1. efsane'ye göre truva prensi. truva helenler tarafından yıkılınca truva'yı tutan tanrılardan italya'da yeni bir truva* kurmak için söz almış, ekürisiyle yola düzülmüştür. soyundan gelenler albe şehrini kurmuşlardır. kanımca böyle bir şahıs olmayıp mevzu tamamen romalıların egosundan ve tarihlerini "taaaa" truva'ya dayandırmak istemelerinden kaynaklanmaktadır. tite live ve vergilius da roma'nın kuruluşunu böyle anlatmışlardır...
  2. aeneas yanmakta olan troya'dan, hasta sakat babasi ankhises'i tasiyarak kacar. kartaca'ya varir. burada kralice dido'ya asik olur. ama zeus onun romaya gitmesini istemektedir. ilk basta reddeder ama sonrasinda kabul etmek zorunda kalir. dido'yu arkada birakir. buna dayanamayan dido kendini oldurur. bu olum kartava ile roma arasinda bir turlu onlenemez bir nefretin baslangici olacaktir. aeneas italya'ya gider. kral litinus bir kahinden kizini bir yabanciya verecegini duymustur. bunun aeneas oldugunu dusunerek kizi lavinia'yi ona verir. ayni anda rutul'ler krali turnus da lavinia'nin evlenmesi gerektigi kisinin kendisi oldugunu dusundugunden aeneas'a karsi savas acar. teke tek doguste aeneas turnusu oldurur. latium bolgesinde lavinium sehrini kurar. oglu iulus(ascanius) roma'nin temeli olan albalonga sehrini kurar.

    aeneas, odysseus ile karsilastirildiginda daha gercekci bir karakter olarak gorulur.
  3. tanrıça aphrodite ile troya prensi ankhisesin oğlu, ismi yunanca'da aineias olarak yazılan mitolojik kahraman. gerçekten güzel olan hikayesinin başı ve sonu yukarıda zaten yazılmış, ben nispeten hüzünlü olan orta kısımlarına değineyim...
    aşık olduğu kraliçenin ülkesinden ayrılırken, kıyıdan kıpkızıl alevler yükseldiğini görerek şaşırır aeneas, çok sevdiği şehirde yangın çıktığını düşünür, endişe kaplar yüreğini...ama geriye dönmez. bilmiyordur ki aslında gördüğü şey, aşk acısına dayanamayıp canına kıymış olan dido için yakılmış ölüm ateşidir... o ve arkadaşları rahat bir yolculuk sonrası cumae şehrine varırlar, burada kahramanımız zamanında troyalı kahin helenosun zamanında kendisine verdiği nasihati tutarak, ilk olarak görücü sybillei ziyaret eder...bu bilge kadın ona hadese gitmesi gerektiğini söyler, birlikte yola çıkarlar, kapkara avernus gölü'nün kıyısına giderek altın dal'ı ararlar... bu tanrıça aphroditenin gönderdiği güvercinlerin yardımıyla bulurlar ve etrafa berbat kokular saçan gölün kenarındaki bir dehlizden yavaş yavaş hadesin ülkesine doğru korka korka inmeye başlarlar... zifiri karanlığın kapladığı mağarada, aeneas ona yol göstermeye gelen gece tanrıçası hecatenin hediyesi dört tane simsiyah öküzü kabul ederken, muazzam bir deprem olur ve ölüm ülkesinin taş kapıları büyük bir gümbürtüyle açılır, gölgeler sarar her yeri... hastalık, açlık, savaş, ölüm ve nifakın arasından geçen aeneas ve sybille, sonunda styx nehrinin kıyısına erişerek kayıkçı kharonu bulurlar, kayığa binip ölüler ülkesine geçemedikleri için inleyip yalvaran binlerce ruhun arasından seslerini duyurmaya çalışarak kharona haykırırlar... kısa bir tartışmadan sonra altın dalı gösterdikleri kayıkçı, onları karşı tarafa geçirmeye razı olur.* böylece styxi geçen ikilinin karşısına bu sefer de üç başlı dev köpek cerberus çıkar, ama sybille devreye girer, psykhenin yaptığı gibi çörek vererek azgın hayvanı susturur, ilerlemeye devam ederek nihayet istırap meydanları'na ulaşırlar... burası, dünyevi hayatlarında aşk acısına dayanamayarak solup gitmiş kederli ruhların sessizce dolaştıkları, hüzün havası esen bir yerdir, aynı zamanda aeneasın, didonun kupkuru bir ağacın gölgesine sinmiş solgun ruhunu gördüğü yer... troya prensi beyninden vurulmuşa döner, ve sevgilisinin ruhunun önünde diz çöküp burada olmasının nedenini sorar, yoksa benim yüzümden mi buradasın diye haykırır ağlayarak.* dido ona cevap vermez, hatta yüzüne bile bakmaz, kayarak diğer üzgün ruhların arasına karışır, arkasında vicdan azabına ve gözyaşlarına boğulmuş bir aeneas bırakarak...* her neyse, buradan güçlükle ayrılabilen kahramanımız, sırasıyla günahkar ruhların tutulduğu rhadamantys ve ömürleri boyunca iyilik yapmış olanların bulunduğu elysiondan geçer... yeraltı cenneti elysionda en nihayet babası ankhisese ulaşan aeneas, ondan kaderinin ne kadar parlak olduğunu ve italya'da zafere ulaşmanın yollarını öğrenir, ayrıca tüm kederleri unutturan lethe ırmağının suyundan içer. görevlerini yerine getirmiş olan aeneas ve görücü sybilleyine aynı yolları izleyerek yeryüzüne ulaşırlar ve kahramanımız, dostlarını da yanına alarak, doğan güneşle birlikte, romayı kurmak için yola çıkar.
  4. didoyu kendisine aşık eden, ama jupiter in emriyle acilen yanan troya kentinden sonra, yeni bir ülke kurmak için yola çıkan herifçidir. yanan troya kentinden babasını sırtında taşımış, oğlunun da elinden tutarak kaçırmıştır. bazı kaynaklara göre karısına "arkamdan gel" demiş fakat karısını o kargaşada kaybetmiştir. italya ya giderek yeni troyayı kurmuştur.romulus ve remus un atasıdır. atatürk üdür.

    (bkz: aeneis/@jimi the kewl)
  5. ilyada destanında büyük bir savaşçı olmasına rağmen troy da sadece bir kaç saniye görünen truvalı savaşçı
  6. bu adamin soylenildigi gibi de roma imparatorlugu icin onemi buyuktur. kendisi 1/8 tanridir. rivayete gore de romanin kurucusudur. butun bu nedenlerden dolayi kendini tanrilarla iliskilendirmek isteyen roma imparatorlari kendilerini (mesela augustus, caesar) heykellerde ve fresklerde bu adamla resmettirtmislerdir. imparatorlarin kendi guclerini din ve olumsuzluk, tanrilik ile nasil iliskilendirmeye calistiklarini gosteren guzel bir ornektir.

    (bkz: civilization 201)

aeneas hakkında bilgi verin