde duygusallık olmaz. yani niye hıristiyanlara yardım edildiğini yargılamak abesle iştigaldir. ama pek muhterem yurdum müminlerinin ifade ettiği gibi bu adam mücahitse din kardeşlerine karşı hıristiyanlara yardım etmesi bir paradokstur. öyle değil mi muhteremler?
  • vatan cephesi ve tahkikat komisyonu adlı uygulamalarıyla vatana ihanet etmiştir.
    edit: cuntacı? muhalefet liderine adamların saldırsın, vekil çıkaramadın diye kırşehir ilçe yapıldı, malatyadan beklediğini alamayınca adıyaman il oldu. kendi siyasi istikbali için herşeyle oynayan kişi haindir.
  • ismet inönü: halkını ikinci dünya savaşı'nda egemen güçlerin mezesi yapmamak için kırk takla attı, halkını aç bıraktı ama babasız bırakmadı.

    adnan menderes: mehmetçik'i hangi şartların karşılığında kore'de savaştırdı, bilinmiyor.

    türk halkı: çoğu inönü'den nefret edip, menderes'i kahraman olarak görüyor.

    halkımıza hitap eden biridir, tam istediğimiz cinsten.