şükela:  tümü | bugün
  • yabanci menseeli kavramlarla dusunen turkiye insanlarina bir alternatif olarak sundugum kavram.
    avrupa birligi- bati- avrasya diye dusunuyoruz hep. ya da islam birligi- hritiyan birlligi gibi, medeniyetler catismasi gibi kavramlar.
    kavramlari olusturanlar ise yonlendirme yapanlardir. bugun tartismalar bura uzerinden donuyor.
    akp'nin dis poltikada elestirilecek cok seyi var ama yaptiklari iyi bir sey, afrika'da yapilan yatirimlar. turkiye, cin'den sonra afrika ile en guclu diplomatik baglari olan ulke. elcilik sayisina bakin gorursunuz. thy afrika da en cok noktaya ucan havayolu. yilda binlerce ogrenci turkiye burslari afrika'dan turkiye'ye gelip okuyor.
    ama bu calismalari bir kavram cercevesinde yapmayinca isler istenen etkiyi gostermiyor. bugun dunyadaki guclere alternatif olarak afrasya birligini sunabiliriz. turkistan devletleri uzerinde turkiye etkisi, cin'in diger asya ulkelerindeki etkisi malum. afrika uzerinde ikisinin isbirligi ile kurulack birlik, ortadogudaki sorunlarin da cozumunu zorlayabilir.
    buna karsi cikan avrupa birligi ve bati ulkeleri (abd, avustralya ve o bloktaki, japonya, singapur vb.) olacaktir. rusya ise yeni bir guc odaginin cikmasindan memnun olmaz.ama afrasya birligi, dogal kaynaklar ve dunyanin uretim ussu olan afrika asya birlikteligi, bati dunyasina ya da su anki yerlesik duzene diz cokturecek onemli bir birlik olacaktir. avrupa birligi izole olacaktir. ab nin gucsuzlesmesi rusya ve abd'nin etkisini azaltacaktir.
    kisacasi, avrasya mi bati ittifaki mi demek goz boyamadir. su anki yerlesik duzene alternatif sunmayan, hangisi daha az kotu demekken, afrasya birligi bu duzene gercek bir alternatif sunmaktadir.
  • http://www.yenisafak.com/…kabile-mentorlari-2041029

    --- spoiler ---

    pakistan genelkurmay başkanı kamer cavid bajva’nın iki günlük tahran ziyareti (6-7 kasım) ‘çok kritik’ damgasını taşımalı...

    bajva’yı, cumhurbaşkanı ruhani, iran ordusunun en üst düzey komutanları, dışişleri bakanı (zarif) ve savunma bakanı (hatemi) karşıladı...

    bölgenin en güçlü ordusunun komutanı ile iran cumhuriyet muhafızları komutanının ilk kez bir araya gelmesi ‘ne oluyor bakışları’nı hak ediyor. komutan bajva’nın, iran devrim muhafızları komutanı muhammed ali caferi ile buluşması elbette istisnai bir durum yaratıyor.

    yaratıyor da, bölge dengeleri bu istisnaya müsait mi?

    caferi şöyle diyor: “düşmanların tehditlerine karşı 40 yıllık direniş deneyimiyle iran islam cumhuriyeti, savunma ve direniş birikimlerini pakistan’a sunmaya hazırdır.” (‘ırgc commander: ıran ready to transfer defense experiences to pakistan’, 07/11, fna.)

    akdeniz-hindistan çizgisini oluşturan ülkelerin/hattın iki ucunu tutan suriye ve pakistan’da yaşananlar anımsandığında, abd ve israil’in bu hattan korkusu iyi anlaşıldığında, amerika’nın afganistan’a yeniden abanması, yine pakistan’da son haftalarda yaşananlar, türkiye ve rusya’nın bu cepheye verdiği sırt da eklendiğinde, s. arabistan’dan zirve yapan yeni “denge bozucu hareketler”i anlamlandırmak kolaylaşır...

    iran’ın yeni amerikan yaptırımları ve israil kışkırtmalarına karşı, islamabad’ın washington’a güvensizliğini ‘ittifaka’ katma arzusu anlaşılır.

    çünkü karşıdaki durum da şöyle; “arap ortadoğusu hali hazırda emperyalist güçlerin nüfuz alanlarına bölünmüş durumda. britanya ve fransa’dan bahsetmiyoruz. yeni emperyalistler iran ve türkiye’dir. egemenliklerini dayatmaya çalışma nedenleri tamamen aynı. emperyalist geçmişleri olan iki arap olmayan devlet”. (‘01/11, haaretz.)

    zehirin kuvvetini görüyor musunuz?

    bu cümlelerin bölgede yaratmayı umduğu etki ile işte “küre koalisyonu” ve riyad merkezli çalkantıların kurduğu plan aynıdır.

    yani, iran ve pakistan arasında ‘artırılmış güvenlik-askeri işbirliği’ bunun için her iki başkent tarafından kuvvetle vurgulanıyor. (‘ıran welcomes expansion of military ties with pakistan’, 06/11, ırna.)

    pakistan genelkurmay başkanı da, “pakistan’ın iran ile olan ilişkilerine herhangi bir üçüncü tarafın müdahalesine izin vermeyeceğini” söyledi. (‘pakistan silahlı kuvvetleri resmi sitesi, 06-07/11, ıspr.)

    kısaca; iki ülke, abd ve israil’in bölgeye yönelik hazırlıklarına karşı politikalarını uyumlulaştırmaya çalışıyor.

    bu yakınlaşma türkiye-rusya-çin’in hoşuna gider mi?

    bunu gerektiren stratejik tehditler de gerçektir. s. arabistan-israil-abd çizgisinin hindistan’la ilişkileri, pakistan’ı daha huzursuz ediyor ve güvenlik ihtiyacı doğuruyor. iran da aynı hücum karşısında doğu sınırını pekiştirmiş oluyor. artı, iki ülke de afganistan’da olanı/olacakları görüyorlar...

    trump’ın çin ziyareti iki süper güç arasında “hesaplaşma”nın kontrollü boyutunun inşa edildiğini gösteriyor. ama xi jinping-trump buluşmasının var olan ekonomik bağlar ve enerji ekleri dışında-ki bunlar da önemlidir-siyasi açından ne ürettiği henüz muamma. kısa zamanda anlarız.

    ama iran-pakistan yakınlaşması çin ve rusya tarafından hoş karşılanacaktır. hepsi ipek yolu’nu destekliyorlar. kaldı ki, moskova ve pekin’in iran üzerinden gelişen enerji alternatifleri noktasında yeni angajmanları mevcut.

    ankara da elbette bu durumu görüyor ve adı geçen her ülke ile özel ilişkileri var. iran’la da erbil noktasından serpilen yeni bir ilişkisi var. ipek yolu hakkında endişesi yok, dahli var. hem çin hem rusya ile çalışıyor. pakistan’la ilişkilerimiz üzerine bir şey yazmaya herhalde gerek yok.

    rusya-türkiye-suriye-iran-azerbaycan-ırak-pakistan-çin! gerçek mi hayal mi?

    s. arabistan’ın lübnan’daki vatandaşlarının bölgeyi acilen terk etmesi için uyarması, olası bir savaşa bae ve israil’in dahil olma ihtimali, finalde iran’la hesaplaşmaya gidileceği beklentisi, cumhurbaşkanı erdoğan’ın önce soçi’de putin’le yapacağı görüşme ve ardından kuveyt, katar ziyaretleri...

    bu sırada asya-pasifik zirvesi, abd-çin ilişkileri hangi noktaya geldiyse, putin’e bizzat trump tarafından burada “hissettirilecek” olması puslu bir hava yaratıyor.

    iki satır arası gelişme de, ankara’nın sadece bölgeye değil, dünyaya bakışında dış politikasını besleyici damarlar açtığını gösteriyor...

    bir tanesi başbakan yıldırım’ın, abd başkan yardımcısı pence ile görüşmesi üzerine konuşurken zikrettiği, “biz, abd’nin suriye’den hemen çekilmeyeceğini biliyoruz. çekilmesini de istemiyoruz” ifadesi!

    ikincisi, rusya’dan s-400 alan türkiye’nin hava savunmasını güçlendirecek bir adım daha atarak, italya ve fransa ile bir anlaşma imzalaması. nato’ya ve sahibine mesaj göndermesi.

    nihayet... bölge çok ısınmış durumda. “savaş” lafının duyulmadığı gün yok.

    devletler kabileler gibi mentorlara, akıl hocalarına ihtiyaç duymazlar. barzani vakası iyi bir örnektir; ortadoğu’nun mentorları savaş istiyorlarsa, kabileler kazanmaları mı kaybetmeleri mi akıl hocalarının işine geliyor, görmeli.
    --- spoiler ---
  • gerçekten orta asyadaki türk devletleri üzerinde etkimiz olduğunu mu düşünüyorsunuz. sovvetler sonrasında, bir şansımız vardı ama bunu harcadık. o zamanlar, onlara türki diyerek, ötekileştirerek, büyük abi havalarına girdik. parsayı rusya topladı. şu başlıkta bile, onları türkistan adı altında toplayarak, bir ders almadığımızı gösterdik. bu birliğe hayaller ile değil, gemileri yakmaya ve işbirliğine hazır olarak katılmalıyız. yoksa bop'takine benzer bir sonuç alırız.