şükela:  tümü | bugün
  • affetme imkânı veya olasılığı bulunmak. (bkz: affetmek)
  • yanılıyor olabilirim ama affedebilmenin mutluluk ile çok alakalı olduğunu düşünüyorum.
    mutlu insan, mutlu olmayı becerebilen, mutluluğun eksikliğini hissedebilen insan affedebilmeyi de becerir.
  • bazen en gereksiz özelliğimmiş gibi geliyor ama yapacak bir şey yok, bu biraz dünyaya bakış ile alakalı.
  • arkadaştır yıllarca emek verirsin, seversin, sayarsın, gün gelir seni ne anlayabilmiş, ne de anlamak istemiş olur, kırar bi şekilde davranışlarıyla. önemsemez, varlığın olsa da olur olmasa da olur. ama sonra bi an kafasına dank eder, gelir senden özür diler. affetmeyi bir şekilde istersin, ama kırılmışsındır, için içini yiyip durur. o kırılan kalbin eskisi gibi olur mu diye düşünürsün. olmayacağını bile bile bazen affedersin. zaten o eski arkadaşlıktan genellikle eser kalmamış olur.

    sevgilidir yine emek verirsin, hayatının merkezi yapmasan da onunla bir hayat kurmayı düşlersin. o ise gelir bi şekilde üzer, kırar. gelir özür diler, eskisi gibi olmayacak herşey daha güzel olacak der, güzel sözler söyler, kanmak istersin. iyiye gideceğini dair umut beslersin içinde. bir arkadaşın dediği gibi “umut kötüdür çünkü acıyı devam ettirir.” affedebilmeyi istersin, ama içinde acabalar seni yiyip bitirebilir, acaba yine aynı şeyleri yapacak mı, yine beni üzecek mi diye. bu kararı vermek gerçekten çok zordur.

    ailedir, onlar senin herşeyin, affedebilmek için ne yarını bekleyeceksin, ne de bir saati, onlar seni bilerek kırıp üzmüyor.şu hayatta aileden öte birinin olmadığını her insan er geç bir şekilde öğreniyor.
  • affedebilmek, karşı tarafa ve kendinize olan güvensizliği, öfkeyi ve hayal kırıklığını, tersine döndürebilme sanatıdır. bunu başarabilmek için duyguların farkında olmak ve aynı zararı tekrar tekrar görmemek için yaşananlardan ders alıp ilerlemek gerekir.
    affedebilmek ve size yapılanla yaşayabilmek zor.
    ama yine de şöyle bir düşünecek olursak, ilerleme ve tekamül edebilme adına kolay olan ne var ki?

    nette dolanırken bulduğum ve bir kenara yazdığım tanım.
    keşke linkini de not alsaymışım.
  • öğrendim ki
    bazen başkalarını affetmek yetmiyor,
    bazen insanın kendisini de affedebilmesi gerekiyor.

    * *

    ne yaptıysam -birileri hata ya da doğru olarak görse dahi- kendim yaptım, bence doğru ya da yanlış değillerdi ve onlarla hâlâ öğrenerek ilerliyorum yaşamımda. dosdoğru bir insan değilim, hiç olmadım. olduğumu asla iddia da etmedim zaten. üzerime suç almayı severim -ki ben alışığım, bana bir şey olmaz; yeter ki sevdiklerim üzülmemiş olsun diye düşünürüm. biten ilişkilerimde de (her tür insani ilişki) hep bunu yapmışımdır, ne olursa olsun bir vakitler kalbime girmiş herhangi birine karşı kötü düşünemem ve aman uzaklaşayım diyemem, demem. herkesin samimiyetle pişman olma, değişme ve geri dönme hakkı vardır her daim. pişman olma derken, kendisiyle ilgili pişmanlıklardan bahsediyorum; yoksa herkesin hesabı önce kendisine aslında. yani yeniden aynı yola girebiliriz demektir bu, demeye çalışmaktır en azından.

    sadece, bunu hatırlatmayı severim; çünkü bu nezaketi gösterip karşı tarafa bunu hatırlatmak, bana göre bir çeşit düşene bir tekme vurmamak gibidir. ben buradayım, şimdi yollarımız ayrılmış olabilir; ancak her daim yine aynı yöne doğru ilerliyor olabiliriz demek isterim. kırılsam dahi, affedememenin bir lüks olduğuna inanırım ve kıran da kırılan da elele tutuşup o kalbi gel onaralım derlerse şayet, kırılan bir kalp bence gayet de güzel onarılır.

    affedememek benim için bir engel ya da sorun olmadı kısaca, karşımdakinin gözlerinde o ışıltıyı yeniden göreyim yeter bence.

    amma...
    o ışıltıyı göreyim diye, dış dünya insanları tarafından taviz diye nitelendirilen verdiğim şanslar yüzünden, fark ettim ki ben kendime kırılır olmuşum git gide. benden gayrisine her tür şansı verip, lafı da ayarı da azarı da yemişim de yine de "ben insan olmanın gereğini yerine getirdim." diye kendimi kandırmış ve kırmışım; kırmalarına ve üstüste kırmalarına izin vermişim.

    bu, affedilebilemez bir şey olabilirdi hayatımda ve ben böyle yaşayıp gidebilirdim de.
    e ama nihayetinde ben de insanım.
    her tür suçu ya da sorumluluğu ben üstüme alıyorum, kimse sorumluluk almıyor. buna rağmen tamam hadi hep benim her kötülüğün sebebi diyelim, yine de hak etmiyor muyum bunu kendime yaptığım için, bana böyle yapılmasına izin verdiğim için kendimi affedebilmeyi?

    hayatımın bir sürü dönemeci var ve bazen bu dönemeçler çok iç içe de oluyorlar. her an, her saniye yeni bir şey öğrenip (kendimle ya da dünyayla ilgili) ilerlemeye çalışıyorum. rutin bir yaşantım var gibi görünüyor olabilir, muhtemelen öyledir de. şimdi de bu dönemece geldim işte, daha yeni bir öğrenme sürecindeyken, bu çıktı başıma bir de.

    kendimi affedebilmeliyim ki, ilerleyebileyim.
  • insanın kendine yapabileceği en büyük iyiliktir.