şükela:  tümü | bugün
  • amanos dağlarında yaşanan çatışmaya karşılık atış yapılıyordur muhtemelen, çok büyümeyecektir.

    afrin'de rejim ve ypg muhaliflerle fırat kalkanı birlikleri arasında duvar olarak bulunuyor, oradan bir hat açılmasına rusya ve rejim müsade etmeyecektir. karışık bir denklem var.
  • yemez. anca rakka'da, bab'da ve musul'da abd ve rusya'nın maşası olur bizden.

    burnunun dibindeki tal abyad, kobani ve resulayn'a bir tane torpil atamayıp askerleri ile pkklıların karşılıklı sınırda nöbet tutmasına göz yumanlardan beklemeyin böyle şeyler.
  • al monitor'da okuduklarıma göre, zaten çoktan rusya'nın suriye'ye yapacağı kıyakların gerçekleşmesi için gerekli hamlelerin yapılması için gerekli piyon durumuna düşmüşüz. saldır olum komutunu yerine getiren şanlı ordu.

    https://goo.gl/oeyiha
    according to sdf sources, russia has now warned the ypg that unless it allows sryian regime forces into tal rifaat, it cannot guarantee protection against a turkish grab.
  • kısa süre içerisinde başlayacak gibi duran operasyon.

    olması güzel fakat, rusya ile koordineli şekilde rejim ile anlaşmalı olarak yapıyoruz bunu. aslolan elbette milli çıkarlar. herkesle ittifak yapılır. fakat pkkyı bir ittifak sonucu vurabilmek kötü. üstelik afrin'i temizlemiz yetmiyor. tel abyad'tan girip o koridoru yaramıyorsak, arap pınarı'nda haseli'nde vuramıyorsak afrin'de vurmamız önem kaybediyor.

    fırat'ın batısı bir illüzyon. sanki batısını temizlesek doğusunda bir sorun olmayacak gibi yansıtılıyor. fakat durum bu mu? yani fırat'ın doğrusundaki pkk devleti bizim için sorun değil mi?
  • samimiyetine inanmadığım operasyondur.

    ister örümcek hissi, ister sallama...
    gerçek görünürden farklı muhtemelen.
    bence bizim siyasi liderler görünüşte operasyon çığırtkanlığı yapsa da, kapılar ardında "türk kamoyu beni suriyeye itiyor, gündem değiştirmekten helak oldum, çabuk araya abd, rus, suriye askeri filan bariyer koyun, kürt kardeşlerimi koruyun:(((" diyor.
    menbiçte, hatta bütün suriyede olan buydu.
    başka bir açıklaması yok bunun.

    ha gerekli mi? sanırım evet.
    amanoslara sızan kürdofaşistler afrinden gelmekte, tabanları, kampları, lojistikleri orda. kısaca yeni kandilleri ora.
    lakin biz oraya askeri harekat düzenlesek, 80-160 bin pkk sempatizanı gene 7/24 küfrettileri türkiyeye sığınacak
  • https://i.hizliresim.com/g0zyqv.jpg

    ilk etapta tel rıfat ve minnig havalimanının doğusunda kalan kısma harekat yapılacağı düşünülüyor. çünkü pkk/ypg buradan çok fazla sızma girşiminde bulunuyor ve fırsat buldukça azez'i bombalıyor.

    rusya ateşkesi gözlem askerlerinin büyük kısmının üslerini boşaltıp, halep'e çekildiği söyleniyor. anlaşılan ruslar da operasyona yeşil ışık yakmış. bence ortam son derece müsait, bu fırsatı kaçırmak büyük ahmaklık olur.
  • yakında olacak olan operasyondur. şu siteden yakından takip edebilirsiniz.
    https://sinirotesihaber.com/
  • fehim taştekin'e göre fırat kalkanı'ndan farklı olarak, gerçekleşmesi halinde uluslararası kamuoyunun sessiz kalmayabileceği müstakbel operasyon. mevcut iktidarın yanlış dış politika seçimleri ne yazık ki operasyonu türkiye'nin güvenliği açısından gerekli kılıyor. ancak mevcut iktidarın ve tsk'nın nevcut üst kadrolarının bu operasyonu ve ondan daha önemlisi operasyonun sonrasını doğru yönetebileceğine dair şüphelerim var. üstelik dünya kamuoyunu ikna etmek yerine, iç kamuoyunda safları sıklaştırmak amaçlı bir iletişim dili geliştireceklerinden yana şüphem yok. umarım 20 yaşında askere gönderilen gencecik insanlarımız boş yere can vermezler
  • hakkındaki en güzel değerlendirmelerden birini prof. dr. mehmet yuva'nın yaptığı muhtemel operasyondur. suriye ile ilgili gelişmelere en başından beri hâkim olan hoca şöyle diyor:

    "afrin şeytan üçgeninde hatay süreci mi?

    halep vilâyetine bağlı, antep ve hatay’a yakın bir mesâfede yer alan afrin kasabası ve çevre köylere yönelik tsk’nın bir askerî müdahale hazırlığı var. rusya ve iran’ın bu müdahaleye sıcak baktığı yönünde haberler medyada dolaşıyor. şam’ın sessiz kaldığı iddiaları henüz kurumadan suriye dışişleri bakanlığının yayınladığı beyanat; 'erdoğan rejiminin düşmanlığı ve hayâl ettiği yayılmacı politikaları uluslararası hukuka aykırıdır. türkiye’nin azez, cisriyn ve ahteriyn bölgesinde icra ettiği yeni saldırılar türkiye’nin suriye sahasında ortaya koyduğu yıkıcı faaliyetlere bâriz örnek teşkil etmektedir' diyor. bu beyanat öncesinde ypg’nin afrin’de birçok bölgeyi suriye ordusuna terk ettiği ve suriye ordusundan himâye talep ettiği haberleri tedâvüle girmişti. bunun olması şaşırtıcı olmamalı. olmaması şaşırtmalı.

    daha önce afrin’e gelen rus özel birliğinin bölgeden çekildiği iddia ediliyor. bundan rusya’nın türkiye’ye, afrin’e müdahale için yeşil ışık yaktığı anlamı çıkartılıyor. 'her sabah spor yapan ve dansıyla herkesi büyüleyen kadın' olarak sunulan rusya dışişleri bakanlığı sözcüsü maria zaharova, 'tutumumuz hep aynıydı, suriye'nin egemenlik ve toprak bütünlüğüne tüm aktörlerin saygılı olması gerektiğini' söylemiş. müdahale için yeşil ışık mı yoksa suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı mı? suriye dışişleri bakanlığı rusya ve iran ile istişare etmeden böyle bir deklarasyonda bulunmaz. nitekim afrin operasyonun halen start almamış olmasının en önemli sebebi özellikle şam ve dostlarının türkiye ile birçok hususu henüz netleştiremedikleri içindir.

    abd kantonları birleştiremez
    abd, 'türkiye’nin kendini savunma hakkına saygı duyuyoruz' diyormuş. amma ve lâkin tüm tarafların 'öncelikli olarak daeş’e karşı odaklanması gerektiğinin' altını çiziyor. ne şiş yansın ne kebap misali davranıyor. abd’nin afrin’e müdahaleye onay vermediği âşikâr. ancak bu tutumunda ısrarcı olmayabilir. afrin’de alenî bir askerî varlığı yok. fırat’ın doğusundaki kantonları fırat’ın batısında yer alan afrin ile birleştirmesi çok zor. ypg’nin bunu başarabilme şansı sıfıra yakın. tsk, onunla birlikte hareket eden öso, bölgede aktif olan el-nusra ve diğer örgütler ile rus, iran ve suriye ordusunun varlığı bu birleşmeyi olanaksız kılar.

    o hâlde abd’nin devreye sokacağı en akıllı alternatif planı bu görevi tsk üzerinden yapmasıdır. abd’nin tilki kafasında bu proje var. dikkatinizi verin. doğrudan abd-tsk işbirliğinden bahsetmiyoruz. abd akdeniz’e bir barzanistan-ypg koridoru açamazsa ki bu mevcut şartlarda çok zor, tsk’yı fırat’ın batısında tutmak istiyor. ancak fırat’ın batısından lâzkiye coğrafyasına kadar olan bölgede tsk, öso, ypg arasında iş ve güç birliği istiyor. bölmek istediği suriye’de fırat’ın doğusunda yeni bir ypg barzanistan’ı, batısında ise suriye, iran ve rusya nüfûzunun olmadığı türkiye kontrolünde bir bölge arzuluyor. zaman içinde ankara ile bu bölgelerin çıkarlarını 'ortak ekonomik bölge' konseptiyle birleştirmek istiyor. bu proje en son merhalede ya türkiye’yi de böler yâhut 1936-39 dönemi gibi şans yâver giderse türkiye yeni alanları kendisine katabilir. ancak her iki olasılık komşu devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğünü yok saymaktadır.

    oksijen borularını türkiye'ye bağlamak
    meselenin ankara’yı ilgilendiren boyutuna girelim; fırat’ın doğusunda dicle’nin giriş noktası olan suriye-ırak sınırına kadar olan coğrafyada yer alan ypg kantonlarını, abd askeri varlığına rağmen, yerle yeksân edemezse, erdoğan iktidarının ırak ve suriye için siyasî tercihini şekillendiren iki konsepti olacak; kuzey ırak’ta defacto vakıa olan 'barzanistan' ile suriye’de önleme imkânı bulamayacağı abd-ypg bölgesinin siyasî ve iktisadî oksijen borularını türkiye’ye bağlamak. bu iki bölgeyi türkiye’ye muhtaç bırakmak. ırak ve suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü korunamıyorsa o vakit ortaya çıkacak yeni egemen yapılardan, türkiye’nin egemenliğini tehlikeye sokmadan, fayda sağlamak. bir abd bop projesi olan ve derin mütefekkir davutoğlu ve şürekâsının uzun zamandır hayâlini kurduğu 'türk, kürt ve sünni arap' cephesini yaratmak.

    erdoğan iktidarı suriye’de oyun dışında tutulacağı hasebiyle dizginleri elden bırakmak istemiyor. bunun için kendi garantilerini inşa ediyor. fırat’ın doğu yakasında yer alan ypg-pkk varlığına müdahale etmeyen ankara kendini güvence altına almak için fırat’ın batı noktasından hatay-lâzkiye bölgesine kadar uzanan coğrafyayı kontrolünde veya kendisinin tanzim ettiği öso ve birçok 'türkmen' sultan örgütler vasıtasıyla idare etmek istiyor. şam’da birçok kesim ankara’nın 1936-39 döneminde zuhur eden hatay sorunu misali bir süreci tatbik ettiğini iddia ediyor; 'direkt alamıyorsan, önce kopar, sonra bağımsız ve egemen bölgeler inşa et en nihâyet bir referandum ile ilhâk et' sürecinin işlediği yönünde kaygılar var.

    ankara’nın hâlen şam hükümeti ile masaya oturmaması, tsk-suriye silâhlı kuvvetleri (ssk) arasında bir koordinasyon hattının açılmaması, erdoğan’ın her fırsatta öso’yu suriye’nin meşrû ordusu ve hükümeti olarak propaganda etmesi, şam merkezi hükümeti, rusya ve iran’ı türkiye’nin suriye politikaları konusunda ciddi bir endişe ve kaygıya düşürmektedir. bu kaygılar giderilmeden, tsk-ssk iş ve güç birliği yapmadan hele ki ankara şam, rusya ve iran’a ciddi garantiler vermeden afrin operasyonu start almaz. alırsa başlamadan bitebilir."