şükela:  tümü | bugün
  • kocası tayland'da kendisi kenya'da.
  • en asil duyguların kadınıdır.
    afrika ülkelerimizin döviz ile kalkınması için de bir ilkokul bakınızı ile entryi sonlandırıyorum.
    (bkz: bacalı sanayi)
  • muhtemelen ülkelerine dönerken yanlarına hatıra olarak çeşitli zührevi hastalıklar götürecek kadınlardır.
  • ne kadar da tanıdık bir hikaye... yalnızca güneyde çalışan kara yağız türk-kürt delikanlı ile tripod zenci yer değiştirmişler...
  • intihara meyilli kadınların işi zevkli hale getirme çabası. yoksa kimse aids'in kol gezdiği ülkelere degil seks turizmi normal turizme bile gitmez.
  • ulrich seidl'ın enfes paradise üçlemesinin ilkinde anlatılan kadınlardır. kenya'daki seks turizmini, orta yaşlı kadınların şehvetini, hayalkırıklıklarını ve yalnızlıklarını hissetmiştim. yaşattığı gerçeklik duygusu ve görselliğiyle belgesel niteliğinde bile izlenebilir.

    (bkz: paradies liebe)
  • bayi toplantısı için ukrayna'ya giden yurdum kobisi gibi bir şey.
  • cinsel birliktelik için görsel beklentileri ve kriterleri diğer kriterlerinden daha ön planda olan ve bu şekilde oluşmuş olan isteklerini daha kolay bir şekilde karşılayamayan kadınlar için son derece normal bir seçimdir.

    kadın yaşlı, şişman, çirkin...

    bir videodaki adamlara bakıyorum, bir de kendime.

    adamın boyu benden uzun.
    benden daha fit, daha kaslı.
    penisi de muhtemelen daha büyüktür*
    e bu siyahilerin de yakışıklısı yakışıklı oluyor hani, yalan yok.
    üstelik paraya çok ihtiyacı var adamın. para ile satın alınabilmesi çok kolay.

    bu açıdan baktığımda bu adam görsel olarak benim sunduğumdan daha fazlasını sunuyor beklentiler hususunda görselliği ön planda tutan kadın için.
    ve ben, görsel olarak, yani o kadının daha ön planda tuttuğu kriterler bazında, bu adamdan daha altta olmama rağmen kendi değerime ilişkin kendi özelliklerime belirlemiş olduğum valörler sebebiyle bu kadını kendime layık görmüyor, tercihimi ondan yana kullanmıyorum. ben belki vizyonuma, belki kariyerime, belki içinde yaşadığım toplumdaki statüme dayanarak böyle bir değer biçiyorum kendime. oysa benim "beğenmediğim" bu kadının hayali ben değilim. bu kadının hayali, görsel beklentileri ön planda olması sebebiyle o afrikalı adam.

    aynı durum erkek ile kadının yerini değiştirdiğimizde de geçerli. türk kızlarının prenses sendromunun sebebi de bu. benim beğenmediğim, kendime layık bulmadığım türk kızı da aslında beni beğenmiyor, beni kendine layık bulmuyor. çünkü kendine belirlemiş olduğu değer toplumdaki cinsel açlığın bir sonucu olarak gördüğü ilgi sebebiyle çok yüksek. damacananın, rulmanın, eşeğin de ilgi görüyor oluşu ile ilgilenmiyor kadın kendi değerini belirlerken. beklentilerini buna göre değil, gördüğü ilgiye göre şekillendiriyor ve çağatay ulusoy'u, kıvanç tatlıtuğ'u, mehmet günsür'ü, tom hardy'i, chris evans'ı kendine layık buluyor. ben de kendime o türk kızını değil, benim kriterlerime daha uygun olan, bana aynı anda hem istediğim görselliği, hem istediğim entelektüel bilgi birikimini sunan, hem naz-trip-kapris-dırdır olmayan, birlikte çok iyi vakit geçirebildiğim, problemsiz bir ilişkiyi sunan rus kızını tercih ediyorum.

    bence burada kriterlerimizin gerçekçi olup olmadığını, beklentimize uygun kişiyi elde edip edemediğimiz belirliyor. tom hardy'i hak ettiğini düşünen kız eğer gerçekten tom hardy gibi biri ile birlikte olabiliyorsa bu beklentisi gayet gerçekçidir kısacası. olamıyorsa hayal dünyasında yaşıyordur.

    fit bir vücut, büyük bir penis, belki sert bir seks istiyor bu avrupalı, orta yaşlı, şişman ve çirkin kadın. sahte dahi olsa beğenildiğine inanmak istiyor. ihtiyacı olan bu. hiç evlenmemiş olabilir, evlenmiş ve boşanmış olabilir, bilemeyiz. bulunduğu bölgede ilgi görmüyor olabilir, ilgi görüyor ise bile bu ilgi kendi hayalindeki gibi kişilerden gelmiyor olabilir. alfa widow olabilir bu kadın. bir avrupa ülkesinde 20-30 senedir çalışıyordur. belli bir birikimi vardır. yanlış tercihler yapmış olabilir zamanında. bu yanlış tercihlerinin ve zamanın da doğal bir sonucu olarak kendisine yönelen talep düşmüştür. ne yapsın bu kadın? ölene kadar pişmanlık yaşayıp mutsuz mu yaşasın ömrünün geri kalanında?

    parası var ve bu para sayesinde normal şartlarda elde edemeyeceği ilgiyi, gerçekleştiremeyeceği hayali satın alıyor.

    günümüz konjonktüründe bu tip birlikteliklerin hem kadın hem erkek için çoğalacağını öngörmek çok da zor değil. erkekler de aynı şekilde seks turizminin birer müdavimi değil mi?

    kiev'de bayi toplantıları, prag'da fuar organizasyonları olmuyor mu?

    aslında herkes isteklerine ulaşabilmek için bir çaba içinde. bu durumu ahlâki veya gayrı ahlâki olarak değerlendiren yine biz insanlarız.

    dürüst değiliz çünkü.

    ben dürüst olayım madem.

    şu anda 32 yaşındayım. mevcut sosyal statüm, genel durumum ve yaşam tarzım sebebiyle böyle bir şeye ihtiyacım yok.

    ancak;

    50-60-70 yaşlarına geldiğimde,
    artık göbekli bir adam olmuşsam,
    artık görsel olarak "çirkin" denilebilecek bir adam olmuşsam,
    artık örneğin kel olmuşsam,
    para faktörüne hiç ihtiyacım olmaksızın bir kadını etkileyebilmeyi başaramaz hale gelmişsem,
    artık arzulanmıyorsam,
    gider arzuladığım kadını, arzuladığım vücudu, arzuladığım seksi bir süreliğine satın alırım. kiralama da diyebiliriz.

    ya ne yapacaktım?

    sırf sizin takdirinizi kazanayım, sizin tarafınızdan ahlâksız görünmeyeyim diye arzuladığım genç ve güzel kadınlarla birlikte olmayarak, hayatımın geri kalanını normal şartlarda elde edemiyor olacağım o kadınların hayalini kurup mastürbasyon yaparak mı geçireyim?

    (bkz: siktiriniz gidiniz efendim)

hesabın var mı? giriş yap