şükela:  tümü | bugün
  • monk isimli dizinin kahramani obsesif kompulsif ozel dedektif.

    --- spoiler ---
    aslinda dizinin bize gosterdigi donemden cok daha oncesinde de, yani kendini bildi bileli obsesif kompulsif bozukluktan muzdariptir. ancak trudy anne monk ile evlendikten sonra bu rahatsizliginin semptomlari daha az dikkat cekici hale gelir. trudy onu rahatlattigindan, kendini daha kolay kontrol edebilmektedir. bu mutlu aile tablosu ne yazik ki evliliklerinin yedinci yilinda trudy’nin arabasina konulmus bir bombanin patlamasi nedeni ile hayatini kaybetmesi sonucunda sona erer. adrian kardesimiz kendini kaybeder ve iki uc yil kadar evden cikmaz. aslinda polis memurudur ama kafayi siyirmasi sonucunda ihrac edilir.

    gorevden ihracindan onceki ortagi stottlemeyer (monk, gorevinin ilk iki haftasi icerisinde kendisine ortak olarak verilen uc polisi de delirtmistir. delirmeyen ilk ortagi stottlemeyer’dir aslinda.) kendisine bir hemsire yollar. hemsire sherona flemming isimli seker otesi bir hanimefendidir. sherona onun tekrar evden disari cikmasini, temel bir kac isini yapabilmesini saglar.

    hala akli dengesi pek yerinde olmadigindan goreve iade edilmez. o nedenle disaridan ozel dedektif olarak calismaya baslar. tum dizi de kendisinin ozel dedektif olarak yaptiklarini anlatir.

    obsesif kompulsifliginin ustune zilyon tane fobisi vardir. yukseklikten, karanliktan, mikroplardan, ucakla seyahat etmekten, insan neslinin uremesine iliskin gorsel her turlu materyalden, ciplakliktan, kopeklerden, kurbagalarda, palyacolardan, kalabalik onunde konusma yapmaktan, sutten,... korkar.

    sadece sierra springs marka siselenmis su icer. susuzluktan olse bile baska marka su icmez.

    yaraticisi yani dizinin senaryo yazari andy breckman’in da dedigi gibi: “odadaki en akilli ama en sorunlu adam”dir.
    --- spoiler ---

    askimdir.
  • (bkz: tony shalhoub)
  • - ..........., unless i'm wrong, which - you know - i'm not.

    ve

    - you'll thank me later

    ifadelerini sikca kullanan dizi karakteri.
  • obsesif kompulsif olması dışında hercule poirot'dan esinlendiğini düşündüğüm karakter. hatta obsesif kompulsif de dahil, çünkü poirot da muayene edilseydi bu kendisine bu tanı rahatlıkla konabilirdi. ayrıca her ikisi de düzenlilikteki kırılmalara bakarak olayları çözüyorlar, ipuçları genellikle bir "mantıksızlık" ya da birşeylerin "sıralamasının bozuk olması" oluyor. her ikisinin de görsel hafızaları son derece kuvvetli, ve sherlock holmes veya güncel uyarlamalarından gil grissom gibi somut deliller peşinde koşmadan, "gri hücreler" aracılığıyla vakayı çözüyor ve daha sonra çözümlerini destekleyecek kanıtlar arıyorlar. yani grissom ve holmes önce kanıtı bulup buradan hareketle bir teori geliştirirken, poirot ve monk önce teori geliştirip sonra bunu kanıtlamaya çalışıyorlar. poirot ile monk arasında en uyumsuz olan nokta ise, muhtemelen ön adları; hercule ve adrian olsa gerek.
  • detay manyağı bir adam olması, olayları çözmekte pek bir işine yaramaktadır.
  • düzenli olarak her gün izlenirse (bkz: digiturk) tikleri bulaşıcı hale gelir.
  • normalde kesinlikle fazlaca dağınık ve bu dağınıklığını önemsemeyip "beğenen böyle beğensin kardeşim" diyen biri olarak simertiye fazlaca takmama sebep olan dedektif... öyle ki, apartmanlarda zillerin yanına yapıştırılan reklam stickerlarını çıkarıp düzgün yapıştırasım geliyo ve bu tip şeylerden ciddi ciddi rahatsızlık duyuyorum. değişen bir şey yok ama, hala dağınığım
  • sokak lambalarının sıra sıra dizildiği yerlerde yüründüğünde hepsine dokunmanızı sağlayan ve bunu yaptırırken sağ omzunuzu da yukarıya doğru hareket ettirten müthiş karakter...kardeşi ambrose monk'u john turturro'nun oynaması da mükemmel bir karardır.

    fobileri gereği yapamayacağı bir şeyi yabancı bir karaktere açıklamdan önce "here's the thing" diyerek söze başlamasıyla da meşhurdur. hastasıyız ailecenek.
  • hem obsesif-kompalsif hem dedektif; adrian monk... hem kahkaha tufanı hem de sürükleyici bir polisiye; "monk"...
    2006 yılında başrol oyuncusu tony shalhoub'un bir kez daha emmy ödülüne uzanmasını sağlayan bu bol ödüllü yapım, psikolojik rahatsızlığı yüzünden kariyeri tehlikeye giren efsane dedektif adrian monk'un serüvenlerine odaklanıyor...
    monk, güçlü görsel hafızası, en ince detayları yakalaması ve ufacık ipuçlarını birleştirmedeki şaşırtıcı kabiliyetiyle her türlü esrarı çözen ünlü bir dedektiftir. karısının trajik bir cinayete kurban gitmesi, monk'un obsesif-kompalsif rahatsızlığını tetikler. dedektif, kariyerinde hala çözemediği tek dava olan bu cinayetin ardından mikroplara, kalabalıklara ve neredeyse her şeye karşı olağandışı bir korku geliştirir. kahramanımız, rahatsızlığı yüzünden çalıştığı san francisco polis teşkilatı'ndan da ayrılmak zorunda kalır. özel dedektiflik yapmaya başlayan monk, eski mevkisine dönmesine yardımcı olması için hemşire sharona'yı işe alır. monk, işine geri dönebilme konusunda eski şefi stottlemeyer'ı ikna edebileceğini ummaktadır. hiçbir zaman monk kadar iyi bir dedektif olamayacağını bilen ve bu yüzden deliren stottlemeyer, bakalım monk olmadan polis teşkilatındaki zorlu davaların altından kalkmayı becerebilecek midir?
  • psikiyatristini çok başarısız bulduğum şahıs. kendisine bi doz mustafa övül öneriyorum. bi kaç ayda ipek gibi olmazsa hiç bişey bilmiyorum. aha da buraya yazdım...