şükela:  tümü | bugün
  • bugün bizzat şahit olduğum konuşmadır. kafede otururken yan masamda 2 tane iş sahibi ve muhtemelen de yemek üzerine işletmecilik yapan kişilerin konuşmaları. biri diğerine eleman aradığını söylüyor. 3 mutfakta çalışacak işçi ve 6 tane garson alacağını ama sezon yaklaştığı için acele edilmesi gerektiğini söylüyor. diğeri ise akıl veriyor. oğlum sen manyak mısın? ben bütün personeli işten çıkardım ve afgan, suriyeli işçiler aldım. bizim türk açlara verdiğim paranın üçte birine eleman çalıştırıyorum. elleri mahkum. işten kovulma korkusuna bir çalışıyorlar ki aklın durur. çıkar diğer elemanları ben sana bizim işçilerin eş, dost ve akrabalarından 10 tane eleman bulayım. bizim türk açları doyuramazsın ama bu adamlar üç kuruşa deli gibi çalışıyorlar. cuma günleri de atıyorum önlerine 50 lira bir de karılarına evi temizletiyorum. enayi olma. gel dinle sen beni. sigorta migorta da ödemeyeceksin valla senden kralı olmaz...
    konuşma aynen bu şekildeydi. bizim insanımız işsizlikten kırılırken bunları duymak çok acı vericiydi.
    bundan sonra hiç bir şekilde bu gibi işçileri çalıştıran mekanlardan alışveriş yapmama ve hiç bir yerde yemek yememe kararı aldığım gibi, daha önce gittiğim mekanlarda da bu gibi işçiler gördüğümde kesinlikle bir daha oraya girmeyecek olmamın sebebini açıklayarak ayağımı basmayacağım lanet olaydır.
  • muhafazakar, dindar, milliyetçi, reisine oy veren ona sahip çıkan saygıdeğer esnaflarımızın söylemi.
  • (bkz: ikame)
  • demek ki bol bol afgan suriyeli sümüğü ,
    boku, kılı yiyiyoruz.
    afiyet olsun.
  • yeni türkiye’nin yeni sahipleri.
  • iş veren açısından son derece haklı tespittir.

    sadece maliyet olarak olaya bakarsak asgari ücret üzerinden türk bir işçi'nin, patrona maliyeti aylık en az 2.400 tl
    afgan ve suriyeliler kaçak olarak çalışırsa 1.000 tl

    uzmanlık arttıkça (otomotiv sektörü, işçilik vs) türk'ün aldığı para ve devlete ödediğin sigorta masrafları 7.000'e kadar çıkabiliyor. afgan ve suriyeliler için 2.500'ü nadir bulur.

    verimlilik açısından bakacak olursak türk çalışanlar (son derece haklı olarak) 8 saat yasal limiti aşmak istemiyor ve (gene sonsuz derecede haklı olarak) görev tanımı dışında ayak işleri gibi şeyleri yapmak istemiyor. özellikle afgan'lar çalışma saatine önem vermeyip uzun zamanlar çalışıyor, yaptıkları en ağır işlerde bile inanılma disiplinli ve itaatkar oluyorlar.

    kısaca iş veren açısından bakacak olursak, win win durumu ortaya çıkıyor. zaten düşük olan ücretin çok daha altına işçi (resmen köle) bulup, eskisinden çok daha fazla verim alıyorlar. yabancı işçi çalıştırdıkları için devletten destek aldıklarına yönelik duyumlar ne kadar doğru bilemem

    ana tema: iş veren açısından bir kazanç, türk işçisı için bir kayıp, insanlık açısından büyük bir yıkımdır.

    ek olarak: özellikle suriyelilere sağlanan bir dolu avantaj ve af'lar sayesinde iş kurmak için suriyeli biriyle ortaklık kurmak çok karlı ve akılcı
  • hukukun üstünlüğünün olduğu medeni bir ülkede çalışma izni olmayan işçi çalıştırdığı için yakalanır ve kol gibi ceza alırdı. liyakatsız tiplerin emmi dayı hatrı ile kamu kurumlarını doldurulduğu 3. dünya ülkelerinde normal olan olaydır.
  • desteklediğim durum. türk işçisine acınır mı amk acından gebersinler. her seçim analarınıda zarfın içine koyup ampule vermiyorlar mı ? göçmenlerinede kantansınlar.
  • kayitsiz is gucunu denetlemeyen devletin sucudur. yoksa ha suriyeli calismis ha turk ne fark eder.
  • eskiden olsa “milletimiz açken” diye duyar kasardım. artık kasmıyorum. fakirler için, yoksullar için asla üzülmüyorum. işçi için, çiftçi için nice solcular dayak yedi, işkence gördü, kafasına gaz kapsülü yedi. ama o işçiler, çiftçiler yine o solcuları ilk fırsatta linç etmeye kalktı. evimde viskimi yudumluyorum ve yoksula hiç üzülmüyorum. biraz da insanlar kendi hakkını savunmayı öğrensin. savunmasa bile en azından kendisi için çabalayana saygı duysun.