şükela:  tümü | bugün
  • akilah azra kohen ' in kitabıdır. fi, çi, pi serisinden de iyi kurgulanmış olduğu söylenmektedir.* *
  • hamilelik süresince soluksuz okuduğum fi, çi, pi'den sonra aaa yeni kitap çıkarmış deyip konusuna bile bakmadan aldığım, sadece 2 sayfa okuyup sıkıldığım kitap.
    bilim kurgu sevmiyorum ondan yoksa kitap iyidir.
  • yaklaşık ilk yüz sayfası başka bir gezegende geçen, günümüz insanından "insansı" diye bahseden, evrimin sonlanmadığı iddiası üzerine kurgulanmış, fi, çi , pi üçlemesinden daha başarılı bulduğum azra kohen kitabı.
  • gezegenin adı aeden, ana karakterlerin adı numi ve sonje. tipler tanıştıklarında birbirlerine tanıştığımıza mutlu oldum diyorlar. ingilizceden türkçeye kötü çeviri bir kitap okur gibi hissettim okurken. ancak kitabın ana düşüncesi ve kurgu güzel. the fifth element filminde gördüğümüz gibi insan ırkı olarak ne kadar vandal olduğumuzu ve gezegeni ne kadar hor kullandığımızı gözümüze sokan bir kitap. bir önceki kitap serisinde türkiye' deki sorunlara değinen yazarımız bu serinin ilk kitabı olan aeden' de gezegen sorunlarına değinmiş. filmi çekilir bu kitabın. james cameron güzel bir film yapar bu hikayeden. özellikle aeden' deki ortamlar, canlılar güzel tasvir edilmiş.
  • zekasına çok güvendiğim eniştem bu kitaptan sıkılıp sonunu getirememiş. bende su gibi akıyor sanki azra kohen benim dişi versiyonummuşçasına kadının anlatmaya başladığı her şeyin devamını tahmin edebiliyorum. her 5-6 sayfada bir 5 dakika düşüncelere daldığımdan yavaş ilerliyor ama oldukça haz veren, geliştiren bir kitap.
  • "içinde evrim var kızım kesin çok seversin." diye kandırıldım eylem tarafından.
    3 gün önce okumaya başladım, 242. sayfadayım. öncelikle belirtmek isterim ki;
    bu kitabın kurgusu "kesinlikle" james cameron'un avatar'ından esinlenmiş. bir sorun yok, her fikir, her eser başka bir fikri ve eseri ateşler, olası ve fakat sorun şu ki; çok bayağı bir dil hakim kitaba. odaklanıp, kurgunun içine giremediğim hiçbir kitabı okumam, hiçbir filmi seyretmem, tam odaklanıyorum ve kurgunun içine giriyorum, azra abla öyle bir laf ediyor ki, anlatmaya çalıştığı insanımsıların rezilleşmiş dilini getirip kitabın üzerine bomba gibi atıyor. günümüzde hepimizin günlük ağızla kullandığımız bu kelimeler, kitabı basitleştirip, okuyucuyu kurgudan tamamen koparıyor. bir kitap yazılırken, sadece güne ve zamana hitap etmesini hiçbir zaman doğru bulmadım ben, öyle bir kitap olmalı ki, bundan 150 sene sonra okuyan kişi de, kendi zamanının dilinde okuyabilmeli. okuyamadıktan sonra, okuduğunu anlamlandıramadıktan sonra ne yazık ki o kitap "muhteşem" dahi olsa gelecek nesillere aktarılamazsa çok da önem arz etmez. günümüzün okunmuş, içi boşaltılmış ve bir kenarı atılmış binlercesinden farkı kalmaz. demem o ki; bir yazar yazdığı kitabın dilini, zamanının basitleştirilmiş ve gerçek anlamından dönüştürülmüş kelimeleri ile doldurmak yerine, kelimelerin gerçek anlamlarını bozmadan kuşaklar sonrasına aktarılması adına titizlikle çalışmalı.
    diğer kitaplarını okumadım, okumayacağım da zaten. bu kitabını da eylem tarafından kandırılmasaydım okumazdım, nasıl bir yazar olduğu konusunda söyleyebileceğim tek şey elimdeki bu kitap ve umarım diğer kitapları da bunun gibi kurgudan kopartan günümüz anlamsızlığına teslim edilmemiştir.
  • metroda an itibariyle karşımda bir hatun kişi tarafından okunmakta olan kitap. yüzünü o kadar astı ki okurken, merak edip buralara kadar geldim konusu neymiş diye.

    bu yüz ifadesiyle kitabın yarısına gelmeden bırakır.
  • matrix'teki ''sizler bu dünyanın kanserlerisiniz'' repliğini her satırında hissettiğim kurgusu tartışılsa da felsefesi mükemmel olan kitaptır...

    özellikle pi'deki felsefeyi öylesine başarılı anlatan bir yazarın yeni kitabında saçma bir avatar, hobbit, harry potter kitabı yazmadığına emindim.

    ilk 100 sayfada kitabı bırakmamayı başarırsanız, bir daha bırakamayacağınız kitaptır. henüz bitmedi ama sanırım bitince dönüp ilk 100 sayfa bir daha okunacaktır. nitekim ilk 3 ay o ilk 100 sayfada kasılıp durmuştum...
  • mutlaka okuyun derim. s 140 civarından sonra elinizden bırakamayacaksınız. azra kohen'i bu kitabı için tebrik ederim. içerisinde insanlara iletilmesi gereken çok mesaj var. bu mesajların tüm dünyadaki insanlara ulaşması için şöyle yüksek bütçeli bir yapımcı tarafından "objektif şekilde" iyi tasarlanarak beyaz perdeye aktarılsa, gerçekten dünyaya mal olacak bir yapıt olur.
  • "kendini eksik hisseden biri mükemmelliğe, kendini tam hisseden birinden daha yakındır."
    sahife: 67 satır: 24

    okumayan primat kalır derim, ona göre!